Bölümler 30Şu an: 4. BÖLÜM — KAN BAĞI
- 1 Bölüm 1 - Yabancı1.111 kelime
- 2 BÖLÜM 2 — DAVETSİZ MİSAFİR2.505 kelime
- 3 BÖLÜM 3 — ANNEMİN SIRRI1.892 kelime
- 4 4. BÖLÜM — KAN BAĞI1.930 kelime · Okuduğun bölüm
- 5 5. BÖLÜM — ÖLÜLER KONUŞMAZ1.960 kelime
- 6 6. BÖLÜM — EN YAKININDAKİ DÜŞMAN4.123 kelime
- 7 7. BÖLÜM — MEZARDAKİ YABANCI2.250 kelime
- 8 8. BÖLÜM — DEĞİŞTİRİLEN HAYATLAR2.912 kelime
- 9 9. BÖLÜM — EN YAKININDAKİ ADAM2.309 kelime
- 10 10. BÖLÜM — ÖLÜ SANDIĞIM ANNEM2.482 kelime
- 11 11. BÖLÜM — YASAK GERÇEK2.494 kelime
- 12 12. BÖLÜM — AYNI YÜZ, FARKLI HAYATLAR1.740 kelime
- 13 13. BÖLÜM — KAYIP İKİZ2.168 kelime
- 14 14. BÖLÜM — KANLI DOSYA1.657 kelime
- 15 15. BÖLÜM — DÖRDÜNCÜ ÇOCUK1.917 kelime
- 16 16. BÖLÜM — BABAM DEDİĞİN ADAM1.501 kelime
- 17 17. BÖLÜM — GERÇEK ANNEM1.670 kelime
- 18 18. BÖLÜM — İKİ ANNENİN SIRRI1.487 kelime
- 19 19. BÖLÜM — BABAM DEDİĞİM ADAM1.435 kelime
- 20 20. BÖLÜM — KANIMDAKİ YALAN1.329 kelime
- 21 21. BÖLÜM — GERÇEK ANNENİ GETİR1.445 kelime
- 22 22. BÖLÜM — BABAM DEDİĞİ ADAM1.203 kelime
- 23 23. BÖLÜM — KANIMDAN DEĞİLSİN1.320 kelime
- 24 24. BÖLÜM — İKİZİMİN SAKLADIĞI SIR1.582 kelime
- 25 25. BÖLÜM — ANNEM DEDİĞİM YABANCI1.697 kelime
- 26 26. BÖLÜM — BABAMIN KATİLİ1.664 kelime
- 27 27. BÖLÜM — İKİSİNDEN BİRİ1.671 kelime
- 28 28. BÖLÜM — KAYIP KIZ KARDEŞİM1.709 kelime
- 29 29. BÖLÜM — AŞK MI, MİRAS MI?1.659 kelime
- 30 30. BÖLÜM (Final) — SONSUZA DEK1.639 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
İSTANBUL — DEMİR KÖŞKÜ
Saat 02.16
Karan, karşısında duran kadına uzun uzun baktı.
Kadının yüzünde yılların yorgunluğu, gözlerinde ise saklamaya çalıştığı bir korku vardı. Siyah paltosunun yakasını düzeltti, ardından salona doğru birkaç adım attı.
Karan kapıyı kapattı.
— Senin burada ne işin var, Selin?
Kadın acı bir tebessüm etti.
— Beni hâlâ hatırlıyorsun demek.
— Seni unutacak kadar uzun yaşamadım.
— Bazı insanlar unutulmaz, Karan. Bazılarıysa unutulmaya çalışıldıkça daha çok hatırlanır.
Karan sabrını kaybetmeye başlamıştı.
— Konuyu değiştirme. Yirmi iki yıldır neredeydin?
Selin gözlerini kaçırdı.
— Uzakta.
— Çok açıklayıcı oldu.
— Beni dinlemen gerekiyor.
Karan ellerini cebine soktu.
— Seni dinlemek için yeterince zaman harcadım. Şimdi söyleyeceğin şeyin Lina'yla ne ilgisi var?
Selin'in yüzündeki ifade değişti.
— Lina'nın annesi olduğunu düşündüğün kadın, sana her şeyi anlatmadı.
Karan'ın çenesi kasıldı.
— Aylin, Lina'nın annesiydi.
— Aylin onu büyüttü. Onu sevdi. Onun için canını bile verirdi. Ama bu, Lina'yı dünyaya getiren kişinin Aylin olduğu anlamına gelmiyor.
Karan birkaç saniye sessiz kaldı.
— Ne diyorsun sen?
Selin çantasını açtı ve içinden eski, sararmış bir fotoğraf çıkardı.
Fotoğrafta genç bir kadın, kucağında yeni doğmuş bir bebek tutuyordu. Kadının gözleri doluydu. Bebeğin bileğinde küçük bir hastane bilekliği vardı.
Selin fotoğrafı masaya bıraktı.
— O bebek Lina.
Karan fotoğrafı eline aldı.
— Bu kadın kim?
Selin'in dudakları titredi.
— Ben.
O an odadaki sessizlik daha da ağırlaştı.
Karan fotoğrafı yavaşça masaya bıraktı.
— Lina'nın annesi sen misin?
— Evet.
— Bunu kanıtlayabilecek misin?
Selin gözlerini kapattı.
— Kanıtlayabilirim. Ama önce bilmen gereken başka bir şey var.
— Daha ne olabilir?
Selin başını kaldırdı.
— Lina'nın babası olduğunu düşündüğü adam da onun gerçek babası değil.
Karan'ın bakışları sertleşti.
— Yeter!
Sesi bütün köşkte yankılandı.
— Biraz önce annesinin Aylin olmadığını söyledin. Şimdi de babasının başka biri olduğunu söylüyorsun. Elinde bir fotoğrafla karşıma çıkıp yirmi iki yıllık hayatını değiştiremezsin!
Selin gözyaşlarını tutamadı.
— Ben de onun hayatını değiştirmek istemiyorum. Sadece artık gerçekleri bilmeye hakkı olduğunu düşünüyorum.
Karan pencereye doğru yürüdü.
Dışarıda yağmur başlamıştı.
— Aylin bunu biliyor muydu?
Selin cevap vermedi.
Karan arkasını döndü.
— Sana bir soru sordum.
— Biliyordu.
— Peki neden bana söylemedi?
Selin acı bir şekilde gülümsedi.
— Çünkü Aylin, Lina'yı herkesten korumaya çalışıyordu. Hatta senden bile.
Karan gözlerini kıstı.
— Benden neden korusun?
Selin çantasından bir zarf daha çıkardı.
— Çünkü Lina'nın gerçek babasıyla senin ailen arasında bir bağ var.
Karan zarfı aldı.
Üzerinde tek bir isim yazıyordu:
DEMİR.
İSTANBUL — YILMAZ EVİ
Saat 08.35
Lina, mutfakta kahvesini hazırlarken babasının telefonla konuştuğunu duydu.
— Hayır, o henüz hiçbir şey bilmiyor.
Bir süre sessizlik oldu.
— Ona söylemeyeceğim dedim. Ne olursa olsun bu konu kapanmıştı.
Lina elindeki fincanı tezgâha bıraktı.
Babası konuşmaya devam ediyordu.
— Karan'ın bu işe karışmasına izin vermemeliydik. O adamın neyin peşinde olduğunu bilmiyoruz.
Lina'nın kaşları çatıldı.
Tam o sırada babası arkasını döndü ve onu gördü.
— Lina?
— Günaydın. Kiminle konuşuyordun?
Babası telefonu kapattı.
— İşle ilgiliydi.
Lina kollarını göğsünde birleştirdi.
— Yine mi iş?
— Kızım, sabah sabah tartışmayalım.
— Ben de tartışmak istemiyorum. Sadece neden herkes benden bir şey saklıyor, onu anlamaya çalışıyorum.
Babası derin bir nefes aldı.
— Her şeyi bilmek zorunda değilsin.
Lina acı acı güldü.
— Bunu söylemek sizin için ne kadar kolay, değil mi? Benim hayatım hakkında herkes bir şey biliyor ama bir tek ben bilmiyorum.
— Lina…
— Annem hakkında bir şey soruyorum, susuyorsun. Karan'ı soruyorum, sinirleniyorsun. Dün gece telefonla konuşurken de adını duydum. Artık yeter!
Babası masaya oturdu.
— Karan Demir'e güvenme.
Lina birkaç saniye ona baktı.
— Neden?
— Çünkü o adamın geçmişi sandığın kadar temiz değil.
— Senin geçmişin temiz mi peki?
Babası başını kaldırdı.
Lina'nın söylediği söz, ikisinin arasında ağır bir sessizlik bıraktı.
— Ben dışarı çıkıyorum, dedi Lina.
— Nereye?
— Gerçekleri bulmaya.
Kapıyı sertçe kapatıp evden çıktı.
Babası ise olduğu yerde kaldı.
Telefonunu yeniden eline aldı ve kayıtlı olmayan bir numarayı aradı.
— Karan'la konuşmuş. Artık zamanımız kalmadı.
Karşı taraftan gelen ses duyuldu:
— O zaman kızına gerçeği anlatmanın vakti geldi.
İSTANBUL — DEMİR HOLDİNG
Saat 10.10
Karan, odasının geniş camından İstanbul'u izliyordu.
Önündeki masada Selin'in getirdiği fotoğraf ve zarf duruyordu.
Emir içeri girdi.
— Karan Bey, istediğiniz belgeleri getirdim.
— Bırak.
Emir dosyayı masaya koydu. Ardından fotoğrafı fark etti.
— Bu kim?
— Lina'nın geçmişi.
Emir fotoğrafı eline aldı.
— Bir dakika… Bu kadın kim?
— Selin Arslan.
Emir'in yüzü ciddileşti.
— Selin mi? Yıllardır ortalarda görünmeyen Selin Arslan mı?
Karan başını salladı.
— Aynen öyle.
— Neden şimdi ortaya çıktı?
Karan dosyayı açtı.
— Çünkü Lina hakkında bildiğimiz her şey yanlış olabilir.
Emir birkaç sayfayı inceledi.
— Burada hastane kayıtları var. Ama tarihlerin bir kısmı değiştirilmiş.
— Nasıl yani?
— Lina'nın doğduğu geceye ait iki ayrı kayıt bulunuyor. Birinde Aylin Yılmaz'ın doğum yaptığı yazıyor. Diğerinde ise Selin Arslan'ın.
Karan sandalyesine yaslandı.
— İki ayrı kayıt mı?
— Evet. Üstelik ikinci kaydın üzeri sonradan kapatılmış.
Karan gözlerini kapattı.
Yirmi iki yıl önce yaşananların izleri birer birer ortaya çıkıyordu.
— Emir…
— Efendim?
— Bu kayıtları kimin değiştirdiğini bul.
— Ya arkasında güçlü biri varsa?
Karan soğuk bir ifadeyle ona baktı.
— O zaman ne kadar güçlü olduğunu görürüz.
Emir çıkmak üzereyken Karan onu durdurdu.
— Bir de Lina'nın babasıyla ilgili araştırma yap.
— Biyolojik babasını mı?
Karan başını salladı.
— Evet. Ama Lina'nın bundan haberi olmayacak.
Emir kapıya yöneldi.
Tam çıkacakken telefonuna bir mesaj geldi.
Mesajı okuyunca yüzü değişti.
— Karan…
— Ne oldu?
Emir telefonu uzattı.
Bilinmeyen bir numaradan gönderilmişti:
“Selin'e güvenme. Aylin'in ölümünü araştırırken kendi sonunu hazırlıyorsun.”
Karan telefonu masaya bıraktı.
— Demek hâlâ bizi izliyorlar.
İSTANBUL — SAHİL KAFE
Saat 12.25
Lina, Melis'le sahildeki küçük kafelerden birinde oturuyordu.
Önündeki kahveye dokunmamıştı bile.
Melis onu dikkatle izledi.
— Sen bugün hiç iyi görünmüyorsun.
— Çünkü iyi değilim.
— Yine baban mı?
Lina başını salladı.
— Herkes bir şey saklıyor, Melis. Bazen annemi hiç tanımamışım gibi hissediyorum.
Melis elini uzatıp Lina'nın elini tuttu.
— Belki de sana anlatamadığı şeyler vardır.
— Ama neden? Ben onun kızıyım. Benden ne saklayabilirler ki?
Melis cevap vermek üzereyken Lina'nın telefonu titredi.
Ekranda Karan'ın adı belirdi.
Karan: Bugün görüşmemiz gerekiyor.
Lina hemen cevap yazdı.
Lina: Yine ne saklıyorsun?
Karan: Sana anlatmam gereken şeyler var.
Lina: O zaman açık konuş. Ne istiyorsun benden?
Karan birkaç saniye sonra cevap verdi.
Karan: Gerçeği öğrenmeni istiyorum. Ama öğrendiğinde bana kızabilirsin.
Lina telefonu masaya bıraktı.
Melis merakla sordu:
— Karan mı?
— Evet.
— Kızım, sen bu adamla ne yaşıyorsun?
Lina gözlerini devirdi.
— Hiçbir şey yaşamıyorum!
Melis gülümseyerek kahvesinden bir yudum aldı.
— Ben bir şey demedim ki.
— Melis!
İkisi de kısa bir süre güldü.
Ama Lina'nın gülümsemesi çabucak kayboldu.
— Biliyor musun, bazen annem hâlâ yanımdaymış gibi geliyor. Sanki birazdan kapı açılacak ve içeri girip bana sarılacak.
Melis'in gözleri doldu.
— Keşke öyle olsa.
Lina başını çevirdi.
Denize baktı.
— Ben sadece annemin neden öldüğünü öğrenmek istiyorum.
İSTANBUL — ESKİ BİR APARTMAN
Saat 15.40
Selin, yıllardır uğramadığı eski apartmanın kapısında duruyordu.
Kapının üzerindeki isimliği okudu:
AYLİN YILMAZ.
Gözlerinden bir damla yaş süzüldü.
Anahtarı kilide soktu.
Kapı açıldığında içeriden eski eşyaların ve tozun kokusu geldi.
Evin içinde hâlâ Aylin'in izleri vardı.
Salondaki kitaplık, duvardaki saat, pencerenin yanındaki küçük koltuk…
Selin yavaşça koltuğa oturdu.
— Beni neden böyle bir yükle bıraktın, Aylin?
Gözleri kitaplığın en alt rafındaki kutuya takıldı.
Ayağa kalkıp kutuyu aldı.
İçinde birkaç fotoğraf, eski mektuplar ve küçük bir bebek battaniyesi vardı.
Battaniyeyi eline aldığında ağlamaya başladı.
Tam o sırada kapının kilidi döndü.
Selin hızla ayağa kalktı.
Kapıda Lina vardı.
İkisi de birkaç saniye boyunca birbirine baktı.
Lina'nın kaşları çatıldı.
— Siz kimsiniz?
Selin konuşamadı.
Lina bir adım attı.
— Ben sizi tanımıyorum. Evimde ne işiniz var?
Selin'in dudakları titredi.
— Lina…
Lina şaşkınlıkla ona baktı.
— Benim adımı nereden biliyorsunuz?
Selin gözyaşlarını sildi.
— Çünkü seni yıllardır tanıyorum.
— Ne demek yıllardır tanıyorum?
Selin elindeki fotoğrafı uzattı.
Lina fotoğrafa baktı.
Fotoğrafta genç bir kadın vardı. Kucağında küçücük bir bebek tutuyordu.
Lina'nın yüzündeki ifade değişti.
— Bu bebek…
— Sensin.
Lina başını kaldırdı.
— Peki bu kadın kim?
Selin derin bir nefes aldı.
— Benim adım Selin.
Lina'nın gözleri fotoğraftaki kadına tekrar döndü.
— Neden benim bebeklik fotoğrafım sizde?
Selin bir adım yaklaştı.
— Çünkü ben…
Tam o sırada Lina'nın telefonu çaldı.
Arayan Karan'dı.
Lina telefonu açtı.
— Efendim?
Karan'ın sesi oldukça ciddiydi.
— Lina, nerdesin?
— Evdeyim. Neden?
— Sakın hiçbir yere gitme. Yanına geliyorum.
Lina kaşlarını çattı.
— Karan, ne oluyor?
Karan bir an sustu.
Ardından konuştu:
— Selin Arslan yanındaysa, ondan duyacağın hiçbir şeye hemen inanma.
Lina'nın yüzü bembeyaz oldu.
Yavaşça telefonu indirdi.
Selin'e döndü.
— Siz… Selin Arslan mısınız?
Selin başını salladı.
Lina'nın sesi titredi.
— Karan sizi tanıyor mu?
— Evet.
— Peki siz benim annem misiniz?
Selin'in gözlerinden yaşlar süzüldü.
Dudakları güçlükle aralandı.
— Lina… Ben seni dünyaya getiren kadınım.
Lina geriye doğru bir adım attı.
— Hayır…
— Ne olur beni dinle.
— Hayır! Benim annem Aylin!
Selin başını eğdi.
— Biliyorum. Ve inan bana, Aylin seni herkesten çok sevdi.
Lina'nın gözleri doldu.
— O zaman neden beni ona verdiniz?
Selin cevap vermedi.
— Neden? — diye bağırdı Lina. — Benim hayatım boyunca bilmediğim ne var?
Selin gözyaşları içinde konuştu:
— Çünkü seni doğduğun gece benden aldılar.
Lina olduğu yerde dondu.
— Kim?
Selin tam cevap verecekken kapı çalındı.
İkisi de kapıya baktı.
Lina kapıyı açtı.
Karşısında Karan vardı.
Karan önce Lina'ya, sonra Selin'e baktı.
— Selin, burada ne yapıyorsun?
Selin gözlerini silerek cevap verdi:
— Artık saklayamam, Karan.
Karan içeri girdi.
— Lina, biraz sakin ol. Her şeyi açıklayacağım.
Lina ona döndü.
Gözlerinde öfke, kırgınlık ve hayal kırıklığı vardı.
— Sen de biliyordun, değil mi?
Karan cevap vermedi.
Lina'nın gözlerinden yaşlar süzüldü.
— Bana annem hakkında mektup verdin. Onu tanıdığını söyledin. Ama bir kere bile gerçek annemin kim olduğunu söylemedin.
— Lina…
— Bana yaklaşma!
Karan olduğu yerde kaldı.
Lina'nın sesi artık neredeyse fısıltıya dönüşmüştü.
— Ben kime güveneceğim, Karan?
Karan ona baktı.
İlk kez söyleyecek hiçbir sözü yoktu.
DEMİR KÖŞKÜ
Saat 21.15
Karan çalışma odasında tek başına oturuyordu.
Selin'in verdiği zarfı yeniden açtı.
İçinden bir belge ve eski bir fotoğraf çıktı.
Fotoğrafta üç kişi vardı:
Aylin, Selin ve genç bir adam.
Karan fotoğrafa dikkatle baktı.
Adamın yüzünü tanıyordu.
Çünkü o adam…
Karan'ın babasıydı.
Fotoğrafın arkasında Aylin'in el yazısıyla bir not vardı:
“Lina'nın gerçek babası, kızımın hayatını mahveden adam. Karan, ne olur onu bu aileden uzak tut.”
Karan'ın elleri titredi.
Tam o sırada kapı açıldı.
Emir içeri girdi.
— Karan, bir şey bulduk.
Karan başını kaldırdı.
— Söyle.
Emir önündeki dosyayı masaya bıraktı.
— Lina'nın doğduğu geceye ait hastane kayıtlarını değiştiren kişinin kim olduğunu öğrendik.
Karan dosyayı açtı.
İlk sayfada bir isim vardı.
VEDAT DEMİR.
Karan'ın yüzündeki ifade tamamen değişti.
Vedat Demir…
Öz babası.
Yıllar önce öldüğünü sandığı bütün sırların arkasında yine onun adı vardı.
Emir yavaşça konuştu:
— Karan, bir şey daha var.
— Ne?
Emir gözlerini Karan'dan kaçırdı.
— Selin Arslan'ın Lina'yı doğurduğu doğru olabilir. Ama Lina'nın biyolojik babasıyla ilgili dosyada başka bir isim daha geçiyor.
Karan başını kaldırdı.
— Kim?
Emir derin bir nefes aldı.
— Senin adın.
Karan ayağa kalktı.
— Ne saçmalıyorsun?
Emir dosyayı ona uzattı.
— Kayıtlara göre Lina'nın babası olarak senin adın yazılmış.
Karan dosyayı elinden düşürdü.
O sırada telefonu çaldı.
Bilinmeyen bir numaraydı.
Aramayı açtı.
Karşı taraftan boğuk bir erkek sesi geldi:
— Artık gerçeği öğrendin, Karan.
Karan dişlerini sıktı.
— Sen kimsin?
Adam kısa bir kahkaha attı.
— Lina'yı korumak istiyorsan ona babasının kim olduğunu söyleme.
— Sen kimsin dedim!
Adamın son sözleri Karan'ın kanını dondurdu:
— Ben, senin yıllardır öldü bildiğin babanım.
Hat kapandı.
Karan telefonun ekranına bakakaldı.
Çünkü yıllar önce toprağa verdiği adam…
Az önce onu aramıştı.
Ve artık mesele yalnızca Lina'nın geçmişi değildi.
Bu kez bütün Demir ailesi yıkılabilirdi.
Devam edecek..🖤
Bölüm etkileşimi
