Bölümler 30Şu an: 11. BÖLÜM — YASAK GERÇEK
- 1 Bölüm 1 - Yabancı1.111 kelime
- 2 BÖLÜM 2 — DAVETSİZ MİSAFİR2.505 kelime
- 3 BÖLÜM 3 — ANNEMİN SIRRI1.892 kelime
- 4 4. BÖLÜM — KAN BAĞI1.930 kelime
- 5 5. BÖLÜM — ÖLÜLER KONUŞMAZ1.960 kelime
- 6 6. BÖLÜM — EN YAKININDAKİ DÜŞMAN4.123 kelime
- 7 7. BÖLÜM — MEZARDAKİ YABANCI2.250 kelime
- 8 8. BÖLÜM — DEĞİŞTİRİLEN HAYATLAR2.912 kelime
- 9 9. BÖLÜM — EN YAKININDAKİ ADAM2.309 kelime
- 10 10. BÖLÜM — ÖLÜ SANDIĞIM ANNEM2.482 kelime
- 11 11. BÖLÜM — YASAK GERÇEK2.494 kelime · Okuduğun bölüm
- 12 12. BÖLÜM — AYNI YÜZ, FARKLI HAYATLAR1.740 kelime
- 13 13. BÖLÜM — KAYIP İKİZ2.168 kelime
- 14 14. BÖLÜM — KANLI DOSYA1.657 kelime
- 15 15. BÖLÜM — DÖRDÜNCÜ ÇOCUK1.917 kelime
- 16 16. BÖLÜM — BABAM DEDİĞİN ADAM1.501 kelime
- 17 17. BÖLÜM — GERÇEK ANNEM1.670 kelime
- 18 18. BÖLÜM — İKİ ANNENİN SIRRI1.487 kelime
- 19 19. BÖLÜM — BABAM DEDİĞİM ADAM1.435 kelime
- 20 20. BÖLÜM — KANIMDAKİ YALAN1.329 kelime
- 21 21. BÖLÜM — GERÇEK ANNENİ GETİR1.445 kelime
- 22 22. BÖLÜM — BABAM DEDİĞİ ADAM1.203 kelime
- 23 23. BÖLÜM — KANIMDAN DEĞİLSİN1.320 kelime
- 24 24. BÖLÜM — İKİZİMİN SAKLADIĞI SIR1.582 kelime
- 25 25. BÖLÜM — ANNEM DEDİĞİM YABANCI1.697 kelime
- 26 26. BÖLÜM — BABAMIN KATİLİ1.664 kelime
- 27 27. BÖLÜM — İKİSİNDEN BİRİ1.671 kelime
- 28 28. BÖLÜM — KAYIP KIZ KARDEŞİM1.709 kelime
- 29 29. BÖLÜM — AŞK MI, MİRAS MI?1.659 kelime
- 30 30. BÖLÜM (Final) — SONSUZA DEK1.639 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
SAAT 21.48 — DEMİR KONAĞI / ÇALIŞMA ODASI
Odadaki sessizlik dayanılmaz hâle gelmişti.
Lina'nın elinde eski bir fotoğraf vardı. Fotoğrafta genç Aylin, kucağında iki bebekle duruyordu. Yanlarında ise genç Karan vardı.
Fotoğrafın arkasındaki cümle hâlâ gözlerinin önündeydi:
“İki kızın gerçek babası Karan Demir'dir.”
Lina başını kaldırdı.
Karan karşısında hareketsiz duruyordu.
“Bir şey söyle.”
Karan'ın dudakları aralandı ama sesi çıkmadı.
Lina'nın gözlerinden yaşlar süzüldü.
“Benim babam sen misin?”
Karan gözlerini kapattı.
“Bilmiyorum.”
Lina acı bir şekilde güldü.
“Artık herkesin cevabı aynı. Kimse hiçbir şey bilmiyor.”
“Lina, sakin ol.”
“Sakin mi olayım? Bana ne söylendiğinin farkında mısın? Sen benim babam olabilirmişsin!”
Karan başını iki yana salladı.
“Bunun doğru olduğuna dair elimizde hiçbir kesin kanıt yok.”
“Peki Aylin neden böyle söyledi?”
Karan telefonu eline aldı ve Aylin'i yeniden aradı.
Telefon birkaç kez çaldı.
Açılmadı.
Bir kez daha aradı.
Yine cevap yoktu.
Karan öfkeyle telefonu masaya bıraktı.
Lina ona baktı.
“Benimle aynı odada kalmak istemiyorum.”
Karan başını kaldırdı.
“Ne?”
“Bu gece burada kalmayacağım.”
“Lina, dışarı çıkma.”
“Bana emir verme!”
Karan sustu.
Lina fotoğrafı masaya bıraktı.
“Bir daha beni arama.”
Kapıya yöneldi.
Tam çıkacakken Karan arkasından seslendi:
“Lina!”
Durdu ama arkasını dönmedi.
“Ne olursa olsun, sana zarar gelmesine izin vermeyeceğim.”
Lina gözlerini kapattı.
“Bana zaten en büyük zararı gerçekleri saklayarak verdiniz.”
Kapıyı kapatıp çıktı.
Karan odada tek başına kaldı.
Masadaki fotoğrafı eline aldı.
Uzun uzun baktı.
Sonra kendi kendine fısıldadı:
“Ne olur doğru olmasın…”
SAAT 22.16 — DEMİR KONAĞI / SALON
Emir, Karan'ın yanına geldi.
“Abi, Lina Hanım gitti mi?”
Karan başını salladı.
“Evet.”
“Peşinden gideyim mi?”
“Hayır. Biraz yalnız kalmak istiyor.”
Emir masadaki fotoğrafı fark etti.
“Bu fotoğraf…”
Karan fotoğrafı ona uzattı.
Emir arkasındaki yazıyı okuyunca kaşları çatıldı.
“İki kızın gerçek babası Karan Demir…”
Karan gözlerini kapattı.
“Bana bir şey söyle, Emir. Bu fotoğraf sahte olabilir mi?”
Emir fotoğrafı dikkatlice inceledi.
“Bilmiyorum abi. Ama fotoğrafın eski olduğu kesin.”
“Peki üzerindeki yazı?”
“Sonradan yazılmış olabilir.”
Karan ayağa kalktı.
“Bunu kimin yazdığını bul.”
Emir başını salladı.
“Bir de Aylin Hanım'ın telefonunu araştıracağım.”
Karan pencereye yürüdü.
“Babamın yanına gideceğim.”
“Vedat Bey'e mi?”
“Evet. Bu kez hiçbir şey saklamasına izin vermeyeceğim.”
Emir endişeyle baktı.
“Abi, doktorlar henüz ziyaret için uygun olmadığını söylemişti.”
“Benim için artık beklemek diye bir şey yok.”
SAAT 23.05 — LİNA'NIN EVİ
Lina eve girdiğinde ışıklar açıktı.
Salonda babası oturuyordu.
Onu görünce ayağa kalktı.
“Lina, nerelerdeydin?”
Lina cevap vermedi.
Babası yanına geldi.
“Telefonlarını neden açmıyorsun?”
Lina gözlerini ona çevirdi.
“Benim gerçek babam kim?”
Adamın yüzü bir anda değişti.
“Yine ne öğrendin?”
Lina çantasını koltuğa bıraktı.
“Bana cevap ver.”
“Lina…”
“Vedat mı? Hakan mı? Cem mi? Yoksa Karan mı?”
Adamın gözleri doldu.
“Bu isimlerin hiçbirine güvenme.”
Lina başını salladı.
“Demek hepsini tanıyorsun.”
Babası başını eğdi.
“Ben seni korumaya çalıştım.”
“Yeter artık! Herkes beni korumaya çalışıyor ama kimse bana doğruyu söylemiyor!”
Adam ellerini yüzüne götürdü.
“Çünkü gerçek seni mahvedebilir.”
Lina'nın sesi titredi.
“Ben zaten mahvoldum.”
Bir süre sessizlik oldu.
Sonra babası yavaşça konuştu.
“Aylin seni gerçekten çok severdi.”
Lina gözyaşlarını sildi.
“Biliyorum.”
“Bana seni büyütmem için emanet ettiğinde tek bir şey istedi.”
“Neymiş?”
“Kim olduğunu öğrenirsen bile onu annen olarak görmeye devam etmeni.”
Lina'nın gözleri doldu.
“Peki sen?”
Adam ona baktı.
“Ben de seni kızım bildim.”
Lina bir adım yaklaştı.
“Ben sana baba demeye devam etmek istiyorum. Ama artık bana yalan söylemeni istemiyorum.”
Adamın gözlerinden yaş aktı.
“Bir şey söyleyeceğim ama beni dinlemeden karar verme.”
Lina sessiz kaldı.
“Senin biyolojik babanın Karan olduğunu sanmıyorum.”
Lina şaşkınlıkla baktı.
“Peki kim?”
Adam cevap vermek için ağzını açtı.
Tam o sırada telefonuna bir mesaj geldi.
Ekrana baktığında yüzü bembeyaz oldu.
Lina telefonu elinden aldı.
Mesajda yalnızca şu yazıyordu:
“Konuşursan bu kez kızını değil, seni sustururuz.”
Lina başını kaldırdı.
“Kim gönderdi bunu?”
Babası telefonu geri aldı.
“Kimse.”
“Bana yalan söyleme!”
Adam pencereye baktı.
Sokağın karşısında siyah bir araç duruyordu.
Farları kapalıydı.
Adam fısıldadı:
“Bizi buldular…”
SAAT 00.12 — HASTANE / VEDAT'IN ODASI
Karan hastanenin koridorunda hızlı adımlarla ilerliyordu.
Emir arkasından geliyordu.
“Abi, biraz yavaşla.”
Karan durmadı.
Vedat'ın odasına girdiğinde babası uyanıktı.
Karan yatağın yanına geldi.
“Bana her şeyi anlatacaksın.”
Vedat gözlerini oğluna çevirdi.
“Ne oldu?”
“Lina'nın babasının ben olduğumu söylemişsin.”
Vedat'ın yüzü değişti.
“Kim söyledi bunu?”
“Aylin.”
Vedat gözlerini kapattı.
Karan dişlerini sıktı.
“Bu doğru mu?”
Vedat cevap vermedi.
“Baba!”
Vedat güçlükle konuştu.
“Senin bilmen gereken çok şey var.”
“Başla.”
Vedat derin bir nefes aldı.
“Senin doğduğun gece hastanede yalnızca sen ve Kaan yoktunuz.”
Karan kaşlarını çattı.
“Biliyorum. İki kız bebek de vardı.”
Vedat başını salladı.
“Evet. Ama o gece doğan dört bebeğin de hayatı değişti.”
Karan şaşkınlıkla baktı.
“Dört bebek mi?”
“Sen, Kaan, Lina ve Duru.”
Karan'ın aklı karışmıştı.
“Bebeklerin hepsi aynı gece mi doğdu?”
“Evet.”
Vedat gözlerini kapattı.
“Ve hepsi farklı ailelere ait olmalıydı.”
Karan'ın sesi sertleşti.
“Peki neden kimlikleri değiştirildi?”
Vedat bir süre sustu.
Sonra konuştu:
“Çünkü o gece hastanede bir anlaşma yapıldı.”
“Kim yaptı?”
“Ben… ve Aylin.”
Karan geriye çekildi.
“Annemle mi?”
“Evet.”
“Annem neden böyle bir şey yapsın?”
Vedat gözlerini oğluna çevirdi.
“Çünkü Aylin'in bir sırrı vardı. Ve bu sır ortaya çıkarsa hepinizin hayatı mahvolacaktı.”
Karan'ın çenesi gerildi.
“Lina'nın gerçek babası kim?”
Vedat gözlerini kapattı.
“Onu ben bile bilmiyorum.”
Karan öfkeyle yatağın kenarına tutundu.
“Bana yalan söylüyorsun!”
Vedat başını iki yana salladı.
“Hayır. Sana anlatmadığım tek şey, Lina'nın doğum gecesi Aylin'in yanında olan adam.”
“Kim?”
Vedat dudaklarını araladı.
“Senin annenin ilk aşkı…”
Karan dondu.
“Kim o adam?”
Vedat gözlerini oğluna dikti.
“Cem Demir.”
Karan'ın yüzü değişti.
“Amcam mı?”
Vedat başını salladı.
“Evet.”
Karan geriye doğru bir adım attı.
“Bu imkânsız.”
Vedat gözlerini kapattı.
“Cem, Aylin'i seviyordu. Ama Aylin onunla birlikte olmadı. Yıllar sonra yeniden karşılaştılar. O gece hastanede olanların sebebi de buydu.”
Karan'ın kafası karışmıştı.
“Peki Lina?”
Vedat son bir kez oğluna baktı.
“Lina'nın gerçek babası Cem olabilir.”
Karan'ın yüzü sertleşti.
“Olabilir mi?”
Vedat yavaşça başını salladı.
“Kesin olarak bilmiyorum.”
Karan odadan çıktı.
Artık cevaplardan çok daha fazla sorusu vardı.
SAAT 09.30 — LİNA'NIN EVİ / MUTFAK
Lina mutfakta oturuyordu.
Önündeki kahve soğumuştu.
Babası karşısında sessizce bekliyordu.
Lina sonunda konuştu.
“Baba…”
Adam başını kaldırdı.
“Efendim kızım?”
“Beni büyüttüğün için sana teşekkür ederim.”
Adamın gözleri doldu.
“Ama?”
Lina derin bir nefes aldı.
“Ama artık her şeyi öğrenmek istiyorum. Ne olursa olsun.”
Babası başını salladı.
“Peki.”
Lina şaşırdı.
“Gerçekten mi?”
“Evet. Ama önce sana bir şey göstermem gerekiyor.”
Adam ayağa kalktı ve yatak odasına gitti.
Birkaç dakika sonra elinde eski bir kutuyla döndü.
Kutuyu masanın üzerine koydu.
“Bu, Aylin'in bana bıraktığı şey.”
Lina kutuyu açtı.
İçinde eski fotoğraflar, mektuplar ve küçük bir hastane bilekliği vardı.
Bilekliğin üzerinde şu yazıyordu:
BEBEK — KIZ — 02:17
Lina bilekliği eline aldı.
“Bu benim mi?”
Babası başını salladı.
“Bilmiyorum. Aylin bunu yıllarca sakladı.”
Lina mektupları karıştırmaya başladı.
Bir tanesinin üzerinde kendi adı yazıyordu.
LİNA'YA — 18 YAŞINA GELDİĞİNDE
Lina'nın gözleri doldu.
“Bunu neden daha önce vermedin?”
Babası başını eğdi.
“Vermemi istemedi.”
Lina zarfı açtı.
Mektupta şöyle yazıyordu:
“Canım kızım,
Eğer bu mektubu okuyorsan artık büyüdün. Belki de benden nefret ediyorsun. Bunu hak etmiş olabilirim.
Ama sana anlatamadığım bir şey var.
Senin doğduğun gece iki kız bebek dünyaya geldi. Birinin bileğinde senin adın, diğerinin bileğinde başka bir isim vardı.
Ben o gece bir karar verdim. Bir bebeği korumak için diğerini kaybetmeyi göze aldım.
Bana kızacaksın, biliyorum. Ama o gün yaptığım şeyin sebebi seni hayatta tutmaktı.
Ve unutma, kızım…
İkizini bulduğunda ona hemen güvenme.
Çünkü o, senin hayatını geri almak için büyütüldü.
Seni seven annen, Aylin.”
Lina mektubu yavaşça indirdi.
“Hayatımı geri almak için mi büyütüldü?”
Babası cevap vermedi.
Lina'nın gözleri doldu.
“Duru…”
SAAT 12.40 — DEMİR HOLDİNG / TERAS
Duru, terasta telefonla konuşuyordu.
“Hayır, henüz bilmiyor.”
Karşı taraftaki kişi bir şey söyledi.
Duru'nun yüzü sertleşti.
“Bana ne yapmam gerektiğini söyleme.”
Kısa bir sessizlik oldu.
“Ben de bu oyunun parçası olmak istemiyorum.”
Karşı tarafın sesi yükseldi.
Duru gözlerini kapattı.
“Yeter! Yıllardır sizin yüzünüzden başka bir hayat yaşadım.”
Telefonu kapattı.
Tam arkasını döndüğünde Karan'ı gördü.
“Ne zamandır buradasın?”
“Yeterince.”
Duru telefonunu çantasına koydu.
“Beni mi takip ediyorsun?”
Karan ona doğru yaklaştı.
“Lina'nın ikizi olduğunu biliyorum.”
Duru'nun yüzü değişti.
“Kim söyledi?”
“Önemli değil.”
“Peki?”
“Bana gerçeği anlat.”
Duru güldü.
“Gerçek mi? Hangi gerçek?”
“Lina'yla neden yer değiştirdin?”
Duru'nun gülümsemesi kayboldu.
“Ben yer değiştirmedim.”
“Annenin mektubunda farklı şeyler yazıyor.”
Duru başını iki yana salladı.
“Aylin sana ne söylediyse yalan.”
Karan'ın gözleri kısıldı.
“Bunu neden yapıyorsun?”
Duru'nun gözleri doldu.
“Çünkü ben de yıllarca birinin hayatını yaşadım. Bana ait olmayan bir ailede büyüdüm. Herkes beni sevdiğini söyledi ama hiç kimse gerçeği anlatmadı.”
Karan sessiz kaldı.
Duru devam etti:
“Lina doğduğunda herkes onun için savaştı. Peki ya ben? Benim kim olduğumu hiç merak eden oldu mu?”
Karan cevap veremedi.
Duru gözyaşlarını sildi.
“Ben de bir insanım, Karan. Benim de bir kalbim var.”
Sonra ona yaklaştı.
“Ve senin bilmediğin bir şey daha var.”
“Nedir?”
Duru fısıldadı:
“Lina'nın gerçek babası Cem değil.”
Karan'ın kaşları çatıldı.
“Kim?”
Duru gözlerini ona dikti.
“Bunu öğrendiğinde Aylin'den de nefret edeceksin.”
SAAT 15.18 — ESKİ YILMAZ EVİ
Lina, annesinin yıllar önce yaşadığı eski eve gitmişti.
Ev uzun zamandır kullanılmıyordu.
Kapıyı açtığında içeride ağır bir toz kokusu vardı.
Çocukluğundan hatırladığı eşyalar hâlâ duruyordu.
Piyanonun üzerindeki fotoğrafı eline aldı.
Aylin'in gençlik fotoğrafıydı.
Arkasında bir adres yazıyordu.
Lina adresi telefonuna kaydetti.
Tam evden çıkacakken üst kattaki odadan bir ses geldi.
Bir şey yere düşmüştü.
Lina yavaşça merdivenlerden çıktı.
“Kim var?”
Cevap yoktu.
Koridorun sonundaki kapıyı açtı.
Oda boştu.
Ama masanın üzerinde açık bir dosya vardı.
Lina dosyaya yaklaştı.
İlk sayfada dört bebeğin fotoğrafı bulunuyordu.
Altlarında isimler yazıyordu:
Karan Demir
Kaan Demir
Lina Yılmaz
Duru Demir
Lina sayfaları çevirdi.
Son sayfada tek bir isim vardı.
GERÇEK ANNE: SELİN ARSLAN.
Lina'nın gözleri büyüdü.
“Selin mi?”
Dosyanın altında küçük bir ses kayıt cihazı vardı.
Lina düğmesine bastı.
Aylin'in sesi duyuldu:
“Selin, eğer bir gün bu kaydı dinliyorsan, demek ki artık gerçekleri saklayamıyorum.
Lina'nın biyolojik annesi sensin.
Ama Duru'yu doğuran kadın ben değilim.
O gece iki kız bebeği de senden aldılar. Sana yalnızca birini gösterdiler.
Ve Vedat, ikisinin de hayatını değiştirdi.”
Lina'nın elinden dosya düştü.
Demek Selin gerçekten annesiydi.
Ama Aylin neden yıllarca onun annesi gibi davranmıştı?
Tam o sırada arkasından bir ses duyuldu.
“Lina…”
Lina hızla döndü.
Kapıda Selin duruyordu.
Lina'nın gözleri doldu.
“Bunu biliyor muydun?”
Selin başını salladı.
“Hayır.”
“Gerçekten mi?”
Selin yavaşça içeri girdi.
“Ben de senin gibi yıllardır cevap arıyorum.”
Lina dosyayı gösterdi.
“Burada senin benim annem olduğun yazıyor.”
Selin'in gözlerinden yaşlar aktı.
“Ben seni hiç kucağıma alamadım, kızım.”
Lina birkaç saniye ona baktı.
Sonra ilk kez ona doğru bir adım attı.
“Bana kızım deme…”
Selin durdu.
Lina'nın sesi titredi.
“Önce gerçekten annem olduğunu kanıtla.”
Selin başını salladı.
“Kanıtlayacağım.”
SAAT 18.55 — DEMİR KONAĞI / BAHÇE
Karan, bahçede telefonla konuşuyordu.
Emir yanına geldi.
“Abi, Cem Demir'in yerini buldum.”
Karan hemen döndü.
“Nerede?”
“Şehrin dışında, eski bir çiftlik evinde.”
“Hazırlan. Gidiyoruz.”
Emir başını salladı.
“Bir de Aylin Hanım'ın geçmişiyle ilgili yeni bir bilgi var.”
Karan ona baktı.
“Nedir?”
“Selin Arslan'la aynı hastanede doğum yaptığı doğrulandı. Ama kayıtların bir kısmı kayıp.”
Karan derin bir nefes aldı.
“Bu işin sonu nereye çıkacak bilmiyorum.”
Emir hafifçe gülümsedi.
“Belki de bütün cevaplar Cem'dedir.”
Karan telefonunu cebine koydu.
“Umarım.”
Tam o sırada kapıdan Lina girdi.
Elinde dosya vardı.
“Karan!”
Karan ona döndü.
“Ne oldu?”
Lina dosyayı uzattı.
“Bunu buldum.”
Karan dosyayı açtı.
İlk sayfaya baktı.
GERÇEK ANNE: SELİN ARSLAN.
Karan'ın yüzü değişti.
“Bunu nereden buldun?”
“Eski evde.”
Karan sayfaları çevirdi.
“Lina, bu dosyanın doğruluğundan emin değiliz.”
“Artık hiçbir şeyden emin değilim. Ama Selin benim annem olabilir.”
Karan başını salladı.
“Onu bulmamız gerekiyor.”
Lina bir süre sustu.
Sonra sordu:
“Senin baban da Selin'in hayatını mı mahvetti?”
Karan cevap vermekte zorlandı.
“Bilmiyorum.”
Lina gözlerini ona çevirdi.
“Peki seninle benim aramda gerçekten bir kan bağı var mı?”
Karan ona baktı.
“Bunu öğrenmeden sana hiçbir şey söylemeyeceğim.”
Lina başını salladı.
“Bu kez bana yalan söyleme.”
Karan yavaşça cevap verdi:
“Söz.”
SAAT 21.30 — ŞEHRİN DIŞINDAKİ ÇİFTLİK EVİ
Siyah araç toprak yolda ilerliyordu.
Karan direksiyondaydı.
Emir yanında oturuyordu.
Çiftlik evine vardıklarında etraf tamamen karanlıktı.
Karan arabadan indi.
“Dikkatli ol.”
Emir başını salladı.
İkisi eve doğru yürüdü.
Kapı aralıktı.
Karan kapıyı itti.
“Cem!”
İçeriden ses gelmedi.
Evin salonuna girdiler.
Masada iki bardak kahve vardı.
Biri hâlâ sıcaktı.
Emir etrafı kontrol etti.
“Buradaymış.”
Karan masanın üzerindeki fotoğrafı gördü.
Fotoğrafta Cem, Vedat ve Aylin vardı.
Arkasında bir not bulunuyordu:
“Gerçek ortaya çıktığında, en çok Karan acı çekecek.”
Karan fotoğrafı eline aldı.
Tam o sırada arkasından bir ses duyuldu.
“Beni mi arıyordun, yeğenim?”
Karan döndü.
Kapının önünde Cem Demir duruyordu.
Yıllardır öldü sandığı amcası…
Karan bir adım attı.
“Seninle konuşacağız.”
Cem hafifçe gülümsedi.
“Biliyorum.”
“Lina'nın babası kim?”
Cem'in gülümsemesi kayboldu.
“Bu sorunun cevabını öğrenmeye hazır mısın?”
“Evet.”
Cem masaya yaklaştı.
“Peki ya Lina'nın annesi?”
Karan cevap vermedi.
Cem gözlerini ona dikti.
“Selin Arslan.”
Karan başını salladı.
“Bunu biliyoruz.”
Cem derin bir nefes aldı.
“Ama bilmediğiniz bir şey var.”
“Nedir?”
Cem yavaşça konuştu:
“Selin'in iki kızı vardı. Biri Lina, diğeri Duru. Ama o gece hastaneden iki kızla ayrılmadı.”
Karan'ın yüzü değişti.
“Ne demek?”
Cem gözlerini kapattı.
“Çünkü Duru, Selin'in kızı değil.”
Karan şaşkınlıkla baktı.
“Peki kimin?”
Cem'in dudaklarından çıkan isim, bütün dengeleri değiştirdi:
“Duru, Aylin'in öz kızı.”
Karan geriye çekildi.
“Peki Lina?”
Cem gözlerini ona kaldırdı.
“Lina da Selin'in kızı.”
Karan'ın kafası karışmıştı.
“Öyleyse neden kimlikleri değiştirildi?”
Cem cevap vermek üzereydi.
Ama o sırada dışarıdan bir silah sesi duyuldu.
Emir yere eğildi.
“Karan! Yere yat!”
Cem pencereye doğru baktı.
Sonra Karan'ın kolunu tuttu.
“Beni dinle! Vedat'ın sana anlattıklarına inanma!”
Karan gözlerini ona dikti.
“Bana artık herkes aynı şeyi söylüyor!”
Cem'in sesi yükseldi.
“Çünkü baban yıllarca kendi çocuklarını birbirine düşürmek için uğraştı!”
Karan'ın telefonu çaldı.
Ekranda Lina'nın adı vardı.
Hemen açtı.
“Lina?”
Karşıdan ağlama sesi geliyordu.
“Karan…”
“Ne oldu?”
“Biri eve girdi…”
Karan'ın yüzü bembeyaz oldu.
“Ne? Neredesin?”
Lina'nın sesi titriyordu.
“Selin'le birlikteydim. Bir adam geldi. Beni arıyor…”
“Lina, sakın bir yere gitme! Hemen geliyorum!”
Telefonun diğer ucundan bir ses duyuldu.
“Lina Yılmaz…”
Karan bağırdı:
“LİNA!”
Telefon kapandı.
Karan koşarak dışarı çıktı.
Emir arkasından seslendi:
“Abi, nereye?”
Karan arabaya bindi.
“Lina'yı almaya!”
SAAT 22.17 — ESKİ YILMAZ EVİ
Lina'nın telefonu yerdeydi.
Selin duvarın yanında durmuş, karşısındaki adama bakıyordu.
Adamın yüzü karanlıktaydı.
“Bunca yıl sonra hâlâ susmadın mı, Selin?”
Selin korkuyla geri çekildi.
“Senin burada ne işin var?”
Adam hafifçe güldü.
“Lina'yı almaya geldim.”
Selin hemen Lina'nın önüne geçti.
“Ona dokunamazsın!”
Adam başını yana eğdi.
“Sen hâlâ kendini onun annesi mi sanıyorsun?”
Lina'nın gözleri doldu.
“Sen kimsin?”
Adam yüzünü ışığa çevirdi.
Lina onu görünce dondu.
Karşısındaki adamı daha önce hiç görmemişti.
Ama adamın yüzü, eski fotoğraflardaki birine çok benziyordu.
Adam yavaşça konuştu:
“Ben senin gerçek babanım.”
Lina'nın nefesi kesildi.
“Hayır…”
Adam bir adım yaklaştı.
“Benim adım…”
Tam ismini söyleyeceği sırada kapı sertçe açıldı.
Karan içeri girdi.
“LİNA!”
Adam başını çevirdi.
Karan onu görünce olduğu yerde kaldı.
Yüzündeki bütün renk çekildi.
“Sen…”
Lina şaşkınlıkla Karan'a baktı.
“Karan, bu adam…”
Karan'ın sesi titredi.
“Bu imkânsız.”
Adam hafifçe gülümsedi.
“Merhaba, oğlum.”
Karan bir adım geri çekildi.
Çünkü karşısında duran adam…
Yıllar önce öldüğüne inandığı babası Vedat Demir'di.
Ama hastanede yatan Vedat kimdi?
Lina'nın gerçek babası kimdi?
Ve iki farklı Vedat Demir'den hangisi gerçekti?
Karan'ın telefonu titredi.
Bilinmeyen numaradan gelen mesaj:
“Sana söylemiştim, Karan. Babanın ikizi var.”
İkinci mesaj geldi:
“Ve gerçek Vedat Demir, şu anda Lina'nın yanında.”
Karan başını kaldırdı.
Karşısındaki adamın gözlerinin içine baktı.
“Sen kimsin?”
Adam gülümsedi.
“Ben senin gerçek babanım, Karan.”
..🖤
Bölüm etkileşimi
