7. bölüm / 25
Perili Evin Hayaletleri7.Bölüm
Bölümler 25Şu an: 7.Bölüm
- 1 1.Bölüm623 kelime
- 2 2.Bölüm681 kelime
- 3 3.Bölüm800 kelime
- 4 4. Bölüm819 kelime
- 5 5.bölüm556 kelime
- 6 6.Bölüm619 kelime
- 7 7.Bölüm876 kelime · Okuduğun bölüm
- 8 8.Bölüm405 kelime
- 9 9.Bölüm437 kelime
- 10 10.Bölüm469 kelime
- 11 11.Bölüm519 kelime
- 12 12.Bölüm463 kelime
- 13 13.Bölüm494 kelime
- 14 14.Bölüm656 kelime
- 15 15.Bölüm655 kelime
- 16 16. Bölüm770 kelime
- 17 17.Bölüm649 kelime
- 18 18.Bölüm558 kelime
- 19 19.Bölüm568 kelime
- 20 20.Bölüm645 kelime
- 21 21. Bölüm705 kelime
- 22 22.Bölüm1.301 kelime
- 23 23.Bölüm702 kelime
- 24 24.Bölüm652 kelime
- 25 25. Bölüm434 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Rose okul bahçesine çıktığında annesi ve babası heyecanla kızlarının gelmesini bekliyordu. Suzanne Rose'u gördüğünde heyecanla el sallayarak :
-Tatlım buradayız!
Rose hızlı adımlarla anne ve babasının yanına gitti.
Alex:
-Okulun ilk günü nasıl geçti? Heyecan vericiydi değil mi?
Rose durgun bir şekilde yere baktı sonrasında bıkkın bir şekilde nefes alıp verdi.
-Okulun ilk günü olmasına rağmen oldukça yorucuydu. Çok fazla merdiven vardı ve elime iğne batırmak zorunda kaldım. Müdire'nin bana yardımcı olması için gönderdiği kız hiç bir şekilde benimle iletişim kurmadı. Sınıfa gittiğimde o kız ile yan yana oturduk. Ders boyunca konuşmadı ve dersten çıktığımızda da direk yanımdan arıldı.
Suzanne:
-Üzülme tatlım, zamanla buraya alışacaksın ve karşına bir çok fırsat çıkacaktır.
Rose:
-Tabii, evet.
Alex :
-Kardeşinde geliyor. Hey Amber buradayız tatlım! Koşma düşeceksin!
Amber koşarak annesine sarıldı.
Amber:
-Bu gün çok güzeldi. Okulun ilk günü olmasına rağmen çok şey öğrendik. Bana bir kitapta verdiler. Bak anne!
Suzanne:
-Sizin için aldığımız yeni sırt çantalarını getirmemiz iyi olmuş öyle değil mi?
Amber :
-Evet, okulun ilk günü olduğu için çanta almamıştık.
Benim çantam deri ve kadife malzemeden yapılmış, koyu yeşil renkliydi,üzerinde işlenmiş altın sembollerle parlıyor, her adımda mistik bir aura yayıyordu.
İçinde, kurutulmuş bitkiler ve iksir şişeleriyle dolu bir düzen vardı. Gizli ceplerinde, büyü tariflerinin yazdığı bir defter saklıydı. Koruyucu tılsım ve büyülü bir asa vardı. Amber da da aynı çantanın pembe renginde olanı vardı. İkimizde elimizdeki kitapları çantamıza koyduk.
Amber:
-Abla okuldaki herkesin sadece bir tane kitabı var. Sende neden iki tane kitap var?
Rose :
-Bilmiyorum, bu kitap kendi sahibini bulduğunda ona geliyormuş. Bay Harry ara da bir bu durumla karşılaştığını söyledi.
Suzanne:
-Evet, bu oldukça normal bir şey. Bir kaç yüz yıl da bir olur.
Alex:
-Evet, kızlar hazır mısınız? Hadi eve gidelim.
---------------
Eve vardığımızda eşyalarımız bahçenin dört bir yanına saçılmıştı. Annem acele ile eşyaları toplamak için bahçeye koştuğunda babam öylece anneme bakıyordu.
Bir kaç dakika sonra babam asasını çıkartarak salladığında tüm eşyalar kaybolmuştu. Annem şaşkınlıkla babama bakıyordu.
Suzanne:
-Oh Tanrım, bazen cadı olduğumuzu tamamen unutuyorum.
Evin kapısını açıp içeri girdiklerinde her taraf dağıtılmış ve eşyalar kırılmıştı. Suzanne, Alex'e dönerek
-Bunu ben hallederim.
Dedi ve asasını iki yana salladığında, küçük ateş böceklerini andıran parıltılar ortaya çıktı ve dokundukları her eşyayı eski haline çevirdiler.
Alex:
-Bu evde garip bir şeyler var. Eşyalar kendi kendine kırılıyor, kıyafetlerimiz yırtılıyor ve tüm bunların olması için buraya tamamen yerleşmemizi beklemişler gibi.
Birden sert bir rüzgar esti ve tüm aileyi kapıdan dışarıya doğru püskürttü.
Çimlerin üstüne düştükleri için bu olayı hafif sıyrıklarla atlatmışlardı.
Alex :
-Çocuklar iyi misiniz?
Alex yerden kalkarak diğerlerini de yerden kaldırdı. Hepsi üstlerindeki çim ve toprakları temizlediler. Rose kapının önünde bir parıltı fark ettiğinde:
-Baba! Bir şey üzerimize doğru geliyor!
Alex:
-Ne? Hayır Rose orada bir şey yok.
Kapın önünde orta yaşlı, sarışın,yeşil gözlü,kıza boylu, şişman bir kadın ve koyu kahverengi saçları olan mavi gözlü,orta boylu genç bir kız vardı. Üzerlerinde 1600'lü yıllardan kalma elbiseler vardı. Hemen ardından uzun boylu, sarışın mavi gözlü genç bir adam da bahçeye çıktı.
Orta yaşlı kadın:
-Defolun buradan! Burası bizim evimiz.
Genç kız:
-Evet, babam buraya gelirse ne olacağını bilmiyor musunuz ? Hepinizin kellesini alır!
Genç adam bezgin bir şekilde:
-Artık öldüğünüze ne zaman inanacaksınız? Yüz yıllardır bu evde hapis haldeyiz. Babam öldü ve huzura kavuştu. İnsanlar bizi göremiyor bile?
Rose tedirgin bir şekilde geri geri giderek :
-Yoo, yooo, hayır, hayır olamaz.
Diyip arkasını dönüp gidecekken ailesi ne olduğunu anlamak için Rose'u durdurdu.
Suzanne:
-Tatlım neler oluyor.
Rose fısıldayarak :
-Orada hayaletler var.
Alex kızını sakinleştirmek için elini tuttu:
-Yanındayım tamam mı? Şimdi nerede olduklarını göste-
Suzanne:
-Tatlım ne oldu?
Alex:
-Rose doğru söylüyor kapının önünde üç tane hayalet var ve aralarında hararetli bir tartışma dönüyor. Rose'un elini tuttuğumda onları tesadüfen gördüm.
Suzanne de Rose'un elini tuttu, Amber da dışlanmış hissetmesin diye Alex ona elini uzattı. Amber babasının elini tuttu.
Amber:
-Aaaa! Baba bak oradalar bende onları görüyorum!
Diye bağırarak işaret parmağı ile hayaletleri gösterdiğinde hayaletler insan üstü bir hızla onların önünde belirerek:
-Bizi görebiliyor musunuz?
Dediklerinde tüm aile çimenlerin üzerine düşerek bayıdı. Gözlerini açtıklarında hayaletler onların baş ucunda tartışmaya devam ediyorlardı.
Genç adam:
-Heyecanınızı anlıyorum. İlk kez bizi görebilen insanlarla karşılaşılaşıyoruz. Bu yüzden biraz sakin olun. Lütfen!
Genç kız:
- Onlar bir cadı! Onların ölmesi gerekiyordu! Bu nasıl olabilir? Kiliseler ne işe yarıyor?
Orta yaşlı kadın:
-Kes sesini Julia! Anlamıyor musun? Onlar bizi bu durumdan kurtarabilir! Buraya hapsolduk ve hiçbir yere çıkamıyoruz! Adımı ve sizin evlatlarım olduğunuz haricinde hiçbir şey hatırlamıyorum bile! Hepimizin anıları yok olmuş gibi!
Julia:
-Daniel, orada öyle durma ve annemi sakinleştir. Çok üstüme geliyor!
Daniel:
-Belkide senin bu şımarık hallerin yüzünden tanrı bizi cezalandırmıştır.
Alex şaşkınlığını üzerinden atarak :
-Neler oluyor burada böyle!
Rose:
-Başım çatlamak üzere, biraz sessiz olamaz mısınız?
Birden tüm bakışlar Rose'a çevrildi. Rose umursamaz bir tavırla:
-Ne? Tüm gün boyunca çimenlerde yuvarlanmak hoşuma gitmiyor. Bu tartışmamıza neden evde devam etmiyoruz? Hadi kalkın eve gidelim.
Orta yaşlı kadın:
-Kabalığımızı bağışlayın lütfen, Benim adım Maria, Maria Michael, bunlarda çocuklarım, Daniel ve Julia
Suzanne şaşkın ve tedirgin bir şekilde gülümseyerek:
-Biraz garip bir karşılama oldu ama tanıştığımıza memnun oldum.
Maria gülümseyerek:
-Bunun için üzgünüz diğer ev sahipleriyle pek anlaşamazdık da.
Suzanne:
-Anlıyorum. (Zoraki bir gülümseme ile) haha o zaman içeri geçelim olur mu ? Belki de daha sağlıklı bir şekilde iletişim kurabiliriz.
Maria:
-Oh! Evet, ne kadar kabayım ! Buyrun içeri geçelim.
Bölüm etkileşimi
