1. bölüm / 25
Perili Evin Hayaletleri1.Bölüm
Bölümler 25Şu an: 1.Bölüm
- 1 1.Bölüm623 kelime · Okuduğun bölüm
- 2 2.Bölüm681 kelime
- 3 3.Bölüm800 kelime
- 4 4. Bölüm819 kelime
- 5 5.bölüm556 kelime
- 6 6.Bölüm619 kelime
- 7 7.Bölüm876 kelime
- 8 8.Bölüm405 kelime
- 9 9.Bölüm437 kelime
- 10 10.Bölüm469 kelime
- 11 11.Bölüm519 kelime
- 12 12.Bölüm463 kelime
- 13 13.Bölüm494 kelime
- 14 14.Bölüm656 kelime
- 15 15.Bölüm655 kelime
- 16 16. Bölüm770 kelime
- 17 17.Bölüm649 kelime
- 18 18.Bölüm558 kelime
- 19 19.Bölüm568 kelime
- 20 20.Bölüm645 kelime
- 21 21. Bölüm705 kelime
- 22 22.Bölüm1.301 kelime
- 23 23.Bölüm702 kelime
- 24 24.Bölüm652 kelime
- 25 25. Bölüm434 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Hayaletli evin laneti, kilise döneminde cadılık adı altında yakılan, asılıp suya atılan kadınların zamanında yaşayan dünyalar güzeli İsabella ile başlıyor. İsabel savaşta ailesini kaybeden ve köle olarak satın alınan bir kızdı. Lord Wilhelm Michael tarafından satın alınarak eve getirildi. Lord Wilhelm'in bir oğlu ve bir kızı vardı. Karısı ise Markiz'in kızı Maria Lorentz'dı. Evin hanımı tarafından kötü muamele görmesi yetmiyormuş gibi evin kızı Julia tarafından da zulüm görüyordu. Tüm bu olanlara rağmen çaresizce olanlara katlanıyordu.
18 Eylül 1671
İsabel 18 yaşına geldiğinde, sarı, dalgalı uzun saçları beline kadar geliyordu. Masmavi gözleri bembeyaz teninde parlıyordu. Tüm köy onun güzelliğini konuşuyordu. Evin hanımı bu durumdan oldukça rahatsızdı. Kızı ile beraber İsabel hakkında asılsız söylentiler çıkartıyorlardı. Hayat, İsabel için zaten zordu. Dedikodular hayatını daha da çekilmez hale getirmişti. Köylüler artık onunla iletişim kurmuyor, eşlerini ve oğullarını ona yaklaşmaması konusunda uyarıyor, onun cadı olduğunu söylüyorlardı.
İsabel'in son çaresi de ellerinden kayıp gitmişti. Bazen kütüphane de gördüğü kitaplarda, okuduğu peri masallarındaki gibi gerçek aşkı bulduğunda buradan kurtulacağına ve normal bir hayat yaşayacağına inandırmıştı kendini. Yıllardır bunun umuduyla yaşamıştı. Artık bu umutta ellerinden kayıp gitmişti ve yaşamak için bir sebebi kalmamıştı.
Gecenin bir yarısında ahırdan aldığı halat ile evin önünde bulunan ağaca doğru ilerledi. Ağacın yaprakları dökülmüş olsada dalları oldukça sağlamdı. Her bahar güzel kokulu çiçekler açar, lezzetli meyveler verirdi. İsabel ipin bir ucunu ağaca bağladı, diğer ucuna ise ilmek atıp düğümledi. Ağacın yanında unutulmuş merdiven işlerini kolaylaştırmıştı. İpi başına geçirdi ve ayağının altındaki merdiveni olabildiğince uzağa itti. Artık sadece ölüm onu özgür kılabilirdi.
Sabah olduğunda evde bulunan diğer hizmetçiler günlük işlerini halletmek için evin etrafında koşuşturuyorlardı. Evin büyük oğlu Daniel yurtdışındaki eğitiminden yeni dönmüştü. Bavullarını almak ve genç efendiyi karşılamak için dışarı çıkan hizmetçiler karşılaştıkları manzara karşısında dehşete düşmüştü. İsabel kendi hayatına son vermişti.
Hizmetçilerin çığlıklarını duyan Daniel koşarak hizmetçilerin yanına geldiğinde kafasını yavaşça ağacın olduğu yere çevirdiğinde bir zamanlar evinde çalışan ve göz ucuyla bile bakmaya utandığı İsabel'in cansız bedenini gördüğünde yere yığılmıştı. Hizmetçilere baktı ve bağırarak:
-Ne duruyorsunuz?! Çıkarın onu!
Dışarda bir hareketlilik olduğunu gören evin hanımı ve kızı Julia dışarı çıkarak gürültünün olduğu yere gitmişlerdi. Köy halkı ve hizmetçilerin oluşturduğu kalabalığı dağıtarak
Evin Hanımı:
-Neler oluyor burada? Herkes işine gücüne baksın! Burada ne yaptığınızı san-
Gözleri İsabel'in cansız bedenine iliştiğinde içi ürpermişti. Kızı Julia da saşkınlık içerisinde kalakalmıştı.
Daniel:
-Onu kiliseye götürün! Cenaze işleriyle bizzat ilgileneceğim.
Herkes o an hiç yaşanmamış gibi günlük işlerine devam etmeye karar vermişti. Evin kahyası Lord Wilhelm'e rapor vermek için çalışma odasına gitmişti.
Wilhelm:
-Bende seni bekliyordum Richard. Aşağıdaki bu karmaşa da neyin nesi böyle?
Kahya Richard:
-Emrinizde olan bir köle, evin karşısında bulunan ağaca kendini aşarak intihar etti. Evin büyük beyi Daniel cenaze işleri ile ilgileneceğini söyledi.
Wilhelm:
-Bunun için daha sessiz ve göz önünde olmayan bir yere gidebilirdi. Tüm şu karmaşaya bak Tanrı aşkına! Bu karmaşaya neden olan kölenin adı nedir?
Kahya Richard:
-Kölenin adı İsabella lordum.
Wilhelm:
-O güzelliği ile tüm şeytanların bakışlarını üzerine çekti demek. Ona okuma yazmayı öğrettiğimde çok heyecanlanmıştı. Onu buraya getirdiğimde daha 8 yaşındaydı. Elimde olsaydı onun için çok şey yapmak isterdim. Biliyorsun Richard, itibar bizim için çok önemlidir. Yanlış söylemlere dedikodulara yol açmak istemedim. Keşke bir ailesi olsaydı. O zaman bir köle değil de bir hizmetçi olur ve en azından iyi biriyle evlenip yuva kurabilirdi.
Masasında oturup öylece uzaklara baktı ve bir süre aşağıdakileri izledi. Ellerini başının arasına koydu ve bir süre daha dalıp gitti. Kahya hala Lord'un emir vermesini bekliyordu.
Kahya:
-Lordum?
Wilhelm düşüncelerinden arınarak ayağı kalktı ve elini kahyanın omzuna koydu.
Wilhelm:
-Dünyada ilahi adalet nasıl işler bilmiyorum. Cenazenin o ağacın altına gömülmesini emrediyorum. Belki içlerinde biraz vicdanı olan insanlar canını aldıkları masum çocuk için af dilerler.
Aile halkı her nekadar karşı çıksada İsabella, günlüğü, bir kaç okuma kitabı ve yırtık kıyafetleri ile o ağacın altına gömüldü ve zamanla unutuldu.
Bölüm etkileşimi
