2.Bölüm

Vaveyla Yazarı: Senanur Küçük

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 25Şu an: 2.Bölüm

Günümüz; 20 Eylül 2024

"Rose eşyalarını kolilere yerleştirmen gerektiğini sana kaç kere söylemem gerekiyor biraz acele edemez misin? "

Rose, 16 yaşında zayıf, orta boylu, uzun siyah saçlı ve yeşil gözlü bir kızdı. Bu sene liseye başlayacaktı. Hayatı New York da geçmiş ve burada çok fazla arkadaşı vardı. Ailesinin birden taşınma kararı alması onu sinirlendirmişti.

Rose bıkkın bir ifadeyle:

-Neden? Neden buradan taşınmamız gerekiyor? En azından bana bunu açıklayamaz mısınız?

Rose'un annesi Suzanne:

-Şu an bunun zamanı değil. Oraya gittiğimizde sana her şeyi anlatacağız. Şimdi lütfen dediklerimi yap Rose.

Rose eşyaları yerleştiren annesinin yanına giderek onu kendisine bakmaya zorladı;

-Bana bak ve bana bunun sebebinin ucube kardeşim Amber yüzünden olmadığını söyle!

Susanne başını ellerinin alasına alarak saçlarını geriye doğru attı ve derin bir nefes aldı.

Suzanne:

-Kardeşin hakkında düzgün konuş lütfen o bir ucube değil. Sırf sen inanmıyorsun diye bazı şeylerin varlığı yer yüzünden silinmiyor Rose! Lütfen biraz olsun bize yardımcı olamaz mısın?

Rose:

-Sizin şu cadı saçmalığınız yüzünden hayatım altüst oldu. Sırf bu saçmalık yüzünden koskoca şehiri terk edip Tanrı'nın bile unuttuğu lanetli bir eve taşınmak istemiyorum.

Suzanne sakinleşmek için masanın üstünde bulunan sürahiden bardağa su koydu ve bir sandalyeye oturarak alnını oğuşturdu.

Suzanne:

-Sen doğduğunda oldukça mutluyduk. Bir şehire taşınıp orada sen 13 yaşına gelene kadar çalışıp para biriktirerek yeni bir yere taşınma kararı almıştık ama sen 13 yaşına geldiğinde henüz güçlerini açığa çıkarmamıştın. Bizde sana bu konu hakkında hiç bir şey söylemeden hayatımıza normal bir şekilde devam etme kararı aldık.

Rose:

-Amber şu an 13 yaşında ve özel güçleri olan bir cadı öyle mi? Hah cidden, peki sende bir orman perisi misin? Babam bir elf mi? Kulakları neden sivri değil peki? Buldum! Yoksa-

Suzanne, Rose'un dediklerine daha fazla dayanamadı ve ayağı kalkarak ellerini yukarı kaldırıp bezgin bir şekilde dizlerine vurdu ve etrafa bakınarak:

-Tamam, artık yeter. Senden bir şey istemiyorum. İstediğini yap ama gün batımında burada ol. Eşyalarımızın çoğu eve yerleştirildi. Sadece bu koliler kaldı onları da yeni eve taşıyıp eşyaları yerleştireceğiz. Baban birazdan buraya gelir eşyaları kamyonete yükleyip eve gideceğiz.

Rose:

-Tamam, en azından arkadaşlarımla vedalaşmak için biraz daha zamanım var. Amber nerede?

Suzanne:

-O çoktan eve gitti. Odasına eşyalarını yerleştiriyor.

Rose bıkkınlıkla:

-Peki, öyleyse ben gidiyorum. Fazla uzaklaşmam ve telefonumda yanımda.

Suzanne:

-Unutma, gün batımında burada ol. Benim yakut gözlü güzel kızım gel sana sarılayım.

Rose annesine sarıldı. Suzanne kızının saçlarını okşayarak:

-Sana haksızlık ettiğimiz ve her şeyi anlamanı beklediğimiz için üzgünüm tatlım. Bunlar senin için çok yeni. Umarım yeni hayatımıza alışabilirsin.

Rose annesinin kollarından ayrılarak:

-Başka seçeneği yok, biliyorsun.

Gülümseyerek dışarı çıktı ve bisikleti ile birlikte etrafta dolaşmaya başladı.

Tüm bu olanların hepsi bir saçmalık! Cadılar mı? Onlar varsa bile hepsi kilise tarafından yakılmıştır. Amber normal bir çocuktu takii o pislik onu göle atana kadar Tanrım o domuz Louis'i öldürmek için hala geç değil gibi...

Amber o zaman tam 13 yaşına girmişti. Okulda onun arkadaşları ve öğretmenleri ile birlikte onun için parti hazırlığı yapıyorduk. Her şey güzel bir şekilde ilerliyordu. Amber pudra rengi dizlerine kadar gelen pembe bir elbise giymişti, upuzun kahverengi saçları beline kadar geliyordu. Açık kahverengi gözleri ışık saçıyordu. Okulun son dersinde doğum gününü kutladıktan sonra herkes evlerine dağılmıştı.

Amber kuğulu parka gidip arkadaşları ile biraz daha vakit geçirmek istedi. Bende onlarla beraber oraya gittim. İlk başta çocuklarla uğraşmak istememiştim ama sanki orada olmam gerekiyormuş gibi hissettim. İyi ki de gitmişim, çünkü kardeşim bir domuz tarafından göle itildi. Hiç tereddüt etmeden koşarak göle atladım. Kardeşim gölün içinde çırpınarak daha da dibe batıyordu. Bir süre sonra bir ışık belirdi ve aniden suyun altında gözlerini açtı. Ben elimden geldiğince onu suyun içinden çıkarmak için uğraştım. Dışarı çıktığımızda o domuz "o kız bir ucube " Diye bağırarak kaçıyordu. Kalan bir kaç kişiye ne olduğunu sorduğumda Louis ile konuşurken bir kaç dakika sonra onu göle attığını söylediler. Onlarda ne olduğunu bilmiyordu. Annemi ve babamı arayıp bizi almalarını istedim.

Sonra Amber annemle konuşunca annem ciddi bir ifadeyle babamı çağırdı. Sonrasında taşınma kararı aldık.

O ışık neydi öyle, boş versene hepsi saçmalık.

Rose dalgın bir şekilde ilerlerken arabanın hızla ona doğuru geldiğini fark edememişti, direksiyonu kırmak için de artık çok geç kalmıştı. Şöfor hızla arabanın frenine bassada kazadan kaçamamıştı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

284okunma 5beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.