5. bölüm / 25
Perili Evin Hayaletleri5.bölüm
Bölümler 25Şu an: 5.bölüm
- 1 1.Bölüm623 kelime
- 2 2.Bölüm681 kelime
- 3 3.Bölüm800 kelime
- 4 4. Bölüm819 kelime
- 5 5.bölüm556 kelime · Okuduğun bölüm
- 6 6.Bölüm619 kelime
- 7 7.Bölüm876 kelime
- 8 8.Bölüm405 kelime
- 9 9.Bölüm437 kelime
- 10 10.Bölüm469 kelime
- 11 11.Bölüm519 kelime
- 12 12.Bölüm463 kelime
- 13 13.Bölüm494 kelime
- 14 14.Bölüm656 kelime
- 15 15.Bölüm655 kelime
- 16 16. Bölüm770 kelime
- 17 17.Bölüm649 kelime
- 18 18.Bölüm558 kelime
- 19 19.Bölüm568 kelime
- 20 20.Bölüm645 kelime
- 21 21. Bölüm705 kelime
- 22 22.Bölüm1.301 kelime
- 23 23.Bölüm702 kelime
- 24 24.Bölüm652 kelime
- 25 25. Bölüm434 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Ertesi gün okul üniformalarımız gelmişti. Kutuda kahverengi, beyaz çizgili hırka, süveterler, kırmızı kıravat ve pileli kahverengi bir etek vardı. Amber formasını alarak heyecanla odasına koştu. Bende formamı alıp odama çıktım. Üzerimi giydim, saçlarım belime kadardı. Akşam yatmadan önce saçlarımı örmüştüm. Örgülerimi çözdüğümde saçlarım dalgalıdı. Düzgün görünmesi için hafifçe taradım.Saçlarımı arkaya doğru attım. Amber da hazırlanıp aşağı indi. Kapının önünde iki tane çalı süpürgesi vardı.
Annem ve babam süpürgeleri alarak birbirlerine bakıp gülümsediler.
Rose:
-Hayır, sakın söylemeyin. Süpürgeyle uçarak okula mı gideceğiz?
Suzanne:
-Biz bir şey demedik sen çoktan olayı anladın.
Alex:
-Süpürge sürmeyeli uzun zaman olmuştu.
Rose:
-Yani, bu güvenli mi?
Amber:
-Yaşasın! Her şey okuduğum masallardaki gibi.
Rose tepkisiz bir biçimde Amber'a baktı.
Rose:
-Ciddisin?
Alex :
-Hadi binin.
Rose :
-Ben yürüyeceğim.
Suzanne:
-Orası çok uzak. Rose bin hadi.
Rose:
-Tanrım bunu yaptığıma inanamıyorum.
Amber çoktan babasının süpürgesine binmişti, Rose da annesi ile süpürgeye bindi.
Suzanne :
-Kızlar hazır mısınız?
Amber:
-Evet!
Rose:
-Hayır!
Suzanne:
-Öylesine sormuştum.
Rose:
-Aaaaaaa! Bu çılgınlık!
Diyerek süpürge ile uçmaya başladılar. Alex ve Amber hemen arkalarından geliyordu.
Amber:
-Tıpkı peri masalları gibi! Huuu huuuğğ!
Etrafımızda süpürgelerle uçanları gördüğümüzde okula yaklaştığımızı anlamıştık.
Okulun bahçesine geldiğimizde durduk ve yavaşça aşağı inip süpürglerden indik. Müdire yeni gelen öğrencilerin okulun ana salonunda toplanmasını istedi.
Amber ile birlikte içeri geçtiğimizde, Amber kendi yaşıtlarının olduğu alana doğru yönlendi. Ben öylece ortada kalmıştım. Annem ile babam Müdire ile konuşmak için salonda bulunan merdivenlerden yukarıya çıktılar.
Müdire:
-Alex, Suzanne hoş geldiniz sizi görmeyeli çok uzun zaman oldu. Bütün oturun size çay ikram edeyim.
Masasının önünde karşılıklı bir şekilde bulunan tekli koltuklara oturdular. Müdire masanın arkasındaki geniş, deri sandalyeye oturdu. Müdire elini şıklattığında çaydanlık takımları havada süzülerek masaya doğru geldi. Çaydanlık bardaklara çayı döktü ve bardaklar süzülerek masanın üzerine kondular.
Suzanne:
-Evet, uzun zaman oldu, May hala görüşmeyeli nasılsın?
Müdire:
-Ben iyiyim fakat sizi çok telaşlı görüyorum. Bir sorun mu var?
Alex:
-Evet, sorun şu ki Rose'un güçleri uyandı.
Müdire:
-Evet, görünce bende şaşırdım. Sadece Amber okula kayıt olacak sanıyordum. Güçleri biraz geç olsada uyandı bu iyi bir şey değil mi? O bir cadı sonuçta aksi düşünülemezdi bile!
Suzanne:
-Sanırım o ölülerle konuşuyor. Aynı zamanda onları görebiliyorda.
Müdire:
-Ohh Ulu Tanrım ! Siz ciddi misiniz?
Alex:
-Evet ama belki de bu geçici bir süreliğine olabilir.
Müdire:
-Biraz sakın olup her şeyi baştan anlatmaya ne dersiniz. Böylece sizi daha iyi anlayabilirim.
Suzanne:
-Biz buraya taşınacağımız sırada, evde kalan bir kaç eşyayı da kolilere yerleştiriyordum. Rose ile bir süre tartıştık ve hava almak için dışarı çıktı. Bisikletini de alarak uzaklaştı. Yolda bisikletini sürerken ona araba çarpmış. Bunu duyduğumda tüylerim diken diken olmuştu. Telaşla hastaneye gittim ve kolu ve bacağı kırılmış bir halde orada öylece baygın yatıyordu. Bir kaç gün boyunca değişen bir şey yoktu. Sonra Rose'un yanına tekrar geldiğim sırada Alex hastanenin kantininde yemek yiyordu. Birimiz eve eşyaları yerleştirirken diğerimiz Rose'a refakat ediyordu. Birden etraf sarsılmaya başladığında Alex koşarak Rose'un odasına doğru geliyordu. Alexle orada karşılaşıp odaya girdik. Rose gözlerinden ışık saçıyor havada süzülüyordu. Onu kendine getirdiğimizde hızlıca eve doğru yol aldık ve Rose hastanedeki hayaletlerle konuştuğunu söyledi ve içlerinden birinin yarı ölü olduğunu sanırım adı jeremain dı. Sonra kilise tarafından öldürüldürülen atalarımızı gördüğünü söyledi.
Müdire:
-Anlıyorum. Daha önce bu tarz güçleri olan bir cadı ile karşılaşmadım. Okul kütüphanesine gidip durumu araştıracağım. Belkide daha önce bu güçlere sahip olan birileri vardır. İçinizi ferah tutun burada ona yol göstermek için varız.
Bölüm etkileşimi
