17. bölüm / 25
Perili Evin Hayaletleri17.Bölüm
Bölümler 25Şu an: 17.Bölüm
- 1 1.Bölüm623 kelime
- 2 2.Bölüm681 kelime
- 3 3.Bölüm800 kelime
- 4 4. Bölüm819 kelime
- 5 5.bölüm556 kelime
- 6 6.Bölüm619 kelime
- 7 7.Bölüm876 kelime
- 8 8.Bölüm405 kelime
- 9 9.Bölüm437 kelime
- 10 10.Bölüm469 kelime
- 11 11.Bölüm519 kelime
- 12 12.Bölüm463 kelime
- 13 13.Bölüm494 kelime
- 14 14.Bölüm656 kelime
- 15 15.Bölüm655 kelime
- 16 16. Bölüm770 kelime
- 17 17.Bölüm649 kelime · Okuduğun bölüm
- 18 18.Bölüm558 kelime
- 19 19.Bölüm568 kelime
- 20 20.Bölüm645 kelime
- 21 21. Bölüm705 kelime
- 22 22.Bölüm1.301 kelime
- 23 23.Bölüm702 kelime
- 24 24.Bölüm652 kelime
- 25 25. Bölüm434 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Salonda derin bir sessizlik oluşmuştu. Hayaletler ayaklarındaki zincirlerle orada kalakalmışlardı. Öfkeleri yüzlerinden okunuyordu. Bir süre sonra Daniel, Rose'un odasından aşağı ve merdivenlerin sonunda durdu. İsabel, yavaşca merdivenlerden aşağı indi. Daniel ona elini uzattı. İsabel onun elini tuttu.
Daniel:
-Korkacak bir şey yok, kaybedecek bir şey yok. Yanındayım, bu sefer yanındayım.
İsabel gülümseyerek:
-Teşekkür ederim.
İkisi de Rose'un yanına geldilerder.
Rose:
-İsabel, kararını vermek için hazır mısın?
İsabel'in gözleri dolmuştu ama bu haldeyken bile acı içinde gülümseyerek cevap verdi:
-Hazırım, daha önce hiç olmadığım kadar.
İlk başta sesi güçlü ve kendinden emin bir şekilde çıksa da sonlara doğru sesi bir fısıltı gibi ve tizdi.
Rose elini yukarı kaldırdığında yeşil alevlerin arasında bir kontrat çıktığında tüm meraklı bakışlar, Rose'un üzerindeydi.
Rosa :
-Kitapta yazılanlara kısa bir göz gezdirdim. Sana iki seçenek sunacağım, İsabel. Ya onları affedersin ve onlar cennete gider veya arafta kalırlar ya da sana yaptıkları her şey için yargılanmalarını sağlayıp onları hak ettikleri yere yollarsın seçim senin ama şunu unutma seçimini yapıp bu kontratı imzaladığında asla ve asla geri alamazsın.
Maria ve Julia'nın gözleri yerinden çıkmış gibi öfkeyle bakıyorlardı. Julia stresten tırnaklarını yemeye başlamıştı. Ne yapacaklarını bilemez halde bir birlerine bakıyorlardı. İsabel onların bu hallerini izliyordu. Rose, İsabel'in karar vermek için ne beklediğini anlamıyordu. Ona göre cevap oldukça basitti.
Julia sinirle İsabel'in yakasına yapışarak:
-Sen! Senin yüzünden cehennemde çürümeyeceğim! Anlıyor musun? Sen basit bir köle, savaş esiri olan birisin! Biz seni almasaydık başına geleceklerden haberin var mı? Ha! Babam seni almasaydı çoktan bir geneleve satılmıştın!
Rose öfkeyle bir hamle yapacağı sırada Daniel, İsabel ile Julia'nın arasına girdi ve Julia'ya sert bir tokat attı.
Maria, Daniel'ı gömleğinin kolundan tutup çekiştirerek
-Buna nasıl cürret edersin! O senin kız kardeşin! Dediklerinde haklı biz ona iyi bile baktık! Baban ona okuma yazma bile öğretti! Hangi kölenin böyle bir hakkı oldu ki?
Daniel, Maria'yı itti :
-Siz, yaptığınız onca kötülükten sonra af dilemek yerine yüzsüzce haklı çıkmaya çalışıyorsunuz! Hiç mi vicdanınız yok!
Daniel başını ellerinin arasına alarak:
-Hem fiziksel hem pisikolojik! Yapmadığınız bir şey kalmamış! Ben daha anlattıklarının yarısını bile dinlemeyi kaldıramadım! Siz benim hiç bir şeyim değilsiniz!
Daniel'in sinirden elleri titriyordu.
Rose derin bir nefes alarak sinirlerini yatıştırmaya çalışıyordu. Ailenin diğer üyeleri ise konunun dışında kalmayı tercih ediyorlardı.
Rose İsabel'in gözlerinden süzülen yaşlarını gördüğünde artık etrafa yayılan yeşil ışıkları kontrol edemiyordu. Rose havada süzülerek İsabel'in yanına geldi ve ona sıkıca sarılmak istedi ama bunu yapamazdı. Bu yüzden sadece ona baktı.
Rose:
- İsabel, imzala ve cehenneme gitmelerini söyle lütfen. Kendimi tutmaya çalışmakta zorlanıyorum.
İsabel:
-Ben kararımı verdim. Cehenneme gidin sürtükler! Bana yaptığınız her şey için cayır cayır yanın! Sonuna kadar ne bekledim bilmiyorum ama sizin gibi kibirli insanlarda vicdan aramak... Sadece defolun.
Rose keyifle gülümseyerek:
-Buyur canım! Kalem burada.
İsabel imzayı attığı anda Maria ve Julia'nın etrafı yeşil alevlerle sarıldı ve çığlıklar eşliğinde ortadan kayboldular.
Rose çığlık attıkları süre boyunca kulaklarını tıkadı. Diğerleri de aynını yaptılar.
Rose:
-Son anlarında bile rahatsız edicilerdi.
Dedikten sonra kalan iki hayalete baktı.
Rose:
-Evet, her şey Hall olduğuna göre sizde gidebilirsiniz. Biraz kafa dinlemem lazım.
Daniel:
-Evet, haklısın bizde seninle bu konuyu konuşacaktık. Yeşil ışıkların ne kadar güzel. Hahaha bence ayakların biraz yere basmalı değil mi?
Rose Daniel'e sert bir bakış attı.
İsabel :
-Rose aslında bunu Daniel'den ben istedim. Kölelerin olmadığı bu dünyayı daha iyi tanımak istiyorum. Biraz burada kalmak istedim.
Rose:
-Daniel, bu evden dışarı çıkamadığınızı söylediniz. Sonra sen diğer hayaletleri görmek için gittiğini söyledin. Annen ve kardeşini de zor getirdim. Bunu biraz açıklar mısın?
Daniel:
-Bu ev sıradan değil. Konumu gereği farklı yerlere farklı kapılar açıyor ve açtığımız her kapıda farklı bir yere gidiyoruz. Sadece hayaletlerin buluştuğu yerlerde oluyoruz. Toplu katliam, savaş alamları, toplu mezarlar, birden fazla kişinin öldüğü yerlere gidebiliyoruz.
Rose:
-Anladım kitapta da bu ev sahipliği olayı yazıyordu. Bu ev hakkında araştırma yapmam gerek. Kararınıza saygı duyuyorum.
Daniel:
-O zaman biz gidiyoruz.
Rose:
-Dur! Alttaki eşyalar ne olacak?
Daniel:
-Artık onlara kimsenin ihtiyacı yok. İstediğinizi yapabilirsiniz. Arada bir sizi ziyaret ederiz görüşürüz.
Bölüm etkileşimi
