NAELİTH ARVEN kitap kapağı

29. bölüm / 32

NAELİTH ARVEN

YİRMİ DOKUZUNCU BÖLÜM

Vaveyla Yazarı: Buse BAL

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 32Şu an: YİRMİ DOKUZUNCU BÖLÜM

Gece, sarayın kulelerinin üzerine ağır ağır çökerken Valyria'nın ejder taşı duvarlarının arasında yalnızca insanların bilmediği bir başka sessizlik de dolaşıyordu.
Sarayın kuzey kanadının gerisinde, bahçelerin karanlığa karıştığı yüksek taşlık bölümde devasa bir gölge hareketsiz duruyordu.
Ludex.
Kanatlarını bedenine yakın toplamış, başını hafifçe aşağı eğmişti. Gözleri sarayın gizli bahçesine çevrilmişti.
Gümüş ıhlamurun altında iki insan vardı.
Diana.
Ve Kral İgor.
Ludex'in bakışları bir süre ikisinin üzerinde kaldı.
Aralarındaki mesafe nedense ona gereğinden fazla az geldi.
Bilmek de istemiyordu.
Göğsünün derinlerinde, uzun zamandır hissetmediği tuhaf bir sıkışma yükseldi. Ne öfkeye benziyordu ne de tehdit karşısında duyduğu o kadim alarma. Daha anlamsız, daha rahatsız edici, daha baskın bir şeydi.
Kral İgor Diana'ya doğru biraz eğildiğinde Ludex'in pençeleri taş zemine istemsizce gömüldü.
Taşın yüzeyinde ince çatlaklar oluştu.
Ludex başını hafifçe kaldırdı.
Bu his Ludex için saçmalıktı.
Diana yalnızca Eryndor olabilirdi.
Bu yüzden gözetilmesi gerekiyordu.
Korunması gerekiyordu.
Hepsi buydu.
Ama düşünce, kendi zihninde kendine bile ikna edici gelmiyordu.
Bir an daha onları izledi.
Sonra gözlerinde donuk bir huzursuzluk belirdi.
Kadim bedeninin çevresindeki hava değişmeye başladı.
Önce pullarının arasından altın çizgiler yayıldı.
Göğsündeki rün sanki karanlığın içinde uyanmış gibi ışık verdi.
Ardından devasa kanatları, kemikleri ve pulları, görünmeyen bir kuvvetin içinde çözülüyormuşçasına ışığın içine çekildi.
Sanki gece, bir ejderhayı yutuyor ve yerine başka bir varlık bırakıyordu.
Koyu pullar söndü.
Boynuzlar ay ışığının içinde eridi.
Kanatlar, omuzlarının ardında altın kıvılcımlar hâlinde dağıldı.
Ve birkaç nefes sonra taşlığın üzerinde artık bir ejderha durmuyordu.
İki metreden uzun, insan ölçülerine göre bile fazlasıyla iri ve heybetli bir adam vardı.
Uzun beyaz saçları omuzlarından aşağı dökülüyor, ay ışığında neredeyse gümüş gibi parlıyordu. Açık teninin üzerinde, alnının tam ortasında ince altın çizgilerden oluşan kadim rün belirginleşmişti. Kehribarla altın arasında kalan gözleri ise hâlâ bir insana ait olamayacak kadar keskin görünüyordu.
Üzerindeki fildişi beyazı uzun giysinin altın işlemeleri ışıkla birlikte sanki canlıymış gibi parlıyordu.
Ludex birkaç saniye boyunca kıpırdamadı.
İnsan bedenine alışması gerekmiyordu.
Bu biçim de en az diğeri kadar ona aitti.
Yine de o an, insan yüzündeki rahatsızlığı gizlemek ejderha yüzündekinden daha zordu.
Bakışlarını tekrar aşağı çevirdi.
Kral İgor hâlâ Diana'nın yanındaydı.
Ludex'in çenesi hafifçe gerildi.
Bu görüntüden hoşlanmıyordu.
Neden hoşlanmadığını ise hâlâ bilmiyordu.
İçindeki bir dürtü ona gidip Diana'yı Kral İgor'dan uzaklaştırmasını, bir daha hiçbir erkeği ona bu kadar yaklaştırmamasını söylüyordu.
Diğer yanıysa bu düşüncenin ne kadar anlamsız olduğunu biliyor, karışmadan çekip gitmesini emrediyordu.
Ludex yaşadığı bu ikilemde soğukkanlılığını korumakta güçlük çekerken, zamanın başlangıcından itibaren var olan kadim bir ejderha olsa da hisleri karşısında ne kadar çaresiz kaldığını görüyordu.
Ludex birkaç dakika daha yerinden kıpırdamadı.
Aşağıdaki iki insan hâlâ konuşuyordu. Kral İgor'un yüzünde belli belirsiz bir gülümseme belirdiğinde Ludex'in bakışları daha da sertleşti.
Yeterdi.
İnsan bedeninin parmakları istemsizce yumruk olmuştu.
Bir an için gerçekten aşağı inmeyi düşündü.
Diana'yı oradan götürebilirdi.
Ya da Kral İgor'a gitmesini söyleyebilirdi.
Bu düşüncenin saçmalığı onu daha da öfkelendirdi.
Ne hakla?
Sorunun cevabı yoktu.
Ludex çenesini sıktı ve bakışlarını bahçeden zorla çekti.
Ardından insan bedenini saran ışık yeniden uyandı.
Altın rün önce alnında parladı. Sonra çizgiler boynuna, omuzlarına ve göğsüne yayıldı. İnsan biçiminin sınırları, karanlığın içinde kırılan bir yansıma gibi bulanıklaştı.
Kemikler büyüdü.
Omuzlarından karanlığı yaran devasa kanatlar açıldı.
Fildişi ve altın giysi, ışığın içinde eriyerek yerini birbirine kenetlenen koyu metalik pullara bıraktı. Boynuzları yeniden yükseldiğinde ay ışığı uçlarında kısa bir an parladı.
Birkaç nefes sonra Ludex'in kadim ejderha bedeni taşlığın üzerinde yeniden yükseliyordu.
Kanatlarını tek bir güçlü hareketle açtı.
Havanın basıncı yakınındaki otları ve kuru yaprakları savurdu.
Son kez aşağı baktı.
Diana hâlâ oradaydı.
Kral İgor da.
Ludex'in burnundan öfkeli sıcak bir nefes çıktı.
Sonra kendini gecenin içine bıraktı.
───
Ȳgha Mağarası'nın yüksek girişinden içeri girdiğinde ilk duyulan şey, taşa sertçe çarpan kuyruğunun sesiydi. Öyle ki kuyruğuyla taşı ve zemini dövüyor sanabilirdiniz.
Tok gürültü mağaranın derinliklerinde yankılandı.
Bir süre sessizlik oldu.
Sonra Nyx'in zihinsel sesi mağaranın karanlığında alaycı bir tebessüm gibi yayıldı.
Birini mi yedin, yoksa yiyemediğin için mi bu kadar öfkelisin?
Ludex cevap vermedi.
Kanatlarını gereğinden sert biçimde bedenine kapattı ve sert adımlarla mağaranın geniş taş platformlarından birine huysuzca geçti.
Nox başını kaldırdı.
Koyu pullarının arasındaki rünler mağaranın içindeki soluk ışıkta belli belirsiz parlıyordu.
Bu kez Nyx haklı.
Ludex başını ona çevirdi.
Ne hakkında?
Bir şeye öfkeli olduğun hakkında.
Öfkeli değilim.
Nyx'in kuyruğunun ucu taş zeminde yavaşça kıvrıldı, aynı alaycılıkla sözlerine devam etti.
Elbette değilsin. Mağaraya girerken neredeyse dağı yalnızca nezaketinden ikiye böldün.
Asha, bulunduğu yüksek çıkıntıdan sakin bir hareketle başını çevirdi.
Nyx.
Tek kelime yeterliydi.
Nyx sustu.
En azından birkaç saniyeliğine.
Mare ise Ludex'i daha dikkatli süzüyordu.
Saraydaydın.
Bu bir soru değildi.
Ludex'in gözleri kısıldı.
Oradan geçtim.
Nyx'in zihinsel sesi yeniden duyuldu.
Elbette. İnsan sarayının çevresinden tesadüfen geçerken birden huysuzlanmış olmalısın. Bu çok anlaşılır bir sebep.
Ludex'in burnundan bu kez daha belirgin biçimde sıcak hava çıktı.
Mağaranın diğer tarafında duran Alba başını kaldırdı.
Son birkaç dakikadır olağan dışı derecede sessizdi.
Bu, Alba için başlı başına şüpheli bir durumdu.
Nox'un bakışları kısa bir an ona kaydı.
Alba bunu fark etti.
Hemen başka tarafa baktı.
Sonra, üzerindeki dikkati kendinden uzaklaştırmak istercesine gereğinden hızlı biçimde Ludex'e döndü.
Belki Ludex yalnızca kötü bir şey görmüştür.
Bir an durdu.
Kesin Ludex'i bu kadar rahatsız eden şey çok kötü bir şeydir. Korkunç. Öfkelendirici. Üzerinde uzun uzun konuşmamız gereken bir şeydir.
Mare başını yavaşça Alba'ya çevirdi.
Alba'nın gözleri büyüdü.
Ne?
Nox hiçbir şey söylemedi.
Ama bakışı Alba'nın üzerinde bir nefes kadar fazla kaldı.
Alba bunu da fark etti.
Ve ilk kez o gece, Ludex'in huysuzluğunun kendi başına gelmiş en güzel şey olabileceğini düşündü.
Asha bulunduğu çıkıntıdan ağır ağır aşağı indi.
Kanatlarını toplarken gözleri Ludex'in üzerinde kaldı.
Ne gördün?
Ludex başını ona çevirmedi.
Hiçbir şey.
Mare bu kez daha açık biçimde yaklaştı.
Hiçbir şey seni böyle deliye döndürmez.
Ludex'in kuyruğu taş zeminde bir kez daha sertçe kıvrıldı.
Abartıyorsunuz.
Nyx'in zihinsel sesi hemen araya girdi.
Hayır. Sen küçümsüyorsun.
Ludex sonunda ona baktı.
Nyx'in bakışlarında o tanıdık alay vardı ama bu kez altında başka bir şey de saklıydı.
Bir sezgi.
Tutkunun, arzunun ve aşkın neye benzediğini diğerlerinden daha iyi tanıyan bir ejderhanın sezgisi.
Sarayda ne gördün, Ludex?
Seni ilgilendirmez, Nyx!
Nyx'in gözleri hafifçe kısıldı.
Evet Ludex, beni ilgilendirmez. Ama seni belli ki fazlasıyla ilgilendiren bir şey.
Ludex'in burnundan bu sefer tehditkâr bir biçimde sıcak hava çıktı.
Mare araya girdi.
Kim vardı orada? Ne oldu Ludex, sorun nedir?
Kısa bir sessizlik oldu.
Ludex cevap vermek istemedi.
Ama bunu istememesi, diğerlerinin merakını daha da artırdı.
Asha'nın sesi bu kez daha yumuşaktı.
Diana mı?
Ludex'in gözleri bir an ona kaydı.
Bu küçücük hareket yetti.
Nyx'in kuyruğu taş zeminde keyifle kıvrıldı.
Ah, şimdi anladım.
Ludex'in bakışları sertleşti.
Neyi anladın, Nyx?
Nyx'in zihinsel sesi neredeyse güler gibiydi.
Hiç. Yalnızca konu sonunda ilginç bir yere geldi.
Ortada ilginç hiçbir şey yok.
Elbette yoktur, Ludex.
Nyx başını hafifçe yana eğdi.
Dur tahmin edeyim, Ludex. Sen bir insan kadını başka bir insan erkeğinin yanında gördün ve sonra mağaraya dönüp son derece agresif ve huysuz bir ejderha olmaya karar verdin, yani öyle mi? Son derece sıradan bir şey yani.
Mare istemsizce Ludex'e baktı.
Asha hiçbir şey söylemedi ama bakışlarında dikkat vardı.
Ludex'in sabrı incelmeye başlamıştı.
Kral İgor ona fazla yakındı.
Söz zihinden çıktığı anda mağarada sessizlik oldu. Ludex bunu söylediğine anında pişman oldu.
Nyx ise tam tersine memnun görünüyordu. İstediği cevabı almıştı.
Fazla mı?
Ludex'in çenesi gerildi.
Gereğinden fazla.
Gereken mesafeyi kim belirliyor, Ludex?
Ludex cevap vermedi.
Nyx'in gözleri parladı.
Sen mi?
Ludex ona sertçe döndü ve uyaran bir tonda konuştu.
Nyx!
Sadece anlamaya çalışıyorum.
Nyx'in tonu masum değildi.
Çünkü anlattığın şey bana Eryndor olduğunu düşündüğümüz kişiyi korumaktan çok başka bir şeye benziyor.
Ludex'in kanatlarından biri istemsizce açıldı.
Hava mağaranın içinde ağırlaştı.
Asha bu kez uyarıcı biçimde konuştu.
Yeter Nyx, haddini aşma.
Ama Nyx hâlâ Ludex'e bakıyordu.
Birini, başka birinin yanında olmasından rahatsız olmak... onun bakışlarını paylaşmak istememek... aralarındaki mesafeye öfkelenmek...
Bir an durdu.
Bunların hepsi bana çok tanıdık geliyor. Malum, yaradılışım gereği bazı hisleri daha yakından tanıyorum...
Ludex'in gözleri daraldı.
Sen hiçbir şey bilmiyorsun, Nyx.
Nyx'in zihinsel sesi yumuşadı.
Ama alay tamamen kaybolmadı.
Belki. Ama tutku çoğu zaman kendini sahibinden önce ele verir.
Bu söz Ludex'i vurdu.
Bir anlığına mağarada yalnızca taşların arasından geçen sıcak hava duyuldu.
Ludex başını çevirdi ve kükredi. Ludex ilk defa bu kadar öfkelenmişti.
Yeter!
Mare bir adım daha yaklaştı.
Ludex—
Ludex bu kez onu da susturdu.
Bu konu tekrar açılmamak üzere kapandı.
Asha'nın bakışları üzerinde kaldı.
Konunun konuşulmasından rahatsız olduğun belli. Peki Ludex, konuşulmayacak.
Nyx hafifçe başını eğdi.
Aynı şekilde belli olan başka şeyler de var.
Ludex ona son kez baktı. Biraz daha zorlarsa hiç iyi olmayacaktı.
Sonra kanatlarını açtı.
Hareket o kadar ani oldu ki mağaranın içindeki gevşek taşlar yerlerinden oynadı.
Nereye gidiyorsun? diye sordu Mare.
Ludex girişe doğru ilerledi ve cevap vermedi.
Nyx'in zihinsel sesi arkasından geldi.
Bizimle konuşmaktan kaçabilirsin Ludex ama kalbini ve aklını susturamazsın.
Ludex durmadı.
Biliyorum... Ne yazık ki biliyorum.
Ve birkaç saniye sonra devasa bedeni mağaranın ağzından gecenin içine karıştı.
Ludex'in kanat sesleri gecenin içinde kaybolduktan sonra mağarada birkaç nefeslik sessizlik kaldı.
Nyx girişe bakmayı sürdürüyordu.
Bence oldukça iyi bir konuşmaydı.
Asha başını ona çevirdi.
Biraz daha üzerine gitseydin seni parçalayacaktı, Nyx. Bize iyi davranıyor diye Ludex'in Ejderha Kralı olduğunu unutuyorsun. Sana acı şekilde hatırlatmadan davranışlarını düzeltmeni öneririm.
Nyx'in gözlerinde belli belirsiz bir eğlence parladı.
Ama gitmedim, Asha.
Mare ağır bir nefes verdi.
Çünkü Asha seni durdurdu, Nyx.
Önemsiz küçük ayrıntılara takılmayın bu kadar.
Mağaranın diğer tarafında Alba, Ludex'in gerçekten uzaklaştığından emin olmak istercesine girişe baktı.
Sonra farkında olmadan zihninin kıyısından belli belirsiz bir düşünce geçti.
Neyse ki bana dikkat etmiyorlar...
Yanındaki Nox başını yavaşça ona çevirdi.
Alba bir anlığına dondu.
Nox hiçbir şey söylemedi.
Sadece baktı.
Alba birkaç saniye boyunca onunla göz göze kaldı.
Ne oldu, Nox?
Nox'un koyu mavi gözlerinde belli belirsiz bir şüphe vardı.
Hiçbir şey.
Alba'nın kanatlarından biri tedirgince kıpırdadı.
O zaman neden öyle bakıyorsun?
Nasıl bakıyorum, Alba?
Bir şey biliyormuşsun gibi.
Nox'un bakışları biraz daha keskinleşti.
Ben öyle bir şey söylemedim, Alba.
Alba hemen başını diğer tarafa çevirdi.
Güzel. Söyleme zaten.
Nox'un kaş yerine geçen pullu çıkıntısı hafifçe yükseldi.
Bu cevap, Alba'nın vermeyeceği cevaplardan biriydi.
Alba da bunu yaklaşık bir nefes sonra fark etti.
Yani... söyleyecek bir şey olmadığı için söyleme.
Nyx'in başı yavaşça onlara döndü.
Alba bunu fark eder etmez gergince konuşmayı değiştirdi.
Ludex'in peşinden gitmeyecek miyiz?
Asha sakince cevap verdi.
Hayır. Biraz yalnız kalması gerekiyor.
Mare mağaranın girişine baktı.
Juliet öldüğü zamandan beri onu böyle görmemiştim.
Bu kez Nyx'in alaycılığı biraz azaldı.
Ben de.
Nox hâlâ Alba'ya bakıyordu.
Alba ise bunu görmezden gelme konusunda giderek daha başarısız oluyordu.
Ȳgha'nın derinliklerinde, binlerce yılın izlerini taşıyan taş duvarların arasında beş ejderha yeniden sessizliğe gömüldü.
Onlar insanlardan çok daha uzun yaşamış, krallıkların doğuşunu ve çöküşünü görmüşlerdi. İnsanların bugün efsane diye anlattığı çağların bazıları, onların hafızasında hâlâ canlı anılardı.
Yine de ne kadar uzun yaşarlarsa yaşasınlar bazı şeyler değişmiyordu.
Merak.
Korku.
Bağlılık.
Ve bazen, ne olduğunu kendilerinin bile anlayamadığı duygular.
Aşk gibi.
Özlem gibi.
Kıskançlık gibi.
Mare başını Asha'ya çevirdi.
Sence Nyx haklı mıydı?
Asha bir süre cevap vermedi.
Bakışları Ludex'in kaybolduğu karanlık girişte kaldı.
Bilmiyorum.
Sonra daha yavaş ekledi.
Ama Ludex'in bilmediği bir şeyi hissettiği kesin.
Sessizliği bu kez Nox bozdu.
Bakışlarını hâlâ Alba'dan ayırmamıştı.
Peki sen ne saklıyorsun?
Alba'nın başı ona döndü.
Ben mi?
Burada senden başka Alba yok.
Alba'nın kuyruğunun ucu huzursuzca kıpırdadı.
Hiçbir şey saklamıyorum.
Nox'un zihinsel sesi sakin kaldı.
Az önce kurtulduğunu düşündün.
Alba birkaç saniye cevap vermedi.
Sonra gereğinden hızlı konuştu.
Ludex'in öfkesi yüzünden. Hepimiz biraz gerildik. Ondan kurtulduğumu kastettim. Yani öfkesinden. Ortamdan. Konudan. Genel olarak...
Durdu.
Nox bakmaya devam ediyordu.
Neden hâlâ bakıyorsun?
Çünkü konuşmaya başladığından beri söylediğin her kelime seni daha şüpheli yapıyor.
Nyx'in ilgisi yeniden canlandı.
Şimdi bu ilginç konu oldukça dikkatimi çekti.
Alba hemen ona döndü.
Hayır, değil. Hiç ilginç değil. Hatta son derece sıkıcı. O kadar sıkıcı ki konuşmaya değmez.
Mare'nin gözlerinde belli belirsiz bir eğlence belirdi.
Alba.
Efendim, Mare?
Sana kimse bir şey yöneltmedi, neden kendini savunuyorsun?
Alba sustu.
Bu kez gerçekten sustu.
Asha onu birkaç nefes boyunca izledi. Diğerlerinin aksine bakışlarında şüpheden çok dikkat vardı.
Bir sorun mu var, Alba?
Alba'nın ifadesindeki gerginlik bir anlığına yumuşadı.
Hayır.
Asha biraz daha bekledi.
Alba başını eğdi.
Yani... büyük bir sorun değil. Büyük sayılmaz...
Nox'un bakışları keskinleşti.
Nyx ise neredeyse keyifle kuyruğunu taşın üzerinde kıvırdı.
Alba hemen toparlandı.
Ama konuşmak istemiyorum.
Asha'nın cevabı gecikmedi.
O zaman konuşmazsın.
Bu kadar basitti.
Alba başını kaldırıp ona baktı.
Asha üzerinde durmadı. Yalnızca eski yerine çekildi.
Mare de sorularını yuttu.
Nyx'in söyleyecek birkaç şeyi olduğu yüzünden belliydi ama Asha'nın bakışı onları başlamadan bitirdi.
Yalnızca Nox yerinden kıpırdamadı.
Alba biraz rahatlamıştı.
Tam kanatlarını gevşetirken Nox'un zihinsel sesi yalnızca ona ulaşacak kadar daraldı.
Ama elbet söyleyeceksin.
Alba hızla ona baktı.
Nox'un yüzünde alay yoktu.
Unutma, zihinlerimiz birbirine bağlı.
Alba'nın tedirginliği bir anlığına kayboldu.
Yerine başka bir şey geçti.
Suçluluk ve öfke.
Sonra hızla başını çevirdi.
Çok bilmiş.
Nox'un gözlerinde kısa bir parıltı belirdi.
Geveze.
Alba ona ters ters baktı.
Ben geveze değilim.
Mağaradaki dört baş aynı anda ona döndü.
Alba onların bakışlarını görünce sustu.
Bir nefes.
İki nefes.
Sonra başını mağaranın çıkışına çevirdi.
Biraz dolaşacağım.
Nyx hemen karşılık verdi.
Sen de mi hava almaya gidiyorsun?
Alba'nın kanatları açıldı.
Hayır. Sizden uzaklaşmaya gidiyorum.
Ve mağaranın girişine doğru ilerlerken Nox'un zihninde belli belirsiz bir eğlence kıpırdadı.
Alba bunu duydu.
Dönmeden cevap verdi.
Sakın konuşma, Nox.
Bu kez Nyx, ikisi arasındaki çekişmeye gerçekten güldü.
Alba'nın kanat sesleri de mağaranın dışındaki karanlıkta kaybolduğunda Nyx başını hafifçe salladı.
Kesinlikle bir şey saklıyor, ben size söyleyeyim.
Nox sakin ama iğneleyici bir alaycılıkla cevap verdi.
Bunu anlamak için tutkunun ejderhası olmana gerek yoktu.
Nyx ona baktı.
Bu gece ilgi benim üzerimde anlaşılan.
Mare'nin zihninde hafif bir eğlence kıpırdadı.
Belki sorun herkesin ilgisini çekmendedir, Nyx.
Nyx cevap vermek üzereydi ama Asha'nın bakışı onu susturdu.
Mağara yeniden sakinleşti.
Bir süre sonra Mare'nin gözleri girişe kaydı.
Ludex'in nereye gittiğini tahmin edebiliyorum.
Bu kez herkesin içindeki saygılı matem havası uyandı.
Nox başını hafifçe eğdi.
Ben de.
Nyx'in az önceki alayından eser kalmamıştı.
Hâlâ oraya gidiyor mu?
Asha'nın cevabı yavaş geldi.
Bazı alışkanlıklar birkaç yıl sürer. Bazıları birkaç ömür.
Mare derin bir nefes aldı.
Onların ömürlerinde yüzyıllar, insanların hayatındaki mevsimler kadar hızlı geçebiliyordu. Krallar doğmuş, hüküm sürmüş ve ölmüştü. Sınırlar değişmiş, diller dönüşmüş, şehirler toprağa karışmıştı.
Fakat bazı isimler zamanın içinden silinmemişti.
~Juliet gibi~
Nyx başını taş zemine doğru indirdi.
İnsanların onu hatırladığını sanmıyorum.
Asha'nın bakışları mağaranın kadim duvarlarına kaydı.
İnsanlar pek çok şeyi unutur.
Nox sessizce ekledi.
Bizi bile.
Bu sözün ardından kısa bir sessizlik oluştu.
Bir zamanlar insanların ejderhaların yalnızca gökyüzünde uçan dev yaratıklar olmadığını bildikleri çağlar vardı. Onlarca ejderhanın varlığının sürdüğü zamanlar... Onların zihinlerini, dillerini, hatta başka biçimlere bürünebildiklerini bilen insanlar yaşamıştı.
Şimdiyse geriye yalnızca yarım kalmış efsaneler, bozulan hikâyeler, birkaç kadim sembol ve altı kadim ejderha kalmıştı.
Mare'nin sesi sessizliği bozdu.
Belki böylesi daha iyi.
Nyx başını kaldırdı.
Buna gerçekten inanıyor musun?
Mare cevap vermedi.
Asha ise mağaranın karanlık girişine baktı.
Çok uzaklarda, gecenin içinde tek bir ejderhanın kanatları Valyria topraklarının üzerinden geçiyordu.
Ve nereye gittiğini hepsi biliyordu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

11okunma 3beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 139

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile sırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18