NAELİTH ARVEN kitap kapağı

6. bölüm / 33

NAELİTH ARVEN

ALTINCI BÖLÜM

Vaveyla Yazarı: Buse BAL

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 33Şu an: ALTINCI BÖLÜM

Sabahın ilk ışıkları Avalon Sarayı'nın beyaz Aytaşı duvarlarına vururken, uzun koridorlar yavaş yavaş canlanmaya başlamıştı. Yüksek kemerlerden süzülen gün ışığı cilalı mermer zeminde yumuşak yansımalar oluşturuyor, hizmetkârlar sessiz adımlarla günlük hazırlıklarını tamamlıyor, muhafızlar nöbet değişimini her zamanki disiplinleriyle gerçekleştiriyordu.
Sarayın içinde yıllardır değişmeyen bir düzen hüküm sürüyordu. Hiç kimse yüksek sesle konuşmuyor, herkes olması gereken yerde bulunuyordu.
Bu düzenin tam ortasında ağır ama kendinden emin adımlarla yürüyen bir adam vardı.
Lord Longman.
İlk bakışta dikkat çeken biri değildi. Belki de onu etkileyici yapan tam olarak buydu.
Yaklaşık ellili yaşlarının başındaydı. Yakından bakılmadıkça fark edilmeyen kırlar, kısa kesilmiş kumral saçlarının şakaklarına usulca yerleşmişti. Temiz tıraşlı yüzü sert hatlara sahip olmasına rağmen kaba görünmüyor, hafif buğday teni yılların yorgunluğunu zarif bir olgunluğa dönüştürüyordu.
Ela gözleri ilk bakışta güven veren bir sıcaklık taşıyor gibiydi; insanı dinleyen, sözünü önemseyen bir devlet adamının bakışları...
Yaklaşık 1,85 metre boyundaydı. Yaşına rağmen omuzları hâlâ dik, duruşu askerî disiplinini kaybetmemiş bir subayınki kadar düzgündü.
Üzerindeki açık gri resmî üniforma kusursuzdu. Tek bir kırışıklık bile yoktu. Gümüş düğmeleri sabah ışığında belli belirsiz parlıyor, yakasındaki rütbe işlemeleri gösterişten uzak ama inkâr edilemeyecek bir otorite taşıyordu.
Koridorda karşılaştığı herkes onu tanıyordu. Hizmetkârlar saygıyla eğiliyor, muhafızlar selam veriyor, memurlar ellerindeki dosyaları toparlayarak yol açıyordu.
Lord Longman ise her birine aynı ölçülü tebessümle karşılık veriyor, ne fazla samimi ne de soğuk davranıyordu.
Bu yüzden Avalon halkının büyük bölümü onu seviyordu.
Çünkü dışarıdan bakıldığında, ülkesini her şeyden çok düşünen çalışkan bir devlet adamından başka bir şeye benzemiyordu.
Tam merdivenlerden aşağı ineceği sırada, eski püskü kıyafetler giymiş yaşlı bir köylü çekinerek önüne çıktı.
“Affedersiniz, Lord Longman...”
Sesi titriyordu.
“Oğlum 3 aydır kuzey sınırından dönmedi. Bakanlığa defalarca dilekçe verdim ama...”
Adam cümlesini tamamlayamadı.
Lord Longman hiç acele etmeden durdu.
“Endişenizi anlıyorum.”
Sesi yumuşaktı.
“Dosyanızın yeniden incelenmesini bizzat isteyeceğim.”
Yaşlı adamın gözleri doldu.
“Tanrı sizi korusun, efendim.”
İki eliyle Lord Longman'ın elini kavradı.
Minnetle sıktı.
Lord Longman aynı sıcak tebessümü koruyarak karşılık verdi.
“Bu devlet, halkını unutmamalıdır.”
Yaşlı adam defalarca teşekkür ederek uzaklaştı.
Koridordaki birkaç görevli hayranlıkla olanları izlemişti.
“Böylesine yüksek makamda olup da halkı gerçekten dinleyen kaç kişi kaldı ki...” diye fısıldadı içlerinden biri.
Lord Longman yürümeye devam etti.
Köylü gözden kaybolur kaybolmaz...
Dudaklarındaki tebessüm yavaşça silindi.
Yüz kasları istemsizce gerildi.
Yalnızca bir an...
Kimsenin fark etmeyeceği kadar kısa bir an için burnunun kenarı hafifçe kırıştı.
Sanki elinde hâlâ o yaşlı adamın dokunuşunu hissediyordu.
Sessizce deri eldivenlerini çıkardı.
Yanından geçen uşağa baktı.
“Soğuk su.”
Uşak tek kelime etmeden eğildi.
Birkaç dakika sonra gümüş bir leğen ve temiz su getirildi.
Lord Longman ellerini uzun uzun yıkadı.
Parmaklarının arasını bile özenle ovaladı.
Yüzünde en küçük bir öfke yoktu.
Yalnızca...
Geçmek bilmeyen bir tiksinti.
Ellerini keten havluyla kuruladıktan sonra eldivenlerini yeniden giydi.
Yüzündeki ifade eski hâline döndü.
Sanki birkaç dakika önce hiçbir şey yaşanmamıştı.
Tam o sırada koridorun öbür ucundan genç bir subay yaklaştı.
“Lord Longman.”
“Evet?”
“Lady Leonora Emery, Savaş Bakanlığı'na gelmiş efendim.”
Lord Longman'ın ela gözlerinde belli belirsiz bir parıltı oluştu.
Öylesine kısa sürdü ki...
Dikkat etmeyen biri bunu yalnızca ışığın oyunu sanabilirdi.
“Öyle mi...” diye mırıldandı.
“Diana Emery'nin annesi... Andrew Emery'nin dul eşi.”
Dudaklarının kenarında zar zor seçilen nazik bir tebessüm belirdi.
“O hâlde...”
Üniformasının manşetini usulca düzeltti.
“Kendisini daha fazla bekletmeyelim.”
Ve ağır adımlarla koridorun sonuna doğru yürümeye başladı.
Savaş Bakanlığı'nın kabul salonunun ağır meşe kapıları iki muhafız tarafından sessizce açıldı. İçeride bekleyen kadın, kapının aralanmasıyla birlikte ağırbaşlı bir zarafetle ayağa kalktı.
Lady Leonora Emery...
Yıllar, yüzündeki asaletten pek bir şey eksiltmemişti. Omuzlarına dökülen kestane rengi saçlarının arasına birkaç beyaz tel karışmış, gözlerinin kenarında beliren ince çizgiler ise geçen zamanın sessiz izlerini taşıyordu.
Üzerindeki koyu lacivert elbise gösterişten uzaktı; ince işçiliği ve kusursuz dikimi ise Emery Hanesi'nin zarafetini yansıtıyordu.
Dışarıdan bakıldığında son derece sakindi. Yalnızca önünde kenetlediği ellerinin zaman zaman birbirini biraz daha sıkması, içinde büyüyen endişeyi ele veriyordu.
Lord Longman salona girer girmez her zamanki ölçülü tebessümünü takındı. Aralarındaki mesafeyi ağır adımlarla kapattıktan sonra başını hafifçe eğdi.
“Lady Leonora... Sizi yeniden görmek benim için bir memnuniyet. Keşke daha güzel şartlar altında karşılaşsaydık.”
Lady Leonora aynı nezaketle karşılık verdi.
“Lord Longman.”
Sesinde yalnızca soylu bir hanımefendinin yıllar içinde kusursuzlaştırdığı resmiyet vardı...
Lord Longman eliyle karşısındaki koltuğu işaret etti.
“Lütfen.”
İkisi de yerlerine oturduktan sonra salona kısa süreli bir sessizlik çöktü. Dışarıdan gelen ayak sesleri kalın taş duvarların arasında boğuluyor, odanın içindeki ağır havayı daha da belirgin hâle getiriyordu.
“Öncelikle...” dedi Lord Longman, sesi her zamanki kadar yumuşaktı. “Lady Diana'dan hâlâ haber alınamamış olmasından büyük üzüntü duyduğumu bilmenizi isterim. Majesteleri de bu meseleyle yakından ilgileniyor.”
Lady Leonora gözlerini bir an olsun onun üzerinden ayırmadı.
“Kızım beş yıldır Avalon Ordusu'na sadakatle hizmet etti, Lord Longman. Ardında tek bir disiplin cezası bile bırakmadı. Bu yüzden ortadan kaybolmasını kabullenemiyorum.”
Lord Longman başını anlayışla salladı.
“Elbette... Ben de aynı kanaatteyim.”
Sözlerini dikkatle seçiyordu.
“Bu yüzden bizzat yardımcı olmak istiyorum.”
Lady Leonora birkaç saniye sustu. Elindeki asıl belgeyi, Diana'nın gönderdiği ve koordinatların değiştirildiğini düşündüren o parşömeni söylemedi. Yalnızca gözlerini kısa süreliğine masaya indirip yeniden Lord Longman'e baktı.
“Kızım son mektubunda birliğinin görev yerinin değiştirildiğinden bahsetmişti. Ondan sonra kendisinden bir daha haber alamadım. Bildiğim tek şey bu.”
Lord Longman'ın yüzündeki tebessüm değişmedi.
“Anlıyorum.”
Ela gözleri birkaç saniye boyunca Lady Leonora'nın yüzünde gezindi. Sanki söylenen ve söylenmeyen tek bir kelimeyi bile kaçırmak istemiyordu.
“O hâlde gerisini biz araştıracağız.”
Sesi güven vericiydi.
“Size söz veriyorum, Lady Leonora. Savaş Bakanlığı bu dosyayı yeniden açacak.”
Lady Leonora başını hafifçe eğdi.
“Teşekkür ederim, Lord Longman.”
İki taraf da gülümsüyordu.
İki taraf da birbirine nezaket gösteriyordu.
Ama ikisi de masanın diğer ucunda oturan kişiye güvenmiyordu.
Lord Longman kısa süre sessiz kaldı. Parmak uçlarını masanın üzerinde birleştirmiş, düşünceli görünüyordu. Ardından ağır bir iç çekerek başını hafifçe eğdi.
“Lady Leonora... Bir anne olarak yaşadığınız belirsizliği tam anlamıyla anlayabileceğimi söyleyemem. Fakat şundan emin olmanızı isterim; Lady Diana yalnızca sizin kızınız değil, Avalon Ordusu'nun yetiştirdiği değerli subaylardan biridir. Onun akıbetini öğrenmek hepimizin görevidir.”
Sözleri ölçülüydü.
Lady Leonora sessizce dinledi.
Lord Longman konuşmasını sürdürdü.
“Bugüne kadar yürütülen araştırmaların tamamını yeniden inceleyeceğim. Gerekirse dosyayı sıfırdan ele alacağız. Hiçbir ayrıntının gözden kaçmayacağından emin olabilirsiniz.”
Lady Leonora'nın bakışlarında belli belirsiz bir yumuşama oldu. Bunun güven olup olmadığı anlaşılmıyordu. Belki yalnızca, karşısındaki adamın söylediklerini dikkatle tartıyordu.
“Bu inceliğiniz için teşekkür ederim, Lord Longman.”
Lord Longman başını hafifçe salladı.
“Rica ederim.”
Salona yeniden sessizlik çöktü.
Uzaktan bir saatin tok sesi duyuldu.
Lord Longman, masanın üzerindeki kalemlerden birini parmaklarının arasına aldı. Gözleri gelişigüzel masaya yönelmiş gibi görünse de dikkatinin tamamı Lady Leonora'nın üzerindeydi.
“Affederseniz...” dedi sakin bir sesle. “Lady Diana'nın size gönderdiği son mektupta dikkatinizi çeken sıra dışı herhangi bir ayrıntı var mıydı? Bazen önemsiz gibi görünen küçük bir bilgi bile araştırmanın seyrini değiştirebilir.”
Soru son derece doğaldı.
Baskı veya kuşku uyandıracak meraklı bir tavrı yoktu.
Sadece görevini yapan bir devlet adamının sorusu gibi duruyordu.
Lady Leonora gözlerini kısa süreliğine masaya indirdi.
“Hayır...”
Elindeki savaş bildirisinden söz etmeyecekti.
Henüz değil.
“Kızım yalnızca görev yerinin değiştirildiğini yazmıştı.”
Başını yeniden kaldırdı.
“Onun dışında olağan dışı bir şeyden bahsetmedi.”
Lord Longman birkaç saniye boyunca kadının yüzüne baktı.
Sonra yavaşça gülümsedi.
“Anlıyorum.”
Bunu söylerken sesinde en küçük bir hayal kırıklığı bile yoktu.
Ama ela gözlerinde beliren o kısa parıltı...
Bir şeylerin eksik olduğunu hissettiğini ele verecek kadar dikkatli bir okuyucu için yeterliydi.
Lord Longman, parmaklarının arasındaki kalemi usulca masaya bıraktı. Yüzündeki nazik tebessüm, en başından beri olduğu gibi yerini koruyordu.
Lady Leonora'nın verdiği cevaplar, konuşmayı uzatmayı gerektirecek kadar yeni değildi.
“Anlıyorum...” dedi sakince. “O hâlde elimizdeki bilgilerle ilerleyeceğiz.”
Ayağa kalkarken üniformasının önünü düzeltti. Hareketleri her zamanki kadar ölçülüydü.
“Lady Leonora, bu soruşturmanın bundan sonraki kısmını bizzat takip edeceğim. Yeni bir gelişme olur olmaz size haber verileceğinden emin olabilirsiniz.”
Lady Leonora da ayağa kalktı.
“İlginiz için teşekkür ederim, Lord Longman.”
“Bu benim görevim.”
Lord Longman kapıya kadar ona eşlik etti. Muhafızlardan biri ağır meşe kapıyı açarken Lady Leonora son kez başını eğerek selam verdi. Ardından ağır adımlarla koridorda gözden kayboldu.
Kapı usulca kapandı.
Salona yeniden sessizlik hâkim oldu.
Lord Longman birkaç saniye boyunca kapıya baktı. Ardından yavaşça masaya döndü. Az önce Lady Leonora'nın oturduğu sandalyeye göz gezdirdi. Masanın üzerinde unutulmuş herhangi bir eşya yoktu.
Dudaklarının kenarındaki tebessüm silinmedi.
“İçeri gel.”
Lord Longman'ın sesi odanın sessizliğini bozdu.
Kapı aynı hızla açıldı.
İçeri giren genç subay birkaç adım ilerledikten sonra sert bir hareketle hazır ola geçti.
“Teğmen Arthur Hale, efendim!”
Gözleri tam karşıya bakıyor, en küçük bir kıpırtı göstermiyordu. Yeni bir emir gelene kadar tek kelime etmeden bekledi.
Lord Longman pencereye doğru yürüdü. Ellerini arkasında birleştirerek avluyu seyretti. Bir süre konuşmadı.
“Lady Leonora Emery bugün buraya ilk kez gelmiyor.”
“Evet, efendim.”
“Bugünden sonra da gelmeye devam edecek.”
Kısa bir sessizlik oldu.
“Bundan sonra attığı her adım bana bildirilecek. Kimlerle görüştüğü, hangi resmî kayıtlara başvurduğu ve hangi kurumları ziyaret ettiği eksiksiz rapor edilecek. Fark edildiğinizi düşünmesine izin vermeyeceksiniz.”
Teğmen Arthur Hale'in sesi odada gür ve net yankılandı.
“Emredersiniz, efendim!”
Lord Longman başını hafifçe salladı.
“Görevine dönebilirsin.”
“Emredersiniz, efendim!”
Teğmen Arthur Hale nizami bir dönüş yaptı, ardından askerî yürüyüş düzenini bozmadan kapıya kadar ilerledi. Kapıya ulaştığında tekrar dönüşünü tamamladı, kapıyı sessizce açtı ve aynı disiplinle odadan ayrıldı.
Kapı kapandıktan sonra Lord Longman gözlerini avluda yürüyen insanlara çevirdi. Yüzünde yine aynı ağırbaşlı ifade vardı.
Hiç kimse, o anda verilen tek bir emrin, önümüzdeki günlerde Lady Leonora'nın attığı her adımı görünmez gözlerle takip ettireceğini bilmiyordu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

73okunma 19beğeni 3yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 147

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastik#felsefeGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18