MÜHÜR kitap kapağı

8. bölüm / 14

MÜHÜR

NEHİRİN ANLATIMI

Vaveyla Yazarı: Bahar Koyuncu

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 14Şu an: NEHİRİN ANLATIMI

Patlamanın ardından Nehir birkaç saniye boyunca hiçbir şey duyamadı.

Kulaklarında yalnızca uğultu vardı.

Yere düştüğünde kolunda ve bacağında sıyrıklar oluşmuştu. Alnının kenarında da küçük bir yara vardı. En çok da başındaki sarsıntı onu zorluyordu.

Gözlerini açmaya çalıştı.

Her şey bulanıktı.

— Kuzey...

Sesini çıkardığını sandı ama yalnızca çok hafif bir fısıltı duyuldu.

Başını kaldırmaya çalışınca şiddetli bir baş dönmesi hissetti.

Gözlerini tekrar kapattı.

Bayılma... Nehir, bayılma.

Ama bilinci direnmekte zorlanıyordu.

Dumanın arasından birinin yaklaştığını gördü.

Kuzey olduğunu sandı.

— Kuzey...

Elini uzatmaya çalıştı.

Fakat karşısındaki kişi Kuzey değildi.

Nehir bunu fark ettiğinde geri çekilmeye çalıştı.

— Sen...

Sesi güçsüzdü.

Patlamanın oluşturduğu kargaşa içinde saldırganlar onu hızla bölgeden uzaklaştırdı.

Nehir'in bilinci tamamen kapanmamıştı.

Çevresindeki sesleri duyabiliyordu.

Ara sıra gözlerini açıyor, sonra tekrar kapatıyordu.

Bir ara kendi kendine fısıldadı:

— Kuzey... beni bulur.

Sonra gözleri yeniden kapandı.

Ama bu kez tamamen bayılmadı.

Uzaklardan gelen sesleri hâlâ duyabiliyordu.

Ve zihninde yalnızca tek bir şey vardı:

Kuzey beni bulacak.

---

Kuzey ise hâlâ köyün içinde onu arıyordu.

Elindeki küçük kırmızı kumaş parçasına baktı.

Nehir'in elbisesinden kopmuştu.

Telsizini kaldırdı.

— Her ekibe haber verin. Nehir'in bilinci açık olabilir.

Sesi sertti.

Ama içindeki korku sesine yansıyordu.

— Onu canlı bulacağız.

Bir an durdu.

Sonra daha alçak bir sesle ekledi:

— Ben bulacağım.
Nehir gözlerini açtığında ilk fark ettiği şey soğuk taş zemindi.

Başını kaldırmaya çalıştı.

Baş dönmesi yeniden bastırınca gözlerini kapattı.

Birkaç saniye sonra çevresine baktı.

Eski, terk edilmiş bir evdi.

Duvarları yıpranmış, pencereleri karanlık perdelerle kapatılmıştı.

Karşısında yerde oturan yaralı bir adam vardı.

Nehir'in doktor gözü, korkusuna rağmen hemen durumunu değerlendirmeye başladı.

Adamın yanında duran genç adam sertçe konuştu.

— Babamı iyileştireceksin.

Nehir ona baktı.

— Ben doktorum, mucize yaratamam.

Adam öfkeyle yaklaştı.

— Onu iyileştireceksin.

Nehir'in gözleri yaralı adama kaydı.

Sonra yeniden genç adama döndü.

— Önce ne olduğunu bilmem gerekiyor.

Adam cevap vermedi.

O sırada odanın diğer köşesinde genç bir kız belirdi.

Kollarını göğsünde birleştirmiş, Nehir'i küçümseyen bir ifadeyle izliyordu.

— Hâlâ soru soruyor.

Nehir ona baktı.

— Çünkü doktorum.

Kız birkaç adım yaklaştı.

— Babamı kurtarmazsan...

Nehir sözünü kesti.

— Elimden geleni yaparım. Ama bana yardım etmezseniz hiçbir şey yapamam.

Kızın yüzündeki öfke arttı.

Bir anda Nehir'e tokat attı.

Nehir sendeledi.

Dudağında küçük bir yara oluştu.

Bir an gözlerini kapattı.

Canından çok aşağılanmış hissetmişti.

Sonra başını kaldırdı.

Kızın gözlerinin içine baktı.

— Beni dövmen babanı iyileştirmeyecek.

Odada sessizlik oluştu.

Genç adam kardeşine baktı.

Kız bir şey söylemedi.

Nehir yeniden yaralı adama döndü.

Korkmasına rağmen sesini sakin tuttu.

— Eğer gerçekten babanızın yaşamasını istiyorsanız, bana çalışabileceğim bir ortam sağlayın.

Genç adam birkaç saniye onu izledi.

Sonra sertçe:

— Başına bir şey gelirse sorumlusu sensin.

Nehir cevap vermedi.

Çantasını kendisine doğru çekti.

Ellerini hazırlarken zihninden tek bir şey geçti:

Kuzey beni bulacak.

Ama bilmediği bir şey vardı.

Kuzey çoktan onun izini sürmeye başlamıştı.

Ve eski evin duvarlarının ardında yalnızca bir rehine tutulmuyordu.

Kuzey'in yıllardır peşinde olduğu örgütün lideri de oradaydı.
Eski evde saatler ağır ağır ilerliyordu.

Nehir, önüne bırakılan yemeğe dokunmamıştı.

Saatlerdir aynı yerde duruyordu.

Genç adam kapının yanında bekliyor, Nehir'in tabağına bakıyordu.

— Yemeyecek misin?

Nehir başını kaldırmadan cevap verdi.

— İştahım yok.

— Günlerdir doğru düzgün bir şey yemedin.

— Beni buraya zorla getirdiniz. İştahımı mı soruyorsun?

Adam sinirlenerek telefonu çıkardı.

— Peki.

Bir numara çevirdi.

Nehir başını kaldırdı.

— Kimi arıyorsun?

Adam gülümsedi.

— Kuzey'i.

Nehir'in yüzündeki ifade bir anda değişti.

Telefon çaldı.

Karşı taraftan Kuzey'in sesi geldi.

— Alo?

Adam alaycı bir tonla konuştu.

— Hmm... Kuzeyciğim.

Kuzey'in sesi anında sertleşti.

— Sen kimsin?

Adam güldü.

— Doktor hanım yanımda.

Nehir gözlerini kapattı.

Kuzey'in nefes alışını telefondan bile duyabiliyordu.

— Nehir'e telefonu ver.

— Bir sorun var.

— Ne?

Adam masadaki yemeği gösterdi.

— Doktor hanım yemek yemiyor.

Telefonun diğer ucunda birkaç saniyelik sessizlik oldu.

Sonra Kuzey'in sesi yükseldi.

— Ona dokunma!

Nehir irkildi.

Adam ise sanki bunu özellikle bekliyormuş gibi Nehir'e yaklaştı.

— Sakin ol komutan.

Kuzey daha da sert bağırdı.

— NEHİR'E DOKUNMA DEDİM!

Nehir geri çekildi.

Adam ona yaklaşınca Nehir öfkeyle elini kaldırdı.

— Dokunma bana!

Sesi odanın içinde yankılandı.

Kuzey telefondan bunu duydu.

— Nehir!

Nehir telefona baktı.

— Kuzey...

Sesi bu kez çok daha kırılgandı.

Kuzey'in sesi yumuşadı.

— Buradayım, Boncuk.

Nehir gözlerini kapattı.

— Beni bul.

Kuzey birkaç saniye sustu.

Sonra kesin bir sesle konuştu.

— Bulacağım.

Adam telefonu kulağından uzaklaştırıp Nehir'e baktı.

— Çok emin konuşuyor.

Kuzey'in sesi hâlâ telefondan geliyordu.

— Çünkü bulacağım.

Ardından telefon kapandı.

Nehir başını eğdi.

İlk kez o karanlık evde kendisini gerçekten yalnız hissetmiyordu.

Çünkü Kuzey onun yerini bulmak için savaşmaya başlamıştı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

19okunma 4beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.