7. bölüm / 14
MÜHÜRKANLI DÜĞÜN
Bölümler 14Şu an: KANLI DÜĞÜN
- 1 BİR ÇOCUĞUN VERDİĞİ SÖZ3.341 kelime
- 2 BEKLEYİŞ366 kelime
- 3 AYNI TOPRAKLAR729 kelime
- 4 ENDİŞE724 kelime
- 5 BAŞARAMADIM644 kelime
- 6 DAVET766 kelime
- 7 KANLI DÜĞÜN723 kelime · Okuduğun bölüm
- 8 NEHİRİN ANLATIMI744 kelime
- 9 BUL BENİ643 kelime
- 10 GİTME569 kelime
- 11 BİTMESİN BU MASAL337 kelime
- 12 ÇARESİZİM454 kelime
- 13 KALP524 kelime
- 14 DÖNDÜN BONCUK254 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Ertesi akşam köy bambaşka görünüyordu.
Günlerdir yaşanan korkunun yerini müzik sesleri almıştı.
Avlunun her tarafı ışıklarla süslenmiş, insanlar renkli kıyafetleriyle düğün alanını doldurmuştu.
Nehir aynanın karşısında son kez kendine baktı.
Üzerinde uzun, kırmızı bir elbise vardı.
Saçlarını omuzlarına bırakmıştı.
Arkadaşlarından biri arkasından gelip gülümsedi.
— Nehir, çok güzel olmuşsun.
Nehir hafifçe utanarak güldü.
— Abartma.
— Abartmıyorum.
Nehir aynadan kendine baktı.
Ama aklında elbisesinden çok başka biri vardı.
Kuzey.
Acaba o ne giyecek?
Bu düşünceyle kendi kendine kızdı.
— Nehir, kendine gel.
---
Düğün alanının diğer tarafında Kuzey ve timi vardı.
Hepsi askerî üniformalarıyla gelmişti.
Kuzey kalabalığı dikkatlice gözden geçiriyordu.
Görevi bitmişti ama alışkanlıkları değişmiyordu.
Yanındaki asker gülümseyerek:
— Komutanım, bugün görev yok.
Kuzey ona baktı.
— Biliyorum.
— O zaman biraz rahatlayabilirsiniz.
Kuzey'in bakışları kalabalığın içinde Nehir'i buldu.
Kırmızı elbisesiyle arkadaşlarının yanında duruyordu.
Bir an bakışları üzerinde kaldı.
— Zor.
Asker kaşlarını kaldırdı.
— Ne zor?
Kuzey gözlerini Nehir'den ayırmadan cevap verdi.
— Rahatlamak.
---
Kimsenin bilmediği bir şey vardı.
Reşat Ağa'nın kızı, düğün başlamadan önce sevdiği adamla kaçmayı kabul etmemişti.
Adam bunu gururuna yedirememişti.
Öfkesi zamanla kine dönüşmüştü.
Ve sonunda köyün düşmanlarını aramıştı.
Onlara köyü değil, özellikle Kuzey'i hedef alan bir plan önermişti.
Çünkü Kuzey'in en büyük zaafının Nehir olduğunu düşünüyordu.
Örgüt de bu düşünceyi fırsat olarak görmüştü.
Ama hesaba katmadıkları bir şey vardı.
Kuzey'in Nehir'i korumak için ne kadar ileri gidebileceği...
---
Müzik hızlandı.
Nehir arkadaşlarıyla birlikte gülüyordu.
Kuzey uzaktan onu izliyordu.
Tam o sırada Reşat Ağa yanına geldi.
— Komutanım, siz de biraz eğlenin.
Kuzey hafifçe gülümsedi.
— Görev başında sayılırım.
— Bu gece görev yok.
Kuzey cevap verecekti.
Tam o anda...
Büyük bir patlama sesi duyuldu.
Müzik sustu.
İnsanların çığlıkları yükseldi.
Işıklar titredi.
Kalabalık bir anda dağıldı.
Nehir ne olduğunu anlayamadan sendeledi.
— Kuzey!
Kuzey'in gözleri onu buldu.
Kırmızı elbisesi kalabalığın içinde hemen seçiliyordu.
— NEHİR!
Kuzey hiç düşünmeden ona doğru koştu.
Tim de aynı anda harekete geçti.
— Herkes sakin olsun! Çocukları ve yaşlıları güvenli bölgeye çıkarın!
Nehir korkuyla etrafına bakıyordu.
— Kuzey!
Kuzey ona ulaştığında kolundan tuttu.
— İyi misin?
— İyiyim... Ama insanlar...
Nehir hemen etrafına bakıp sağlık görevlilerine yöneldi.
Kuzey onu durdurmaya çalıştı.
— Nehir, bekle!
— Yaralılar olabilir!
— Nehir!
Ama Nehir çoktan yardım isteyen insanlara doğru koşmuştu.
Kuzey birkaç saniye gözlerini kapattı.
Sonra timine döndü.
— Güvenliği sağlayın. Kimseyi yalnız bırakmayın.
Ardından Nehir'in peşinden gitti.
Çünkü o gece herkes için düğün bitmişti.
Ama Kuzey için başka bir şey başlamıştı.
Artık bunun sıradan bir saldırı olmadığını biliyordu.
Birileri onu hedef almıştı.
Ve bunu yaparken Nehir'i kullanmışlardı.
Kuzey'in bakışları sertleşti.
Bunu yapan kişiyi bulacağım.
Ama önce...
Nehir'i güvenli bir yere götürmeliydi
Nehir kalabalığın ortasına ulaştığında etrafındaki insanlara bakıyordu.
— Yaralı olanlar buraya! Çocukları önce çıkarın!
Kırmızı elbisesinin etekleri toprağa değiyordu. Üzerindeki beyaz önlük yoktu artık; ama doktor çantası hâlâ elindeydi.
Kuzey birkaç metre gerisindeydi.
— Nehir, geri çekil!
Nehir başını ona çevirdi.
— Burada insanlara ihtiyacım var!
Kuzey ona doğru bir adım attı.
Tam o anda...
İkinci patlama oldu.
Kulakları sağır eden sesle birlikte Nehir'in bulunduğu yer sarsıldı.
— NEHİR!
Kuzey'in bedeni patlamanın etkisiyle savrulup yere düştü.
Timin diğer üyeleri de farklı yönlere savrulmuştu.
Kuzey birkaç saniye ne olduğunu anlayamadı.
Sonra başını kaldırdı.
Gözleri hemen Nehir'i aradı.
— Nehir!
Nehir yerdeydi.
Kalkmaya çalıştı ama başı dönüyordu.
— Kuzey...
Sesi çok zayıftı.
Kuzey ayağa kalkmaya çalıştı.
— NEHİR!
Ama patlamanın ardından yükselen duman görüşünü kapatmıştı.
Kuzey'in kalbi hızlandı.
— TİM! NEHİR'İ BULUN!
Cevaplar birbirine karışıyordu.
— Komutanım, duman çok yoğun!
— Her tarafı kontrol ediyoruz!
Kuzey dumanın içine doğru ilerledi.
— NEHİR!
Bir an kırmızı elbisenin ucunu gördü.
— Orada!
Koştu.
Ama birkaç saniye gecikmişti.
Nehir'in yanına ulaştığında onu götüren kişilerin siluetleri dumanın arasında kayboluyordu.
— DURUN!
Kuzey peşlerinden koştu.
Fakat saldırı sonrası oluşan karmaşa, kalabalık ve yoğun duman birkaç saniyeliğine her şeyi birbirine katmıştı.
Kuzey'in gözleri büyüdü.
— Hayır...
Telsizini kaldırdı.
— Bütün çıkışları kapatın! Nehir kaçırıldı!
Timin sesi geldi.
— Komutanım, anlaşıldı!
Kuzey olduğu yerde birkaç saniye dondu.
Az önce gözlerinin önündeydi.
Şimdi yoktu.
Elini yumruk yaptı.
Çenesini sıktı.
— Nehir...
Sonra yere düşmüş küçük kırmızı bir kumaş parçası gördü.
Nehir'in elbisesinden kopmuştu.
Kuzey onu yerden aldı.
Parmaklarının arasında sıktı.
Bakışları karardı.
— Seni bulacağım, Boncuk.
Telsizden emirler yağmaya başladı.
Tim çevreyi kontrol ediyor, köyün çıkışlarını kapatmaya çalışıyordu.
Kuzey ise yalnızca tek bir noktaya bakıyordu.
Nehir'in götürüldüğü karanlık yola.
Bu kez görev kişiselleşmişti.
Ve Kuzey, onu geri almak için ne gerekiyorsa yapmaya kararlıydı..
Bölüm etkileşimi
