MÜHÜR kitap kapağı

9. bölüm / 14

MÜHÜR

BUL BENİ

Vaveyla Yazarı: Bahar Koyuncu

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 14Şu an: BUL BENİ

Nehir yaralı adama baktı.

Adamın durumu giderek kötüleşiyordu.

Genç adam tekrar karşısına dikildi.

— Babamı iyileştir.

Nehir başını iki yana salladı.

— Hayır.

Adamın yüzü gerildi.

— Ne dedin?

— Beni burada zorla tutuyorsunuz. İnsanlara zarar veren birini kurtarmam için beni kullanıyorsunuz. Buna yardım etmeyeceğim.

Kız öfkeyle Nehir'e yaklaştı.

— Babam ölürse bunun sorumlusu sen olacaksın!

Nehir gözlerini ondan ayırmadı.

— Hayır. Bunun sorumlusu onu bu hâle getirenler.

Kız bir anda elindeki serum setini Nehir'e doğru savurdu. Nehir geri çekildi.

— Bana dokunma!

Genç adam kardeşinin kolunu tuttu.

— Yeter!

Kız öfkeyle bağırdı.

— Bizi dinlemiyor!

Nehir duvara yaslandı. Korkuyordu ama sesini titretmemeye çalıştı.

— Ben doktorum. Bir insanı tedavi edip etmeyeceğime baskıyla karar veremezsiniz.

Genç adam ona uzun uzun baktı.

— Kuzey seni kurtaracak sanıyorsun.

Nehir'in bakışları sertleşti.

— Biliyorum.

— Ya gelemezse?

Nehir birkaç saniye sustu.

Sonra fısıldadı:

— Gelecek.

Adam küçümseyerek güldü.

Ama Nehir'in gözlerinde ilk kez korkudan daha güçlü bir şey vardı.

Umut.

Çünkü Kuzey ona bir söz vermişti.

“Bulacağım.”

Ve Nehir, o söze inanıyordu.
Ev nihayet sessizleşmişti.

Nehir duvarın kenarında bekledi.

Koridordan gelen sesleri dinledi.

Bir süre sonra kapıların kapandığını duydu.

Herkes odalarına çekilmişti.

Nehir yavaşça ayağa kalktı.

Ayağı hâlâ burkulmuştu ama acısını önemsemedi.

Kapıyı araladı.

Koridor boştu.

Sessiz adımlarla mutfağa geçti.

Masada duran yiyeceklere baktı.

Sonra cebindeki küçük ilacı çıkardı.

Kimse fark etmeden yemeğe karıştırdı.

Bir süre sonra korumaların sesleri kesildi.

Nehir bekledi.

Gerçekten uyuduklarından emin olduktan sonra kapıya yöneldi.

Ayakkabılarını bile doğru düzgün giyemeden dışarı çıktı.

Soğuk hava yüzüne çarptı.

Kar yağıyordu.

Üzerinde yalnızca ince bir kazak vardı.

Ama durmadı.

Koşmaya başladı.

Ayağındaki ağrı her adımda artıyordu.

Nefesi kesiliyor, soğuk ciğerlerini yakıyordu.

Ama aklında tek bir isim vardı.

Kuzey.

— Dayan Nehir...

Kendi kendine fısıldadı.

— Sadece biraz daha...

Tam arkasından bir ses duydu.

— Dur!

Nehir dönmedi.

Koşmaya devam etti.

Ardından bir silah sesi duyuldu.

Nehir'in kolunda ani bir acı hissetti.

Sendeledi ve karın üzerine düştü.

Elini koluna götürdü.

Korkuyla arkasına baktı.

Adam birkaç metre ötede duruyordu.

Silahını yeniden kaldırmadı.

— Bu sadece bir uyarıydı.

Nehir'in gözleri doldu.

Adam birkaç adım yaklaştı.

— Bir daha kaçmayı denersen, bu kadar şanslı olmayabilirsin.

Nehir ayağa kalkmaya çalıştı.

Kolundaki acıya rağmen geri adım attı.

— Kuzey beni bulacak.

Adam küçümseyerek güldü.

— Bulsun bakalım.

Nehir karanlıkta, yağan karın altında ona baktı.

Korkuyordu.

Ama geri dönmek istemiyordu.

Çünkü artık biliyordu...

Kuzey onu arıyordu.

Ve Nehir, ona ulaşmak için sonuna kadar mücadele edecekti.
Adam tam Nehir’in kolundan tuttuğu anda telefonuna gelen haberle bir an duraksadı.

“Kuzey bulmuş.”

Adamın yüzündeki ifade bir anda değişti.

“Ne?”

“İzlerini bulmuşlar. Çok yakınlar.”

Adam küfreder gibi nefesini verdi. Zaman kaybetmeden Nehir’i arabaya doğru sürükledi. Yanında kız kardeşi de vardı. Arka kapıyı açıp Nehir’i içeri bindirdiler.

Nehir’in yüzü bembeyazdı.

Dudakları titriyor, elleri soğuktan uyuşmuş gibi kımıldamıyordu. İnce kazağının içinde bütün vücudu titriyordu. Başını koltuğa yasladığında gözlerini açık tutmakta bile zorlandı.

Kız kardeşi ona kısa bir bakış attı.

“İyi mi bu?”

Adam direksiyona geçerken omuz silkti.

“Bırak. Bir şey olmaz.”

Nehir bu sözleri duydu ama cevap verecek hâli yoktu.

Dışarıdaki kar, arabanın camından hızla geriye doğru kayıyordu. Nehir’in nefesi yavaşlamıştı. Soğuk, kemiklerine kadar işlemiş gibiydi.

O sırada birkaç yüz metre geride başka bir araç hareket etti.

Kuzey.

Direksiyonda elleri sıkıca kenetlenmişti. Gözleri önündeki arabadan bir an bile ayrılmıyordu.

“Nehir orada,” dedi dişlerinin arasından.

Yanındaki asker sessizce başını salladı.

“Komutanım, araçtan ayrılmıyorlar.”

Kuzey’in bakışları sertleşti.

“Ne pahasına olursa olsun gözümüzden kaçırmayacağız.”

Bir süre sessizlik oldu.

Sonra Kuzey tekrar önündeki araca baktı.

Camın arkasında küçücük bir siluet görünüyordu.

Nehir.

Başını cama yaslamıştı.

Kuzey’in kalbi sıkıştı.

“Dayan Boncuk…”

Sesi neredeyse duyulmayacak kadar kısıktı.

“Az kaldı.”

Öndeki araba hızlanınca Kuzey de peşinden ilerledi.

Nehir ise gözlerini güçlükle araladı.

Uzakta hareket eden farları gördü.

Bir anlığına o ışıklara baktı.

Sonra dudakları çok hafif kıpırdadı.

“Kuzey…”

Sesi duyulmadı.

Ama o ismi söylemek bile Nehir’e biraz güç vermişti.

Çünkü artık yalnız olmadığını biliyordu.

Kuzey onu bulmuştu.

Ve bu kez Nehir’i bırakmaya hiç niyeti yoktu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

17okunma 4beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.