7. bölüm / 44
Karanlıkta bir ışık7. Bölüm
Bölümler 44Şu an: 7. Bölüm
- 1 1. Bölüm645 kelime
- 2 2. Bölüm768 kelime
- 3 3. Bölüm660 kelime
- 4 4. Bölüm960 kelime
- 5 5. Bölüm576 kelime
- 6 6. Bölüm816 kelime
- 7 7. Bölüm565 kelime · Okuduğun bölüm
- 8 8. Bölüm838 kelime
- 9 9. Bölüm736 kelime
- 10 10. Bölüm576 kelime
- 11 11. Bölüm530 kelime
- 12 12. Bölüm1.082 kelime
- 13 13. Bölüm1.421 kelime
- 14 14. Bölüm969 kelime
- 15 15. Bölüm564 kelime
- 16 16. Bölüm656 kelime
- 17 17. Bölüm744 kelime
- 18 18. Bölüm865 kelime
- 19 19. Bölüm593 kelime
- 20 20. Bölüm454 kelime
- 21 21. Bölüm608 kelime
- 22 22. Bölüm464 kelime
- 23 23. Bölüm565 kelime
- 24 24. Bölüm532 kelime
- 25 25. Bölüm555 kelime
- 26 26. Bölüm779 kelime
- 27 27. Bölüm658 kelime
- 28 28. Bölüm994 kelime
- 29 29. Bölüm866 kelime
- 30 30. Bölüm604 kelime
- 31 31. Bölüm722 kelime
- 32 32. Bölüm822 kelime
- 33 33. Bölüm732 kelime
- 34 34. Bölüm685 kelime
- 35 35. Bölüm717 kelime
- 36 36. Bölüm609 kelime
- 37 37. Bölüm896 kelime
- 38 38. Bölüm703 kelime
- 39 39. Bölüm695 kelime
- 40 40. Bölüm815 kelime
- 41 41. Bölüm877 kelime
- 42 42. Bölüm1.026 kelime
- 43 43. Bölüm642 kelime
- 44 44. Bölüm713 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Ahu ile oturmuş, bir yandan yemek yiyor, bir yandan sohbet ediyorduk.
24 yaşındaymış. Yani benden iki yaş küçüktü. Anlattığı kadarıyla buraya iki sene önce gelmişti. Burada bir askerle tanışmış, bir sene önce de nişanlanmışlardı. Anlatırken yüzünde oluşan huzurlu gülümseme, onu ne kadar sevdiğini saklamaya hiç çalışmıyordu.
Ben de biraz kendimden bahsetmiştim. Buraya gelirken ailemin nasıl tepki verdiğini sorunca, olanları üstünkörü anlatmıştım. Kötü birine benzemiyordu. Bu yüzden anlatmakta sakınca görmemiştim. Söylediklerimi hayretle dinlemiş, sonra çok üzüldüğünü söylemişti. Konuyu açtığı için mahcup olup özür dilemişti. Ben de sorun olmadığını söyleyerek gülümsemiştim.
Sonra burada doğru düzgün arkadaşı olmadığından bahsetti. Bu yüzden benim gelmeme çok sevindiğini söyledi. Nişanlısının timinden bir abinin eşiyle samimiymiş. Adı İpek’miş. Ahu’nun anlattığına göre dünya tatlısı bir kadınmış. Masal adında minik bir kızları varmış.
Ahu, İpek Hanım’dan, Masal’dan ve tim arkadaşlarından öyle güzel bahsetmişti ki ben bile merak etmiştim. Bir gün istersem beni onlarla tanıştırmak istediğini söylediğinde tereddüt etmeden kabul etmiştim.
Biz sohbet etmeye devam ederken Ahu’nun telefonu çaldı.
Ekrana bakar bakmaz yüzünde kocaman bir gülümseme oluştu.
“Kusura bakmayın hocam. Nişanlım arıyor, baksam sorun olur mu?” dedi.
“Ne sorunu Ahu’cum, konuş tabii. Ben de lavaboya gideyim, sonra kalkarız.” dedim. Hesabı da ben öderim diye düşünerek çantamı alıp masadan kalktım.
Geri döndüğümde konuşması bitmişti.
“Biraz daha otursak olur mu? Fatih bir şey bırakacaktı da.” dedi.
“Olur tabii. Ama hastane dışında bana hocam deme artık.” dedim gülerek.
“Ama ne diyeceğim ben size?” dedi.
“İsmim var benim. Sare diyebilirsin.”
“Tamam ho… aman Sare.” dedi utangaç bir gülüşle.
Bir süre sonra masamıza asker üniformalı, uzun boylu, esmer bir adam geldi.
Ahu hemen ayağa kalktı.
“Hoş geldin aşkım.” diyerek sarıldı.
Demek nişanlısı buydu.
Ahu bizi tanıştırdı.
Fatih samimi bir gülümsemeyle elini uzattı.
“Memnun oldum Sare Hanım.”
“Ben de memnun oldum Fatih. Ama hanım demene gerek yok. Sare yeter.”
Fatih bunu doğal bir şekilde kabul etti. Sonra bizi hastaneye bırakmayı teklif etti.
Ahu bana baktı.
“Senin için uygun mu?”
“Size yük olmayacaksam olur.” dedim
Fatih hemen itiraz etti.
“Olur mu öyle şey? Böyle düşünmen bizi üzer.”
Mahcup olan bu sefer bendim.
Kapıya doğru yürürken Ahu yanıma yaklaştı.
“Allah aşkına Sare, o nasıl laf? Nazik olmaya çalışıyorum, beni delirtme.”
Beş dakika önceki sevimli hâlini görmemiş olsam korkabilirdim.
Ellerimi teslim olur gibi kaldırdım.
“Tamam tamam, teslim oluyorum katil civciv.”
Gülmeye başladı.
Koluma girip kasaya doğru sürüklemeye çalıştı. Ama bu sefer ben onu kapıya doğru sürükledim. Hesabı ödediğimi anladı.
“Ay, bir dahakine sen ödersin. Sus ve yürü.” dedim.
Arabaya doğru yürürken Fatih’in biriyle konuştuğunu gördüm.
Yanındaki adama gözüm takıldı.
Uzun boylu, esmer, kalıplı bir adamdı. Keskin yüz hatları vardı. Saçları çok kısa değildi.
Elindeki sigarayla birlikte tehlikeli bir sakinlik taşıyordu.
Gözlerini merak ettim.
Başını kaldırıp bana bakmasını istedim.
Sanki hissetmiş gibi başını kaldırdı. Göz göze geldik.
Nefesim kesildi.
Sebebini bilmediğim bir şey oldu içimde.
Arabaya yaklaşınca kendime gelmek ister gibi gözlerimi kaçırdım.
Fatih kapıyı açarken söylendi.
“Bir an gelmeyeceksiniz sandık hanımlar.”
Ahu göz devirdi.
“Abartma Fatih.”
Sonra diğer adama döndü.
“Merhaba Ömer abi.”
İsmini istemsizce fısıldadım.
“Demek Ömer…”
Ahu duymuştu.
Bana sırıttı.
Sonra bizi tanıştırdı.
“Bu Fatih’in arkadaşı Ömer. Abim sayılır. Bu da yeni arkadaşım Sare. Hastanemizin yeni doktoru.”
“Memnun oldum Ömer Bey.” dedim.
Kafasını hafifçe salladı.
Yüzüme bakmadan, sert bir sesle:
“Ben de, Doktor Hanım.” dedi.
Yüzüme bakmaması tuhaftı.
Sinirlendirmişti beni.
Ama nedenini bilmiyordum.
Ve hikâyem…
Bu adamla tanıştığım an başlamıştı.
O zaman nereden bilebilirdim…
Bir gün onu deliler gibi seveceğimi…
Onsuz nefes alamayacağımı…
Beni paramparça ederken aynı zamanda yaralarımı saracağını…
Bilemezdim.
Bilememiştim.
Bölüm etkileşimi
