11. bölüm / 44
Karanlıkta bir ışık11. Bölüm
Bölümler 44Şu an: 11. Bölüm
- 1 1. Bölüm645 kelime
- 2 2. Bölüm768 kelime
- 3 3. Bölüm660 kelime
- 4 4. Bölüm960 kelime
- 5 5. Bölüm576 kelime
- 6 6. Bölüm816 kelime
- 7 7. Bölüm565 kelime
- 8 8. Bölüm838 kelime
- 9 9. Bölüm736 kelime
- 10 10. Bölüm576 kelime
- 11 11. Bölüm530 kelime · Okuduğun bölüm
- 12 12. Bölüm1.082 kelime
- 13 13. Bölüm1.421 kelime
- 14 14. Bölüm969 kelime
- 15 15. Bölüm564 kelime
- 16 16. Bölüm656 kelime
- 17 17. Bölüm744 kelime
- 18 18. Bölüm865 kelime
- 19 19. Bölüm593 kelime
- 20 20. Bölüm454 kelime
- 21 21. Bölüm608 kelime
- 22 22. Bölüm464 kelime
- 23 23. Bölüm565 kelime
- 24 24. Bölüm532 kelime
- 25 25. Bölüm555 kelime
- 26 26. Bölüm779 kelime
- 27 27. Bölüm658 kelime
- 28 28. Bölüm994 kelime
- 29 29. Bölüm866 kelime
- 30 30. Bölüm604 kelime
- 31 31. Bölüm722 kelime
- 32 32. Bölüm822 kelime
- 33 33. Bölüm732 kelime
- 34 34. Bölüm685 kelime
- 35 35. Bölüm717 kelime
- 36 36. Bölüm609 kelime
- 37 37. Bölüm896 kelime
- 38 38. Bölüm703 kelime
- 39 39. Bölüm695 kelime
- 40 40. Bölüm815 kelime
- 41 41. Bölüm877 kelime
- 42 42. Bölüm1.026 kelime
- 43 43. Bölüm642 kelime
- 44 44. Bölüm713 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
İLAHİ BAKIŞ AÇISI;
Genç kadın kapıdan çıkar çıkmaz Ahu’nun sabrı da beraberinde çıkıp gitmiş gibiydi. Sert adımlarla içeri döndü, doğruca Ömer’in karşısına dikildi.
Gözleri öfkeyle parlıyordu.
“Sen ne yapıyorsun, Ömer abi?” dedi sesi titremeden, ama içindeki fırtına saklanamayacak kadar büyüktü.
“Ne istiyorsun Sare’den? Neden kıza böyle davrandın? Üstelik ne yaşadığını bilmeden?”
Sözler havada asılı kaldı.
Ömer cevap vermedi.
Veremedi.
Zaten cevabı kendisi de bilmiyordu.
İçinde ağır, yabancı bir duygu vardı.
Pişmanlık.
Hem de alışık olmadığı türden bir pişmanlık. Savaş alanında verilen kararlar gibi keskin ve net değildi bu. Bu daha sessizdi.
Daha derindi.
Daha rahatsız ediciydi.
Ne yapmalıydı şimdi?
Arkasından gitse ne diyecekti kırdığı kadına?
“Yanlış anladın” mı?
“Öyle demek istemedim” mi?
Hayır.
Hiçbiri doğru değildi.
Odada herkes ona bakıyordu. Cevap bekliyordu. Ama Ömer kimsenin yüzüne bakmadı. Bir an bile durmadan kapıya yöneldi.
Çıkmalıydı.
Kadının arkasından gitmeliydi.
Bugüne kadar hiç kimseden özür
dilememişti.
Hiçbir kararından dönmemişti.
Hiçbir sözünden pişman olmamıştı.
Ama şimdi…
Gözlerinin önüne Sare’nin bakışı geldi.
O kırgın, sessiz, incinmiş bakış.
Göğsünde sıkışan duygu tam o anda anlam kazandı.
Kapıyı sertçe açıp kendini dışarı attı.
Sokağın serin havası yüzüne çarptı. Etrafına bakındı. Onu arıyordu. Kırdığı kadını.
Sonunda parkta, bankta oturan silueti gördü.
Adımları yavaşladı.
Tereddüt etti.
Evet…
Ömer Yüzbaşı çekiniyordu.
Herkesin çekindiği adam, bir kadının karşısına gitmekten çekiniyordu.
Yaklaştı.
Birkaç adım kala kadın konuştu.
“Yalnız kalmak istiyorum Ahu… Lütfen…”
Sesi kırılmış cam gibiydi.
Ağlamış mıydı?
Ömer boğazını temizledi.
“Ben Ahu değilim, Doktor Hanım.”
Kadın aniden döndü.
Gözleri kızarmıştı. Yanaklarında kurumuş gözyaşı izleri vardı.
Ömer’in içinde bir şey kıpırdadı. Tanımlayamadığı bir şey. Ama rahatsız edecek kadar gerçekti.
SARE’DEN
Karşımda duruyordu.
Az önce beni herkesin içinde parçalayan adam…
Konuşmak istemiyordum.
Onu görmek bile istemiyordum.
Başımı önüme eğdim.
Çantamı aldım. Ayağa kalktım.
Gitmeliydim.
Yürümeye başladım.
“Doktor Hanım, bekleyin. Bir konuşalım.”
Dinlemedim.
Yürümeye devam ettim.
Sesi tekrar geldi.
Sonra bir daha.
En sonunda sert, emreden bir tonla:
“Sare, dur!”
Ayaklarım…
Sanki o sesi bekliyormuş gibi durdu.
Sinirle arkamı döndüm.
“Ne istiyorsunuz benden? Söyledikleriniz yetmedi mi? Canımı yaktığınız yetmedi mi?”
Sessiz kaldı.
Sonra yavaş adımlarla bana doğru yürümeye başladı.
Kaçabilirdim.
Ama kaçmadım.
Ayaklarım yere çivilenmiş gibiydi.
Karşıma geldiğinde gözlerimin içine baktı.
Ve ben gördüm.
Pişmandı.
Ama bu hiçbir şeyi değiştirmiyordu.
“Ne istiyorsunuz, Yüzbaşı?” dedim.
Adıyla hitap etmek istemiyordum artık.
Aramıza mesafe koymak istiyordum.
Konuşmaya başladı.
“Bakın Sare Hanım, az önce olanlar için üzg—”
Bitirmesine izin vermedim.
“Üzgün olduğunuzu mu söyleyeceksiniz? Pişman olduğunuzu mu? Peki bu neyi değiştirecek? Benim kırılmamı? İçimde hissettiğim o acıyı?”
Sesim yükseliyordu ama duramıyordum.
“Geçirecek mi? Söylesene Yüzbaşı… Geçirecek mi?”
Derin bir nefes aldı.
“Ben özür dilemeyi bilmem. Bu yaşıma kadar hiç kimseden özür dilemedim. Ama bugün… İlk defa pişman oldum.”
Gözlerini kaçırmadı.
“Ben sert bir adamımdır. Kırarım, dökerim. Ama sonra dönüp bakmam. Ama… Sizin gözlerinizdeki o acıyı görünce… Kendimden utandım. Size ‘affedin’ diyemem. Ama pişman olduğumu bilin.”
Sustuk.
Sözleri doğruydu. Hissediyordum.
Ama…
Affedemezdim.
Döndüm. Yürümeye başladım.
Birkaç adım sonra durdum.
“Sizi affetmiyorum. Çünkü o sözleri bilerek söylediniz, Yüzbaşı.”
Başını salladı.
“Eyvallah, Doktor Hanım. Hakkınızdır.”
Son kez baktım yüzüne.
“Bir daha karşıma çıkmayın. Lütfen.”
Arkamı döndüm.
Yürüdüm.
Arkamda kaldı.
İLAHİ BAKIŞ AÇISI;
Ömer, giden kadının arkasından baktı.
Göğsünde ağır bir baskı vardı.
Bu kadın…
Hem çok güçlüydü.
Hem de kırılacak kadar narin.
Ve o…
İlk defa birini kırdığı için gerçekten pişmandı.
Bölüm etkileşimi
