31. bölüm · Karanlıkta bir ışık

31. Bölüm

Satiratolyesi Book

Refleksle başımı kaldırdım.

Kapıda Ahu duruyordu.

Nefes nefeseydi. Saçları biraz dağılmış, yüzünde garip bir telaş vardı.

Kaşlarım hafifçe çatıldı.

"Ahu? Ne oldu?"

O an cevap vermek yerine birkaç saniye bana baktı. Sanki gerçekten karşısında olduğumu kontrol ediyordu.

Sonra elini göğsüne koyup derin bir nefes aldı.

"Allah'ım şükür..."

Şaşkınlıkla yaklaştım ona.

"Ne oldu? Bir şey mi var?"

Ahu başını iki yana salladı.

"Yok... yani var sandım."

Masaya uzanıp telefonumu elime aldım.

Güç tuşuna bastığımda siyahlığını koruyan ekranla hafifçe yüzümü buruşturdum.

"Şarjım bitmiş..."

Ahu gözlerini devirdi.

"Şarjı bitmiş diyor bir de! Korkudan ölecektim az kalsın."

İstemeden güldüm.

"Bu kadar korkacak ne vardı?"

Ahu derin bir nefes alıp koltuğa bıraktı kendini.

"Fatih aradı. Anons gelmiş. Hastane yolunda bir kadın yaralanmış sanırım.

Seninle uyuşuyor gibiymiş.

Fatih 'ne olur ne olmaz ara bir Sare'yi, neredeymiş' dedi. Ben de seni aradım. Telefon bir iki kere çaldı, sonra kapandı. Ulaşamadım. Korktum.

Fatih'i aradım. O da 'telaşlanma, ben sana haber vereceğim' dedi.

Kapattı.

Ben de kapattığından beri seni arıyorum." dediğinde şokla ona bakıyordum.

Resmen neler olmuştu.

Sandalyeye yavaşça oturdum.

"Kadın... kadın iyi mi?"

Ahu bilmiyorum dercesine omuz silkti.

Tam konuşacaktım ki Ahu'nun telefonu çaldı.

"Efendim abi." dedi.

Bakışları bana döndü.

"Evet abi, buldum. Odasındaymış, iyi."

Bir süre sadece karşı tarafı dinledi.

"Bildiğim kadarıyla bugün nöbeti var. Eve gitmeyecek." dedi.

Sonra "Tamam abi." diyerek telefonu kapattı.

Telefonumu alıp ayağa kalktım.

Çantamdan şarj aletimi alıp telefonumu şarja taktığımda Ahu konuştu.

"Bugün senin nöbetin var değil mi?"

Kaşlarım hafifçe çatıldı.

"Var da ne oldu?"

Ahu sırıttı.

"Ömer abi sordu."

Kalbim tekledi.

"Neden? Bir şey mi olmuş?" dedim.

İmayla gülümsemeye devam etti.

"Bilmem. 'Doktor hanıma sor işi ne zaman bitecek öğren.

Senden geç çıkacaksa sen de onu bekle.

Çıkacağınızda da Fatih'i ara, sizi evinize bıraksın.' dedi."

Duyduklarımla kaşlarım daha da çatıldı.

"Sebep?"

"Bilmiyorum. 'Tek gitmeyin. Seni Fatih bırakır zaten de doktor hanım tek gitmesin.' dedi." Ve başını koltuğa yasladı.

"Nöbetim var, bugün hastanedeyim." dedim.

Başını usulca salladı.

Odadaki sessizliği Ahu bozdu.

"Bu ceket kimin?"

Neyi kastettiğine baktım.

Geçen gün üzerimde örtülü olan ceketti.

"Bilmiyorum." dedim.

Ahu şaşkınlıkla ceketi eline alıp incelerken:

"Ne demek bilmiyorsun?" dedi.

Dudaklarımı büzdüm. Bilmem dercesine.

"Bilmiyorum işte. Birkaç gün önce nöbetteydim ya. Sabaha karşı uyuyakalmışım. Uyandığımda üzerimde bu ceket örtülüydü."

Sözlerim karşısında sessiz kalmıştı.

Bir süre sonra aklına yeni gelmiş gibi bağırdı.

"SARE BU CEKET ÖMER ABİNİN!"

Ben de istemsizce:

"NEE!" diye bağırdım.

"Emin misin Ahu?"

"Evet. İlk başta çıkaramadım ama şimdi hatırladım. Geçen gün Fatih'le buraya geldiler. Ömer abinin üstünde bu ceket vardı." dedi.

Sıkıntıyla bir nefes verdim.

"İyi de eğer onunsa benim üzerimde ne işi vardı?"

Ahu hemen cevap verdi.

"O gün Ömer abi dikişlerini aldırmak için senin yanına gelecekti."

"Evet geldi... Daha doğrusu koridorda karşılaştık. Öğlene doğru uyandım. Dosyaları teslim etmeye gidiyordum. O zaman çıktı karşıma."

Ahu sorgulayıcı bir tonla konuştu.

"Öğlen mi? Emin misin? Ömer abi sabah çıktı dikişlerini aldırmak için."

Ne yani... içeri girip üzerime ceketini örten... yüzbaşı mıydı?

Ahu bir şeyleri anlamak ister gibi baktı bana.

"Bana öyle bakma. Bir şey bildiğim yok. Niye öyle bir şey yapsın?"

Ahu bir anda sırıtmaya başladı.

"Aklıma bir şey geliyor ama..."

"Saçmalama Ahu. Yok öyle bir şey." dedim hemen.

Ahu "Yok olan ne?" derken hâlâ gülüyordu.

"Allah aşkına git şuradan." dedim.

"Açlık başına vurdu galiba senin. Kalk kantine gidelim de bir şeyler ye en iyisi." dedim yerimden kalkarak.

Ahu ceketi aldığı yere bıraktı.

Ayağa kalktı.

Tam konuşacaktı ki:

"Sakın bir kelime daha etme. Yolarımm senii." dedim.

Sözlerimle kahkaha attı.

"Ben susarım da bacım." dedi.

Sonra elini kalbime koydu.

"Bakalım burayı nasıl susturacaksın."

Kafamı iki yana sallayıp:

"Ayy vallahi daraldım." dedim.

Kapıyı açıp dışarı çıktım.

Ahu hâlâ arkamdan gülüyordu.

Ne kadar Ahu'ya kızsam da haklıydı.

Ceketin ona ait olduğunu öğrendiğimden beri kalbim pek de normal olmayan bir ritimde atıyordu.

Bir kardiyolojiye mi görünsem acaba?

Derin bir nefes aldım.

Ben yürümeye devam ediyordum ki Ahu bana yetişmişti.

Konuşmuyordu ama üzerimde bakışlarını ara ara hissediyordum.

Ve eminim sırıtarak bakıyordu.

Sabır çekerek asansörün açılan kapısından geçtim.

*
*
*
*
*

DUYURU!!!

Sevgili okurlarım:

Bölümlerin kısa olduğunu düşünenleriniz var, farkındayım 😊 Ama merak etmeyin, bu tamamen hikayeyi akıcı ve sizi sıkmadan aktarmak için yaptığım bir tercih. Her bölüm kısa olsa da, karakterlerimizin hislerini ve olayların yoğunluğunu hissetmeniz için özenle yazıyorum. Yorumlarınız benim için çok değerli; her biri hikayeyi daha da özel kılıyor! 💛

*
*
*

Arkadaşlar yorumlarınızı bekliyorum. Rica ediyorum beğeni ve yorum yapmayı unutmayalımm. 🙏🏻🤍🥰

İyi okumalar dilerim. ☺️