23. bölüm · Karanlıkta bir ışık

23. Bölüm

Satiratolyesi Book

Sabah vizitini yeni bitirmiş, odamda evrakları toparlıyordum.

Nöbetimin bitmesine iki saat kalmıştı.

Başımda zonklayan ağrıyla koltuğa yaslandım ve gözlerimi kapattım.

Birkaç dakika böyle kalırsam kendimi toparlayabileceğimi düşündüm.

İLAHİ BAKIŞ AÇISI;

Sabahın ilk saatleri...

Hastane koridorları yavaş yavaş hareketlenmeye başlamıştı.

Asansör kapısı açıldı.

Ömer ve Fatih içeri girdi.

Fatih etrafına bakındı. Gözleri sevdiği kadını arıyordu.

Döndüğünden haberi yoktu.

"Abi, ben Ahu'ya bakıp geliyorum," dedi.

Ömer başını salladı.

"Tamam."

Fatih hemşire bankosuna giderken Ömer de Mert'in odasına doğru ilerledi.

Fatih, açık olan kapıyı tıklattığında Ahu hariç içeride olan birkaç kişinin bakışı ona döndü.

Ahu uykulu bir şekilde kendine kahve yapmak için uğraşıyor, diğer yandan da söyleniyordu.

Fatih, nişanlısının dikkatini çekmek için, "Pardon hemşire hanım, müsaitseniz bakar mısınız?" dedi.

Ahu, günlerdir mahrum kaldığı sesi işitince hemen kapıya baktı.

Gördüğü kişiden emin olmak istermiş gibi gözlerini ovuşturup tekrar baktı.

Ve "Fatihh!" diyerek koşup sığındı sevdiğinin kollarına.

"Ne zaman geldin? Neden haber vermedin?" diye sorularını sıralamaya başladığında Fatih gülmeye başladı.

Gülerek Ahu'ya bakınca Ahu, "Ayy unuttum bir an seni görünce. Hoş geldin. Çok özledim seni," dedi.

Fatih'in bakışları yumuşadı.

"Kavuştuk sonunda, güzelim," dedi dudaklarında asılı kalan hafif bir gülümsemeyle.

O da özlemişti her şeyi olan kadını.

Kısa bir hasret gidermeden sonra beraber Mert'in odasına gittiler.

Ahu, "Günaydın, hoş geldin abi," dedi Ömer'e bakarak.

Ömer'in ağzından kısa bir "Hoş bulduk" çıkmıştı sadece.

Sohbet ederken Ahu ve Mert göz göze geldiler.

Mert kaşını kaldırdı.

Ahu çok hafif başını salladı.

Planı devreye sokma zamanıydı.

Ahu laf arasında, sanki aklına yeni gelmiş gibi Ömer'e döndü.

"Ömer abi... senin dikişlerin alınmayacak mıydı?" diye sordu.

Ömer başını hafifçe sallayarak, "Evet, alınacaktı," dedi.

Ahu bu sefer, "Nerede aldıracaksın?" diye sordu.

Ömer omuz silkti.

"Bilmiyorum. Burada aldırırım herhalde bugün."

Ahu hiç beklemeden:

"E abi, senin doktorun Sare değil mi? Ona gideceksin. O alacak."

Ömer hemen itiraz etti.

"Başka biri alamıyor mu kızım? Bunun için kadını rahatsız etmeyelim."

Ahu başını salladı.

"Yok abi, olmaz. Sen onun hastasısın. O dikti ya yaranı. Sen onun yanına gitmelisin."

Ömer tekrar itiraz edecek gibi olsa da sustu.

Kısa bir süre düşündü. Sonra başını salladı.

"Burada mıdır ki?" diye sordu.

Ahu hiç duraksamadı.

"Burada, burada. Gece nöbeti vardı. Odasındadır. Daha çıkmamıştır, süresi dolmadı."

Odadan çıktı.

Koridorda usulca yürüdü.

Sare'nin odasının önüne geldi.

Kapıyı tıklattı.

Ses gelmedi.

Bir daha tıklattı.

Yine sessizlik.

Kapıyı yavaşça açtı.

Karşılaştığı manzarayla öylece kalakaldı.

Sare koltukta iki büklüm olmuş şekilde uyuyordu.

Önünde dosyalar açıktı.

Kalem parmaklarının arasından düşmüş, yere yuvarlanmıştı.

Ömer kapıda durdu.

Bir an ne yapacağını bilemedi.

Gözleri Sare'nin üzerinde gezindi.

Yüzündeki yorgunluk...

Göz altlarındaki hafif morluk...

Saçlarının gelişi güzel omzuna düşüşü...

Kaç gündür görmediğini fark etti.

İçinde garip bir sıkışma oldu.

Adını koyamadığı...

Sadece... uzun zamandır görmediği bir şeyi görmüş gibiydi.

Sare'nin üzeri açıktı.

Ömer üstündeki ceketi çıkardı.

Sessiz adımlarla yaklaştı.

Ceketi, çok yavaş, neredeyse belli belirsiz şekilde Sare'nin üzerine örttü.

Sare hafif kıpırdadı ama uyanmadı.

Ömer birkaç saniye daha durdu.

Yüzüne baktı.

İçinde bir şeyler birbirine karışıyordu.

Mantık... Alışkanlık... Sorumluluk...

Ve adını koyamadığı başka bir şey.

Kaşlarını hafif çattı.

Kendi kendine kızar gibi nefes verdi.

Sonra geri çekildi.

Dikişlerini aldırmadan...

Sessizce odadan çıktı.

Kapıyı yavaşça kapattı.

Ömer hastane bahçesine çıktı.

Temiz havanın iyi gelmesi gerekiyordu.

Gelmedi.

Cebine ellerini soktu.

Neden girmişti o odaya?

Dikiş için.

Neden çıkmıştı?

Çünkü... uyuyordu.

Mantıklıydı.

Ama neden hâlâ aklı oradaydı?

Ceketi üzerine örttüğü an gözünün önüne geldi.

Kaşlarını çattı.

Bu sadece saygıydı.

Sadece doktor.

Başka bir şey değildi.

Olmamalıydı.

Derin nefes aldı.

Ama içindeki düğüm çözülmedi.

Bölüm hakkında ki düşüncelerinizi yazın lütfenn.