35. bölüm / 44
Karanlıkta bir ışık35. Bölüm
Bölümler 44Şu an: 35. Bölüm
- 1 1. Bölüm645 kelime
- 2 2. Bölüm768 kelime
- 3 3. Bölüm660 kelime
- 4 4. Bölüm960 kelime
- 5 5. Bölüm576 kelime
- 6 6. Bölüm816 kelime
- 7 7. Bölüm565 kelime
- 8 8. Bölüm838 kelime
- 9 9. Bölüm736 kelime
- 10 10. Bölüm576 kelime
- 11 11. Bölüm530 kelime
- 12 12. Bölüm1.082 kelime
- 13 13. Bölüm1.421 kelime
- 14 14. Bölüm969 kelime
- 15 15. Bölüm564 kelime
- 16 16. Bölüm656 kelime
- 17 17. Bölüm744 kelime
- 18 18. Bölüm865 kelime
- 19 19. Bölüm593 kelime
- 20 20. Bölüm454 kelime
- 21 21. Bölüm608 kelime
- 22 22. Bölüm464 kelime
- 23 23. Bölüm565 kelime
- 24 24. Bölüm532 kelime
- 25 25. Bölüm555 kelime
- 26 26. Bölüm779 kelime
- 27 27. Bölüm658 kelime
- 28 28. Bölüm994 kelime
- 29 29. Bölüm866 kelime
- 30 30. Bölüm604 kelime
- 31 31. Bölüm722 kelime
- 32 32. Bölüm822 kelime
- 33 33. Bölüm732 kelime
- 34 34. Bölüm685 kelime
- 35 35. Bölüm717 kelime · Okuduğun bölüm
- 36 36. Bölüm609 kelime
- 37 37. Bölüm896 kelime
- 38 38. Bölüm703 kelime
- 39 39. Bölüm695 kelime
- 40 40. Bölüm815 kelime
- 41 41. Bölüm877 kelime
- 42 42. Bölüm1.026 kelime
- 43 43. Bölüm642 kelime
- 44 44. Bölüm713 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
İLAHİ BAKIŞ AÇISI:
Ömer Sare'nin peşinden giderken seslendi:
"Sare hanım."
Sare yürümeye devam etti.
O kadar çok sinirlenmişti ki, kendi kendine söylenirken Ömer'i duymamıştı.
Ömer bu sefer daha yüksek tonla seslendi:
"Doktor!"
Sare durdu.
Yavaşça sesin geldiği yere döndü.
Ömer kızarmış gözleri gördü;
belli ki siniri hâlâ geçmemişti.
Birkaç adımda Sare'nin yanına ulaştı.
"İyi misiniz?"
Sare hemen cevap verdi:
"İyiyim."
Sesi kısa ve sertti.
Ama gözlerinde öfke ve yorgunluğun ışıltıları kendini belli ediyordu.
Ömer bir iki saniye onu inceledi.
Daha yumuşak, daha sakin bir sesle sordu:
"Size dokundu mu?"
Sare bir an durdu.
Ömer'in sesi… değişikti.
Az önceki sert ton yoktu.
Sonra başını iki yana salladı:
"Hayır."
Ömer bu cevapla yetinmedi.
Gözlerini ondan ayırmadı.
Sare ilk başta bunu fark etmedi.
Sonra o bakışın ağırlığı omuzlarına çöktü.
Ömer'in bakışları sabit değildi; sadece inceliyordu.
En küçük tereddüdü bile yakalayacak kadar dikkatliydi.
"Emin misiniz?"
Sare kısa bir nefes verdi.
Onu ikna etmek ister gibi yüzüne belli belirsiz bir gülümseme kondurdu:
"Eminim."
Bir saniyelik sessizlik oldu.
Ama iyi olmadığı belliydi.
Gözleri kızarmıştı. Omuzları gergindi.
Sanki biraz daha konuşulsa tekrar patlayacak gibiydi.
Ömer bunu fark etti.
Sesini yumuşak tutmaya çalışarak konuştu:
"Böyle insanlar her yerde var."
Sare cevap vermedi.
Ömer devam etti:
"Bom boş konuşurlar. Sonra söyledikleri saçma sapan şeyleri kendileri bile hatırlamaz."
Sıkıntılı bir nefes verdi.
Karşısındaki kadını daha fazla sinirlendirmek istemiyordu; o yüzden kelimelerini seçerek konuşmaya çalışıyordu.
Sare bir anda konuştu:
"Aman, hatırlamasınlar zaten!"
Sinirle bir nefes aldı, bedeni daha da gerildi.
"Ya bitmediler..."
Başını iki yana salladı:
"Ne doktorluğum kaldı."
Bir elini saçına götürdü:
"Ne prensesliğim!"
Saçını hırsla geriye attı:
"Benim bu öküzlerden çektiğim ne yaa!"
Cümle ağzından çıkmıştı.
Sare daha konuşmaya devam edecekti, ama tam o sırada karşısındaki adamın varlığını hatırladı.
Ömer kaşlarını hafifçe kaldırdı.
Başını Sare’ye doğru biraz eğdi:
"O öküzlerden biri..."
Kısa bir an durakladı.
"Ben miyim doktor?"
Sare'nin gözleri bir anda büyüdü.
"Yo- hayır yani..."
Panikle konuşmaya devam etti:
"Ben... şey..."
Ellerini havada küçük bir hareket yaptı:
"Genel konuşuyordum."
İçinden batırdın Sare, adama teşekkür edeceğine ne diyorsun... diye geçirdi.
Bir cümle daha kurmaya çalıştı:
"Yani siz değil..."
Sonra tamamen sustu.
Sanki cümleleri birbirine dolanmıştı.
Ömer dikkatle onu izliyordu.
Dudağının kenarı çok hafif kıpırdadı.
Küçük bir gülümseme.
Ama belli olmaması için hemen toparladı.
Sare'nin o telaşlı hali gerçekten… içten bir darbe gibiydi.
Sare karşısındaki adamın sessizliğiyle biraz daha utandı.
"Ben aslında..."
Ömer başını hafifçe iki yana salladı:
"Anladım."
Sonra gözleri biraz daha yumuşadı:
"Yorgun görünüyorsunuz, doktor hanım."
Bir saniye durdu:
"Dinlenin biraz."
Sare'nin o sinirli halinden eser kalmamıştı.
Kaşlarını kaldırdı.
Bakışında küçük bir sitem vardı.
Başını yana eğdi yavaşça.
Geçen gün olan konuşmayı hatırlamış olacak ki, imayla konuştu:
"Emir mi veriyorsunuz..."
Kuruyan dudaklarını ıslattı.
Sonra özellikle söyledi:
"Yüzbaşım?"
Ömer'in gözlerindeki o kıvılcım tutuştu.
Dudağının kenarı istemsizce yukarı kıvrıldı.
Kafasını eğdi, gülümsemesini gizlemek için dudağını kaşır gibi yaptı.
Sonra hemen kendini toparladı:
"Emir değil."
Kafasını kaldırdı.
Gözleri direkt Sareninkilerdeydi.
"Rica."
Sessizlik çöktü aralarına; ikisi de başka bir şey söylemedi.
Bir süre sonra Sare, yorgun ama içten bir gülümseme sundu karşısındaki adama:
"Rica kabul edildi o zaman."
Ömer başını hafifçe salladı:
"İyi."
Sare ellerini birbirine kenetledi:
"Bu arada" dedi, "teşekkür ederim."
Önemli değil der gibi bir hareket yaptı Ömer.
Sare mırıldanır gibi konuştu:
"Ben artık gideyim..."
Adam yavaşça başını salladı, sessizce onay veriyordu.
Sare arkasını dönecekken Ömer sesini yükseltti:
"Sare!"
Sare durdu, hafifçe geri döndü.
"...Sare hanım. Eğer bir sorun olursa… o şer—" duraksadı.
"Adam bir daha sizi rahatsız ederse, haber verin. Yardımcı oluruz."
Sare başını eğdi, belli belirsiz bir nefes aldı.
Bakışlarını karşısındaki kahve gözlere yöneltti:
"Tamam... haber veririm."
Ömer, kendine bakan gözlerde bir şey gördü.
Çözemediği bir duygu...
O an birinin karşısında ilk defa gözlerini kaçırdı.
Boğazını temizler gibi bir ses çıkardı. Sonra düz bir sesle konuştu:
"Tamam."
Sare gidecekken bir an durup Ömer'e seslendi:
"Yüzbaşım... Sare diyebilirsiniz."
Ömer, dudağının kenarında peyda olan gülümsemesini bu sefer saklamadı:
"Eyvallah."
Ömer'in konuşmasından sonra Sare aceleci adımlarla uzaklaştı.
Ömer ise sessizce onun gidişini izledi; dudaklarının kıyısındaki o gülümseme bir süre kaybolmadı.
*
*
*
*
*
Yavaş yavaş buzlar eriyor gibi ne dersiniz??
Yorum ve beğeni yapmayı unutmayalımm lütfennn😊
İyi okumalar dilerim🥰
*
*
*
Bu hikâyeyi benimle paylaşan güzel kalpler…
Her satırda benimle gülen, üzülen, hisseden sizlere kocaman bir teşekkür borçluyum. İyi ki buradasınız, iyi ki bu yolculukta yalnız değilim.
Bayramınız kutlu olsun… Kalbiniz huzurla dolsun, yüzünüz hep gülümsesin, sevdikleriniz yanı başınızdan eksik olmasın.
Seviliyorsunuz, haberiniz olsunn🥰😘🤍
Hoşçakalın...
Bölüm etkileşimi
