20. bölüm / 44
Karanlıkta bir ışık20. Bölüm
Bölümler 44Şu an: 20. Bölüm
- 1 1. Bölüm645 kelime
- 2 2. Bölüm768 kelime
- 3 3. Bölüm660 kelime
- 4 4. Bölüm960 kelime
- 5 5. Bölüm576 kelime
- 6 6. Bölüm816 kelime
- 7 7. Bölüm565 kelime
- 8 8. Bölüm838 kelime
- 9 9. Bölüm736 kelime
- 10 10. Bölüm576 kelime
- 11 11. Bölüm530 kelime
- 12 12. Bölüm1.082 kelime
- 13 13. Bölüm1.421 kelime
- 14 14. Bölüm969 kelime
- 15 15. Bölüm564 kelime
- 16 16. Bölüm656 kelime
- 17 17. Bölüm744 kelime
- 18 18. Bölüm865 kelime
- 19 19. Bölüm593 kelime
- 20 20. Bölüm454 kelime · Okuduğun bölüm
- 21 21. Bölüm608 kelime
- 22 22. Bölüm464 kelime
- 23 23. Bölüm565 kelime
- 24 24. Bölüm532 kelime
- 25 25. Bölüm555 kelime
- 26 26. Bölüm779 kelime
- 27 27. Bölüm658 kelime
- 28 28. Bölüm994 kelime
- 29 29. Bölüm866 kelime
- 30 30. Bölüm604 kelime
- 31 31. Bölüm722 kelime
- 32 32. Bölüm822 kelime
- 33 33. Bölüm732 kelime
- 34 34. Bölüm685 kelime
- 35 35. Bölüm717 kelime
- 36 36. Bölüm609 kelime
- 37 37. Bölüm896 kelime
- 38 38. Bölüm703 kelime
- 39 39. Bölüm695 kelime
- 40 40. Bölüm815 kelime
- 41 41. Bölüm877 kelime
- 42 42. Bölüm1.026 kelime
- 43 43. Bölüm642 kelime
- 44 44. Bölüm713 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Kapının kırılmasıyla birlikte kurşunlar havada uçuşmaya başladı.
Tim dikkatli bir şekilde karşılarına çıkan kansızları etkisiz hâle getiriyordu.
Üç odalı okulun iki odası kontrol edilmişti.
Temizdi.
Son sınıfa gelindiğinde içeriden ses geldi:
“Silahları indirin. Yoksa bunları öldürürüm.”
Kapı açıldı.
İçeride çocuklar ve kadınlar duvarın dibine dizilmişti.
Ağlıyorlardı.
Önlerinde ise dosyalardan hatırladıkları o isim vardı:
Vedat Çolak.
Herkesin bildiği isimle, Korsan.
Silahı bir çocuğun kafasına dayalıydı.
Vedat konuştu:
“Geç kaldınız.”
Ömer sakin bir sesle:
“Silahı indir.” dedi.
Vedat güldü.
“Burada emirleri ben veririm asker, siz dinlersiniz.” dedi.
Emre dişlerini sıktı.
Kendini zor tutuyordu bu şerefsizin üstüne atlamamak için.
Vedat devam etti:
“Bu köy artık onların değil. Bizim.” dedi.
Fatih sertçe:
“Bitti. Etrafın çevrildi.” dedi.
Karşılarındaki adam başını hafif eğdi.
“Ben hep çevrili olurum. Yine de ayakta kalırım.”
Vedat sözünü bitirir bitirmez sıkıca tuttuğu çocuğu öne doğru itti.
Silahını kaldırdı.
Ama tim daha hızlıydı.
Çatışma başladı.
Bağırışlar.
Kurşun sesleri.
Vedat geri çekildi. Masayı devirdi. Camdan çıkmaya çalıştı ama çıkamadı.
Arka taraf çoktan tutulmuştu.
Vedat'ın mermisi bitmişti.
Bir an durdu.
Silahı yavaşça yere bıraktı ve ellerini kaldırdı.
Ama diz çökmedi.
Ömer yaklaştı.
Vedat yere yatırıldı ve bağlandı.
“Bu daha başlangıç asker.” dedi.
Köylülerin güvenliği sağlandı.
Tim, köylüleri bölgeden sorumlu jandarma ekiplerine emanet ettikten sonra gelen helikoptere bindiler.
Yanlarındaki hainle birlikte.
İLAHİ BAKIŞ AÇISI (BİR GÜN ÖNCE);
Helikopter piste indiğinde güneş doğuyordu.
Onları kapıda Nazım Albay karşıladı.
Vedat, kafasındaki çuvalla indirildi.
Sorgu odasına götürüldü.
Görevden geleli bir saat olmuştu. Ömer komutanına durum raporu vermişti.
Şimdi ise albayla birlikte sorgu odasına doğru ilerliyordu.
Sorgu odasının kapısına geldiklerinde Albay:
“Konuştur şu alçağı, Yüzbaşım.” dedi.
Ömer:
“Emredersiniz komutanım.” dediğinde Albay gözlem odasına girdi.
Ömer de sıkıntılı bir nefes alıp sorgu odasının kapısını açtı.
Oda küçüktü. Beton. Tek masa. İki sandalye.
Vedat elleri bağlı oturuyordu.
Ömer karşısına geçti.
Yavaş ve gürültülü bir şekilde sandalyeyi yerde sürüyerek çekti.
Ve oturdu.
Ömer konuşmuyordu.
Sadece karşısındaki adamı izliyor, üzerinde psikolojik baskı kuruyordu.
Sessizlik uzadı.
Bu sessizliğe dayanamayan Vedat konuştu:
“Beni konuşturamazsınız.”
Ömer sakin ve kendinden emin bir sesle:
“Konuşacaksın.” dedi.
Vedat yine sarı dişlerini göstererek güldü.
“Ben işkencelerden çıkıp geldim asker. Acı beni durdurmaz.” dedi.
Ömer sandalyeden kalkarken konuştu:
“Acıyla işimiz yok.”
Vedat kaşını kaldırdı.
“Öyle mi?” dedi.
Ne kadar rahat görünmeye çalışsa da karşısındaki adamın bu sakinliği onu geriyordu.
Ömer elindeki dosyayı masaya bıraktı.
Fotoğraflar.
İsimler.
Haritalar.
Vedat'ın yüzündeki gülümseme milim milim azaldı.
Ömer yavaşça konuştu:
“Biz sabırlıyız.”
Vedat sessiz kaldı.
Ömer devam etti:
“Sen konuşmazsan... başkaları konuşur.”
Vedat:
“Kim?”
“Herkesin bir kırılma noktası vardır.”
Uzun sessizlik.
Vedat derin bir nefes aldı.
Sonra ilk kez ciddi konuştu:
“Siz ne bilmek istiyorsunuz?”
Ömer ellerini masaya koydu ve karşısındaki adama doğru eğildi.
Gözünü bile kırpmadı.
“Her şeyi.” dedi.
Oda tekrar sessizliğe gömüldü.
Ama bu sefer sessizlik...
Başlangıçtı.
Arkadaşlar okuyanlar en azından yorumlara 🖤 bıraksın kendimi yalnız hissetmeyeyim.
Bölüm etkileşimi
