26. bölüm · Karanlıkta bir ışık
26. Bölüm
Sare kısa bir an göz temasını sürdürdü.
Sonra işine döndü.
Son dikişi keserken elinin altındaki kas hafif gerildi.
"Acıdı mı?" diye sordu.
"Hayır," dedi Ömer ama sesi bir ton daha düşüktü.
"Bitti." Sare bir adım geri çekildi ama hâlâ yakındı.
Pamukla nazikçe temizlerken parmakları tenine temas etmekten geri durmuyordu. "Bir iki gün bölgeyi zorlamayın, ne olur ne olmaz. Darbe almayın," dedi.
"Almam," dedi Ömer.
Sare içinden yine 'göreve giderse de düşmana dur kaşıma vurma der zaten' diye geçirdi.
Bu düşünceyle yüzünde hafif bir gülümseme oluştu. O fark etmedi ama Ömer fark etmişti.
Kısa bir an kasılan dudaklarına baktı.
"Bir şey mi oldu?" diye sordu.
Anlamayarak karşısındaki adama baktı. "Anlamadım."
"Gülüyorsunuz," dedi Ömer.
Sare hemen kendini toparlayarak, "Ha yok, gülmüyorum. Size öyle gelmiş," dedi. Utanmıştı.
Ömer karşısındaki kadının gözlerini kaçırmasıyla utandığını anladı. "Öyle olsun," dedi konuyu uzatmayarak.
Sare yarayla işi tamamen bittiğinde uzaklaştı.
Eldivenleri çıkarıp ellerini yıkamaya başladı.
Odadaki hava değişmişti.
Ömer ayağa kalktı.
Gitmesi gerekiyordu artık.
Sare tekrar ona döndüğünde Ömer, "Mert hakkında bilgi alabilir miyim? Mesleğe dönmesiyle ilgili bir sorun var mı? Bilmem gerek," diye sordu.
Sare başını hafifçe sallayarak konuştu.
"İyileşme süreci gayet iyi. Hatta normale göre hızlı. Bir sorun çıkmazsa iki üç gün içinde taburcu etmeyi düşünüyorum."
Kısa bir nefes alıp devam etti sözlerine.
"Mesleğe dönebilir, bir sorun yok ama biraz daha dinlenmesi gerekiyor. Birkaç hafta sonra dikişleri alınacak. Alındıktan sonra dönebilir."
Ömer, "Anladım. Bir sorun olursa haberim olsun," dedi.
Sare adamın sözleriyle, "Emredersiniz komutanım," dedi alayla.
Ömer duyduğu sözlerle hemen, "Yok! Yanlış anladı-" diye açıklama yapmaya başlayacaktı ki Sare kısıkça güldü.
"Anladım ben sizi, yüzbaşı."
Ömer karşısındaki manzaraya karşı derin bir nefes alma ihtiyacı duydu.
"Kusura bakmayın doktor hanım. Mesleki deformasyon," dedi.
Sare ince bir imayla, "Merak etmeyin. Ben sizin bu sözlerinize alışığım," dedi.
Ömer duyduğu sözlerle sıkıntılı bir nefes verdi. "Sözlerimin bir önemi yok ama özür dilerim," dedi.
Pişmandı.
Ama bu bir şeyi değiştirmeye yetmiyordu. Biliyordu karşısındaki kadını üzdüğünü.
Sessizlik uzadı.
Ömer Sare'nin konuşmayacağını düşünerek çıkmak için kapıya yönelecekti ki...
O sırada Sare, "Dur," dedi.
Ömer'in bakışları tekrar ona döndü.
"Bakın Ömer Bey... beni kırdınız. Hem de tahmin ettiğinizden daha fazla, o yüzden size çok kızdım.
Ama sonra... kendimi sizin yerinize koydum. Belki sizin kadar sert ve had bilmezce olmasa da ben de yeni tanıdığım birine karşı tepki gösterebilirdim.
Sonuçta, nereden geldiği belli olmayan bir kadın...
Hemen herkesle samimi olmuş, dostlarınızın içine karışmış.
Mesleğinizin getirdiği gerekçeyle de insanlara güvenmekte daha katısınız, anladım."
Ömer konuşmaya hazırlanıyordu ki elini kaldırdı.
"Lütfen. Ben sözlerimi bitireyim," dedi.
Derin bir nefes aldı.
"Ben uzun bir süre burada olacağım. Kendime yeni bir hayat kurdum ve siz ne kadar hoşnut olmasanız da o hayatın içinde arkadaşlarınız da var.
Ben onlarla görüşmeye devam edeceğim ve eminim illaki aynı ortamda bulunup yüz yüze bakacağız.
O zamanlar geldiğinde ben sizinle gerilip ortamın huzurunu bozmak istemiyorum.
Bu kadar duygu karmaşası beni de yoruyor, o yüzden sizi affediyorum.
Beni sevmeyebilirsiniz ya da güvenmeyebilirsiniz ama saygı duymak zorundasınız.
Demek istediğim, o ortamlarda bulunduğumuzda benimle muhatap olursanız bu saygı çerçevesi içinde, haddinizi aşmayarak olsun."
Sözleri bittiğinde usulca gözlerini karşısındaki adama doğru kaldırdı.
Ömer derin bir nefes aldı konuşmaya başlamadan önce.
"Ben o hatayı bir kere yaptım Sare Hanım. O sözleri geri alamam, biliyorum.
Şayet öyle bir şey mümkün olsaydı bir insanın gözlerinizdeki o acıyı görmemek için alırdım, emin olun.
Ben sert bir adamım, belki kabayım, kırarım dökerim. Ama birini gözlerinde acı görecek kadar kıracak bir adam değildim.
Öyle sanıyordum en azından.
Bahane değil ama, o gün üzerinde çalıştığım operasyon hakkında kötü bir haber aldım.
Ona sinirliydim ve bu sinir hiç hak etmeyen masum birine patladı. Size...
Gözünüzde nasıl bir adam olduğumun farkındayım.
Ben de o günden sonra şerefsiz bir adam olarak hissettim kendimi.
Emin olun belki de sizden daha çok kızdım kendime, ama bir halta yaramadı.
İyi bir adam olamadım belki. Ama pişman oldum.
Bir daha size karşı saygısız, had bilmez bir söz söyler ve sizi kırarsam...
Bir daha karşınıza çıkmam, çeker giderim. Sözüme ne kadar güvenirsiniz bilmem ama yeminim olsun."
Sare duyduğu kendinden emin sözlerle irkildi.
Bir an sustu.
Yutkundu.
"Affetmek kolay," dedi kısık bir sesle, "ama unutmak değil. Ben sizden kusursuz olmanızı istemedim. Sadece beni hedef tahtası yapmamanızı istedim."
Sare sakin bir nefes aldı ve devam etti:
"Size bir şans veririm. Ama bir daha beni incitirseniz... o zaman yemininizi hatırlayın.
Ve yüzbaşı, eğer hayatıma girmeyi istiyorsanız...
Önce kapıyı kırmayı değil çalmayı öğrenin."
Ömer aradaki mesafeyi kapattı usulca.
Kadının gözlerinin içine bakarak yumuşak ama bir o kadar da kendinden emin bir sesle konuştu.
"Benim için kapıyı kırmak kolaydı belki. Dediğiniz gibi asıl zor olan dışarıda durup izin beklemek," dedi.
"Ve ben gerekirse o zoru seçerim doktor hanım."
Arkadaşlar yorumlarınız benim için çok değerli 🖤 Rica ediyorum bölüm sonlarında yorumlarınızı bırakın🙏🏻 Bir daha ki bölüme kadar hoşçakalın ☺️
