25. bölüm / 44
Karanlıkta bir ışık25. Bölüm
Bölümler 44Şu an: 25. Bölüm
- 1 1. Bölüm645 kelime
- 2 2. Bölüm768 kelime
- 3 3. Bölüm660 kelime
- 4 4. Bölüm960 kelime
- 5 5. Bölüm576 kelime
- 6 6. Bölüm816 kelime
- 7 7. Bölüm565 kelime
- 8 8. Bölüm838 kelime
- 9 9. Bölüm736 kelime
- 10 10. Bölüm576 kelime
- 11 11. Bölüm530 kelime
- 12 12. Bölüm1.082 kelime
- 13 13. Bölüm1.421 kelime
- 14 14. Bölüm969 kelime
- 15 15. Bölüm564 kelime
- 16 16. Bölüm656 kelime
- 17 17. Bölüm744 kelime
- 18 18. Bölüm865 kelime
- 19 19. Bölüm593 kelime
- 20 20. Bölüm454 kelime
- 21 21. Bölüm608 kelime
- 22 22. Bölüm464 kelime
- 23 23. Bölüm565 kelime
- 24 24. Bölüm532 kelime
- 25 25. Bölüm555 kelime · Okuduğun bölüm
- 26 26. Bölüm779 kelime
- 27 27. Bölüm658 kelime
- 28 28. Bölüm994 kelime
- 29 29. Bölüm866 kelime
- 30 30. Bölüm604 kelime
- 31 31. Bölüm722 kelime
- 32 32. Bölüm822 kelime
- 33 33. Bölüm732 kelime
- 34 34. Bölüm685 kelime
- 35 35. Bölüm717 kelime
- 36 36. Bölüm609 kelime
- 37 37. Bölüm896 kelime
- 38 38. Bölüm703 kelime
- 39 39. Bölüm695 kelime
- 40 40. Bölüm815 kelime
- 41 41. Bölüm877 kelime
- 42 42. Bölüm1.026 kelime
- 43 43. Bölüm642 kelime
- 44 44. Bölüm713 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Sare saate baktığında öğlene geldiğini gördü. Uyuyakalmış, dosyaları teslim edememişti.
Koridora çıktı; dosyaları hemen teslim etmesi gerekiyordu.
Aceleyle hastane koridorunda ilerliyor, bir yandan da kendine kızıyordu.
Köşeyi döndü.
Durdu.
Ömer karşısındaydı.
İkisi de bir an konuşmadı. Sare ilk toparlanan oldu.
“Hoş geldiniz,” dedi varla yok arası bir sesle.
Ömer başını salladı.
“Sağ olun.”
Düz ve kısaydı.
Sare başını hafifçe salladı.
Dosyaları göğsüne bastırdı.
“İzninizle…” diyerek yanından geçecekti ki—
“Doktor Hanım,” diyen ses durdurdu adımlarını.
“Buyurun?” dedi, soru sorar bir sesle.
Ömer emin olmayan bir tonla konuştu.
“Dikişler…” dedi. “Dikişlerim alınacaktı. Ahu sizin alabileceğinizi söyledi. Uygunsanız—”
Sare, kendinden beklenmeyen bir şekilde sözünü kesti.
“Tabii, ben alırım.”
Ömer’in sözünü bitirmesine izin vermemişti.
Sare o an ne yaptığını fark etti.
“Yani…” dedi toparlanmaya çalışarak. “Siz benim hastamsınız. O yüzden ben alırım. Biraz beklerseniz…”
Ömer, karşısındaki kadını anlamaya çalışırken kaşlarını hafifçe çatıldı.
“Beklerim,” dedi.
Sare aceleci bir tonla, “Tamam o zaman… Siz odamda bekleyebilirsiniz. Şimdi gitmem gerekiyor,” dedi ve cümleyi bitirir bitirmez neredeyse kaçar gibi uzaklaştı.
Adımları hızlıydı.
Yürümeye devam ederken bir yandan da kendi kendine mırıldanıyordu:
Salak mısın kızım sen? Adam daha sözünü bitirmemiş, niye dan diye atlıyorsun? Off, rezil oldum resmen.
Dosyaları nöbeti devralan doktora teslim etti.
Şimdi odasına doğru yürüyordu.
Ama ayakları geri geri gidiyordu sanki.
Her adım biraz daha ağırlaştı.
Odasına yaklaştığında görüş açısına, kapının önünde bekleyen Ömer girdi.
İçeri girmemişti.
Elleri arkada kenetli, kapı eşiğinde duruyordu.
Sare bir an şaşırdı.
“Girebilirdiniz,” dedi istemsizce.
Ömer’in bakışı sakindi.
“Sizi bekledim,” dedi.
Koridor bir an sessizleşti.
Sare kapıyı açtı.
“Buyurun o zaman.”
Ömer içeri geçti.
İLAHİ BAKIŞ AÇISI;
Odaya girdiklerinde kapı yavaşça kapandı.
Sare masaya yönelirken Ömer’e, “Şuraya oturun lütfen,” dedi muayene masasını işaret ederek.
Ömer oturdu.
İkinci defa aynı masada oturuyordu ve karşısındaki kadın yine yarasına bakacaktı.
Diken üstünde oturuyor gibiydi.
Gergindi.
Sare eldivenleri aldı.
Döndüğünde aralarındaki mesafe kısalmıştı. Alnındaki yara net görünüyordu.
İyileşmişti. Ama dikiş izleri hâlâ belirgindi. Kaşının hemen üstünden alnına doğru uzanıyordu.
Sare bir saniye durdu.
Prosedür gereği sorması gereken soruları sormaya başladı.
“Baş dönmesi oldu mu son günlerde?” diye sordu profesyonel bir tonda.
İçinden ise, Adam görevdeydi, Sare. Sence buna mı dikkat eder? diye geçirmeden edemedi.
“Hayır,” dedi Ömer.
“Görme bulanıklığı?”
“Yok.”
Sare her ihtimale karşı muayene kalemiyle göz bebeklerine baktı.
Bu, yüz yüze gelmek demekti.
Nefes mesafesi…
“Yukarı bakar mısınız?” dedi.
Ömer bakışlarını tavana kaldırdı.
Sare yaklaşmak zorundaydı.
Parmağıyla hafifçe alnının kenarını sabitledi.
Temas.
Sıcaklık.
Eldiven olmasına rağmen hissedilen bir yakınlık.
Ömer’in zaten gergin olan vücudu bu temasla birlikte biraz daha gerildi.
Sare geri çekildi, eline makas ve penset aldı; tekrar aynı pozisyona döndü.
“Biraz çekiştirme olabilir,” dedi.
“Problem değil.”
İlk dikişi keserken Sare işine o kadar odaklanmıştı ki, fark etmeden biraz daha yaklaşmıştı Ömer’e.
Ömer, kaşları çatık bir şekilde pür dikkat yaraya bakan kadının yüzünü inceliyordu. Kaşı, burnu, Ala gözleri… Sol gözünün hemen altındaki o küçücük, varla yok arası olan beni.
Hepsi orantılıydı. Gereksiz hiçbir detay yoktu.
Bir an kalbi hızlandı sanki.
Gözlerini kadından çekerken kontrollü bir nefes verdi.
Kendine gel, lan. İlk defa mı kadın görüyorsun?
Kendine kızdı Ömer.
Hayvan gibi dikmişti gözlerini kadının üstüne.
Sare üzerindeki bakışların farkındaydı.
Nasıl olmasındı ki? Zaten adamın nefesini hissedecek kadar yakındı ona.
Anlamadığı şey, neden ona baktığıydı bu adamın.
Öyle bir bakıyordu ki Sare, o bakışların altında eziliyordu sanki.
Sessizliği bozmak amacıyla konuştu.
“İz kalabilir,” dedi.
Neyse ki sesi titrememişti.
Ömer tekrar bakışlarını gözlerine indirdi.
“Alışığım.”
Bu cümle, alnındaki izden daha ağırdı.
Bölüm etkileşimi
