Karadeniz Kızı/ Gerçek Ailem kitap kapağı

8. bölüm / 21

8. Bölüm

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 21Şu an: 8. Bölüm

Baras zifiri karanlık gözlerini doğrudan bana çevirdi. Bakışlarındaki o korumacı tınıyı hissetmek zor değildi.

"Sen yukarı çık küçük," dedi, sesi pürüzsüz ama bir o kadar da emrediciydi. "Biz babanla biraz konuşacağız. Meryem abla da seninle gelsin."

"Gerek yok, kendim çıkarım," dedim fısıltıyla. Masadan usulca kalktım. Zaten titreyen bacaklarım beni zor taşıyordu.

Hızla merdivenlere yöneldim. Tam yukarı varıp odanın kapısını açtığım sırada dış kapının büyük bir öfkeyle açıldığını ve Önder Bey'in sesinin salonda yankılandığını duydum.

"Nerede benim kızım! Milan, Barçın, ne hakla kardeşinizi benden kaçırırsınız!"

Daha fazla duymak istemedim. Kendimi odaya atıp kapıyı kapattım ama bu yetmedi. Odanın içindeki banyoya koştum. Ahşap kapıyı arkamdan kapatıp kilidi sertçe çevirdim.

Sırtımı soğuk kapıya yaslayarak yavaşça yere bıraktım kendimi. Dizlerim artık beni taşımıyordu. Banyodaki o beyaz fayansların soğukluğu tenime değerken, zihnimdeki o uğultu yeniden başladı.

Aşağıdan Önder Bey'in bağırtıları, Milan abimin öfkeli sesleri ve Baras'ın o buz gibi, tehditkar sesi duvarları delip geçerek kulağıma ulaşıyordu.

"Yapma Dünya..." diye fısıldadım kendi kendime. "Duyma onları. Kendini duy. Kendi sesini duy."

Ellerimi kulaklarıma sımsıkı kapattım. Parmaklarımı saçlarımın arasına geçirip başımı dizlerime doğru eğdim. Gözlerimi sıktım. Ama o sesler durmuyordu. Aşağıdaki kavga, sanki İstanbul'daki o evin duvarlarında, Leyla'nın çığlıklarında yankılanıyordu.

“Ağlayıp sızlayarak asaletini lekeleme... Sen sadece bir hayal kırıklığısın... Geber, öl Dünya!”

Öl Dünya.

Sessiz bir şekilde öl.

Daha fazla acı çekmeden öl.

Gözümden akan yaşlar yanaklarımdan süzülüp hoodiesinin kumaşına sızdı. Hıçkırıklarım boğazıma dizildi, canımı yaktı ama ses çıkarmadım.

Çıkaramazdım. Bir hanımefendi hıçkıra hıçkıra ağlamazdı. Sesini kimseye duyurmazdı. Acizliğini ele vermezdi.

Sessizce ağladım. İçime akıttım o gözyaşlarını. 17 yıldır yaptığım gibi, kendimi küçücük bir banyonun köşesinde unutturmaya çalışarak yok olmak istedim.

Aşağıda ise Baras'ın gür sesi en sonunda her şeyi bıçak gibi kesti.

"Önder Kılıç. Eğer bir kez daha benim evimde sesini yükseltirsen, yemin ederim o dilini koparır kurtlara yem ederim. Dünya artık benim yanımda. Şimdi defol git bu evden."

Sonrası derin, ürkütücü bir sessizlik oldu.Ne kadar süre o soğuk fayansın üzerinde kulaklarımı kapatmış halde kaldım bilmiyorum. Zaman algımı yitirmiştim. Sadece kalbimin kulaklarımda atan o gümbürtüsünü dinliyordum.

Birden, banyo kapısına iki kez usulca vuruldu.

"Dünya?" dedi bir ses. Bu Baras'tı. Sesi kapının arkasından o kadar yumuşak, o kadar sakin geliyordu ki, az önce aşağıda kıyameti koparan adamın o olduğuna inanmak imkansızdı. "Küçük? Orada mısın? Gitti o, korkma. Aç kapıyı abicim."

Gücüm yoktu.

Ayağa kalkacak halim yoktu.

Dizlerim tamamen bağını koparmış, ruhum bedenime ağır gelmeye başlamıştı. Ne kapının kilidine uzanacak mecalim vardı ne de o adamın yüzüne bakacak cesaretim. İçimde biriktirdiğim 17 yıllık o ağır enkaz, beni bu banyonun soğuk zeminine tamamen çivilemişti.

Cevap vermedim. Sessizliğim banyonun dar duvarlarında asılı kaldı.

"Dünya, ses ver güzelim," dedi bu kez daha yakın bir ses. Kapının hemen arkasından gelen Barçın abimdi. O neşeli, şen şakrak şivesi gitmiş, yerini derin bir hüzne ve endişeye bırakmıştı. "Kurban olayım aç şu kapıyı da. Bak gitmiştir o adam, bir daha da bu kapıya gelemez. Söz verdik sana."

"Dünya'm, abicim," diye seslendi Milan abi de arkadan. "Kendini odaya kilitleme. Biz buradayız, kapının önündeyiz. Çık dışarı, sarılalım."

Sustum. Ellerimi kulaklarımdan indirmiştim ama dudaklarımı birbirine o kadar sert bastırıyordum ki canım acıyordu. Leyla'nın sesi yine zihnimin kuytusundan fısıldadı.

“Ağladığını kimseye gösterme. Acizliğini ele verme.”

Ben aciz değildim. Sadece çok yorgundum.

"Çekilin," dedi Baras'ın sesi birden. Diğerlerine göre çok daha kalın, çok daha net ve tartışmasız bir emirdi bu. Milan ve Barçın’ın geri çekilen adım seslerini duydum.

Ardından kapının ahşabına sert bir omuz darbesi indi. Tek bir hamle.

Eski ahşap kapının kilidi Baras’ın gücüne dayanamayarak kırıldı ve kapı ardına kadar açıldı. İçeriye dolan salonun odun kokusuyla birlikte başımı yavaşça kaldırdım.

Baras, kapının eşiğinde duruyordu. Gözleri doğrudan yerde, iki büklüm olmuş, yüzü gözü yaş içinde kalmış bana kilitlendi. O zifiri karanlık gözlerinde öyle büyük bir yıkım, öyle derin bir öfke gelip geçti ki... Ama bana bakarken o öfkeyi saniyeler içinde yok etti.

Hızla yanıma doğru adımladı. O devasa cüssesiyle önümde diz çöktü. Hiç çekinmeden, sanki yıllardır canımın acımasını bekliyormuş gibi kollarını belime doladı ve beni o soğuk fayansların üzerinden tek hamlede söküp aldı.

Beni kucağına aldığında hiçbir şey yapamadım. Mesafemi koruyamadım, asil bir hanımefendi gibi dik duramadım.

Başım onun sert göğsüne düştü. Kulağım tam kalbinin üzerindeydi. Gümbür gümbür atan o kalbin sesi, benim zihnimdeki uğultuları bıçak gibi kesti. Beni sarsmadan, sanki kırılacak bir cam parçasıymışım gibi sıkıca sarıldı.

Banyodan çıkarıp yatağa yatırmak yerine, odadaki büyük ahşap berjer koltuğa oturdu. Beni de kucağından indirmeden, tıpkı küçük bir çocuğu sakinleştirir gibi sırtımı yavaş yavaş sıvazlamaya başladı.

"Şşşt... Tamam küçük kaçak. Geçti," dedi, sesi saçlarımın arasına doğru dağılırken. "Buradasın. Benim yanımdasın. O adam bir daha senin canını sıkamayacak. Ağla... İçinde ne varsa dök. Kimse duymuyor seni, sadece ben duyuyorum."

Onun bu sarsılmaz güveni karşısında daha fazla dayanamadım. Parmaklarımı onun siyah gömleğine sımsıkı doladım ve yüzümü göğsüne gömerek hıçkırıklarımı serbest bıraktım.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

72okunma 6beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…