Karadeniz Kızı/ Gerçek Ailem kitap kapağı

6. bölüm / 21

6. Bölüm

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 21Şu an: 6. Bölüm

"İstanbul'da... Günlerim genellikle evde geçerdi," dedim, bakışlarımı çay bardağıma indirerek. Yalan söylemek canımı yakıyordu ama onlara Leyla'nın bana yaşattığı o cehennemi anlatamazdım.

Beni aciz görmelerini, bana acıyarak bakmalarını istemiyordum.

"İyi bir aileye sahiptim," diye devam ettim, sesimin titrememesi için büyük bir çaba sarf ederek. "Annem... Yani beni büyüten kadın, her şeyimin kusursuz olmasını isterdi. Benim için en iyisini düşündüğünü söylerdi hep. Derslerimle ilgilenirdim, piyano çalardım, kitap okurdum. Fazla dışarı çıkmazdım, sakin bir hayatım vardı işte."

Onlara "Beni büyüten kadın beni hiç sevmedi" diyemedim. "Beni kemiklerim kırılana kadar yürüttü" diyemedim. Kendimi korumak için ördüğüm o yalan duvarının arkasına sığındım yine.

Barçın çayından bir yudum alıp başını salladı. "Vay be, piyano falan ha? Demedim mi ben size kibar kızdır diye. Bizim buralarda anca tulum çalınır abicim, piyano bizi bozar."

"Ula Barçın, sanki kendin çok tulum çalıyorsun da," diye lafa girdi Eray gülerek. "Kızım sen buna bakma. Bu anca teneke çalar."

"Ne alakası var oğlum? Ruhumuz sanatkâr bizim," dedi Barçın, sahte bir alınganlıkla arkasına yaslanırken.

Milan abi ise o esnada hiçbir şey söylemedi. Sadece gözlerimin içine baktı. O siyah, derin gözlerinde öyle bir ifade vardı ki... Sanki söylediğim her bir yalanın, arkasına saklandığım o sahte "iyi aile" tablosunun farkındaydı. Benim ne kadar zorlandığımı, ruhumun nasıl parça parça olduğunu anlıyor ama beni bozmamak için susuyordu.

"Doydun mu abicim?" diye sordu Milan abi, sesindeki o alışılmadık yumuşaklıkla.

"Doydum, teşekkür ederim," dedim usulca.

"Hadi o zaman, eve geçelim artık. Dinlen biraz daha. Yarın Karadeniz'i gezdireceğiz sana, daha çok yorulacaksın," diyerek ayağa kalktı.

İkizler de benimle vedalaşırken çok sıcak davrandılar. Ezel hafifçe saçımı çekti, Eray ise "Kendine iyi bak fındık kurdu, yine geleceğiz" dedi. Onların bu samimiyeti içimdeki o buz kütlesini yavaş yavaş eritiyordu.

Eve döndüğümüzde hava tamamen kararmıştı. Yolun o tatlı yorgunluğu ve yediğim yemeğin ağırlığıyla arabada gözlerim kapanmıştı. Başımı cama yaslayıp sızmıştım. Araba büyük ahşap evin önünde durduğunda lastiklerin çıkardığı sesle gözlerimi hafifçe araladım.

Ama üzerimdeki o ağır uykuyu atamadığım için uyanmamış gibi yapıp gözlerimi tekrar kapattım.

Milan abim emniyet kemerini çözüp arabadan indi. Büyük adımlarla eve doğru yürüdü. Anahtarla kapıyı açıp içeriye ilk o girdi.

Aradan daha bir dakika bile geçmemişti ki, evin dış kapısı büyük bir gürültüyle sertçe kapandı. Milan abim girdiği gibi hışımla dışarı çıkmıştı. Öyle bir öfkeyle yürüyordu ki, bastığı çakıl taşlarının ezilme sesini arabanın içinden bile duyabiliyordum. Yüzü karanlıkta bile kıpkırmızı görünüyordu. Dişlerini o kadar sıkmıştı ki çene kemiği dışarıdan belli oluyordu.

Şoför koltuğunun kapısını hızla açıp içeri oturdu. Direksiyonu iki eliyle birden öyle sert kavradı ki parmak boğumları bembeyaz kesildi.

Ön koltukta oturan Barçın abim şaşkınlıkla arkasına, abisine doğru döndü. Sesindeki o neşeli ton gitmiş, yerini derin bir endişeye bırakmıştı.

"Ne oldu abi?" diye sordu kısık bir sesle. "Niye çıktın hemen?"

Milan abim dikiz aynasından bana baktığını hissettim. Uyanıp uyanmadığımı kontrol ediyordu. Ben ise hiç kıpırdamadan, nefesimi düzene sokarak uyuma numarası yapmaya devam ettim. Eğer uyandığımı anlarlarsa konuşmayacaklarını biliyordum.

Benim için yalan söylemektense, gerçeği saklamak her zaman daha kolay olmuştu.

Milan abim öfkeyle soludu. Direksiyona sert bir yumruk atmamak için kendini zor tutuyor gibiydi.

"Eve giremeyiz Barçın," dedi, sesini alçaltmaya çalışarak ama o sert, pürüzlü tınıyı gizleyemedi. "Önder sınırları iyice aşmış."

"Nasıl yani?" Barçın’ın kaşları çatıldı. "Ne yapmış yine?"

Milan abim tiksinerek başını iki yana salladı. Ses tonu buz gibiydi.

"Salonun ortasında... Çıplak yatmışlar. Önder ve o Elvan denilen kadın. Rezalet diz boyu. Kardeşimi bu eve bu halde sokmam ben. Gözü görmeyecek o pisliği."

Duyduklarımla içimde bir yerlerin buz kestiğini hissettim. Kalbim yine o tanıdık ritimle hızla çarpmaya başladı. Annemin evine her gece giren o farklı erkekler, o açık kapılar, o mide bulandırıcı sahneler zihnimin karanlık köşelerinden fırlayıp üzerime doğru gelmeye başladı.

Ben o sahnelerden kaçıp buraya gelmiştim.

Ama burası da o kaçtığım cehennemden farksızdı.

"Ula harbi kafayı yemiş bu adam." diye tısladı Barçın öfkeyle. "Hiç mi utanması yok, hiç mi bu kızı düşünmüyor? Ne yapacağız şimdi abi? Nereye gideceğiz bu saatte?"

"Baras abime gideceğiz," dedi Milan abi, sesinde en ufak bir tereddüt kırıntısı bile yoktu. Arabayı sertçe vitese taktı ve motoru gürültüyle çalıştırdı. "Bu saatte kardeşimin o pisliği görmesindense, Baras’ın evinde kalması bin kat daha iyidir."

Barçın’ın gözleri şaşkınlıkla büyüdü. Hemen abisine doğru döndü, sesini iyice kıstı ama paniki gizleyemedi.

"Abi, delirdin mi sen?" dedi endişeyle. "Korkar kız. Baras abimin ortamını, nasıl biri olduğunu bilmiyor musun? Kız zaten İstanbul'dan yeni gelmiş, ürkek bir kuş gibi. Onu Baras abimin o karanlık evine, o adamların arasına nasıl sokacağız?"

"Başka çaremiz yok Barçın," diye kestirip attı Milan abi. Direksiyonu sertçe kırdı, araba patika yoldan ana yola doğru hızla çıkarken tekerleklerin altındaki çakıllar etrafa saçıldı. "Baras ne kadar karanlık olursa olsun, kardeşime zarar gelmesine asla izin vermez. Önder Kılıç'ın bu rezilliğinin yanında Baras'ın evi sütten çıkmış ak kaşıktır."

Gözlerimi hâlâ açmamıştım ama kalbimin atış sesini ikisinin de duymasından ödünç alacak kadar çok korkuyordum.

Baras Alkan...

Dün gece ormanda, o beyaz ışığın altında gözünü kırpmadan bir adamın kafasına sıkan adam.

"Korkma Dünya, yedi cihan ayağıma gelse de namlumun ucu bir tek sana dönmez," demişti bana.

Şimdi ise onun evine gidiyorduk. Kaçtığım o ahlaksız cehennemden kurtulmak için, elleri kanlı bir adamın güvenli limanına sığınıyordum.

Hayat benimle gerçekten çok garip bir oyun oynuyordu.

"Ben anlamam abi," diye homurdandı Barçın, kollarını göğsünde bağlayarak. "Eğer kız uyanıp da orada korkudan ağlamaya başlarsa, sorumlusu sensin. Baras abi de ona bir şey olacak diye hepimizin canına okur, biliyorsun."

"Ağlamaz," dedi Milan abi dikiz aynasından bana son bir kez bakarak. Ses tonu bu defa biraz yumuşamıştı. "Biz yanındayız. Ona hiçbir şey hissettirmeyeceğiz."

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

97okunma 5beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…