Kaçınılmaz Son kitap kapağı

18. bölüm / 52

Kaçınılmaz Son

ON YEDİNCİ BÖLÜM

Vaveyla Yazarı: İrem Mumcu

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 52Şu an: ON YEDİNCİ BÖLÜM
  1. 1 TANITIM605 kelime
  2. 2 BİRİNCİ BÖLÜM1.977 kelime
  3. 3 İKİNCİ BÖLÜM1.937 kelime
  4. 4 ÜÇÜNCÜ BÖLÜM2.136 kelime
  5. 5 DÖRDÜNCÜ BÖLÜM1.799 kelime
  6. 6 BEŞİNCİ BÖLÜM2.185 kelime
  7. 7 ALTINCI BÖLÜM1.943 kelime
  8. 8 YEDİNCİ BÖLÜM1.008 kelime
  9. 9 SEKİZİNCİ BÖLÜM1.810 kelime
  10. 10 DOKUZUNCU BÖLÜM1.687 kelime
  11. 11 ONUNCU BÖLÜM1.347 kelime
  12. 12 ON BİRİNCİ BÖLÜM1.310 kelime
  13. 13 ON İKİNCİ BÖLÜM1.786 kelime
  14. 14 ON ÜÇÜNCÜ BÖLÜM1.554 kelime
  15. 15 ON DÖRDÜNCÜ BÖLÜM2.282 kelime
  16. 16 ON BEŞİNCİ BÖLÜM2.108 kelime
  17. 17 ON ALTINCI BÖLÜM2.637 kelime
  18. 18 ON YEDİNCİ BÖLÜM2.270 kelime · Okuduğun bölüm
  19. 19 ON SEKİZİNCİ BÖLÜM1.967 kelime
  20. 20 ON DOKUZUNCU BÖLÜM2.212 kelime
  21. 21 YİRMİNCİ BÖLÜM2.264 kelime
  22. 22 YİRMİ BİRİNCİ BÖLÜM2.148 kelime
  23. 23 YİRMİ İKİNCİ BÖLÜM2.200 kelime
  24. 24 YİRMİ ÜÇÜNCÜ BÖLÜM2.352 kelime
  25. 25 YİRMİ DÖRDÜNCÜ BÖLÜM2.649 kelime
  26. 26 YİRMİ BEŞİNCİ BÖLÜM2.482 kelime
  27. 27 YİRMİ ALTINCI BÖLÜM2.036 kelime
  28. 28 YİRMİ YEDİNCİ BÖLÜM3.687 kelime
  29. 29 YİRMİ SEKİZİNCİ BÖLÜM3.113 kelime
  30. 30 YİRMİ DOKUZUNCU BÖLÜM2.643 kelime
  31. 31 OTUZUNCU BÖLÜM1.067 kelime
  32. 32 OTUZ BİRİNCİ BÖLÜM1.737 kelime
  33. 33 OTUZ İKİNCİ BÖLÜM3.738 kelime
  34. 34 OTUZ ÜÇÜNCÜ BÖLÜM1.780 kelime
  35. 35 OTUZ DÖRDÜNCÜ BÖLÜM3.463 kelime
  36. 36 OTUZ BEŞİNCİ BÖLÜM2.846 kelime
  37. 37 OTUZ ALTINCI BÖLÜM1.700 kelime
  38. 38 OTUZ YEDİNCİ BÖLÜM2.228 kelime
  39. 39 OTUZ SEKİZİNCİ BÖLÜM1.533 kelime
  40. 40 OTUZ DOKUZUNCU BÖLÜM1.918 kelime
  41. 41 KIRKINCI BÖLÜM2.095 kelime
  42. 42 KIRK BİRİNCİ BÖLÜM2.644 kelime
  43. 43 KIRK İKİNCİ BÖLÜM2.120 kelime
  44. 44 KIRK ÜÇÜNCÜ BÖLÜM2.544 kelime
  45. 45 KIRK DÖRDÜNCÜ BÖLÜM1.889 kelime
  46. 46 KIRK BEŞİNCİ BÖLÜM1.680 kelime
  47. 47 KIRK ALTINCI BÖLÜM1.886 kelime
  48. 48 KIRK YEDİNCİ BÖLÜM1.996 kelime
  49. 49 KIRK SEKİZİNCİ BÖLÜM2.488 kelime
  50. 50 KIRK DOKUZUNCU BÖLÜM1.983 kelime
  51. 51 ELLİNCİ BÖLÜM2.432 kelime
  52. 52 ELLİ BİRİNCİ BÖLÜM (FİNAL)2.433 kelime

“Oraya geri dönmek istemiyorum, Aidan. Lütfen… beni bir daha oraya götürme.”

Kalbim göğsümde deli gibi atıyordu. Korkuyordum. Hâlâ hıçkırarak ağlıyordum. Nefesim kesik kesikti, başım zonkluyordu. Sürekli onların ellerini düşünüyordum, o iğrenç elleri. Bana yapmak istedikleri şeyi. Ne kadar uğraşırsam uğraşayım, zihnimden silemiyordum. Sonra Aidan’ın sesini duydum, sakin, dengeli ve garip bir şekilde güven vericiydi.

“Şşş, sadece nefes al. Her şey yolunda. Oraya geri dönmüyorsun. Artık bitti,” dedi, parmakları saçlarımın üzerinde nazikçe dolaşırken. Sıcak nefesi kulağımı sıyırırken omurgamdan aşağı doğru ürpermemi bastıramadım. Bacaklarım uyuşmuş gibiydi.

“Neredeydin?” derken sesim kısık ve titrek çıktı. “Bunca zamandır neredeydin? Bana o şeyi neredeyse enjekte edeceklerdi!”

Mideme tiksintiyle bir kasılma girdi. İğnenin derime değdiği o keskin acıyı hâlâ hissedebiliyordum. Adamın sözleri zihnimde yankılanıyordu.

Merak etme, acımayacak. Birkaç saniye içinde bitecek ve bana teşekkür edeceksin.

Bana teşekkür edeceksin.

Teşekkür edeceksin…

Nasıl teşekkür edebilirdim ki? Bundan başka ne hissedebilirdim, dehşetten başka? Nasıl bir sapkın zihin böyle düşünebilirdi?

Aidan’ın sesi beni düşüncelerimin girdabından çekip çıkardı.

“Yukarıda aradığım şeyi bulamadım. Ayrıca kimse benim odama girmeye cesaret edemez, o yüzden güvenli olduğunu düşündüm, ama o lanet şeyi orada da bulamayınca aşağı indim,” diye açıkladı.

Gördün mü? Sana söylemiştim, bir sebebi vardı.

İçimdeki ses onun sözlerinden sonra tekrar ortaya çıktı, ama rahatlamam gerekip gerekmediğinden emin değildim. Bunun yerine ondan uzaklaşıp gözyaşlarıyla ıslanmış yüzümü sildim. Elbette bu Aidan’ın suçu değildi, ama o adamlar… neden böyle iğrenç bir şey yapmışlardı?

“Böyle bir şey başına geldiği gerçekten üzgünüm Liora.” Bu sefer sesi daha yumuşaktı. “Bunu yapan adamları tanımıyorum. Yeni gelmiş olmalılar, ama bana güven, gerekeni yaptım. Bundan sonra sana dokunmayı bırak, yanından geçmeye bile cesaret edemeyecekler.”

Yüz ifadesi okunmuyordu, ama bunu söylerken sesinde huzursuz edici bir şey vardı. Gerekeni yaptım mı? Bu ne demekti? Gerçekten ortadan mı kaybolmuşlardı? Dengemi kaybetmek üzereyken yüzümü ellerinin arasına aldı. Oturmak istiyordum. Buradan gitmek istiyordum, ama önce oraya mı dönecektik? Gerçekten beni eve götürecek miydi?

“Eve gitmek istiyorum, Aidan,” diye mırıldandım, yorgunluk kemiklerime kadar işlemişti. “Lütfen beni geri dönmeye zorlama. Şimdi değil. Ben sadece… güvenli bir yerde olmak istiyorum.” Bir daha asla oraya dönmeyeceğime söz veremezdim, ama şu an gücümü toparlamaya ihtiyacım vardı. Aklımda çok fazla soru vardı, ama onları sormaya enerjim yoktu. Sadece unutmak istiyordum.

Yüzünde bir an için tereddüt gördüm. Sanki karşı çıkacakmış gibi görünüyordu, ama sonunda başını salladı. Rahatlama duygusu içimi kaplarken düşünmeden ona sarıldım. Aidan beni barın girişine doğru götürürken kapıdaki iri adama arabasını getirmesini söylediğini duydum. Sonra birden hatırladım, çantam.

“Ah… çantam. Odanda kalmış olmalı,” dedim utançla.

Aidan hafifçe kaşlarını çattı.

“Tamam, ben alırım, güzelim,” dedi yavaşça. Sonra diğer görevliye dönerek, “Liora’yla kal. Bir dakika içinde dönerim,” diye emir verdi ve bir anda tekrar o gürültülü, kalabalık mekânın içinde kayboldu.

Kendimi berbat hissediyordum. Saçlarım darmadağındı, kıyafetlerim kirlenmişti ve kollarımla kendimi zar zor kapatabiliyordum. Yanımdan geçen insanlar bana bakarken bakışları üzerimde gereğinden fazla kalıyordu. Bundan nefret ediyordum. Farkında olmadan yanımda duran adama biraz daha yaklaştım.

Sonsuzluk gibi gelen bir süreden sonra Aidan’ın arabası önümde durdu. Bir an sonra arkamdan sesini duydum.

“Hadi gidelim,” dedi.

Sesi az öncekinden daha sakindi. Kavga sırasındaki halinden daha iyi görünüyordu. Bu beni şaşırttı ve garip bir şekilde hoşuma gitti. Elini omzumda hissettim, beni arabaya yönlendirdi. Yolcu koltuğuna oturup meraklı bakışlardan uzaklaşınca derin bir nefes verdim. Aidan’ın bana baktığını hissedebiliyordum, ama ona bakmadım. Sadece eve gitmek istiyordum. Uyumak ve her şeyi unutmak istiyordum.

Arabadan inerken saate baktım. Neredeyse gece ikiydi. Annem çoktan uyumuş olmalıydı. Eve dönüş yolculuğu sessiz geçti. Hatta biraz ürkütücü derecede sessizdi, ama buna minnettardım. Aklımı kemiren anıları bastırmak için bu sessizliğe ihtiyacım vardı.

Evin önüne geldiğimizde Aidan kapıya doğru yürüdü.

''Seninle geleceğim,'' dedi bahçe kapısına doğru ilerlerken. Ona itiraz etmedim. Belki de benimle kalmasını isteyebilirdim. Her ne kadar annem evde olsa da yanımda olmasını istiyordum. Şu an yalnız kalmak istemiyordum. Sabah da isterse, annem görmeden erkenden gidebilirdi.

Cebimden anahtarlarımı çıkarıp kapıyı mümkün olduğunca sessiz açtım. Sonra Aidan’a döndüm. “Bu gece benimle kalır mısın?” diye sordum, o uzaklaşmadan önce. Kalbim hızlı hızlı atıyordu, ama sorduğuma pişman değildim. Bu gece yalnız uyumak istemiyordum. Uzun zamandır ilk kez… yanımda birine ihtiyacım vardı.

Ona küçük bir gülümsemeyle bakarken Aidan'ın gözleri şaşkınlıkla açıldı. Evet, bunu gerçekten istiyordum. Hayatımda ilk kez bir erkeği yanımda istiyordum. Belki hâlâ bu gece olanların onun suçu olduğunu düşünüyorsunuz, ama ben öyle düşünmüyordum. Bununla hiçbir ilgisi yoktu. Ona güveniyordum. Bu güvenin nereden geldiğini bilmiyordum, ama içimde güçlü bir şekilde hissediyordum ve bunu sorgulamak istemiyordum.

Bir an için tereddüt etti. Açık kahverengi gözlerinin altındaki hafif morluklar daha belirgin görünüyordu. “Peki ya annen?” diye sordu kaşını kaldırarak.

“Çoktan uyumuştur. Bizi duymaz. Lütfen… bu gece yalnız uyumak istemiyorum Aidan. Sadece bu gece… İstersen sabah erkenden annem uyanmadan gidebilirsin,” dedim umutla.

Kapıda durdu, bir an arabasına baktı. Birkaç saniye sonra farlar yanıp söndü, arabayı kilitlemişti. Sonra bana dönüp hafifçe gülümseyerek “Tamam,” dedi.

Sesindeki sıcaklık içimi sararken dudaklarımda beliren küçük gülümsemeyi durduramadım. Elini tutup annemi uyandırmamaya dikkat ederek onu sessizce yukarı çıkardım. Odaya vardığımızda anneme bakmak için bir dakika beklemesini söyledim.

Kapısını hafifçe araladım. Yan yatmıştı, kolları battaniyenin üzerinde duruyordu. Uykusunda hafif bir şeyler mırıldandı ve biraz kıpırdadı. Kendi kendime gülümseyerek kapıyı tekrar sessizce kapattım.

Odaya döndüğümde Aidan’ı yatağımın üzerine uzanmış halde buldum. Kollarını başının arkasında kenetlemişti ve tamamen rahat görünüyordu.

“Uyuyor,” dedim, sanki bunu duymaya ihtiyacı varmış gibi, ama pek de umursuyor gibi görünmüyordu. Kapıyı kapattım ve kilitledim. Annemin ansızın uyanıpta içeri girip onu burada görmesine izin veremezdim. Aidan bu hareketime sırıttı, ama onu görmezden geldim. O gülümsemenin arkasında bin farklı düşünce olabilirdi.

Evet, sonunda yalnızız. Peki şimdi ne olacak? Bana öyle bakma, bunu sen de istiyorsun.

Kendi düşüncelerime güldüm ve ona doğru yürüdüm. Yaklaştığımda doğruldu ve bacaklarını yataktan aşağı sarkıttı. Neyse ki yarın işim yoktu. Hafta sonlarını bu yüzden seviyordum, sorumlulukların baskısı olmadan uyanmak büyük bir nimetti, ama şu an asıl nimet, tam karşımda oturuyordu.

“Peki şimdi ne yapmak istiyorsun?” diye sordu Aidan. Az önce aklımdan geçen düşüncenin aynısını söylemişti. Gülerek başımı salladım.

“Aslında sana soracak çok fazla sorum var, ama çok yorgunum. Senin için şanslı bir gece, bugün sorgudan kurtuldun. Ben sadece uyumak istiyorum.”

Yüzünde oyunbaz bir gülümseme belirirken bir anda aramızdaki mesafeyi kapattı.

Ah… kalbim…

Kolunu belime dolarken beni kendine doğru çekti. Kalbim kaburgalarımın arasında, kafesten kaçmaya çalışan bir kuş gibi çırpınıyordu.

“Sadece uyumak mı? Gerçekten mi?” diye fısıldadı kulağımın yanında. Nefesi omurgamdan aşağı bir ürperti gönderdi. Burnunu boynuma gömdü, sıcak nefesi tenimin üzerinde dolaştı ve ardından dudakları geldi. “Beni sadece uyumak için davet ettiğini söyleme sakın,” diye ekledi, sesinde alaycı bir ton vardı.

Evet! Tam olarak bu yüzden davet ettim seni! Hayır, hayır! Hiçbir şey hissetmiyorum!

Tabii… o yüzden kalbin göğsünden çıkacak gibi atıyor.

Kendi düşüncelerimle çelişirken vücudum istemsizce kasıldı ve Aidan bunu fark etti. Tenimde hissettiğim gülümsemesinden anlayabiliyordum, sanki beni böyle görmek hoşuna gidiyordu.

Yumuşak dudakları sonunda boynuma değdiğinde ellerinden biri uyluğuma kaydı. Barda yaşananlar korkunç bir sis gibi zihnime üşüştü. Vücudum içgüdüsel olarak gerildi, ama Aidan’ın dokunuşu onunki gibi değildi. Parmaklarını tenime nazikçe bastırıyordu, yukarı doğru yavaş ve bilinçli hareket ediyordu. Bacaklarımı sıktım ve elini aralarında sıkıştırdım. Nefesim düzensizleşti.

Boştaki eliyle saçlarımı yana itti ve boynumun geri kalanını ortaya çıkardı. Dudakları ağır ağır ilerliyor, ardında yakıcı bir iz bırakıyordu. Diğer eli uyluğumdan yukarı doğru kaydı ve titrememe neden oldu. Parmakları şortumun kumaşı üzerinde dolaştı, kışkırtıcı bir yavaşlıkla ilerledi, sonra dudakları kulağımın arkasındaki hassas noktayı buldu.

“Lütfen…” derken kelime dudaklarımdan zar zor çıktı, bir yalvarıştan çok nefessiz bir inilti gibiydi. Kahretsin.

Gözlerimin kapandığını fark ettim. Refleksle aşağı uzandım ve tam şortumun düğmesini açmaya başladığında bileğini yakaladım.

“Yapma,” diye fısıldadım. Bunu söylemiştim, ama gerçekten istiyor muydum?

Bu his bambaşkaydı, sarhoş ediciydi. Midemde kelebekler değil, adeta bir fırtına kopuyordu. Tenim dokunuşlarıyla yanıyordu.

“Bunu istemediğini söyleme sakın,” diye mırıldandı boynuma doğru, nefesi yakıcıydı. Hâlâ beni öpüyordu ve buna dayanamıyordum. Daha yeni tanıdığım biriyle bu kadar yakın bir şey paylaşmak çok tuhaftı, ama yine de Aidan’ı sanki yıllardır tanıyormuşum gibi hissediyordum. Bana hikâyesini anlatmıştı, yaşadığı zorlukları, verdiği mücadeleleri. Ama kimi kandırıyordum? Onu sadece tanıdığımı sanıyordum. Ama bedenim… şu an bedenim onu tamamen istiyordu.

Bir an için onu buraya davet etmenin bir hata olup olmadığını düşündüm, ama bu düşünceyi hemen uzaklaştırdım. Diğerleri gibi değildi. Dokunuşu beni irkiltmiyordu. Midemi bulandırmıyordu. Aksine beni canlı hissettiriyordu. İçimde derin bir yerde bir şeyi iyileştiriyordu.

Bileğini tutan elim gevşedi.

Gerçekten buna izin mi vereceksin? Ciddi misin? Annen yan odada!

İç sesimi gözlerimi tekrar kapatarak susturdum.

Çok ileri gitmez… değil mi?

Aidan tenimde hafifçe gülerek dudaklarını boynuma bastırdı.

“İşte böyle,” diye mırıldandı, sesi alçak ve boğuktu.

Parmakları şortumun bel kısmında dolaştı ve istemsizce dudaklarımdan hafif bir inilti kaçtı.

“Ben sadece… çok ileri gitmeni istemiyorum. Tamam mı?” diye fısıldadım, kendi sesimi bile zor tanıyordum.

Ne büyük çelişki…

Şortumun düğmesini açarken kahkahası tenimde titreşti.

“Çok ileri gitmeyeceğim, güzelim,” dedi ve beni sırtüstü yatağa yatırdı. Bacaklarım yatağın kenarından sarkıyordu. Aidan bu sefer elini şortumun içine soktu. Parmakları daha hızlı hareket ediyordu. Ah… nefes alamıyordum. Sanki beni öldürmeye çalışıyordu.

Bir süre sonra üzerime çıktı. Üstümdeki görüntüsü nefesimi kesti. Yüzündeki gülümseme korkutucuydu. Gözlerine baktığımda kalbim dondu. Farklı görünüyordu, ama onu durdurmak istemiyordum. Bir şey söyleyeceğim anda dudaklarını benimkilerin üzerine bastırdı. Bu sefer beni daha sert öptü. Nefesimi çalıyor, düşüncelerimi parçalıyor, aklımda ondan başka hiçbir şey kalmamasını sağlıyordu. Bu nasıl bir büyüydü?

“Yatağa düzgün bir şekilde uzanmanı istiyorum,” diye fısıldadı, bir anlığına geri çekilerek.

Nefessizdim, ama vücudum onun sözünü dinledi. Nedense bunun yanlış olduğunu düşünmüyordum. Ama neden?

Tamamen uzandığım anda gülümsemesi genişledi.

“İşte böyle.”

Üzerime oturarak ellerini beyaz tişörtümün altına soktu. Hareketleri dayanılmaz derecede yavaştı. Her dokunuşu omurgamdan aşağı titremeler gönderiyor, midemi sıkıştırıyordu. Ellerini kumaşın altından belime doladı ve birkaç dakika sonra tişörtümü çıkardı.

“Mükemmel görünüyorsun,” diye fısıldadı, dudakları günahkâr bir zevkle kıvrılırken. Gözleri kararmıştı, içinde tarif edemediğim bir şey vardı. Utançtan yanıyordum, ama tişörtümü çıkarmasına engel olmamıştım. İltifatına utangaç bir gülümsemeyle karşılık verdim. Dudakları tenimde dolaşmaya başladı, göğsümün altında, boynumda, çenemde, yanaklarımda ve sonunda dudaklarımda.

Harika öpüyordu. Vücudum titriyordu.

Parmaklarımı saçlarının arasına geçirdim. Dudaklarımdan kaçan yumuşak iniltileri durduramıyordum. Bir süre sonra annemin duymaması için dudaklarımı ısırdım. Kan tadı dilime geldiğinde irkildim. Nefes aldığım anda yüzünü tekrar boynuma gömdü ve küçük bir ısırık hissettim.

Birkaç dakika sonra siyah tişörtünü çıkardı. Dövmelerle kaplı nefes kesici vücudu ortaya çıkarken nefesim kesildi.

“Asıl mükemmel olan sensin,” diye fısıldadım boğuk bir sesle. Gözlerine baktım ve birkaç saniye sonra bir şey fark ettim. Göz bebekleri kırmızıya dönmüştü. Bu da neydi?

Biraz daha eğildi, gözlerini daha net görmemi sağladı. Bu sefer gözlerinin altındaki gölgeler daha da koyu görünüyordu. “Aidan… gözlerin… kıpkırmızı! Ne oldu?” diye sordum şaşkınlıkla.

Bir anda korku bütün bedenimi sararken Aidan aniden dudaklarını sertçe dudaklarıma bastırarak beni susturdu. O kadar sert öptü ki başım yastık yerine duvara dayanıyor olsaydı canım acırdı.

Neden bu kadar sert, bu kadar acı verir gibi öpmeye başlamıştı? Ellerinin göğsümü kavrayışı beni korkuttu. Neler oluyordu?

Onu iterken kaşlarını çattığını fark ettim.

“Kendine gel lütfen. Aidan, sana ne oluyor?” diye sordum, sesim korkuyla titriyordu. Az önceki nazik adam nereye gitmişti? Onu üzerimden itip yüzünü tutmaya çalıştım. “Bu gözlerinin hali ne?”

“Ne olmuş gözlerime?!” diye kükredi bir anda. Sinirlenmişti. Bu beklenmedik ani değişimin nedeni neydi böyle? Sonra tekrar boynuma gömüldü. “Onları unut!” diye emretti, tenimi öpmeye devam ederek.

“Nasıl unutayım Aidan?! Gözlerin kıpkırmızı! Kendine bir bak!” dedim ardı ardına sorular sorarak. Başucumdaki aynaya uzanarak yüzüne doğru tuttum ve gözlerine bakmasını sağladım.

Aidan yansımasını görünce donup kaldı. Bana baktığında yüzünde anlık bir acı gördüm. Neler oluyordu?

“Hiçbir şey!” diye bağırdı bir anda.

Ve sonra… ağlamaya başladı.

Ağlayarak beni tekrar öpmeye çalıştı, ama bu sefer farklıydı. Sertti, acı veriyordu, çaresizdi. Bundan hoşlanmamıştım.

“Kendine gel Aidan! Ne oluyor?!” diye bağırdım. Onu itmek zor oldu, ama sonunda başardım. Yatağın kenarına oturarak yüzünü ellerinin arasına gömdü.

“Ne sanıyorsun Liora? Tabii ki uyuşturucu yüzünden oldu! İki gündür kullanmadım ve halime bak! Zavallıyım. Gözlerime bak… bunun ne demek olduğunu biliyor musun? Ne kadar acı verici olduğunu bilmiyorsun. Gözlerim yanıyor, vücudum yanıyor ve içimdeki her hücre onu istiyor!” diye haykırdı.

Dehşetle ona bakakaldım. Ne diyeceğimi bilmiyordum. Hayır… bu uyuşturucu yüzünden olamazdı.

Bir anda ağlamaya başladım. Aidan ayağa kalktı, kan çanağına dönmüş gözlerini işaret ediyordu. Hemen ona sarılabilmek için yanına koştum.

“Dokunma bana!” diye bağırdı.

Bir an irkildim, ama kendimi toparladım.

“Lütfen bana ne yapmam gerektiğini söyle!” diye bağırdım. Titriyordum. Bu olanlara inanamıyordum. Bu mu oluyordu iki gün kullanmayınca?

Ellerimi yanaklarına koyup bana bakmasını sağladım.

“Ne yapmam gerektiğini söyle Aidan. Lütfen, yardım etmeme izin ver!”

Bir süre sessiz kaldı. Gözleri kan kırmızısıydı, alnından ter damlıyordu.

“Çantanda… bir şırınga var,” diye fısıldadı. Ne?

Gözlerim büyüdü, ama şimdi soru sorma zamanı değildi. Onu yatağa yatırdıktan sonra çantama koşup karıştırmaya başladım. Gerçekten de oradaydı. İçinde adını bile söylemek istemediğim bir madde bulunan şırınga.

Nefesim boğazımda düğümlendi. Şırıngayı elime aldığım anda tüm hücrelerimin öldüğünü hissettim. Bardaki adamlar aklıma gelirken kalbim buz kesildi. Titreyen ellerimle bunu nasıl yapabilirdim?

“Lütfen… çabuk ol…” diye inledi Aidan. Yalvaran boğuk sesini duyduğumda çantanın içindeki sarı turnikeyi gördüm, hemen elime alarak yanına koştum. Korkudan titriyordum. ''Buna ihtiyacım var!''

“Ne yapacağım? Söyle bana, şimdi ne yapmalıyım?” diye sordum panikle.

''Şimdi lastiği damarın ortaya çıkması için, dirseğimin üzerindeki kısma sıkıca bağla,'' dedi kesik kesik. Adamların bana yaptığı şeyi hatırladım. Onu gözlerimin önüne getirirken Aidan’ın benim tarafımdaki kolunu alarak sıkıca bağladım.

“Oldu… şimdi ne yapacağım?”

“Şimdi iğneyi al… damarı bul. Enjekte etmeden önce bandı çıkar. Sonra… bastır,” dedi zayıf bir sesle. Yüzü o kadar solgun bir hale gelmişti ki bir an için öleceğini sandım. İğneyi nasıl batıracaktım ve nasıl enjekte edecektim? Ah, daha önce iğne konusunda bir şeyler biliyordum, ama şimdi heyecan ve korkudan her şeyi unutmuştum.

“Çabuk ol… yalvarırım…”

Titreyen ellerimle yeşilimsi damara iğneyi batırdım. Bandı çıkarıp maddeyi içeri verirken ellerim titremesin diye nefesimi tuttum. Uyuşturucu vücuduna girdiği anda keskin bir nefes verdim. Şırıngayı hızla kenara fırlattım. Ondan nefret ediyordum.

Aidan'ın başına doğru uzanırken terli olan alnına ellerimi bastırdım. Bana bakmasını istiyordum. İyi olmasını istiyordum. Kapalı olan gözlerinin bana tekrardan hayat dolu, kahverengi, olağanüstü gözlerle bakmasını istiyordum. Onu kaybetmek istemiyordum.

“Aidan… lütfen gözlerini aç. Bitti artık. Her şey yolunda…”

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

41okunma 2beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 144

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıkaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikapsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18