8. Bölüm

Vaveyla Yazarı: Verdişan Kamer Şah

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 27Şu an: 8. Bölüm

Moskova, 1981 yılının bu sabahına Kasım ayazı ile uyanıyordu. Soğuk ve puslu hava, kentin gri beton binalarının üzerine çökmüş, her şeyi daha da sertleştirmişti. Caddeler henüz tenhaydı, ancak Zil marka kamyonlar şimdiden işçi taşıyarak, Sosyalist ekonominin çarklarını döndürmek üzere fabrikalara doğru ilerlemeye başlamıştı.
Bu yıl, Komünist Partisi Genel Sekreteri ve Devlet Başkanı unvanlarıyla Leonid Brejnev ülkenin tartışmasız lideriydi. Brejnev yönetimi, Sovyetler Birliği'nin durgunluk dönemi olarak bilinen yıllarına denk geliyordu. Halk, bir devlet memuru edasıyla çalışan, yorgun bir şehir görüntüsüyle güne başlardı. Her ne kadar metrolar ve otobüsler tam zamanında çalışsa ve işsizlik gibi bir sorun olmasa da, market rafları Batı standartlarına göre zayıf ve çeşitlilikten uzaktı. Et, peynir ve kaliteli ithal ürünler açıkça görünmezdi; bunlar ya uzun kuyruklarda sabırla bekleyenlere karneyle dağıtılır ya da özel dükkanlarda (özellikle partililer için) bulunabilirdi. Hükümet, ekonominin her şey yolunda olduğu mesajını verirken, sıradan bir Moskovalı, çayının yanına süreceği tereyağını bulmanın dahi bir zafer olduğunu bilirdi.
Bu sessiz sabahın altında yatan en büyük gerginlik, 1979 yılının sonunda başlayan Sovyet-Afgan Savaşı idi. 1981'de savaş tüm şiddetiyle devam ediyordu. Resmi medya (özellikle Pravda gazetesi) bu durumu "uluslararası görev" veya "kardeş bir halka yardım" olarak adlandırsa da, Moskovalıların zihninde Afganistan, genç erkeklerin gizlice ülkeye gönderildiği, kanlı ve anlamsız bir bataklığa dönüşüyordu. Bu nedenle, 1981 Moskova sabahı, okulların ara tatile girmesiyle birlikte ağır kışlık paltoların içine gizlenmiş, ekonomik sıkıntıların verdiği yorgunluk ile uzaktaki bir savaşın getirdiği gizli kaygının hakim olduğu sade ve kasvetli bir sabahtı.
Dün çocuklarla bahçede vakit geçirirken havanın iyice kararması üzerine onları odalarına çıkardım. Odalarındaki iki yatak, ortada duran antika ama gösterişli kahverengi halı, oyuncaklar için yapılmış ve bakıldığında bir kitaplığı anımsatan dolaplarına göz gezdirip inceledim. Anastasia'nın uykusu geldiği halde benimle sohbet etmek için o kapanmak üzere olan gözlerini açmaya zorluyordu. Andrei ise ne yorgun ne de uykulu görünüyordu; aksine, daha çok enerjisi gelmiş gibi bana oyuncaklarını tek tek gösterip onlara taktığı isimleri söylüyordu. Oyuncakları görünce içimdeki coşkuyu tahmin edemezsiniz!
Ama bu yaştaki birinin rezil olmaması adına bunu gizlemekten başka elden ne gelir? Aslında Andrei sorun değil de, bu, ergenliğe girmek üzere olan Anastasia'ya garip gelebilirdi. Biraz sohbet, oyun ve espriden zaman öldürdükten sonra, Andrei hiç beklemediğim bir anda esnedi ve başını dizlerime koyup uykuya daldı. Normalde bu saate kadar uyanık kalmazdı ama yeni bakıcısıyla vakit öldürmek için uykusunu bastırıyordu. Anastasia hâlâ bana geldiğim şehri ve ailemi sorup duruyordu. Ona, onun yaşlarında iki tane kardeşimin olduğunu, babamın öldüğünü ve annemin de geçim niyetine bizi Darnytsia'dan Moskova'ya getirdiğini anlattım. O sırada başını dizime koyup uyuyan Andrei'nin avucunda olan küçük, tahtadan oyulmuş bir fil oyuncağını elinden yavaşça çekip aldım. Anastasia ise hâlâ uykulu gözlerle beni izliyor, mahmur sesiyle zar zor konuşmaya çalışıyordu.
Ahh... Keşke gevezeliği bırakıp da uyusa... Uyusa ki ben de her saniye bana göz kırpan bu tahta ve plastik oyuncakları ellerime alabilsem. İçimdeki ses seslendi:
"Onları eline alırsan senin hoşuna gidecek ve içindeki bu oyuncak sevgisinin nefsini doyurmasına izin vereceksin. Fakat bunun bir karşılığı vardır. Rezil rüsva olmak! İrina İvanovna Goronova, sen bir zavallısın!"
Anastasia kendi yatağında uzanmış, beni ve ondan önce de uyumuş olan kardeşi Andrei'yi izlemeye devam ediyordu. Ellerimdeki oyuncaklarla göze çarpmayacak bir biçimde oynuyordum. Başımı çevirip onunla göz göze geldiğimde karşılıklı tebessüm ettik. Bana mahmur gözlerle baktı ve:
— Annemi ve babamı özledim İrina, dedi.
— Merak etme, Bayan Galina onların bir hafta içinde döneceklerini söyledi.
Gözlerini yere devirip cevap verdi:
— Annem Elena babasının malikanesine gitti. Halbuki bizi her defasında yanında götürürdü.
— Sizi niye götürmeyeceğini söylemiş miydi?
— Hayır. Ama niye götürmediğini biliyorum.
— Neden? diye sordum. Tekrar gözleri yerde uzanmış yatan kardeşine kaydı.
— Söylemeye utanıyorum.
Gözlerinin yaşardığını fark edince içim burkulmuştu. Anastasia ve kız kardeşim Anna hemen hemen aynı yaştaydılar. Bir an onu hatırladım.
— Neden ağlıyorsun, sen ne yaptın ki? diye sordum.
— Annem gezi için gittiğim okul kampında erkek arkadaşım Maks ile yaptıklarımı duymuş. Ama bundan sadece o ve Bayan Galina'nın haberi var. Babamın duymasını istemiyorum. Umarım annem babama söylemez. Çok utanç verici şeyler yaptım. Babamı çok seviyorum, hatta annemden daha çok. Onun üzülmesini istemiyorum. Leningrad'a gitmeden birkaç gün önce kulübesine çizdiği resmi bana göstermişti biliyor musun?
Son söylediği cümle dikkatimi çekmişti. Babasının bir iş adamı olmasına rağmen resim çizmesi beni meraklandırmıştı.
— Baban resim mi çiziyor?
— Evet, hatta beni çizmişti, hem de çok güzel çizmişti. Beni çok seviyor ve onu üzmek, hayal kırıklığına uğratmak istemiyorum anlıyor musun, beni anlıyor musun İrina?
Deyip o zar zor açmaya çalıştığı gözleri sonunda kapandı.
Hiçbir şey demeden onu dinledim. Bu olayı annesinin duyması hiç de umurunda değil gibi görünüyordu. Ama babasının duyup incinmesinden çok korkuyordu belli ki; ve bu da ona gerçekten bağlı olduğunu kanıtlıyordu. Yaptığı hataya gelirsek, Maks denen veletin bunu becerebildiğini hiç sanmıyorum. Bu, buna üzülmesinin faydasız olduğunu değil, bilakis, bunun farkında olup yaptıklarından pişman olmasının iyi olduğunu anlatmaya çalışıyorum.
Biz insanlar her şeyi erken ve zamansız yapmaktan hoşlanan, sonra da "Hayatımızdan hiçbir şey anlamadık" diye etrafta âvârece gezen zavallılarız. Sen gel, erkenden yapmaman gereken aşağılıkları ve rezillikleri yap, bunun sonucunda da okulunu, hayallerini bırakıp, soyu sopu belirsiz biriyle evlen, çoluk çocuğa daha çocuk yaşta karış, hayatını onların hayatı için boş ver ve sonra da oturup, "Hayatım hiçbir şey anlamadım!" de. Ne gerek var erken koşmaya, ne gerek var hayatı gezerek, yeni insanlar tanıyarak geçirmek yerine, sadece bir kişiyi tanıyıp ona esir olmak için çabalamaya?
Hayat sadece bundan mı ibaret? Gerçekten de hayat, sadece ve sadece dünyaya gelip, evlenip, çoluk çocuk getirip ve yaşlı olduktan sonra da mezara girmekten mi ibaret? Şahsen ben ilişkiye önem vermem. Bana kalsa hiç ilişki kurup evlenmem. Bir insana insan demek için o insanın özgür olması gerek bence. Bu evliliğe karşı olduğum anlamına gelmiyor. Tabii ki de insan soyunu yürütmeli, ama önce kendine vakit ayırmalı. Nikahın sadece, günaha bulaşmaya meyilli insanlara kıyılması şart. Şart olsun ki günahtan sakınsınlar.
Zaten evlilik özellikle de bunun için var. Madem her hoşlandığımızla oluyoruz o zaman nikahın amacı ne? Seviyorsak, istiyorsak evleniriz ve ömrümüzün sonuna kadar sadece onunla beraber yaşarız; bir hayat arkadaşı olarak. Ama gelip her hoşlandığımızla ilişki kursak, sonra da bir arkadaş gibi birbirimizi tanımlarsak, işte bu da en büyük utanmazlık ve aptallıktır. Nadya'nın da dediği gibi, insan ancak şerefiyle ve onuruyla yaşar, iffetiyle yaşar ve bu öyle kabul edilmelidir. Bu özellikle de bu üç büyük dinde şarttır. Hristiyanlıkta da, İslam'da ve Mûsevîlikte.
Nihayet Anastasia uyumuştu. Küçük Andrei'yi uyuduğu yerden kaldırıp yatağına bıraktım. Üzerini örtmeden yatağa uzanan Anastasia'nın altındaki yorganını zor bela yavaşça çekerek tekrar üzerine örttüm. Kapının açıldığını duyunca dönüp baktım, gelen kahya kadın Bayan Galina idi.
— Uyudular mı? diye sordum kısık sesle.
— Evet efendim. Ben de bu oyuncakları yerden toplayıp odama döneceğim, dedim.
Galina Petrovna, hani o hayalperest çocuklara atılan merhametli bakışı anımsatan bakışla baktı bana. Başını tamam manasında sallayıp tekrar kapıyı kapatıp çıktı. Ben de odama gitmeden önce o plastik, tahta, evcilik setleriyle ve oyuncak arabalarla oynamaya koyuldum.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

110okunma 41beğeni 7yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 144

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıkaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikapsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18