12. Bölüm

Vaveyla Yazarı: Verdişan Kamer Şah

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 27Şu an: 12. Bölüm

Saat öğle sularındayken İrina odasının penceresinden doğrulup dışarıya baktı. Dışarıda sağanak halinde yağan yağmuru, yağmurdan korunmak için binaların pencerelerinde kendilerini kabartarak oturmuş kuşları, kapıların dibinde ayakta uyuyan kedileri gördü. Yağmurdan ve kararmış havalardan rahatsız olduğu halde şimdi bu durum karşısında hiç de rahatsız olmamıştı. Bilakis, yağmurun oluşturduğu o doğal ve hoş kokuyu koklayınca bu kokuyu ciğerlerine çekmenin verdiği hazzı yaşamıştı.
Başını göğe kaldırıp bulutların kuzeye doğru gidişini izledi. Aşağıdan gelen bir grup çocuk sesiyle başını tekrar indirdi. Çocuklar, ellerinde küçük misket keseleriyle oynayabilecekleri sokağı seçiyorlardı. İrina da bir an için onlarla oynamak istedi. En sonunda dayanamayıp:
— Heyy… Ben de sizinle oynamak istiyorum! diye bağırdı.
Çocuklar kafalarını kaldırıp sesin hangi binadan geldiğini bulmaya çalıştı. İrina, “Buraya bakın, buradayım!” deyince onu fark ettiler. İlk başta garipser gibi baktılar ama içlerinden biri:
— Oynamayı biliyor musun peki?
İrina hiç düşünmeden, “Evet, biliyorum!” dedi.
— Peki alâ, gel ve bizimle oyna.
Hemen pencereyi kapatıp aşağıya, çocukların olduğu yere hızlı adımlarla indi. Çocuklar, onun kız kardeşi ve erkek kardeşi Anna ve Nikolay’dan bile küçük görünüyorlardı. İlk defa içinde, çocuklarla oynamanın verebileceği korku ve utancı hissetmemişti. İlk defa kimse ne der diye hiç düşünmeden oyun için sokağa koştu. Halbuki bu gibi çocukça durumlarda bile kendi kardeşleri Anna ve Nikolay gülüp onunla alay ederlerdi. Aşağıya inerken ayakkabısını giymeye çalıştı ama aceleden bunu tam beceremeyip, ayağına taktığı gibi kapıdan fırladı. Çocukların bulunduğu yere gidip kendisini merakla izleyen çocuklara önce kendini tanıttı, sonra da tek tek el sıkıştı. Biraz önceki pencereden konuştuğu çocuk tekrar konuşarak:
— Sen gelene kadar misketleri hazırladım. İlk atacak olan benim, sonra da sen atarsın; haydi başlayalım, deyip çömeldiği yerden baş ve işaret parmaklarıyla tuttuğu misketi, beş adım kadar uzaklıktaki yan yana dizdiği misketlere nişan alıp fırlattı.
Çocuk güzel bir atış yapmıştı. Neredeyse otuz tanesini savurdu. Sanki büyük bir zafer kazanmışçasına dönüp İrina’ya gülümsedi. Kendi içinden, “Ukala velet, zaten neredeyse tüm misketleri savurdun; şimdi de bana savuracak ne bıraktın?!” dedi. Çocuk, çömeldiği yerden kalkıp ona en büyük ve en güzel misketi keseden çıkarıp verdi.
— İlk gelenlere önce büyük misket veririz. Al… İşte bu da sana, dedi ve İrina’nın açmış olduğu avucuna bıraktı.
İrina o an çocuğu kendine büyük bir rakip olarak görmüştü. Neyse ki çocuğun misketleri ortasından değil de tam solundan vurduğu için sevinmişti. Bu da onun kalan sağ tarafı kolaylıkla vurmasını sağlayacaktı. Geri giderek çömeldi. Tam nişan almaya çalışırken o çocuk arkadan:
— Senin de misketlerin var mı? dedi.
İrina nişan almaya çalışıyor ama nedense bir türlü fırlatamıyordu. Sanki zaman çok yavaş akıyor ve ağır çekim oluyordu.
— Benim hiç misketim yok ve olmadı, dedi İrina.
— Hmm… Anladım. Peki bizim gibi çocuklarla oynamayı çok mu seviyorsun?
— Evet, seviyorum… Hem de çok.
— Oyuncakların yok mu peki?
Bu soruya canı sıkılmıştı. İç çekerek sertçe:
— Lütfen susar mısın, ne yaptığımı görmüyor musun?
Çocuk sanki onu delirtmek istermiş gibi tekrar sordu:
— Ailen nerede? Kardeşlerin yok mu?
İrina bu sefer dişlerini gıcırdatarak dönüp ona:
— Sus! dedi.
Çocuk sustu ve İrina tekrar önüne dönüp nişan aldı. Tam fırlatacakken:
— Peki baban? Baban yok mu?
İrina bu sorudan sonra öfkeden elindeki misketi uzağa fırlattı. Hızla arkasını dönüp çocuğa yaklaştı.
— Ne geveze bir çocuksun sen böyle! Bu kadar merak insana zarardır! dedi.
Çocuk sırıttı. Bu sırıtmadan sonra İrina huzursuzlaşmıştı. Yakından çocuğun yüzüne dikkat etmişti. Çocuğun sîması sanki çocuk değil de bir yetişkinin simasını anımsatıyordu. Bir an ürperdi.
— Bak, bana öyle bakma ve gülme; yüzün çok garip ve beni korkutuyorsun.
Çocuk hiçbir şey demeden ona sırıtarak bakmayı sürdürdü. İrina, bu çocuğun anormal halini diğer çocuklara sormak için arkasını döndüğünde kimseyi bulamadı ve tekrar ürperdi. Halbuki arkasında, geldiğinden beri hiç konuşmayan, sayısı beş kadar çocuk daha vardı ama şimdi yoktular. Tekrar önüne döndü ama bu sefer geriye sıçrayarak yere düştü. O çocuk yerine şimdi de karşısında babası vardı. Korkudan yutkundu. Gözlerini babasına korkuyla ve şaşkınlıkla dikmiş, öylece düştüğü yerden onu izliyordu.
— İrina, beni özlemedin mi kızım? dedi babası.
İrina hâlâ korkuyu üzerinden atamamıştı. Bunun nasıl olduğunu bir türlü çözemedi. Ama kısa süren korku ve şaşkınlıktan sonra içini bir sevinç kaplamıştı. Kendine gelip:
— Baba! Sen misin? Seni çok özledim. Nerelerdeydin? Demek geri döndün. Ama geri döneceğini hep hissetmiştim. Senin öldüğüne hiçbir zaman inanmadım. Biliyor musun, sen yokken Moskova'ya gittik; orada bir iş buldum ve çalışıyorum. Annem ve kardeşlerim de orada kiraladığımız bir dairede yaşıyorlar. Çalıştığım yer ise bir malikane, bakıcı olarak oradayım. Oradaki çocuklar ve Bayan Galina çok iyiler, dedi.
İrina hâlâ hem şaşkınlık hem de üzüntü halindeydi. Sanki babası hiç ölmemiş gibi… Sanki hani olur ya, gözlerini bir şeritle bağlayıp etrafındakileri tutmaya çalışan ve sonunda tuttuğunun en sevdiği, en samimi olduğu arkadaşı olduğunu görünce yaşanan o tatlı, güzel his gibiydi.
— Ama sen ne zaman döndün? Dönmek için bizi çok beklettin. Seni çok özledim, seni çok özledim, deyip düştüğü yerden kalktı. Babasına sarılmak için ona doğru yürüdü ama her adımında babası uzaklaşıyordu. Bu sefer de koşmaya başladı ama her hızlandığında babası daha çok uzaklaşıyordu. Koştu, koştu, koştu…
— Baba, Baba! diye bağırıyordu o uzaklaşırken. İrina ter içinde daha fazla koşmaya devam etti.
— Baba!
Diyerek uzandığı yerden sıçrayarak kalkdı. Uşak Yegor Dmitriyevich Samarin onu iki kolundan tutup sakinleştirdi.
— Sakin olun Bayan İrina! Sadece bir kabus gördünüz, dedi.
Terlemişti ve hızlı nefes alıp veriyordu. Etrafına bakındı. Çocukların odasında, Anastasia'nın yatağında bulunuyordu. Kendini sakinleştirmeye çalıştı. Tam sağında, ona endişeyle bakan kahya Bayan Galina'yı, odanın kapısında içeriye merakla bakan Anastasia ve Andrei'yi gördü. Tam sol tarafında ise yanına oturmuş olan uşak Yegor’un onu iki kolundan tuttuğunu fark edince hemen geriye çekilip kollarını tutan ellerinden kurtuldu.
Yegor Dmitriyevich onun bu haline çok acımıştı. İçten içe bir suçluluk duyuyordu. Biraz önceki bayılmasını mutfaktaki azarlamasından kaynaklandığını düşünüyordu. Bayan Galina ise elini onun alnına götürerek ateşinin olup olmadığını kontrol etti. İrina, korkulu gözlerle karşısında oturmuş olan uşak Yegor'a bakıyordu. Sonunda Bayan Galina:
— Neyin var, hasta mısın yoksa? Biraz önce çocuklara yemek getirirken karşımızda bayılınca Yegor seni düştüğün yerden kaldırıp yatağa yatırdı, dedi.
İrina, içten içe bir utanç ve tiksinti duymuştu. Bu adamın ona dokunmasından iğrenmiş, bayıldığı için de kendine öfkelenmişti. Özellikle de onca iğneleyici sözden sonra hâlâ karşısında oturmasına hayret etmişti. Yegor, kapıdan merakla izleyen çocuklara:
— Çocuklar, siz benim odama gidip bekleyin. Bayan İrina biraz rahatsız, dedi.
Küçük Andrei:
— İrina neden öldü? dedi.
Bu söz üzerine İrina güldü:
— Hayır Andrei, ölmedim. Sadece uyudum. Merak etme, birazdan kalkıp yanınıza geleceğim, dedi.
— Tamam. Sen gelene kadar Anastasia ile Yegor'un odasında bekleyeceğiz. Oraya gel, görüşürüz, deyip geri çekildiler.
Yegor, çocuklar gittikten sonra İrina'ya yumuşak bir ses tonuyla:
— Aşağıda söylediklerim yüzünden mi üzüldünüz? diye sordu.
İrina, Yegor'un bu beklenmedik ilgisine şaşırmıştı. Fakat bu fırsattan istifade ederek, sebebi Yegor değil de şizofrenik durumu olduğu halde yine de Yegor'u sebep gösterecekti. Yegor’un merhametli yönünü gördükten sonra işten ayrılma olasılığının azaldığını anladı.
— Bilmiyorum ama sizin söyledikleriniz beni incitti doğrusu. Beni gönderecek misiniz efendim?
Yegor ona merhametle baktı:
— Hayır, bu endişeniz yersizdir; hiçbir yere gönderilmeyeceksiniz. Anlaştığımız üzere iki ay daha devam edeceksiniz, dedi.
İrina bunu duyduğuna sevinmişti. Durumu o kadar kötü değildi ama Yegor'un ona acıması işine gelmişti. Bundan sonra bir dengesizlik yapacak olursa ne yapacağını, Yegor'u hangi numarayla kandıracağını sezinlemişti. Fakat İrina’nın bilmediği bir şey vardı ki, o da Yegor'un ona acımasının sebebi ne bayılması ne de onu sözleriyle incitmesiydi. İrina'ya acımasının tek sebebi, o baygınken babasını sayıklamasıydı. Bayan Galina ve Yegor, baştan beri rüyasında babasına söylediklerini duymuş, şahit olmuşlardı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

101okunma 37beğeni 9yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 136

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurgugenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18