1. bölüm / 29
HÜKÜM ARENASI ღBİTTİღ𓍝 HÜKÜM ARENASI | PROLOG
Bölümler 29Şu an: 𓍝 HÜKÜM ARENASI | PROLOG
- 1 𓍝 HÜKÜM ARENASI | PROLOG1.254 kelime · Okuduğun bölüm
- 2 𓍝 HÜKÜM ARENASI | 12.101 kelime
- 3 𓍝 HÜKÜM ARENASI | 22.604 kelime
- 4 𓍝 HÜKÜM ARENASI | 31.434 kelime
- 5 𓍝 HÜKÜM ARENASI | 42.211 kelime
- 6 𓍝 HÜKÜM ARENASI | 52.952 kelime
- 7 𓍝 HÜKÜM ARENASI | 61.538 kelime
- 8 𓍝 HÜKÜM ARENASI | 71.817 kelime
- 9 𓍝 HÜKÜM ARENASI | 81.901 kelime
- 10 𓍝 HÜKÜM ARENASI | 92.842 kelime
- 11 𓍝 HÜKÜM ARENASI | 101.654 kelime
- 12 𓍝 HÜKÜM ARENASI | 111.902 kelime
- 13 𓍝 HÜKÜM ARENASI | 122.135 kelime
- 14 𓍝 HÜKÜM ARENASI | 132.444 kelime
- 15 𓍝 HÜKÜM ARENASI | 142.117 kelime
- 16 𓍝 HÜKÜM ARENASI | 151.362 kelime
- 17 𓍝 HÜKÜM ARENASI | 161.621 kelime
- 18 𓍝 HÜKÜM ARENASI | 171.511 kelime
- 19 𓍝 HÜKÜM ARENASI | 181.921 kelime
- 20 𓍝 HÜKÜM ARENASI | 192.090 kelime
- 21 𓍝 HÜKÜM ARENASI | 201.818 kelime
- 22 𓍝 HÜKÜM ARENASI | 211.862 kelime
- 23 𓍝 HÜKÜM ARENASI | 222.014 kelime
- 24 𓍝 HÜKÜM ARENASI | 231.689 kelime
- 25 𓍝 HÜKÜM ARENASI | 242.137 kelime
- 26 𓍝 HÜKÜM ARENASI | 251.975 kelime
- 27 𓍝 HÜKÜM ARENASI | 261.829 kelime
- 28 𓍝 HÜKÜM ARENASI | 272.154 kelime
- 29 𓍝 HÜKÜM ARENASI | 28 | FİNAL2.540 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
PROLOG
"Hüküm verilmiştir."
Sunucu, cümleyi büyük bir soğukkanlılıkla söylerken gözü jüri koltuğunda oturan soğuk bürokrata kaydı. Hükmü verirken gözünü bile kırpmamıştı. İnsanların hayatını etkileyen bir karar değilmiş gibi sıradandı sözleri.
Hemen arka kuliste yeni katılımcılar tüm bu olanları dikkatle izliyordu. Buraya katılırken düşündükleri gibi değildi hiçbir şey. Daha soğuk bir gerçeklik vardı. Vaat edilen özgürlük illüzyonuna gelmişlerdi. Ancak sonucunda sadece bir kişinin sağ çıkacağı gerçeğini göz ardı etmiş gibiydiler.
Soğuk bürokrat Nermin Aral, parlayan mavi gözlerini sunucuya dikmiş kararı onaylar gibi bakarken soğukkanlıydı. O, soğuk bürokrat olarak anılmaktan memnundu. Duygusuz, mekanik diyenler de oluyordu ama buna pek takıldığı söylenemezdi. O, otoritenin saf yüzüydü.
Arenanın kalbinde kararı açıklayan sunucu, tüm bunların canlı yayınla ülkenin tamamında yayımlandığının farkındaydı.
"Rıfat Karalar. Terör örgütüne erzak sağlamak, yardım ve yataklıktan hüküm giymiştir. Suçlamaların tamamı kanıtlanmakla birlikte cezası belirlenmiştir." Kısa bir nefes alışın ardından devam etti sunucu. "Hanımefendiler, beyefendiler... İşte karşınızda adaletimizin ilk konuğu!"
Arkasındaki kocaman ekranı işaret etti sunucu. İki asker nezaretinde yargı salonundan içeri girdi ürkek adam. Nefes alış verişleri bile donmuş durumdaydı.
"Rıfat Karalar! Küçük esnaf... ama görünüşe aldanmayın. Masum bir esnaf mı yoksa hainlerin ekmek kapısı mı?" Bu sırada onu çeken kameralara şovmen edasıyla döndü sunucu ve sanki verilen karara suçlu bulur gibi "Siz karar verdiniz!" diyerek halkı da bu karara ortak ettiklerini yeniden hatırlattı. "Halkın iradesi, adaletin kılıcıdır. O hâlde, hükmün uygulanma zamanı geldi."
Büyük ekran kısa süreliğine yaşlı yargıcı göstermeye başladı. İnce oval çerçeveli gözlükleri olan yargıç, yaşından daha karizmatik ve saygın bir görünüme sahipti. Sesi tok ve etkileyiciydi. Herkes nefesini tutmuş bu anı izlerken ekranın hemen sağ alt köşesindeki küçük bir yerde pasta dilimi belirdi.
Yargıç, elinde adaletin temsili olan tokmağı masaya vururken kararlı duruşunu bozmadı. "Rıfat Karalar, terör örgütüne yardım ve yataklık suçu sabit görülerek yüzde yetmiş iki oyla ölüm cezasına çarptırılmıştır! Hüküm bozulmamak üzere verilmiştir."
Karar anını duyan adam, gözyaşlarını tutamamıştı. Ekran yeniden onu hedef aldığında başında siyah bir bez parçasıyla idam salonundaki platforma götürülüyordu. Bez parçası başından çıkarıldığında bu anın gerçekliğine kendi bile inanamamıştı. Hâlâ şakaymış gibi geliyordu. "Ben bir şey yapmadım." derken sesi kısık çıkmıştı ancak platforma daha da yaklaştığında ve başını iki yana sallarken gerçeği yeni kavramış gibi sesi yükseldi. "Ben bir şey yapmadım!"
Platforma götürülürken dizleri titriyordu. Onun gibi katılımcıların şimdi kendisini seyrettiğini biliyordu. Tüm ülkenin gözü önünde idamının gerçekleşeceğini de. "Bu adalet değil! Bu cinayet!"
Söylediği hiçbir sözün hükmü olmadığını anladığında her şey için çok geçti. Hüküm verilmiştir. Tek bir cümleydi burada hüküm. Onun sözlerinin bir önemi yoktu. Kelimeleri boğazında düğümlenirken infaz kararı açıklandığında kalabalık bir anda coşmuştu. "Asılsın!" ve "İbret olsun!" sloganlarının tezahürata dönüştüğü salonda idam görüntülerinin yayınlanmak üzere olduğunun farkındaydı. Birinin öldürülecek olmasını değil de bir maçı izlemeye gelmiş gibiydi halk. Bir insanın canını umursuyor hâlde değillerdi. O an canı dışında hiçbir şeyi düşünemiyordu. Buradan bir kurtuluş olmayacağının da farkındaydı.
Mekanik sistemin soğuk kancası ipi gererken metalin sürtünme sesi arenada yankılandı. Rıfat son kez nefes almaya çalıştı, boğazı sıkıldığı an gözleri dışarı fırlayacakmış gibi açıldı. Ayakları havada çırpındı, çırpındı ama ekran başındaki kalabalığın gürültüleri çırpınışların sesini yuttu.
Bir anda her şey sessizleşti. Bu infazı destekleyenlerle bu anın gerçekliğine inanamayıp dehşete düşenler aynı anda sustu. Geriye sadece sallanan gövdenin gıcırtısı kaldı.
Katılımcıların canlı canlı infaza tanık olduğu salonda onlardan biri olan Ali Mert Ertürk, içindeki fırtınayı dindiren sert bir bakışla olanları izledi. En az diğer insanlar kadar şaşkındı. İlk defa bir insanın ölümünü görüyor değildi, mesleği gereği çok rastlamıştı buna. Ancak ilk defa bir ölümün şölenle karşılandığını görüyordu.
Halkın bir ölüme değil de bir kutlamaya katılmış gibi davranışına anlam veremiyordu. Bir bilgisayar oyununu heyecanla izleyen insanların gerçeklik algısını yitirmiş olabileceklerini düşündü ve ürperdi adam. Bir gün o platforma götürüleceğine hiç kuşkusu yoktu.
Geçen yıllarda dünyanın kuralları değişmişti. Ülkesinde yoksulluk, işsizlik arttığı gibi yolsuzluk ve suçlar da artış göstermişti. Hükümet, toplumsal düzeni sağlamak için bu programı başlatmıştı. Hüküm Arenası.
Başta bu fikir, cinayetleri ve suçları azaltma, adaleti sağlama konusunda halkı umutlandırmıştı. O zamanlar bu fikre karşı mesafeli yaklaşan bir özel harekâtçıydı. Hatta yeni kurulan bu düzenin iyi niyetle kurulsa bile bir gün kötüye kullanılacağına neredeyse emindi. Sonunda o yağlı urgan dönüp dolaşıp bedenine sarmaşık gibi sarılacağını bilmeksizin.
Tüm bunların iyi niyetle yapılmadığını biliyordu. En azından artık öyle olduğunun farkındaydı. Belki de kötüye kullanılmasını istedikleri için kurmuşlardı bu düzeni kim bilir...
Bir zamanlar ülkesine sadakatle bağlı, kahraman bir özel harekâtçıyken şimdi hain olarak anılıyordu. Ve bu Hüküm Arenası'ndan sağ kurtulamazsa masumiyetini asla kanıtlayamadığı gibi sonsuza dek alnında kara bir lekeyle anılacaktı.
Bir köşede oturup ağlayan kadına baktı. Siyah, uzun saçları vardı. Uzaktaydı, yüzünü net seçemese de çok tanıdıktı. Kâhkülleri önüne dökülmüştü. Ekrandakileri izlerken kısa bir bakış attıktan sonra elleriyle yüzünü kapayıp ağlamaya başlamıştı.
Başka bir kadın ise odada volta atıyordu. Tırnaklarını yemekten bitirecek gibi görünüyordu. Uzun boylu, esmer ve kıvırcık saçlıydı. Yüzünde ve çatık kaşlarında gelecek kaygısı görülebiliyordu.
Hemen arkasındaki deri ceketli olgun adam, duvara yaslanırken tek bir noktaya bakıyordu. Ekrana. Yüzünde ağlama ya da korku emaresi olmasa da tedirginliğini, diğerleri gibi buradan bir çıkış yolu aradığını gizlemiyordu.
O an başını öne eğip kendine döndü Mert. Yapması gereken tek şey, hayatta kalmaktı. Suçsuz olduğunu kanıtlamak ve halkı suçsuz olduğuna ikna etmek için hayatta kalmak zorundaydı.
Hüküm Arenası, halkın vicdanını rahatlatmak için kurulmuş tek perdeli bir oyundu. Başta niyeti adaleti sağlamaktı belki. Ancak artık suçlusu yakalanamayan tüm cinayetlerin, tüm suçların sisteme karşı çıkan kurbanlara yıkıldığı yozlaşmış bir düzene dönüşmüştü. Bu odadaki insanlardan bazıları ise bu düzenin kurbanlarıydı. Hangileri masum hangileri suçlu bilmiyordu. Asla bilemezdi. Bildiği tek şey, kendisinin masum olduğuydu. Ve buradan kurtulmak için kendi masumiyetini kanıtlamak zorunda kaldığıydı.
Bazı şeyleri anlamıştı ama geç olmuştu. Anladığı şeylerden biri de... Hüküm Arenası, bir adalet illüzyonuydu.
...
*
YAZAR NOTU: Hi guys! ⚖️ Ne diyeceğinizi biliyorum ama idam mahkûmlarına bile son sözleri sorulur öyle değil mi? 🙊 Tamam, Rıfat'a sorulmamış olabilir ama bana sorarsınız diye düşünüyorum. 😂 Bu kadar çok hikâyem varken bu da nereden çıktı diyeceksiniz, argo bir cevap vermek istemiyorum, çıktı işte bir yerden. 👀🙊
Öncelikle bu hikâyeye 2026'da ve muhtemelen NATURA bittikten sonra başlayacağımı bildirmek isterim. Çünkü ikisi de ağır konulara sahip, aynı anda yürütemeyebilirim.
Ve karşınızda... HÜKÜM ARENASI!
Hep distopya yazmak istemiştim ve aklımda da bir sürü fikir beliriyordu ama bir türlü yazmaya cesaret edemedim. Bu kurgu da uzun zamandır zihnimde bir yerlerde taht kurmuştu ama artık zihnimin köşelerinde yer bulamadı, doldu taştı. Ben de sizlerle paylaşmak zorunda kaldım. Benim için farklı bir tür, farklı bir konu. Umarım sizler de farklı bulur ve beğenirsiniz.
Son zamanlarda olan kötü olayları düşünüyordum. Eskiden bir suç işlense halk ayaklanırdı. Şimdi ise o kadar çok şey yaşadık ki suçlar normalleşti, insanlar artık her gün bir felakete alışmış şekilde uyanıyor. Beni kamçılayan da bu his oldu sanırım. Biz ne ara bu hâle geldik diye düşünürken Hüküm Arenası imdadıma yetişti.
Belirtmem gereken bir şey daha var. Bu hikâye hiçbir siyasi görüşü, yönetim şeklini ve hiçbir ülkeyi hedef alarak yazılmamıştır, tamamı hayal ürünüdür. Şimdi durduk yere hikâyemiz Silivri'de bitmesin, soğuk sevmem. Ben daha çok Maldivler. 🌴💅🏻 Ve bu hikâye yetişkin içerik barındırmaktadır, bunu da uyarılarımıza eklemek isterim.
Tüm uyarılarımı yaptığıma göre buraya hikâyeye başladığınız tarihi not edebilirsiniz. Hikâyeyi nasıl buldunuz? İlk bakışta hikâye hakkındaki düşüncelerinizi de burada konuşalım derim. Bu hikâyenin tek bir baş karakteri ya da romantik kitaplardaki gibi iki baş karakteri olmayacak. Birden fazla baş karakterlerimiz mevcut. Onu bir belirteyim önce. Şimdilik tanıştığımız baş karakterimiz Mert'i nasıl buldunuz? Burada biraz dedikodusunu yapalım. 💣
Sizce bu serüvende bizi neler bekliyor olacak? Tahmin ve teorilerinizi buraya yazabilirsiniz. Neyse, çok çene çalmaktan nefret ettim. Bol yorumlarınızı bekliyorum ve sizlere veda ediyorum. Sevgiler, bol kokulu öpçükler! ❤️
•••
SOSYAL MEDYA
Wattpad: -BuzlarKralicesi
Instagram: buzlarkralicesioffical
Twitter: @buzdanjuliet
YouTube: Gülay Sena Dündar
Tiktok: @halikarnastabirgece
Tiktok Kişisel: @buzlarkralicesiofficial
Bölüm etkileşimi
