7. bölüm / 29
HÜKÜM ARENASI ღBİTTİღ𓍝 HÜKÜM ARENASI | 6
Bölümler 29Şu an: 𓍝 HÜKÜM ARENASI | 6
- 1 𓍝 HÜKÜM ARENASI | PROLOG1.254 kelime
- 2 𓍝 HÜKÜM ARENASI | 12.101 kelime
- 3 𓍝 HÜKÜM ARENASI | 22.604 kelime
- 4 𓍝 HÜKÜM ARENASI | 31.434 kelime
- 5 𓍝 HÜKÜM ARENASI | 42.211 kelime
- 6 𓍝 HÜKÜM ARENASI | 52.952 kelime
- 7 𓍝 HÜKÜM ARENASI | 61.538 kelime · Okuduğun bölüm
- 8 𓍝 HÜKÜM ARENASI | 71.817 kelime
- 9 𓍝 HÜKÜM ARENASI | 81.901 kelime
- 10 𓍝 HÜKÜM ARENASI | 92.842 kelime
- 11 𓍝 HÜKÜM ARENASI | 101.654 kelime
- 12 𓍝 HÜKÜM ARENASI | 111.902 kelime
- 13 𓍝 HÜKÜM ARENASI | 122.135 kelime
- 14 𓍝 HÜKÜM ARENASI | 132.444 kelime
- 15 𓍝 HÜKÜM ARENASI | 142.117 kelime
- 16 𓍝 HÜKÜM ARENASI | 151.362 kelime
- 17 𓍝 HÜKÜM ARENASI | 161.621 kelime
- 18 𓍝 HÜKÜM ARENASI | 171.511 kelime
- 19 𓍝 HÜKÜM ARENASI | 181.921 kelime
- 20 𓍝 HÜKÜM ARENASI | 192.090 kelime
- 21 𓍝 HÜKÜM ARENASI | 201.818 kelime
- 22 𓍝 HÜKÜM ARENASI | 211.862 kelime
- 23 𓍝 HÜKÜM ARENASI | 222.014 kelime
- 24 𓍝 HÜKÜM ARENASI | 231.689 kelime
- 25 𓍝 HÜKÜM ARENASI | 242.137 kelime
- 26 𓍝 HÜKÜM ARENASI | 251.975 kelime
- 27 𓍝 HÜKÜM ARENASI | 261.829 kelime
- 28 𓍝 HÜKÜM ARENASI | 272.154 kelime
- 29 𓍝 HÜKÜM ARENASI | 28 | FİNAL2.540 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
-6-
Bir kan damladı zemine.
İnsan kanı.
Sonra bir kan daha.
Her şey böyle başladı.
Merkezdeki ortak alana geldiklerinde Salih tir tir titriyordu. Olayların etkisinden hâlâ kurtulabilmiş değildi. Kolay kolay kurtulabilecek gibi de görünmüyordu. Buraya geldiğinde şartları biliyordu. Ama görmek, yaşamak... Bu başkaydı. "İnsanlar öldü." dedi kendi kendine. Ve aynı cümleyi sayıkladı. "İnsanlar... öldü."
Bu duruma karşın gözlerini deviren Serkan, durumdan onun kadar etkilenmiş görünmüyordu. Ali Mert'in de pek etkilendiği söylenemezdi. Sonuçta o bir asker olarak onlarca hatta belki de yüzlerce insanın ölümüne şahit olmuştu. Ancak ikisini birbirinden ayıran Serkan'ın "Evet, öldüler. Bu kadar basit!" sözü olmuştu. Ali Mert, ölen insanlar hakkında bu kadar basit düşünmüyordu. "Sen ne olmasını bekliyordun ki? İçinde olduğun şeyi bilgisayar oyunu mu sandın?"
Kendisi dışında herkese kayıtsız davranan Serkan'a "Çocuk ilk defa böyle bir şeyle karşılaştı. Sindirmesi için zamana ihtiyacı var." dediği an pişman olmuştu aslında adam. Onun böyle bir şeye hassasiyet gösterebileceğini sanmıyordu. Nitekim öyle de oldu.
Ellerini birbirine çarparak "Zaman maman yok kardeşim, işine gelirse!" dedi kendinden beklenecek bir soğukkanlılıkla. "Bak, bugün patır patır insanlar öldü. Kimsenin hazır olmasını beklemediler. Kim bilir sonraki oyunda hangimiz gideceğiz?" Sesi biraz daha bulunduğu durumla alay eder gibiyken ekledi. "Tabii o zamana kadar sağ kalırsak."
Elif bir köşede sessizce otururken Ali Mert'in hayatta kalmasına karşın mutluydu. Bir parçasını orada kaybetmediği için kısa süreli bir huzur yaşasa da onun kendisine bir yakın bir de uzak davranmasına anlam verememişti. Tavrının değişmesine kendisi mi sebep olmuştu bilmiyordu. Oysa hiçbir şey yapmamıştı ki. Bunları düşünmek için fazlasıyla ciddi bir noktadaydı.
İnsanların ölümünü gözleriyle gördükten sonra herkesi soğuk bir huşu kaplamıştı. Oturduğu sessiz köşeden Serkan'ı onaylayan Lara'nın "Doğru söylüyor. Eğer kendine gelmezse bir sonraki ölen kişi o olacak." sözlerine dikkat kesildi Elif. "Burada kimsenin mevcut duruma alışması beklenmiyor görmüyor musunuz? Herkes kendini düşünmek zorunda."
Belki de haklılardı. Herkes önce kendini düşünmek zorundaydı. Ali Mert bile. Bu yüzden birbiriyle yarışmaya mecbur iki kişi olduklarını hatırlatır gibi aralarına set çekmişlerdi. Burada duygusallığa yer yoktu. Lara da Serkan da haklı olabilirdi. Ama... ama yine de... İnsanlar nasıl bu kadar kolay adapte olabiliyorlardı böyle bir duruma? Söz konusu bir insanın, bir canlının ölümüyken hem de.
Aslında her şeyin nasıl başladığını daha dün gibi hatırlıyordu. Önce işlenen suçlara verilen komik cezalarla başlamıştı her şey. Öldürülen insanların canı böyle ucuzlaşmıştı. İnsanları buna diğer canlıların hayatlarını küçümseyerek alıştırmışlardı. Hayvanların ölümünü gözlerde küçülterek. Çocukları yok sayarak. Bu dünyada insanlar dışında başka canlıların da yaşadığı unutularak, bencilce hislerle işlenmişti insanların zihnine ilmek ilmek.
Zeynep, Elif'e yakın bir köşede suspus oturmuş korkudan titrerken konuşmalara kulak tıkamaya çalışıyordu. O sırada Emir tarafından sessizce markaja alındığından habersizdi.
Serkan, göz ucuyla konuşulanlara dehşet içinde bakan Elif'i seyrederken tavırlarıyla ona yaklaşma ihtimallerini yok ettiğinin yavaş yavaş farkına varıyordu. Biraz ılıman tavrını takınıp kadına döndü. "Beni kalpsiz biri gibi görmeni istemem ama hayatta kalmanın tek yolu bu, Elif."
Genç kadın ilk kez burada karşılaştığı bu yabancının düşüncelerini neden önemseyecekti ki? Serkan'ın bu durumu önemli bulmasını garipseyen bir bakış attı. Ali Mert ise daha o an anlamıştı Serkan'ın Elif'e gitgide yaklaşmaya çalışmasını. Yatakhanede çıkan kavga da ilk sinyalleri vermişti aslında.
İyiden iyiye sinirleri bozulmuştu Ali Mert'in. O, zarar gelmesin diye Elif'ten uzak durmaya çalışırken Serkan'ın bir böcek gibi kıza sırnaşmaya çalışması sinirlerini bozmuştu. O yumuşak, ilgili bakışların ne anlama geldiğini bir erkek olarak çok iyi biliyordu. Hiçbir şey söylemedi, dişlerini gıcırdattı ve öfkesini içine attı. Şu an herkes tarafından izleniyorlardı. Burada verebileceği ters bir tepki her şeyi mahvedebilirdi.
Salih "Hepimiz öleceğiz." diye mırıldandı hipnoz olmuş gibi. "Hepimiz öleceğiz.... Hepimiz öleceğiz. Burada hepimiz öleceğiz."
Bu bir kez söylendiğinde o kadar etkili olmayabilirdi ama düzenli bir şekilde tekrar edildiğinde insanın zihnine çakılan bir çivi gibi rahatsız ediciydi. Bundan ilk rahatsızlık duyan Lara olmuştu. "Kes şunu!" Kollarını birbirine kavuştururken "Herkes yeterince gergin zaten." dedi sinirle.
Ali Mert, bu gibi durumlara alışık biri olarak yapması gereken şeyi yaptı. Salih'i sakinleştirmeye çalıştı. Önce su içirmek istedi. "Al kardeşim, biraz sakinleş."
Buradan çıkış ya da kurtuluş yoktu. En azından yakın zamanda böyle bir şey mümkün değildi. Öyleyse herkes sakinleşmek zorundaydı. Hiç değilse Serkan bir konuda haklıydı.
●●●
Gözetmen Murat, kamera görüntülerinden iki saatten az zaman önce yarışılan platformların kandan temizlenip arındığını istemsizce seyrediyordu.
Bu artık onun için bir rutin hâlini almıştı. İlk zamanlar çok zor gelmişti. Nice insanların yakınları, sevdikleri, ailesi ölüp gitmişti burada. Ama virüs gibi gittikçe yayılan ve benimsenen bu sistem artık normalleşmişti Murat ve onun gibilerin gözünde. Normal bir iş gibi geliyordu artık. Burada ölenler insan değilmiş, canlı değilmiş gibiydi onun için.
Yanındaki gözetmen yardımcılarına "Her iki tarafın da gardiyanlarını çağırın." dedi sadece. Sesi bilinmez bir sakinlikte yankılanır gibiydi.
Elleri ceplerinde büyük odada bir o yana bir bu yana yürürken gardiyanlar gelene kadar sessizce düşündü tüm bunları. Artık sistemi sorgulamak için çok geçti. Bunu benimseyip kendi hayatının bir parçası olarak kabullenmekten başka çare yoktu. Şimdi sorgulamak ancak onun hayatını tehlikeye atardı. Vakitsiz öten horozu keserler diye boşuna dememişlerdi en nihayetinde. Baş kaldıranların sonunu görüyordu işte. Kimilerinin kanı platformun zeminini kaplıyordu. O da aynı yere gitmeye hiç niyetli değildi.
Gardiyanlar geldiğinde ona zor gelen bu sert düşüncelerden sıyrıldı. "Sıradaki canlı sorgu için katılımcıların kurası hazırlansın."
Emrini onaylayarak giden gardiyanların arkasından sessizce baktı Murat. Hüküm Arenası. Bu sistem sadece savaşarak hayatta kalınan bir yarışma değildi. Düzeltiyordu, sadece fiziksel bir savaş değildi. Bu sistemin içinde katılımcılara canlı yayınlanacak bir sorguda kendilerini tanıtma ve savunma hakları da veriliyordu. Ne kadar adil değil mi?
Önce bu talihli katılımcıyı seçmek için canlı yayında dijital bir kura çekiliyordu. Sıradaki katılımcı canlı yayınlanacak sorgusu için hazırlanıyordu. Bu sorgular önemliydi. Halkın gözünde katılımcıların nasıl bir intiba bırakacağını belirliyordu.
Belki de ölümünü yaklaştırıyordu, kim bilir?
●●●
Oturduğu köşede kendiyle çok savaştı Elif. Ali Mert'in ona neden bu kadar soğuk ve uzak davrandığını, başta gelip kendini hatırlattıktan sonra neden geri çekildiğini anlamaya çalışıyordu. Madem o kadar umursamıyordu, yarışma sırasında neden kendine dikkat et demişti ki? Hayatta kalması onun için önemliyse neden şimdi bu kadar uzak davranıyordu? Birbirilerine en çok böyle bir ortamda ihtiyaçları yok muydu? Anlamıyordu. Gerçekten anlamıyordu.
Tam bütün cesaretini toplayıp ayağa kalktığında Ali Mert'e doğru gidecekken yolun ortasında adımları kararsızlaştı. Onu köşede izleyen Serkan ise bunu fırsat bilen bir atiklikle yanına ışınlandı. "Daha iyisindir umarım."
Sağ eli saç tutamlarını kulağının arkasına iterken başını salladı Elif. Yarı yolda durmak, durdurulmak onu yıllar öncesine götürmüştü. Yıllar öncesinde de Ali Mert'ten böyle ayrı kalmıştı. Bu onun tercihiydi. Yine. Şimdi başladıkları noktadaydılar. Hayır, bu doğru değildi. Daha kötü bir durumdaydılar.
Kendisine arkadaşça da olsa yaklaşan Serkan'ın yanından bir adım gerilerken Ali Mert'in bir atmaca gibi onları izlediğinden habersizdi. Ali Mert, o an eline geçirseydi Serkan'ı bir güzel benzetirdi ama sırası değildi. Burada daha büyük bir sorun söz konusuydu. Hayatlarıyla cebelleşiyorlardı. Kavgaya gürültüye vakit yoktu. Elif'in çaresiz ve allak bullak bakışlarıyla karşı karşıya gelince de kilitlenip kaldı sanki.
Elif, tüm cesaretini toplayıp onun yanına gidebilmeyi isterdi. En azından geçmiş yıllarıns dostluğuna dayanarak ona neden böyle davrandığını açık açık sorar, sebebini öğrenirdi. Ama olmadı. Yeniden cesaretini toplamak onun için çok zordu. Serkan'ı geride bırakıp Zeynep'in yanına gitti. Zeynep'in ona ihtiyacı vardı.
Serkan ise merkezin ortasında tek başına kalakaldığında elini kolunu nereye koyacağını bilemedi. Elif'in ne kadar zor biri olduğunu düşündü. Ona yaklaşmak diğerlerine sızmak kadar kolay sayılmazdı. O yüzden bir sonraki durağı kendisine benzeyen o kadın oldu.
Herkesten uzak oturup kafasını dinlemeyi tercih eden Lara, kendisine yaklaşan adamın adını yarışma sırasında ve arbedelerde az biraz duymuştu. Normalde kurallara ve adaba önem veren biri olmasına rağmen izinsizce yanına oturmasına takmadı bu sefer. Sadece gözlemledi Serkan'ı.
"Adım Serkan."
Hazırcevap bir bakışla "Biliyorum." yanıtını verdi Lara.
"Eee, senin adın?"
"Ne yapacaksın adımı?"
"E tanışıyoruz işte."
"Tanışmamız o kadar da önemli bir şey değil." Alaycı bir çarpık gülüş sundu "Evlenmeyeceğiz merak etme." derken. Esprisini anlayacağını bile düşünmediği adamın gülmesi üzerine gardının küçük bir kısmı indi ve en azından adını söylemekte sakınca görmedi. "Lara."
"Lara." diye tekrarladı kendisi için bir şey ifade etmese bile. "İyiymiş." Merakına bir kez daha gem vuramayan Serkan "Buraya geliş amacını öğrenebilir miyim peki?" sorusunu yöneltti.
"Aaa sen de iyice yüz buldun. Selam verdik borçlu çıktık."
Güldü "Peki tamam, tamam." diyen adam. "Söyleme."
Bıyıkaltından Lara'nın tavırlarını gözlemlerken en azından böyle bir ortamda kendisi gibi rahat karakterde birini gördüğüne memnundu. Emir de bu konuda fena sayılmazdı ama karşı taraftan bir müttefik hiç fena olmazdı. Lara o müttefik olabilirdi.
"Tuttum seni Lara."
Duyduğu cümleyle abartılı, sahte bir sevinme ifadesiyle kaşlarını kaldırdı. "Tuttun beni demek, vay canına! Nasıl nail oldum ben bu şerefe? İnanmıyorum!"
Her tavrına olduğu gibi buna da hoşnut bir gülüşle karşılık verdi. "Sevmiyorum burada öyle kasım kasım kasıntı insanları." Dikkatli bir biçimde kendisini izleyen kadına "Âşık olmadım sana merak etme." dedi az önceki evlilik şakasını iade eder gibi.
İkisi de mümkün olmayan bir şeye güler gibiydi. Üstüne Lara bir de göz devirdi. "Asıl sen merak etme, ben her şeyin farkındayım. Buralara elimi kolumu sallayarak gelmedim. Bana kara kaşımın kara gözümün hatırına yaklaşmadığının da farkındayım."
Esasında Serkan'ın kurmaya çalıştığı bu pragmatik ittifak onun da yararına olabilirdi. Lara da burada doğruları söylediği için kadınlar tarafında biraz dışlandığının farkındaydı. Dışlanma hissi umurunda olmasa da ilerleyen zamanlarda arkadaş desteğine ihtiyaç duyarsa bazı bağlantıları ya da iş birlikleri olmalıydı. Lara gibi bir kadın her ihtimali düşünmesi gerektiğinin farkındaydı.
O sırada kulakları sağır edici bir zil ile sessizlik bölündü. Anons üzerine tüm katılımcılar dikkat kesildi.
"Saygıdeğer katılımcılar, aranıza yeni biri katıldı."
...
*
•••
SOSYAL MEDYA
Wattpad: -BuzlarKralicesi
Instagram: buzlarkralicesioffical
Twitter: @buzdanjuliet
YouTube: Gülay Sena Dündar
Tiktok: @halikarnastabirgece
Tiktok Kişisel: @buzlarkralicesiofficial
Bölüm etkileşimi
