8. bölüm / 29
HÜKÜM ARENASI ღBİTTİღ𓍝 HÜKÜM ARENASI | 7
Bölümler 29Şu an: 𓍝 HÜKÜM ARENASI | 7
- 1 𓍝 HÜKÜM ARENASI | PROLOG1.254 kelime
- 2 𓍝 HÜKÜM ARENASI | 12.101 kelime
- 3 𓍝 HÜKÜM ARENASI | 22.604 kelime
- 4 𓍝 HÜKÜM ARENASI | 31.434 kelime
- 5 𓍝 HÜKÜM ARENASI | 42.211 kelime
- 6 𓍝 HÜKÜM ARENASI | 52.952 kelime
- 7 𓍝 HÜKÜM ARENASI | 61.538 kelime
- 8 𓍝 HÜKÜM ARENASI | 71.817 kelime · Okuduğun bölüm
- 9 𓍝 HÜKÜM ARENASI | 81.901 kelime
- 10 𓍝 HÜKÜM ARENASI | 92.842 kelime
- 11 𓍝 HÜKÜM ARENASI | 101.654 kelime
- 12 𓍝 HÜKÜM ARENASI | 111.902 kelime
- 13 𓍝 HÜKÜM ARENASI | 122.135 kelime
- 14 𓍝 HÜKÜM ARENASI | 132.444 kelime
- 15 𓍝 HÜKÜM ARENASI | 142.117 kelime
- 16 𓍝 HÜKÜM ARENASI | 151.362 kelime
- 17 𓍝 HÜKÜM ARENASI | 161.621 kelime
- 18 𓍝 HÜKÜM ARENASI | 171.511 kelime
- 19 𓍝 HÜKÜM ARENASI | 181.921 kelime
- 20 𓍝 HÜKÜM ARENASI | 192.090 kelime
- 21 𓍝 HÜKÜM ARENASI | 201.818 kelime
- 22 𓍝 HÜKÜM ARENASI | 211.862 kelime
- 23 𓍝 HÜKÜM ARENASI | 222.014 kelime
- 24 𓍝 HÜKÜM ARENASI | 231.689 kelime
- 25 𓍝 HÜKÜM ARENASI | 242.137 kelime
- 26 𓍝 HÜKÜM ARENASI | 251.975 kelime
- 27 𓍝 HÜKÜM ARENASI | 261.829 kelime
- 28 𓍝 HÜKÜM ARENASI | 272.154 kelime
- 29 𓍝 HÜKÜM ARENASI | 28 | FİNAL2.540 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
-7-
Anonsun ardından arenaya gardiyanlar eşliğinde bir kadın girdi. Hafif balık etli, orta boylu, sarışın ve güzel bir kadındı. Yeşil gözlerindeki parlaklık bir gecede sönmüş gibi umutsuz ve korkak bakıyordu. Hâlâ burada olmasına bir anlam veremiyordu.
Çekingen de olsa topluluğun arasına girerken üzerinde garip bakışlar sezdi. O herhangi biri değildi. Tanınan bir kadındı. Daha adımını atalı dakikalar olmasına rağmen onu gören Zeynep'in Lara'ya yumuşakça omuz atıp işaret etmesi de bu yüzdendi. "Şey değil mi bu kadın ya... Hani habire sosyal medyada tanıtımları çıkıyordu, neydi adı..."
Kollarını kavuşturan Lara ise kızın cümlesini "Derya Alkan." sözüyle tamamladı kısaca. Derya Alkan'ı tanımayan yoktu herhâlde. En azından kişisel gelişimle alakalı insanlar ismen ve cismen tanırdı.
Ünlü bir yaşam koçu olan Derya Alkan, daha düne kadar lüks mekânlarda yemek yiyip lüks arabalara binerken, dudak uçuklatıcı paralar kazanıp çok tanınırken burada, Hüküm Arenası'ndaki varlığına anlam veremiyordu.
Emir merakla Serkan'a dönüp "Bu fonfirik karının ne işi var ki burada?" diye sorduğunda sıradan bir merak içerisindeydi.
Her şeye olduğu gibi bu duruma da sıradan yaklaşan Serkan omuz silkti. "Bilmem, vardır onun da bir arızası."
İkisi de yeni gelen bu kadına potansiyel müttefik gibi bakarken Serkan'ın ilgili gözleri henüz yeni gelmiş olmasına rağmen Derya'yı bünyelerine dostane bir biçimde kabul eden Elif'teydi.
Elif "Böyle bir yere hoş geldin denmez ama... geçmiş olsun." diyebildi sadece.
Derya hâlâ şokta gibiydi. Buraya sadece bir takipçisinin intiharı üzerine düşmüştü. Bir intiharla her şey değişmişti. Sonra da suçu otorite tarafından ahlâkî manipülasyon yoluyla intihara teşvik olarak sabit görülmüştü. Bu, işin sadece görünen kısmıydı, Derya neden burada olduğunu az çok biliyordu. Şokta olmasına rağmen farkındaydı.
Her şey Hüküm Arenası'nın medya koluyla yakın ilişkiler içerisinde olduğu için başına gelmişti. Hüküm Arenası ve otorite tıpkı bir akrep gibiydi. Eğer yeterli uzaklıkta olmazsan seni bir şekilde sokar, zehirlerdi. Derya'ya da aynısı olmuştu. Sistemin perde arkasını öğrenmişti ve bu yüzden susturulması gerekiyordu. Susturulmaktan kasıt ölümdü.
Otorite o kadar da aptal değildi. Derya gibi lükse dair her şeyi tatmış insanların parayla susturulamayacağını biliyordu. Eğer susturulamayacaklarsa arenadaki talihsizlerle aynı pozisyonda bırakılırlardı, bu kadar basit. Otorite, elinde böylesi bir medya gücü varken herkesi kolayca alaşağı edebilirdi. İşte tam da bu yüzden Ali Mert için burası bir cehennemdi.
Kabul, Derya etik değerleri çok umursayan bir yaşam koçu olmayabilirdi ancak kimseyi bilerek ve isteyerek ölüme sürükleyecek biri değildi. Üstelik reşit ve akli dengesi yerinde olan insanları nasıl etkileyebilirdi ki? İnsanları istediği gibi nasıl eğip bükebilirdi? O takipçisini manipüle edip intihara sürükleyince eline ne geçecekti?
Tüm gün içinde bulunduğu durumun mantıksızlığını düşünürken ona yardım eli uzatan Elif'e bile kendini yakın bulamamıştı. Böyle bir yerde karşılıksız iyiliğin olmayacağını çok iyi biliyordu. Elif'se ona göre fazla samimiyetsiz bir iyilik içindeydi. Nezaketen konuşsa da, sorulan sorulara yanıt verse de kendini buraya ait hissetmediği gibi bu fazla iyilik kumkumalığına da anlam veremiyordu.
Bir süre sonra Derya'nın her soruya evet, hayır, belki, öyle gibi tek kelimelik kısa ve ilgisiz cevaplar verdiğini fark edince yalnız kalmak istediğini anlamıştı Elif. Daha fazla üstelemedi. Zaten hâlihazırda kendisi de karmaşık bir ruh hâli içindeydi ve Ali Mert'le olan bu garip duruma anlam veremiyordu. Daha fazla dayanamayıp yerinden kalktı ve bu kez çok kararlı adımlarla Ali Mert'in Salih'le oturduğu masaya yürüdü.
Tam karşılarında durduğunda ve Ali Mert'in bakışları kendisine döndüğünde başta ne diyeceğni bilemedi ama cesaretini korudu. "Biraz konuşabilir miyiz?"
Genç adam ise sanki onu ilk kez burada görüyormuş gibi yabancılaşmış bir bakışla hiç acele etmeden yerinden kalktı ve Salih'in gözleri üzerlerindeyken Elif'i takip etti.
Kısa bir mesafenin ardından yatakhaneye açılan koridora girmeden boşlukta durdular. Ali Mert ise merakla kıza bakıyordu. "Evet, seni dinliyorum."
"Neler oluyor Ali Mert?"
"Anlamadım."
Karşısındaki adamın hafızasını kaybetmiş gibi davranması hiç normal değildi. Öyle ki, neredeyse kendisini paranoyak bir şizofren sanacaktı. Sanki her şeyi kafasında büyütüp şekillendiren oymuş gibi davranıyordu adam.
"Arenada beni buldun, yanıma geldin ve kendini hatırlattın. Bana zaafın olduğunu söyledin ve şimdi hiçbir şey olmamış gibi davranıyorsun. Sanki hiç tanışmamışız gibi..." Ali'nin tavrından neredeyse o sözlerin de zihninin kendisine oynadığı bir oyun olduğunu düşünecekti. "Neler oluyor Ali Mert?" diye samimi bir merakla tekrarladı sorusunu.
Dudakları sıradan bir edayla büküldü Mert'in. "Ben... sadece geçmişten bir dostumu gördüm ve selam verdim, hepsi bu." derken elleri ceplerindeydi, gayet rahattı.
Elif onun bu umarsızlığına anlam veremedi. Karşısındaki adamı yeri geldiğinde ondan daha iyi tanırdı. Yıllar önce. Şimdiki hâlini ise tanıyamıyordu. Onun bildiği Ali Mert, adı gibi mert bir adamdı, söylediği sözlerin her zaman arkasında olurdu. Kaldı ki böyle bir yerde Elif'in ondan bir beklentisi olamazdı. Neden ona öyle anlamlı şeyler söyledikten sonra geri çekiliyordu anlamış değildi doğrusu.
"Çok garip davranıyorsun Ali Mert."
"Söylediklerinden hiçbir şey anlamıyorum." derken her şeyin farkındaydı aslında adam. Bile bile yapıyordu bunu. Elif onun gözlerine baktığında cam gibi okurdu duygularını, bunu da biliyordu ama yine de geri adım atmadı. "Bak, burada yeniden karşılaşmamıza nasıl bir anlam yükledin bilmiyorum, neden bahsettiğini anlamıyorum ama benim için sandığın gibi derin bir anlamı yok."
Duyduklarıyla soğuk duş etkisi yaşadı kadın. Karşısında konuşan Ali Mert miydi? Beden onun bedeniydi, ses onun sesi. Peki ya sözler? Sözler onun sözleri değildi.
"Geçmişte değer verdiğim bir insansın, ona bir sözüm yok. Sözüm baki. Ama buraya girdiğimiz andan itibaren biz sadece iki rakibiz."
Yutkundu Elif. Geçmişindeki adamın onu rakip olarak görmesine ya da bir oyunda yere serebilmesine değil de sözlerinden aldığı yarayla incindi. Ve bu duyguyla ne yapacağını bilemedi. Bildiği tek şey, yanlış kişiye derdini açtığıydı. Ve burada tamamen yalnız olduğu.
●●●
Arenadaki canlı yayınla eş zamanlı olarak Lale yine evindeki büyük salonun koltuğunda tek başınaydı. Daha az önce Elif ve Ali Mert'in arasında geçen konuşmayı canlı canlı izlediğinde gözleri parlamıştı.
Bir yanı Ali Mert'in Elif'i yok saymasıyla hayal kırıklığına uğrayıp büyük bir reyting malzemesini kaçırdığı için hayıflansa da diğer yanı iki eski âşığın kıyasıya mücadele edecek iki rakip hâline gelmesinden keskin bir zevk alıyordu. Sadistçeydi, biliyordu ama Hüküm Arenası'nda merhamete yer yoktu, bunu çok iyi biliyordu.
Canlı yayına kısa bir ara verildiğinde ekranda küçük bir geri sayım belirdi. Henüz başlamayan geri sayımın yanındaki karede sunucu Kenan Varol duruyordu. "Evet değerli izleyenler, saygıdeğer halkımız; katılımcılarımız arasında ilk canlı sorgusu yapılacak kişiyi öğrenmemize ve kura sıralaması sonuçlarına dair geri sayım başlamak üzere."
İnsanların hayatıyla oynanan bir oyuna yılbaşı çekilişiymiş gibi hava veren bu adamı seviyordu Lale. Eğer hâlihazırda bir evliliği ve ilişkisi olmasaydı Kenan Varol onun için çekici bir adam gibi gelebilirdi. O daha çok dünya yansa bile umursamayan tiplerden haz ederdi. Kendisi gibi insanlardan. Gereksiz duygusallığa gelemezdi.
Hüküm Arenası'ndaki favori karakteri Ali Mert bir istisnaydı. O... Onda garip bir şey vardı. Normalde insanlara karşı bu kadar hassasiyet gösteren bir adamı fazla duygusal bulur ve gereksiz içimi kıyıyor diye düşünürdü ama Ali Mert'te farklı bir şey vardı. O sanki dünyadaki insanların hayatını kurtarmayı borç bilmiş cesur bir görev adamıydı. Kısacası duygusallığını dengeleyen mangal gibi bir yüreği vardı. Ve onun çakmak çakmak gözlerinden yayılan cesareti Lale'yi biraz etkiliyordu. Hele o ilk oyunda kendisini kurtarırken etrafındakilere de ışık saçmaya çalışan kahraman, kurtarıcı hâlleri... Gereğinden fazla çekiciydi.
Pür dikkat geri sayıma bakıp alt ekranda arenayı izlerken zil çaldı. Birkaç dakika içinde salonda ayak sesleri yankılanan adamı tanıyordu. Hipnoz olmuş bakışlarını televizyondan ayırıp Numan'a döndü. "Hoş geldin."
Elinde işle ilgili birtakım dosyalar olan Numan küçük bir baş işaretiyle kabul etti bu karşılamayı. "Gece incelemen için yeni projenin evraklarını getirdim." derken bir yanı televizyona bakıyordu.
Bunu fark eden Lale durmadı, onu da arena hakkındaki iç sohbetine dâhil etti. Ve bu kez içindeki sohbeti dışına taşırken coşkuluydu. "Sence kurada kim çıkacak?"
Omuz silkti Numan "Bilmem." derken.
İşin açığı, Numan da tıpkı Lale gibi arenadaki insanların canını ya da insanlığını önemsiyor değildi ama o boşanmak üzere olduğu karısı kadar fanatik bir arena izleyicisi de sayılmazdı.
Evliliklerini noktalamalarına rağmen dostane ilişkilerini ve iş arkadaşlıklarını düzeyli bir biçimde yürütüyorlardı. Bundan memnundu Lale. Zaten evlilikleri çoktan bitmişti. Ama bazı evlilikler bitse de ittifaklar ya da iş ilişkieri bitmezdi. Numan arena hakkında çok şey biliyordu. Ve bu da onları sonsuza dek birbirilerine bağlıyordu.
Sanki canlı insanlardan değil de birer piyondan bahsedercesine "Bence Elif veya Ali Mert yakın zamanda elenmez." dedi Lale. Çünkü Lale'ye göre canlı sorgu demek elenmeye ve dolayısıyla da ölüme bir adım daha yaklaşmak anlamına geliyordu. İleride çok reyting getirebilecek bu iki kişiye daha arena yeni başlarken veda etmezler diye düşünüyordu doğrusu.
Numan ise cevap hakkını sessizlikten yana kullandı. Onun için kimin elendiğinin bir önemi yoktu. Katılımcıların arasında kendisi olmadığı sürece. Zira arenada herkes hak ettiğini alırdı, bu değişmez bir kuraldı.
●●●
Arena hayatı her zaman görüldüğü gibi oturulan ya da katılımcıların arasında strateji yarıştırdığı, oyunlar oynadığı bir yer değildi. Burada güçlü kalmak, sosyal olmak ve yeri geldiğinde birlikte hareket etmek de esastı.
Katılımcılar birbirilerinden ne kadar uzak durmaya çalışsalar da kurallar gereği ortak kullanım alanları olduğu gibi birlikte görev paylaşımları da vardı. Örneğin yemek sonrası tabldot gibi bulaşıkları yıkamak. Bugün sıra Emir ve Lara'daydı. Gönüllü olarak Serkan da yardıma gitmişti.
Serkan, en büyük zevki bulaşık yıkamak olduğu için gönüllü olmamıştı. Sadece her yerde olmaya çalışıyordu. Arkasından iş çevrilmediğine ve kulis yapılmadığına, her şeyin kontrolü altında olduğuna emin olmalıydı. Özellikle en büyük müttefiki ve yeri geldiğinde yönlendirebileceğine inandığı Emir'le arayı açmamaya özen gösteriyordu.
Emir ve Lara bulaşıkları köpükleyip yıkama işini bölüşürken Serkan da kurulama işine girişmişti. Lara'nın köpükleme tarzından memnun görünmeyen Emir pek de haksız sayılmazdı. Zira tabldotları deterjanlayıp süngerle temizlemeye çalışan Lara bu işi ilk defa yapıyor gibi olması bir yana, elinin ucuyla istemeden yapıyordu.
Yüzünü memnuniyetsizce buruşturan Emir "Ne biçim kadınsın sen? Daha önce hayatında hiç bulaşık yıkamadın mı?" diye söylenmekten geri durmadı.
Lara ise bu tavra daha ilk andan gıcık olmuştu. "Ne demek ne biçim kadınsın? Bulaşık yıkamak kadın işi değildir tamam mı? Belirli işlerin toplumsal cinsiyet rollerine yıkılması taş devrinde kaldı sanıyordum." derken gözlerini devirdi. "Ayrıca ben bir avukatım, yoğun çalışan bir kadın olarak da takdir edersin ki evdeki her işi yapacak bir robotum, bir yardımcım vardı." Emir'in aşağılayıcı bakışlarını üzerinde hissederken avukat kimliğini kullanmaktan çekinmedi. "Bu sözlerden men ederim seni."
"Burada hiçbir şey edemezsin de neyse, geçecen onları." Emir bunları söylerken sanki arenada olmaktan zevk alıyor gibiydi Lara'nın gözünde. "Kızım senin avukatlığın burada sökmez, lisansın bile iptal edilmiştir artık geçmiş olsun."
Lara öyle düşünmüyordu. Eğer olur da buradan özgür bir biçimde çıkmanın yolunu bulursa avukatlık lisansını da geri alacağına inanıyordu. Sonuçta buradan özgür çıkmak demek suçsuz bulunmak demekti.
Serkan hafif şaka yollu "Oğlum baksana kızın manikürlü tırnaklarına, bu eller hiç bulaşık yıkamış mıdır sence? Köydeki ananla karıştırdın herhâlde." dediğinde Emir'le aralarında gülebilecekleri bir sohbet bulmanın neşesini yaşıyordu.
Bu neşe uzun sürmedi. Hemen karşılarındaki dijital tabloda bir geri sayım başladı. Anons "Canlı sorgu kurası için geri sayım başladı." dediğinde ortak alandaki diğer katılımcılar gibi mutfakta bulaşık yıkayan bu üçlü de gerim gerim gerildi.
Canlı sorgu demek, elenmeye ilk hedef olan katılımcı demekti. Eğer sorguda ve savunmasında katılımcı kendini iyi savunamazsa, henüz kanıt toplayamamışsa ya da avukatı iyi iş çıkaramamışsa ilk veda eden kişi demekti.
Bu kura bir ölüm kalım kurasıydı. Ve ilk defa bir yerde hiçbir katılımcı birinci çıkmak istemiyordu.
...
*
YAZAR NOTU: Hi guys! ⚖️ Amaaan... Zaten yorum yapıyorsunuz, o yüzden bir şey yazmayacağım. 😂 Sevgiler, bol kokulu öpçükler! ❤️
•••
SOSYAL MEDYA
Wattpad: -BuzlarKralicesi
Instagram: buzlarkralicesioffical
Twitter: @buzdanjuliet
YouTube: Gülay Sena Dündar
Tiktok: @halikarnastabirgece
Tiktok Kişisel: @buzlarkralicesiofficial
Bölüm etkileşimi
