11. bölüm · HÜKÜM ARENASI ღBİTTİღ

𓍝 HÜKÜM ARENASI | 10

Gülay Sena DÜNDAR

-10-

Meclis o gün çok gergindi. Arif Derman, odasına girdiğinde hışımla çıkardığı kravatını masaya çarptı. "Belliydi bu Deniz denen herifin başımıza yeni icatlar çıkaracağı."

Hemen arkasında konumlanmış Nermin de her şeyin farkındaydı. Babası hiçbir şey söylemeseydi bile Deniz'e ne kadar öfkeli olduğunu ve onun sonunu getirmek istediğini biliyordu. Tıpkı hiçbir şey söylemese bile otorite kadrosunun bakışlarından ne hissettiğini anlayabildiği gibi.

Aniden arkasına dönüp işaret parmağını kaldırdı adam. "O aptal herifin sonu yaklaşıyor haberin olsun. Sonra demedi deme!"

"Baba, biraz sakin olamaz mısın?"

"Görmüyor musun? Resmen bizi devirmeye çalışıyor!"

Nermin "Lütfen abartma." dedi tüm sakinliğiyle. Bunu söylerken yorgundu ama ifadesindeki bilgelikten taviz vermiyordu. "Hem Deniz'in talep ettiği şey kanunlara aykırı değil ki. Kurallara uygun bir şekilde masumiyetine inandığı insanları savunmak istiyor, olay bundan ibaret."

"Kızım sen kör müsün? Senin gibi zeki bir kadın onun yapmaya çalıştıklarını anlayamıyor mu? Baktı baş kaldırarak bir şeyler elde edemiyor, bu kez kuralları kullanarak isyanı getirmeye çalışıyor. Bunu yaparken kurallardaki boşlukları kullanıyor."

Karşısındaki adamın babası olduğunu düşünmeksizin yakaladığı açığı doldurdu. "Kanunlarımızda bir boşluk olduğuna inanıyorsan bunun halk için yeterli bir yönetim sistemi olmadığını kabul ediyorsun demektir."

Arkasında kalan kızla göz göze gelmeden def eder gibi kaçamak cevaplar verdi. "Onu demek istemediğimi biliyorsun, laf ebeliğinin sırası değil şimdi!"

"Deniz sadece idealist bir avukat ve herkesin eşit savunulma hakkına sahip olduğunu düşünüyor, bunu uygulamaya çalışıyor. Ne var ki bunda?"

"Ne demek ne var ki bunda?" Hızla arkasına döndü yeniden. Nermin'le göz göze geldiğinde bakışlarından ateş saçılıyordu Arif Derman'ın. "Sen gerçekten birkaç adım sonrasını göremiyor musun Nermin? O herif attığı adımlarla Hüküm Arenası'na ve katılımcılara daha da yaklaşacak. Ve sonra ne olacak biliyor musun? İsyan çıkaracak! Kendi gibi isyancıları örgütleyip üzerimize yürürlerse neler olabileceğinin farkında mısın sen?"

"Şu an yaptığın şey tam anlamıyla komplo teorisi kurmak. Sen de biliyorsun ki katılımcılarla temas hâlinde olmanın da kuralları var. Öyle kafasına göre insanları örgütleyemez."

Babasının endişesini anlayabiliyordu. Çünkü Deniz'i tanıyordu. Ve Arif Derman'ın tam anlamıyla haksız olduğunu söyleyemezdi. Deniz Altuğ, sınırları zorlamayı severdi. Tıpkı bugün toplantı masasında da yaptığı gibi. Ama bu kadar ileri gideceğini düşünmüyordu. En azından böylesi gözü kararmış olamazdı. Sonuçlarını tahmin ederdi.

Babasıyla göz göze geldiğinde dudaklarından "Deniz kötü biri değil, adalet arıyor." sözü çıktı kararlılıkla.

Arif Derman ikna olmasa da biraz sakinleşmeyi denedi ancak düşünceli bir biçimde etrafına bakınırken öfkesi yeniden alevlendi. Öfkesini harlandıran şeyse Deniz denen bu adamın tek başına bunları yapacak cesareti nereden bulabildiğini anlayamayışıydı. "Adalet aramıyor, Nermin. Düzeni yıkmaya çalışıyor. Anarşi yaratıyor!"

Gözlerini deviren kadın, hâlâ abarttığını düşündüğü babasına endişesinin yersiz olduğunu tekrar etmek istedi ama buna fırsatı kalmadan yeni hedef kendisi oldu.

"Geçmişiniz yüzünden onu müdafaa etme bana!"

Durup durup sinirlenen adam, ilk kez bakışlarıyla Nermin'i korkutmuştu. Yıllardır aralarında sözlü bir biçimde konuşulmayan bu konu nasıl da günyüzüne çıkmıştı?

Arif Derman, son sözüyle bu kez Nermin'i de içinde bulunduğu gerginliğe sürüklediğinin farkında değildi ama kadın "İleri gidiyorsun artık." diyerek sınırlarını çizdi. "O olay kapanalı asır oldu. Kaldı ki konumuz sistem ve düzen. Mevzuyu kişiselleştirme."

Soğuk duş etkisi yaratan bu konuşmanın ardından Nermin artık Deniz için eskisinden daha fazla endişeleniyordu. Belli ki evine gidip onu uyarmanın hiçbir faydası olmamıştı. Şimdi daha güçlü bir hamleyle geri dönüyordu.

Nermin gerçekleri görebiliyordu. Babasının sandığının aksine birkaç adım ötesini görebiliyordu. Otorite kadrosu, çıkan bu çıbanları affetmezdi, daha fazla bünyesinde barındırmazdı. Çok yakında bir açığını bulduklarında Deniz'i otorite kadrosundan atmaları işten bile değildi. Nermin'in korktuğu ise bundan çok daha fazlasıydı.

Deniz'in bu yolda canından olması.

Bu ihtimali düşünmek bile istemedi.

●●●

Elif'in gözyaşları dinmiyordu. Zaten bildiği bazı şeyler bugün suratına daha sert bir tokat gibi çarptığında ne yapacağını bilememişti. Hiç değilse bir ümidi vardı, masumiyetini kanıtlayıp buradan çıkarsa çocuğunu alabileceğine inanıyordu bugüne kadar. Ancak bugün... Bir zamanlar en güvendiği kişi olan kocasının bile onu sırtından bıçaklamasıyla karşı karşıya gelmişti.

Tüm gün cansız bakışları ve yaşlı gözleriyle etrafa bakınan Elif'i böyle görmeye dayanamıyordu Ali Mert. Bunun bir çıkar yolu olabileceğine inanmak istiyordu. Serkan iti bir noktada haklıydı. Hepsinin eli olu böylesine bağlıyken bu duruma nasıl çözüm getireceğini bilmiyordu. Elif de farkındaydı kendisine verilen umutların boş olduğunun ama Ali Mert bu düzeni bozabileceğine inanmak istiyordu.

Hüküm Arenası bir günde kurulmadığı gibi bir günde de yıkılamazdı. Buradaki esaretleri çaresiz bir yola sapmıştı. Düzeni tek başına bozabileceğini düşünmek hayalperestlik olurdu. Hiç değilse Elif'i buradan çıkarmayı başarmak bile büyük bir şeydi onun için. Sevdiği kadını özgürlüğüne ve çocuğuna kavuşturmak için elinden ne gelirse yapacağına yemin etti kendi içinde.

Eli kolu bağlı olduğu için utanır vaziyette kadının yanında otururken "Seni böyle görmeye dayanamıyorum." dedi Ali Mert.

"Elimde değil."

"Biliyorum." Ve dişlerinin arasından ekledi adam. "Ve elimden hiçbir şey gelmemesi beni deli ediyor." Kendine öfkeliydi. Bu aciz hâline. Hayatında hiç bu kadar aciz kalmamıştı ki.

"Sen ne yapabilirsin ki Ali Mert? Kendine bu kadar yüklenme." İçi kırık dökük olmasına rağmen onu teselli eden adama cansız bir tebessüm sunmaya çalıştı. Adamın eli saçlarının kıyısında gezinirken Serkan'ın kinli bakışlarını henüz üzerlerinde hissetmemişti.

Serkan ise diğer köşese Emir ve tayfasıyla otururken tahrik edici bir gülüşle Ali Mert'e bakış attı. "Öyle deme Elif, Ali Mert'in süper güçleri varmış ya. Seni buradann uçurup çıkaracakmış. Sanki biz bilmiyoruz işkembeden sallayıp boş boş sözler vermeyi."

Kendisine laf atıldığı an gözleri öfkeden kayan adam dudaklarını birbirine bastırırken sakin kalmaya çalışıyordu. Bakışları Serkan'a dönerken "Sen kendi işine bak." demekle yetindi.

"Yaptığın şey Elif'e yarardan çok zarar veriyor! Ona boş ümitler veriyorsun, çocuğuna kavuşacağına inandırmaya çalışıyorsun ama buradan bir çıkış yok! Kurtuluşu olmayan bu yerde ona umut vererek ileride daha büyük bir hayal kırıklığı yaşamasına sebep oluyorsun. Sen bencil herifin tekisin."

Serkan'ın son sözleri damarına öyle basmıştı ki ışık hızıyla yerinden kalkıp ona doğru fırladı adam. Boğazına yapıştığında "Sen çok olmaya başladın! Çeneni kapamanı söyledim, anlamadın! İlla yumruğu suratına mı indireyim?" diye bağırıyordu. Bu sırada boğazına yapıştığı adam istediğini almanın verdiği rahatlıkla hareketsiz ve savunmasız duruyordu.

Gardiyanlar iki yanından kollarına girerek onu Serkan'dan ayırmaya çalıştıklarında kendine geldi Ali Mert. Normal şartlarda mantıklı davranırken söz konusu Elif olduğunda mantığı devre dışı kalıyordu. Ucu ona dokunan her söz, her hareket kanı beynine sıçratıyordu ve yine aynısı olmuştu. Normalde düşmeyeceği bir tuzağa düşmüştü.

Gardiyan Nihat yanındaki yardımcısına "Kelepçeleyip tecride götürün şunu!" diye bağırdı ve ellerini arkasına bağlarken palazlandı. "Burada düzeni bozanlara af yok!"

Elif korkuyla yerinden kalktığında gardiyana acınası gözlerle baktı. "Lütfen, lütfen bu seferlik affedin. Öyle yapmak istemedi, bir yanlış anlaşılma oldu!" Götürülen Ali Mert'le bakıştığında korkusu bir kat daha arttı.

Aynı korku kelepçelenen adamda yoktu. Yavaş dudak hareketleriyle "Korkma." dedi sadece.

Onun gidişini çaresizce izlerken "Lütfen diyorum ya, lütfen!" diye bağırsa da gardiyanlar oralı bile olmadı. Onu görmezden gelerek tecride götürdüler Ali Mert'i.

İçi buz gibi olmuştu Elif'in. Kinle Serkan'a baktı. Bir yanı eksik kaldı. Ali Mert'i orada nelerin beklediğini bilmiyordu, korkuyordu. Bildiği tek şey, en son tecride götürülen Emir'in yüzü gözü dağılmış hâlde geri döndüğüydü. Orada insanî muamele görmeyeceği kesindi. Bundan, kendisi yüzünden böyle bir şey yaşanmasından nefret etti.

Kendisinin de aynı muameleyi göreceğinden korkmasa Serkan'ın üstüne yürürdü. İşe yarayacağını bilse tecrit edileceğini düşünmesine rağmen bunu yapardı ama Ali Mert'i geri döndüremeyeceğini biliyordu. O yüzden sadece öfke dolu bakışlarını Serkan'a çevirip "İğrenç bir adamsın!" diye bağırdı.

Serkan, Ali Mert'in cezasını bulmasına ne kadar keyiflense de Elif'in bu tavrına bir o kadar içerledi. Arenada ölüm sessizliği hâkimdi. Ali Mert tecride gönderilirken. Artık bunun az çok ne demek olduğunu biliyordu herkes. Ali Mert'i zor zamanlar bekliyordu.

Kollarını kavuşturan Lara, yanındaki yabancıyı umursamaksızın kendi fikrini beyan etti. "Böyle olacağı belliydi." Bilmiş bilmiş kaşlarını kaldırırken "Keriz gibi her şeye atlıyor." dedi.

Yanındaki uzun boylu, siyah ve gür saçlı adam ise "Keriz değil de fazla cesur." dedi bakışlarını Lara'ya çevirirken.

İlk kez bu sözlerle dikkatini çeken adama döndü Lara. Yüzüne yakışan büyük, köşeli ve karakteristik bir burnu vardı adamın. Ve onu daha erkeksi gösteriyordu. Ona bakarken aynaya bakıyormuş gibi yakın hissetti çünkü bu yabancı adam da kendisi gibi realist birine benziyordu. Olaylara karşı soğukkanlıydı. Sözünü sakınmayan bir yapısı vardı.

Götürülen Ali Mert'i işaret ederken "Çok yaşamaz bu." dedi adam. Bunu söylerken aynı soğukkanlılık hâkimdi sesinde ve gözlerinde.

Merakını cezbeden adama göz ucuyla bakan Lara "Nereden biliyorsun?" sorusunu yöneltti. Çok meraklı ve ısrarcı görünmek istemese de bunu sormaktan kendini alamadı.

"Otorite onun gibi cesurları sevmez. Onlara koyun lazım."

Serkan'dansa bu adam daha zeki, kendini iyi ifade eden birine benziyordu. Kısacası... Lara'nın yaşam standartlarına sahip bir aileden geliyordu sanki. Onun gibi eğitimli ve üst kesimden biriydi. O yüzden ilk adımı atıp elini uzatmaktan çekinmedi. "Ben Lara bu arada."

Bunu beklemese de bozuntuya vermeyen adam Lara'nın eline baktıktan sonra el sıkıştı. "Ben de Kaan."

"Suçun ne?"

Tek kaşı umursamazca havalanan adam "Örgüt üyesiyim ben." dedi. Burada olanların aksine kendini savunma ihtiyacı hissetmeden, alaycı bir biçimde söylemişti bunu. "Öyleymişim yani. Buraya atılınca haberim oldu."

Onun bu mizahşör havasından etkilenen Lara güldü. Kendi suçunu merak edip sormamasına da bir o kadar memnun oldu.

●●●

Ali Mert, temiz ve düzenli yatakhanelerinden farklı olarak pis, korkunç bir hücreye sokuldu. Hemen sonra ellerindeki kelepçelerden kurtulduğuna memnun olsa da bu memnuniyet uzun sürmedi. Genç gardiyan ellerini tuttu, tavandaki zincirlere sarıp kilitlediğinde kaçacak hiçbir yeri olmadığı açıktı. Kaçmaya niyeti de yoktu.

"Eski özel harekâtçıymışsın."

Yanıt vermedi Ali Mert.

"Burada senin gibilere daha bir özel muamele yaparım."

Alaycı bakışlarını adamın üzerinde gezdirirken "Hevesle bekliyor olacağım." dedi Ali Mert, kışkırtıcı bir sesle. Bu durumun gardiyanı sinir ettiği açıktı ama adamın renk vermemeye çalışan hâlinin de farkındaydı.

Ellerini arkasında birleştiren Nihat "Burası o çok merak ettiğin tecrit hücresi. Seni burada misafir etmekten onur duyacağız." derken rahattı. Ali Mert'in ellerini zincirleyen yardımcısına kısa bir bakış attıktan sonra ekledi. "Beni burada tanıyan tanır. Kimseye acımam yoktur. Sana da olmayacak."

Gözü kara olan adamsa "Kimsenin acımasına ihtiyacım yok." yanıtını verdi. Sesinde korku ya da içinde bulunduğu durumdan etkilendiğine dair bir iz yoktu.

Elleri tavana asılıyken çaresizce olduğu yerde kalan Ali Mert ilk kez hücreyi daha detaylı inceleme fırsatı bulmuştu. Bu hücre baştan aşağı korku filmlerine benziyordu. Duvarlarda kurumuş kanlar, işkence aletleri gibi detaylar ise hücreyi olduğundan daha ürkütücü kılıyordu.

Gardiyan Nihat yalnız kaldıklarında parmaklarına yerleştirdiği muştayla bakıştı ve Ali'ye döndü. Bu durumdan keyif alan psikopat bir gülüşle "Eee, nerede kalmıştık?" dedi.

...

*

•••

SOSYAL MEDYA
Wattpad: -BuzlarKralicesi
Instagram: buzlarkralicesioffical
Twitter: @buzdanjuliet
YouTube: Gülay Sena Dündar
Tiktok: @halikarnastabirgece
Tiktok Kişisel: @buzlarkralicesiofficial