𓍝 HÜKÜM ARENASI | 21

Vaveyla Yazarı: Gülay Sena DÜNDAR

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 29Şu an: 𓍝 HÜKÜM ARENASI | 21

-21-

Gözünü bile kırpmadığı saatlerin ardından arenanın kapıları gürültüyle açıldı. Ortak alana açılan kapıdan içeri Elif girdi. Korkmuş gözleri ve olanlara anlam veremeyen tavrıyla hâlâ şokta gibiydi.

Onu gören Ali Mert, zincirinden koparcasına fırlayıp ona koştu. Halkın ne düşüneceğini ya da ne olacağını zerre umursamadan kollarına aldığı kadının saçlarına daldırdı burnunu. Defalarca dudaklarını kutsadı o saç tellerinde. "Sana bir şey olacak diye öldüm."

Duyduklarıyla şok içindeki yüzü büyük bir duygu boşalmasıyla sarsıldı ve onu esir alan ağlama krizine hazırlıksız yakalandı.

Ali Mert'in arkasından gelen Zeynep endişesini ve merakını yutarak birkaç adım ötede bu ana saygı duydu. Ona sunulmayan aşka ve sadakate seyirci kalırken ablası gibi sevdiği Elif'in iyi olmasına son derece memnundu.

Artık hiçbir şeyin önemi yoktu Ali Mert için. Yargılama süreci, Elif'e duyduğu hislerin halk tarafından nasıl karşılanacağı ya da otorite kadrosunun bu zaafını kullanıp kullanmayacağı... Hepsini bir kenara itmişti adam. Çünkü artık tek bir anın olduğunu biliyordu. Bu an. Belki de yarın yoktu. Hiç olmayacaktı. Ona sevgisini gösterebileceği yeni bir an, yeni bir fırsata hiç sahip olamadan onu kaybedebilirdi. Bu korkuyla saatlerce sarsıldıktan sonra dış dünyanın ne düşündüğü bir anda önemsiz hâle geldi, silikleşti.

Ayrıldıklarında endişeli bakışları sevdiği kadının üzerinde gezindi telaşla. "Sen iyi misin, ha? Bir şey yaptılar mı sana?"

Gözyaşlarının ardı arkası kesilmeyen Elif ise karşısında yeniden ona âşık adamı görürken buruk bir sevinç taşıyordu içinde. Onun için endişelendiğini nefes almadan sorduğu sorulardan bile anlayabiliyordu. Usulca başını salladı iyi olduğunu ifade edercesine.

Ali Mert'se hiç bu kadar kararlı olmamıştı. Salih'in idamından hemen sonra düşündüğü o fikri hızla yürürlüğe sokmayı kafasına koymuştu. Elif burada olduğu sürece güvende olmayacaktı. Kendisi de bir yanı çaresiz, eli kolu bağlı kalacaktı. Buna dayanamazdı. O an Elif'i daha fazla koruyamayacağını her açıdan anladı.

Elif orada, bir odada esir tutulurken, Serkan'ın vicdanına bırakılmışken elinden hiçbir şey gelmemişti. Ali Mert o anı ölse unutamazdı. En kısa sürede imkânsız gibi görünse de onu bu yerden kaçırmaya ant içti.

Onun düşünceli bakışlarından bir çıkarımda bulunamayan Elif ise "Ben iyiyim, merak etme." sözlerini yineledi. O an karşısındaki adamın kendisini kaçırma planları yaptığından henüz habersizdi.

"Çok korktun." Kendi sözlerini hızla onayladı adam. "Çok korktun ben biliyorum."

Serkan'ın onu koruyacağını hiç düşünmemişti Elif. Bu yüzden ekranda kendisine izletilenlere hiç şaşırmadı. Hatta ölümüne bile hazırdı. Son ana kadar yolun sonuna geldiğine inanmıştı ama şimdi buradaydı işte. Son nefesine henüz vardı anlaşılan. Kendisine yeni bir yaşam şansı tanınmış gibi hissediyordu ama hür ve mutlu değildi.

Karşısındaki adamı sakinleştirmeye çalışırken yüzünü ellerinin arasına aldı ve onun gözlerine baktı. "Korktum ama geçti, bak buradayım."

Ali Mert'in tek avuntusu buydu zaten. Şu an canlı yayında izlendiklerini Lale Öztuyan gibi insanların onları seyrederken sanki dizi izliyormuş gibi ay ne romantik nidalarını bilmese de tahmin ediyordu ancak düşündüğü şey bu değildi. Zeynep'e iyi olduğunu söyleyen Elif'i kollarında avuturken bile tek düşündüğü şey bu cehennemden sevdiği kadını nasıl kurtaracağıydı.

Zeynep, burada manevî ablası hâline gelen kadını yavaşça bulduğu ilk yere oturtup soluklanmasını sağladı. Ona burada edebileceği tek şeyi ikram etti, bir pet şişe su.

Üzerinden ne kadar zaman geçtiğini bilmedikleri bir sürenin sonunda gardiyan Nihat geldi. "Elif Kaya, canlı sorguya çağrılıyorsun." derken yüzünde tek bir kas oynamadı. Karşısındaki kadına acıyor ya da merhamet gösteriyor gibi değildi.

Onun canavar yanını görmüştü Ali Mert. Kendisini namert bir şekilde alaşağı etmesi ya da işkence etmesi dolayısıyla değil, Elif'e özensiz davranışıyla nefret duymuştu adam. "Görmüyor musun, ne kadar korkmuş. Sırası mı şimdi?"

"Öyle mi paşam? O zaman biz şimdi gidelim sonra gelelim ha, ne dersin?"

Adamın alaycı sözleriyle gözlerini devirmekten başka karşılık vermedi. Elif ise daha fazla tartışma ya da şiddetin çıkmasını istemiyordu. Suyunun son damlasından sonra yutkundu. "Ben iyiyim, gidebilirim." dedi ve Nihat'ın peşine düştü. Hemen arkasında ona heyecanla bakan Ali Mert'i elleriyle ve bakışlarıyla sakinleştirmeyi de ihmal etmedi.

Sorgu odasına giden yol uzun ve soğuk duvarlardan oluşuyordu. Canlı sorgu odası denince ne beklediğini tam olarak bilmese de ziyaret odalarından pek farklı değildi. Sadece oturacak tek bir yer vardı, ayakta olmak isteyenler için de bir kürsü duruyordu. Bir de canlı yayına bağlı bir mikrofon.

Zihni allak bullaktı ve yorgundu ama ne diyeceğini çok iyi biliyordu Elif. Sonuna kadar konuşamasa da, söyleyecekleri manipüle edilecek bile olsa içinden geçen her şeyi anlatacaktı bugün. Dolmuştu da taşmışt bile çoktan. Bunca ölüm, ihanet, insanlık dışı olaylar canına tak dedirtmişti artık.

Gardiyan Nihat "Sorgu kurallarını çiğnemeden savun kendini, terbiyeli ol." derken imalı ve gözdağı veren bir biçimde bakıyordu.

Karşısında emredici bir biçimde duran adamla kısa bir göz temasının ardından oturmayı değil ayakta durmayı seçti Elif. Kürsünün arkasına geçerken kendisini seyreden kameralarla göz göze geldi yeniden.

O sıralarda Ali Mert ve Zeynep başta olmak üzere tüm katılımcılar gibi ülkedeki herkesin onu seyrettiğini biliyordu. Bu yüzden sükûnetini korudu ve içinden geldiği gibi davrandı. Ne rol kesip kendini masum gösterme kaygısına girdi ne de olduğundan daha güçlü görünmeye çalıştı. Korkak bakışları kamerayı süzdükten sonra derin bir nefes alıp yutkundu.

"Herkese merhaba, ben Elif Kaya. İhmal sonucu çocuğumun ölümüne sebep olmaktan yargılanıyorum." Bastıra bastıra "Kendi çocuğumun." dedi. Buna hâlâ inanamıyordu. "O ana kadar mutlu bir evliliğim, bir ailem var sanıyordum ama yanılmışım. Şimdilerde anlıyorum. Ama buraya size özel hayatımı anlatmaya gelmedim. Ben bir kadınım. Ben bir anneyim. Çocuklarını canından çok seven bir anne. Onları canı pahasına koruyabilecek biriyken nasıl birine kıyarım? Bunu bana yakıştıran kocamdan da, beni yok yere masum hâlimle buraya hapsedenlerden de alacağım var. Bana bir hayat borçlular, bir can borçlular. Burada yaşadığım korku dolu günleri bana borçlular!"

Nihat'ın tehditkâr bakışlarına rağmen durmadı Elif. "Geçtiğimiz günlerde burada, bu arenada masum bir arkadaşımızın idam kararı verildi. Ve kimsenin sesi çıkmadı! Salih'in hiçbir suçu yoktu. O haksız yere idam edildi. Ve bu idamdan sonra masumiyeti kanıtlandı." Uzun bir sessizlik. "Şimdi ne olacak? Salih'ten nasıl özür dileyeceğiz? Ona yapılan haksızlık nasıl telafi edilecek söyleyin! Giden bir can nasıl geri getirilecek? Tıpkı şu an bana yaptığınız gibi Salih'i de yok yere ölüme gönderdiniz. Buradakilerin de birer insan olduğunu unutarak yaptınız bunu. Soruyorum, hiç mi vicdanınız sızlamadı?"

Bu cesur konuşmayla Ali Mert gurur duyarken Kaan takdirle bakıyordu ama bu çok sürmedi. Nihat, Gözetmen Murat'ın görünmez camdan verdiği sesli işaretle araya girerek yayını kesti. "Bu kadar yeter."

Geri kalanını katılımcılar görse de halka kapandı canlı sorgu. Onları eski görüntülerle eğlerlerken arenadaki Kaan durumun farkına varmıştı. Kapıda duran Erden'in yanına gitti.

"Bu yaptığınız adil değil. Katılımcıyı kendini savunma özgürlüğünden alıkoyuyorsunuz!"

Gardiyan Erden "Daha önce terbiyeli bir biçimde konuşması gerektiğine dair uyarı aldı." dedi kayıtsız bir bakışla. "Uyarılara uysaydı yayın kesilmezdi."

Kaan'ın "Onu susturmanız sizi haklı çıkarmaz!" sözüyle diğer katılımcılar da kazan kaldırdı. İsyan çıkması an meselesiydi.

Ali Mert de bir avukat olan Lara da aynı görüşteydi. Lara "Kişinin ifade özgürlüğünü kısıtlıyorsunuz. Buna hakkınız yok!" diyerek Kaan'ı destekledi. "Eğer bunu yapacaksanız canlı sorguların ne anlamı var? Siz halka sadece görmesini istedği kadarını gösteriyorsunuz. Halkı manipüle ediyorsunuz!"

Uğultular yükseldi. Ali Mert'in "Elif'i sustursanız da bizi susturamazsınız!" sözü üzerine Kaan yeniden söze karıştı.

"Sessizliği sağlamak sizi haklı yapmaz! Bizi sindiremezsiniz! Buna hakkınız yok!"

Kaan'ın halkı fazlasıyla galeyana getiren tavırlarının ardından kendisini uzaktan nefretle izleyen ikiz kardeşiyle bakıştı ve "Yeter!" diye bağırdı Erden. "Biraz daha düzeni sarsar, arbede çıkarırsanız toplu tecride gidersiniz!"

Onları korku imparatorluğunun tehditleriyle susturmayı başarsa da ikiz kardeşi Efe'nin öfkeli ve nefret dolu bakışlarını aynı şekilde susturamayacağını biliyordu adam. Sessizce geri çekildi.

Bu ana kadar Kaan'ı doğru dürüst tanıma fırsatı olmayan Ali Mert ise usulca adama döndü. "Sonucu ne olursa olsun Elif'in hakkını savunduğun için sağ ol."

"Elif'in hakkını değil, hepimizin hakkını savundum ben. Bugün Elif'e yapılan haksızlık yarın bize de yapılacak. O zaman sen ses çıkarmayacak mısın?"

Kendisine yöneltilen soruya memnuniyet dolu bir baş işaretiyle onay verdi. "Her zaman."

Lara, daha önce etliye sütlüye karışmayan Kaan'ın yeri geldiğinde nasıl da yırtıcı olabildiğini görünce ister istemez etkilenmişti. Gizemli ama güç potansiyeli olan erkekler her zaman ilgisini çekmiştir. Esasında kimsennin haksızlığa uğraması umrunda olduğundan değil, Kaan'la aynı safta yer almak için avukat ağzını kullanmayı tercih etmişti. Yoksa kendinden başkasını düşünen biri değildi.

Serkan'ın ölümüyle birlikte kalenin bir bendi yıkılmıştı Lara için. Ortak çıkarları doğrultusunda savaşabileceği biri eksilmişti masadan. Şimdi yeni bir askere ihtiyacı vardı ama Kaan asker olmaktan çok uzak bir dik başlılığa sahipti. Belki istediği asker Emir olabilirdi. Zeynep'in kuyruğunda gezmeyi bırakabilseydi.

Elif'in elleri boş bir biçimde dönmesi üzerine ölümcül bir sessizlik esir almıştı arenayı. Sanki herkes susmuş, duvarlar konuşuyordu. Ali Mert bu durumda yapılabilecek tek bir şey biliyordu, onun için de elini çabuk tutmalıydı. Ellerini kendi avuçları arasına almış, Elif'i teselli etmeye çalışırken kapı açıldı ve bu kez gardiyan Nihat'ın kendisi için geldiğinden habersizdi.

"Ali Mert Ertürk, avukatın gelmiş. Özel görüşmen var."

Yavaşça yerinden kalkarken ellerinden ayrıldığı kadına baktı. Onun beklentiden uzak bakışları umutsuzdu. Buradan kurtulacağına dair ufacık umudunu da yitirmiş görünüyordu. Onu bu umutsuzluğ mahkûm ettiği için kendini asla affetmeyecekti belki ama son bir kurşunu kalmıştı.

Son bir kurşun.

Sessizce görüş odasına gittiğinde avukat Deniz Altuğ onu masada oturmuş vaziyette bekliyordu. "Hoş geldin Ali Mert."

Selamını kabul eden bir baş işaretinin ardından Deniz'in karşısına oturdu Ali Mert. Herhangi bir gelişme olup olmadığını sormaya bile mecali yoktu. Zira bu sistemin içindeki hiçbir savunma mekanizmasının Elif'i kurtarmayacağını artık daha iyi biliyordu. Kendini ifade etme özgürlüğü bile yokken halka masumiyetini kanıtlaması nasıl bekleniyordu anlayamamıştı doğrusu.

Deniz ise umutla "Salih Adem'in haksız idamı ve masumiyetinin kanıtlanması gündemde büyük yankı uyandırdı." derken aslında içten içe çökmüş durumdaydı. Bunun en acımasız sonucunu yaşıyordu. Otorite kadrosundan atıldığı yetmiyormuş gibi hükümet yandaşları onunla uğraşıyordu. Yandaş medya onun hakkında aslı astarı olmayan haberler çıkarıyordu. Hepsi yargıya taşınacaktı ama yargı da çürük olduktan sonra... neye yarardı ki?

Ali Mert de bu gidişin bir sonu olmadığının farkındaydı. Karşısında kendisini avutmaya çalışan avukatının gözlerine baktığında onun bile umudunun kesilmek üzere olduğunu görebiliyordu.

"Hükümete muhalif örgütler sokaklarda savaşını sürdürüyor. Elif'e gelince... Onun masumiyetine dair somut bir kanıt henüz bulamadım ama kişisel tahminimi sorarsan tüm bunlar kocasının tezgâhladığı bir oyun gibi görünüyor. Kocasının görüştüğü bir kadın var. Daha önce evine girip çıktığı saptanan kadın şimdi eve yerleşmiş durumda. Yasak bir ilişki ve ayak altından çekilmeye çalışılan bir eş. Bence tablo son derece net ama anlayamadığım... Bir insan yasak aşk uğruna nasıl kendi çocuğunu kurban eder? Onu çözemedim. Belki de bilmecenin kayıp parçası budur."

Ali Mert ise onu dinlemiyor gibiydi. Duyuyor, anlıyor ancak dinlemiyordu. Çünkü onun için tek bir gerçek vardı artık. Adaleti tecelli ettiremeyeceğini kabullenmişti. Yapabileceği tek şey adaleti karşısına alıp onunla savaşmak olacaktı.

Avukat Deniz Altuğ zeki bir adamdı. Başına gelen üm bu talihsizlikleri önleyememiş olsa da her şeyin farkına varabilecek zekaya sahipti. Müvekkilinin sessizliğinden ve boş bakışlarından durumu yavaş yavaş anlamıştı. Bu yüzden endişeliydi.

Adaletten umudunu kesmiş biri ne yapardı? Adalete kafa tutardı. Bunu bilmek ya da anlamak için müneccim olmaya gerek yoktu. Kendisi de benzer bir durumdaydı. Ali Mert'ten tek farkı, biraz daha özgür olmasıydı. Ama onu anlıyor, zihninden geçen düşünceleri çok iyi biliyordu. Hepsi kendisine tanıdık duygu ve düşüncelerdi.

Uyaran bakışlarıyla sesi kısıldı Deniz'in. "Sakın." dedi sadece. Kaşları havalanırken göz göze geldiği adamı üstü kapalı uyardı. "O aklından geçen şeyi geldiği yere geri yolla. Bu çok tehlikeli ve imkânsız."

Kısa bir bakışmanın ardından "Başka çarem yok." diyerek masadan kalktı ve Deniz'in seslenişlerine sağır olup odadan çıktı.

Ne kadar tehlikeli ya da imkânsız olduğu, sonuçlarının nasıl korkunç olabileceği Ali Mert için önemsizdi. Sonsuza dek onursuz bir esir olacağına kısa ömrü özgürlüğü tadar daha iyiydi. Ve bu yoldan vazgeçmek için çok geçti.

Ok yaydan çıkmıştı bir kere.

...

*

•••

SOSYAL MEDYA
Wattpad: -BuzlarKralicesi
Instagram: buzlarkralicesioffical
Twitter: @buzdanjuliet
YouTube: Gülay Sena Dündar
Tiktok: @halikarnastabirgece
Tiktok Kişisel: @buzlarkralicesiofficial

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

2okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18