𓍝 HÜKÜM ARENASI | 15

Vaveyla Yazarı: Gülay Sena DÜNDAR

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 29Şu an: 𓍝 HÜKÜM ARENASI | 15

-15-

Bazı zaferler mutluluk vermez.

Salih bunu çok iyi biliyordu. Eskiden bilmediği birçok şeyi burada öğrenmişti, anlamıştı. Artık bambaşka biriydi. İçindeki o naif vicdanı söküp atamamıştı belki. Hâlâ o küçük, korkak çocuktu ama bildği çok iyi bir şey vardı; her zafer mutluluk getirmez.

Adalet Terazisi oyunundan çıktığında en az diğer katılımcılar kadar yorgun ve korkmuş hâldeydi. Belki de daha fazla. O Lara kadar güçlü ve soğukkanlı değildi. Bir insanın ölümü Salih'i daha fazla etkiliyordu. O kişinin ölümü kendisinin yaşamına değiş tokuş edilmesine hatta bunun suçlusu kendi olmamasına rağmen içinde bir sancı büyümüştü. Tıpkı ağlamak üzere boğazda oluşan yumru gibi onu yiyip bitiriyordu.

Hiçbir şey yapmadan insanlardan uzak bir köşeye sindi Salih. Sadece etrafındakileri seyretti. Bu oyundan sağ çıkmış olabilirdi. Şans eseri. Ancak ya yeni oyunda ne yapacaktı?

Aklındaki düşünceleri tamamıyla çürüten bir şey oldu. Yaklaşık üç saat sonra arena kubbesinin altındaki ışıklar bir anda soğuk beyaza döndü. Bu, güneşli bir havanın aniden kapanmasına benziyordu. Tavana yakın projektörlerden birinde ekran yanıp sönerken aynı robotik ses sisteminden metalik bir anons yankılandı.

"Katılımcılarımızdan Salih Adem. Oyun sonrası dosya incelemesi tamamlandı. Adalet Komisyonu, davranış kayıtlarını, beyanlarını ve eylem analizlerini değerlendirdi."

Bir sessizlik.

Salih tamamıyla unutmuştu. Böyle bir şeyi nasıl unutabilirdi bilmiyordu ama oyundan sağ çıkması kurtulduğu anlamına gelmiyordu. Henüz ortalığa dökülmekte olan bir dosyası vardı.

Sessizliğin içini yaran anons sesi yeniden devreye girdi. "Dosyanın detaylı incelemesi tamamlandı. İfade veren yeni bir görgü tanığıyla Salih Adem'in suçu sabit görüldü. Yeni kanıtlar ışığında dosya açıklığa kavuşturuldu. Salih Adem, kundaklama ve ölüme sebebiyet verme sebebiyle suçlu bulundu."

Kalabalıkta mırıltılar yükselmişti. Salih'se o an tam göğsünün ortasında bir ağırlık hissedip gözlerini kapadı. Kalemi kırılmıştı. Şimdi tek bir sonuç bekleniyordu. Kaçınılmaz olan o son.

"Tüm kanıtlarıyla birlikte dosya halk oylamasına sunuldu." Nefesini tutan Salih, sonucun ne olacağını bile bile tersi olsun diye içinden dualar ettiyse de nafile. "Karar: İdam onayı verilmiştir. Uygulama, 24 saat içinde gerçekleştirilecektir."

Lara o an donup kalmıştı. Salih'i önemsediğinden değil, bu kararın böylece kolay bir biçimde verildiğini gözleriyle görmesinden ötürüydü donup kalışı. Oysa katılımcılar arasında durumu en sakin karşılayan yine Lara olmuştu.

Elif gerçekle yüzleşmemek için başını çevirdi ve ağlamamak için kendini zor tutarken sağ eliyle şaşkınca ağzını kapatan Zeynep'le göz göze geldi.

Ali Mert, verilen bu kararla yumruğunu sıktı. Hiçbir şey yapamadı. Ne diyeceğini bilemedi. Otorite kadrosu için birini suçlamak olduğu kadar onu ölüm cezasına çarptırmak da bu kadar kolaydı anlaşılan.

Dış dünyadaki yayında ise Salih'in İhsan'la olan oyun görüntüleri geriye dönük olarak yeniden kurgulanmıştı. Sanki İhsan'ın ölümü de dâhil savaşı kazanmak için her şey mubahmış gibi hissettirilmişti halka. Alt yazılarda "Adalete Karşı Gelen Adam" etiketleri dönüp durmuştu.

Bu hem otorite kadrosu için hem de halk için iyi bir şeydi. Kararı veren onlardı sonuçta. Kimin ölüp kimin yaşayacağına kalabalık karar veriyordu. Tıpkı eski zamanlardaki gladyatör savaşlarında olduğu gibi. Çünkü kalabalık karar verirse karar meşru kılınır, kabul görürdü. Eğer karşı tarafın hak ettiği düşünülürse karar veren kimse de vicdan azabı çekmemiş olurdu, fena mı?

Oysa kanunları, kuralları çıkaracak olurlarsa düpedüz cinayete azmettirmek olurdu bunun adı. Sadece devlet gözetiminde yapıldığı için suç sayılmıyordu. Bir de halk ortak karar verdiği için. Otorite kadrosu bunu ince ince işlemişti aslında. Eğer birilerini ortadan kaldırmanın suç sayılmamasını istiyorsan ve suçlanmak istemiyorsan tek yapman gereken etrafına bir kalabalık toplamaktır. Böylece suçlu sen olmazsın. Bir suçu yeteri kadar büyük bir kalabalığın arasında işlersen o artık suç olmaktan çıkar. Hele ki bunu kanun, nizam diyerek mantıklı bir zemine oturttun mu sırtın yere gelmez.

Şimdi herkes Salih'in bu kararı hak ettiğini düşünüyordu. En azından büyük bir çoğunluk bu gece yastığa başını huzurla koyacaktı. Geriye gözü yaşlı Salih'in adalet arayışı kalacaktı.

Arenadaki ölüm sessizliği ürkütücüydü. Ali Mert yanına gittiği Salih'in omzuna attı kolunu. Ne diyeceğini bilemedi. Onu teselli edecek cümleleri bulamadı ama üzgündü. Bir yanı da Salih'ten sonra sıranın Elif'e geleceğini düşünüp korkudan ne yapacağını şaşırıyordu.

Onun bir şey söylemesine gerek kalmadan Salih döndü Ali Mert abisine. "Ben bir şey yapmadım." dedi sadece dişlerini sıkarak. Gözleri öyle acı doluydu ki... Ali Mert biliyordu böyle saf, iyi niyetli bir çocuğun bilerek suç işlemeyeceğini. Ama onun inanması hiçbir şeyi değiştirmiyordu.

"Tamam kardeşim, tamam ağlama..." diyebildi sadece.

Öte yandan diğer köşede Emir'le birlikte oturan Serkan sıkıntıyla sakalını kaşıyordu. Genç adam kendisine "Ne o abi, Salih'in idam kararına bayağı bir sarsıldın sen?" diye sorduğunda agresif ve alaycı bir tebessüm sundu. Ayağındaki acıyla yüzü buruştu.

Salih Serkan'ın umurunda bile değildi. Buradaki kimse onun umurunda değildi ki o olsun. Herkesi kendi menfaati için beş dakikada satardı. Bir kişi hariç: Elif. Onu asıl düşündüren, Salih'in dosyasından hemen sonra sıranın Elif'e geçeceğiydi. Bir yanı onun hâline çözüm bulmaya çalışsa da diğer yanı burada herhangi birinin ölümünden böylesine etkilendiği için kendine kızıyordu.

Emir'in sorusuna hiçbir yanıt vermedi. Sessizliğe gömüldü, kendi içine kapandı. Bu düzende değiştirebileceği ne vardı ki? Basit bir suçluydu. Katılımcı dediklerinde yükü daha da azalmıyordu. Elif'i kurtarmak onun için ne kadar mümkün olabilirdi ki?

●●●

Otorite kadrosu, yeni ve gergin bir toplantının ardından katılımcılardan Salih Adem'in idamına karar vermişti. Dosyanın detayları, görgü tanığı ve halk oylaması... Hızlı gelişen sorgunun sonucunda idam kararına varılması kaçınılmazdı. Deniz her ne kadar bu kararın hızlı ve düşünülmeden verildiğini söylese de oylamadaki tek oy hakkı hiçbir şeyi değiştirmemişti.

Oylamada onun gibi düşünen tek kişi, Başsavcı Ferhat olmuştu. O da ancak bu toplantının sonuna kadar erteleyebilmişti kararı. Ve verilen iki oy, otorite kadrosu için hiçbir şey ifade etmiyordu. Yine de Deniz umutluydu. Düne kadar bir kişiyken şimdi sistemi eleştiren bir nefer daha vardı. Bu da bir gelişme değil miydi?

Peki, bazı gelişmelerin olması için daha kaç insan ölmeliydi?

Toplantı odası boşalırken Deniz'in zihninde dönüp duran tek soruydu bu. Daha kaç kişi ölmeliydi adaletin sağlanması için? İnsanların çıkışını izlerken masadan kalkma konusunda hiç de aceleci davranmadı.

Onun düşünceli hâli ise Başsavcı Ferhat ve Sunucu Kenan'ın dikkatini çekmişti. Medya yüzü olarak tanınan Kenan, başta tek kaşını kaldırıp Deniz'in düşünceli hâlini gözlemlese de Ferhat gibi söze girmeyi tercih etmemişti.

Başsavcı Ferhat ise sonuç adamıydı. Bu yüzden "Nedir seni bu kadar düşündüren?" diye sordu direkt. Aklını okuyormuş gibi de ekledi. "Katılımcı Salih Adem'in idam kararı mı?"

"Hem o hem de..." Yanıt vermekte de aceleci davranmayan Deniz, bakışlarını Ferhat'a çevirdi. "Bunu söylemem siz otorite üyeleri tarafından hoş karşılanmayacak biliyorum ama söylemek zorundayım."

Başsavcı beklentiyle Deniz'e bakarken söyleyeceklerini az çok tahmin ediyordu. Sadece nasıl cümlelerle ifade edeceğini merak eder hâldeydi.

"Otoritenin adalet sisteminde boşluk var. Daha doğrusu bazı şeyler gözardı ediliyor. Özellikle yargı adımında çok büyük eksiklikler söz konusu."

Kenan o an gözleri Deniz'le Ferhat arasında gidip gelirken eyvah diye düşündü. Şimdi diğer otorite kadrosu üyeleri gibi Ferhat da Deniz'in üstünü çizecek dedi. Sonuçta otorite kadrosunu alelen bu kadar eleştirmek pek hoş karşılanmayacağı gibi sonu da belliydi.

Otuz saniye sonra Kenan'ı şaşırtan şey ise Ferhat'ın "Katılıyorum." onayı olmuştu. Şoke oldu başsavcının bu tepkisine karşın. "Bu katılımcıların insanî hakları yok sayılıyor. Daha önce hiç bu kadar göstere göstere yapılmamıştı. Durum eskisinden daha fazla hafife alınıyor. Bir şey yapılmalı."

Kendini tartışmanın ahengine kaptıran Kenan da araya girdi bu kez. "Haklı olabilirsiniz." Sorgulayan bakışlarını Ferhat'a çevirip "Ne gibi?" sorusunu yöneltti.

Deniz, aldığı tepkiye memnundu. En azından adalet arayışında yalnız olmadığını bilmek güzeldi. Kenan bile duruma ilgi duyuyorken umutlanmamak elde değildi. Ferhat'a yöneltilmiş olsa da "Gönüllü avukatlıkla başladım." diye yanıtladı Kenan'ın sorusunu. "Af tasarısı için de elimden geleni yapacağım." Bunu söylerken biraz umutsuzdu açıkçası. Hemen sonra neden umutsuz olduğunu da gizlemedi. "Tabii tasarı toplantı masasında oylamaya sunulursa..."

Durup düşündü Başsavcı Ferhat. Avukat Deniz'in yüzüne baktı kararlılıkla. "Bunu yeniden oylamaya sunmak için elimden geleni yapacağım." dediğinde sanki dünyalar Deniz'in olmuştu.

O an Ferhat'a hiçbir şey söyleyemese de parıldayan gözleriyle teşekkür ediyordu Deniz. Bir de üstüne Kenan "Yardımcı olabileceğim bir konu olursa mutlaka beni de haberdar et." dediğinde ne tepki vereceğini bilemedi.

Medya yüzü olarak tanınan, arenadaki kaybolmuş hayatları şova dönüştürerek sunan Kenan'ın bile ona destek olması şaşırtıcıydı. Ve umut verici. Bunun için Kenan'a kızabilir miydi? Bu onun işiydi. Tıpkı kendisininde otorite kadrosunda bulunması gibi. Bazen herkes hayatta istemediği şeyler yapıyordu. Ancak Kenan ile Ferhat'ın desteği geleceğe dair bir şeyleri başarma ihtimalini yeniden yeşertmişti.

Başından beri yıldızları barışmasa da gözleri Kenan'a döndü ve içten bir "Teşekkür ederim." cümlesi sundu Deniz.

Belki adaleti sağlamak adım adımdı. Ardında kayıplar vererek, bazı cesetleri basamak olarak kullanarak getirebileceklerdi. Acı ama gerçek. Belki de birlikten kuvvet doğacaktı.

...

*

•••

SOSYAL MEDYA
Wattpad: -BuzlarKralicesi
Instagram: buzlarkralicesioffical
Twitter: @buzdanjuliet
YouTube: Gülay Sena Dündar
Tiktok: @halikarnastabirgece
Tiktok Kişisel: @buzlarkralicesiofficial

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

3okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18