3. bölüm / 33
HAYIRDIR PATRON2.Bölüm
Bölümler 33Şu an: 2.Bölüm
- 1 Giriş573 kelime
- 2 1.Bölüm953 kelime
- 3 2.Bölüm1.235 kelime · Okuduğun bölüm
- 4 3.Bölüm1.741 kelime
- 5 4.Bölüm2.188 kelime
- 6 5.Bölüm2.533 kelime
- 7 6.Bölüm1.865 kelime
- 8 7.Bölüm1.873 kelime
- 9 8.Bölüm1.229 kelime
- 10 9.Bölüm1.629 kelime
- 11 10.Bölüm1.974 kelime
- 12 11. Bölüm1.020 kelime
- 13 12.Bölüm1.059 kelime
- 14 13.Bölüm1.251 kelime
- 15 14.Bölüm4.297 kelime
- 16 15.Bölüm3.145 kelime
- 17 16.Bölüm3.566 kelime
- 18 17.Bölüm2.332 kelime
- 19 18.Bölüm2.730 kelime
- 20 19.Bölüm3.336 kelime
- 21 20.Bölüm5.179 kelime
- 22 21.Bölüm3.847 kelime
- 23 22.Bölüm5.182 kelime
- 24 23. Bölüm3.680 kelime
- 25 24. Bölüm2.092 kelime
- 26 25.Bölüm4.498 kelime
- 27 26.Bölüm6.752 kelime
- 28 27.Bölüm4.776 kelime
- 29 28.Bölüm5.774 kelime
- 30 29.Bölüm14.439 kelime
- 31 30. Bölüm Part-113.610 kelime
- 32 30. Bölüm Part-216.456 kelime
- 33 30. Bölüm Part-312.832 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
"Ne!" Verdiğim tepki ile kolumu cimcikledi
"Çaktırma"
Ben kolumun acısı ile içimden Yağız'a söverken babası olduğunu düşündüğüm adam "Ay canım kızım" diyerek yanıma gelince ne yapacağımı bilemediğim için ona karşılık verip "Ay canım babam" diyerek sarıldım.
Ne oluyor şuanda?
Benden ayrılıp heyecanlı şekilde konuşmaya başladı. "Ben Yağız'ın babasıyım" Vay anasını ya
"Ben de Asena" Adam beni işaret ederek "Müstakbel gelinim" dedi ve gülmeye başladı
Bende yalandan adamın gülümsemesine karşılık verirken yanıma büyük ihtimalle Yağız'ın annesi olan kadın geldi. Memnuniyetsizce elini uzatıp "Emine ben. Utku'nun annesiyim."
Kaşlarımı çatıp "Utku?" Dedim anlamadığımı açık açık bağıran bir ses tonuyla. Kadın gözlerini devirip "Oğlumun adı Utku Yağız ya kızım" dedi itici bir sesle.
Ay ben bu cadı kadını hiç sevmedim yâ.
"Ha pardon, sürekli Yağız Bey dediğim için kafam karıştı"
Babası kaşlarını çatarak Yağız'a baktı. "Oğlum sen bu kızla nişanlı değil misin? Bu kız sana niye bey diyor?"
"Burası ofis ya babacığım"
"Olabilir" babasının rahatça konuşması ile Yağız'ın bu kadar şaşıracağını düşünmemiştim. 25 yıllık babası sonuçta.
"Ofiste aşk yaşamak yasak değil evladım. Tabi ileri gidilmediği sürece"
Arif Bey'in dediği ile elimdeki kozunu cidden çok büyük olduğunu anladım.
Arif Bey ellerini birbirine vurup gülümseyerek bize baktı. "O zaman bu akşam yemeğe çıkıyoruz"
Allah'ım neyin içine düşmüştüm ben
•••
"Ne!"
"Valla aynen böyle oldu"
"Deseydin ya ben nişanlısı değilim diye"
"Cimcikledi" Bu dediğim ile Oğuz'un göz devirmesi bir oldu
"Çarpsaydın bir tane"
"Salak mısın Cemile! Önümde koskocaman şirketin sahibi var. Onların önünde bir çalışan olarak nasıl şirketin patronuna aynı anda oğullarına vurabilirim söylesene?"
Oğuz dediğimin mantıklı olduğunu farkederken ben de kahvemi içiyordum.
"Ee ne olacak şimdi?"
Ellerimle oynamaya başladım "Bilmiyorum"
Yanıma yaklaştı "Sıkma sen canını. Düşünüp buluruz bir şeyler. İllaki hallolur"
Bir süre ikimizde boş boş durduk. Beni dürttü "Pişt"
Ona baktığımda yüzünde her zamanki çapkın gülümsemesi vardı
"Şu Aslı'nın numarasını versene"
•••
Dolabımı açıp ne giyeceğime baktım
Zenginler ne gibi şeyler giyer ki?
Istakoz duymuştum daha önce. O yemekti doğru
Dur bi' sahte nişanlıma sorayım
Siz:Pişt
Siz:Ben ne giyeceğim?
Sahte Nişanlım:Kapıya bak
Siz:Ne
Hemen kapıya çıktığımda bir çanta buldum. Çantayı alıp koşa koşa odama gittiğimde hemen çantayı açtım. İçinde bir elbise vardı
Elbise siyah,saten bir elbiseydi. Ayaklarıma kadar uzanan,vücuduma tam oturan bir elbiseydi. Büyük yırtmacı ile bütün bacağım gözüküyordu. Göğüs kısmı ise katlanmış gibiydi. Hafif bir dekoltesi olan taş gibi bir elbiseydi
Ben bu elbiseyi hayatta giyinmem!
•••
"Elbise çok yakışmış" dedi arabasının kapısını açarken
Evet,giyecek hiçbir şeyim olmadığı için o elbiseyi giymek zorunda kalmıştım. Elbisenin her ne kadar bana yakışmayacağını düşünsemde iddialı bir makyaj ve sıkı bir at kuyruğu ile fıstık gibi olmuştum.
O cadı anasını kudurtmazsam ne olayım
Ben arabaya bindikten sonra kapımı kapatıp şoför koltuğuna oturdu.
Ben kemeri çekmeye çalışırken dibimde bir beden hissettim. Kafamı çevirip ne oluyor diye bakacakken burunlarımız birbirine değdi
Kulağıma eğilip fısıldadı "Umarım bu güzelliğin sadece bana özeldir" Kemerimi takıp arabayı çalıştırdı ve gideceğimiz yere doğru sürmeye başladı.
Tenimin bu kadar alev alması normal mi?
•••
Sandalyelere otururken kendi sandalyemi onunkinden uzaklaştırdım. Ne yapacağı belli olmazdı bunun.
İkimizde oturduktan sonra ailesini beklemeye başladık. Ben beklemekten sıkılırken o sandalyemi tutup kendine çekti. Ben daha ne olduğunu anlayamadan ailesi geldi.
İkimizde ayağa kalkınca elini belime koydu.
Ne gerek vardı şimdi buna? Geri oturacağız zaten
Onlarla selamlaştıktan sonra Emine denen o kadına görmesede öldürecek gibi bakarak oturdum.
Yemeklerimizi sipariş ettikten sonra, şık restoranın ortamı içinde huzur bulmaya çalıştım. Mum ışıkları masayı aydınlatırken, Arif Bey’in sesi yankılandı.
"Çok güzel olmuşsun kızım, elbise sana çok yakışmış,"
İçimde bir sıcaklık hissetsem de, Emine’nin soğuk bakışları hemen araya girdi.
Emine karısı beni süzerken "Biraz kilon var sanki" dedi
Bir dakika, bu cadı bana kilon var mı diyor gerçekten? Benim kulaklarım yanılmıyor değil mi?
"Pardon?"
Yalandan gülümsedi "Hafif kilon var diyorum. Ama verirsin merak etme. Hatta benim bildiğim bir spor salonu var oraya yazdırırız seni"
Gülümseyerek "Anlamadım. Siz bana kilolusun mu demek istiyorsunuz?"
"Kilolusun demiyorum, hafif kilon var diyorum." Süreyya Hanım'ın muhteşem değişimi "Ama verirsin,endişenme"
"Pardon da benim kilom sizi ne ilgilendiriyor?"
"Ben senin iyili-"
"Düşünmeyin siz benim iyiliğimi"
Bana kaşlarını çatarak bağırmaya başladı
"Sen kim oluyorsund-"
"Anne!"
Emine denen o varoş kadın Yağız'ın bağırmasıyla suspus oluverdi
Ohh,canıma değsin
Nasıl içimin yağları eridi size anlatamam
Yağız eğilip "Düş peşime" diye fısıldadıktan sonra babasına "Biz hemen geliyoruz" diyerek dış kapıya doğru yürümeye başladı
Umarım bana annesini savunmaz çünkü bu durumda haklı olan kesinlikle benim.
Dışarı çıktığımız anda bana bağırdı
"Sen ne hakla benim anneme bağırabiliyorsun!?"
Bağırması bittikten sonra kapattığım kulağımı açıp rahat bir sesle konuşmaya başladım.
"1, ben annene bağırmadım. 2, o benim kiloma laf etmeseydi bende annene ağzımı açmazdım. Gelipte bana böyle bağıramazsın"
"Gayette bağırırım ve her ne olursa olsun senin anneme ağzını açma hakkın yok!"
Oldu paşam başka? Çay kahvede ister misin?
"Bal gibide var! Senin annen gelmiş bana salak salak laf atıyor, sen gelmişsin bana konuşmaya hakkın yok diyorsun!"
"Annem sana istediğini der!"
"Diyemez! Yok öyle bir dünya!"
"Gayette der ve sende hiçbir şey diyemezsin"
Sırıttım
"Belki annene bir şey diyemem ama babana,ofistekilere,herkese o olayı anlatırım. Unutma Yağız Demir. İş hayatın benim ellerimde, bana ona göre davran. Evet, ben senin ofiste bir çalışanın olabilirim ama şuan nişanlınım. Karıştırma bunları. Yoksa bende ortalığı karıştırmayı çok iyi bilirim." Dedikten sonra yavaş adımlarla içeriye gittim. Arif babamdan özür dileyerek oradan ayrıldım.
Bir tane taksi bulup taksinin arka koltuğuna oturduğumda, kalbimdeki kaos devam ediyordu. 'Görelim bakalım Yağız Bey,' diye düşündüm, ey mi yaman, bey mi yaman.
•••
Motorumu park ettikten sonra ofise doğru giderken Yağız'la karşılaştım.
Ona göz devirip ofise daha hızlı bir şekilde giderken bana seslendi "Asena!"
Onu görmezden gelip devam ederken kolumdan tuttu
"Asena! Niye bakmıyorsun sen bana!?"
Onunkinin aksine sakin bir sesle konuşmaya başladım ber zamanki gibi
"50 hakkımdan birini kullanmaya karar verdim. Bana bundan sonra bağırma"
Derin bir nefes nefes verdi. Sakin bir sesle "Tamam,bağırmayacağım. Peki dün akşam yaptığın da neydi?"
Alayla güldüm. "Malum. "Sahte" nişanlım bana haksız annesi yüzünden bağırdı,sinirlerimi bozdu. Ben de terk ettim orayı"
"Ben senden özür dilerim. Sana öyle bağırmamalıydım."
"Ben bana bağırmanda değilim. Sen beni dün akşam bir oyuncak bebek gibi gördün, öyle davranmamı söyledin. Annen bana gelmiş saçma sapan laf atıyor, sen gelmişsin bana susacaksın diyorsun. Kadın olmayan kiloma laf etti yâ. Sen ağzını açıpta "Kilosu yok" diyemedin. Bu kadar mı zor annene karşı nişanlını korumak? Ben senin için nişanlı rolünü kabul etmişim senin bana yaşattığına bak. Böyle davranmaya devam edersen bu "sahte nişanlı" oyunu biter, unutma bunu." Dedikten sonra ofise girdim
Masama tam oturduğum anda arkadan biri "Böö" diyerek çıktı.
Kim olduğunu görünce göz devirdim. "Mal mısın demeyeceğim Oğuz, çünkü öylesin"
Kaşlarını çatarak bana baktı. "Aşk olsun. Şuan bu dediğine üzülebilirdim ama ama dua et ki bugün mutlu günümdeyim, kimse moralimi bozamaz"
Gülümseyerek "Ne oldu yine? Dün akşam gökten bir sürü güzel kız yağdı da benim mi haberim yok?"
Heyecanla karşıma geçti. Öyle bir şey olmadı ama daha önemli bir şey oldu. Aslı'yla konuştum" cümlesinin bitmesiyle gözlerimin büyümesi bir oldu
"Ne! O kız sana cevap mı verdi? Hayatta inanmam." Yüzü düştü. "Ne yani benim bir mesaja cevap verilecek kadar yakışıklı bir yüzüm yok mu?"
Şimdi 'Hayır,yok' dersem çarpılırım çünkü Oğuz cidden çok yakışıklıydı. Peki ne dicektim?
"Yani var ama o kızın sana cevap verme ihtimali yok." Gözlerimi kısıp ona dikkatlice baktım. "Doğruyu söyle, kıza ne yazdın?" Kısık bir sesle ""Ankara'daki deniz çok güzel değil mi" yazdım" dedi. Kaşlarımı çattım. "Ne yazdın,ne yazdın?"
Daha net bir sesle konuştu ""Ankara'daki deniz çok güzel değil mi?" yazdım" 'Ciddi misin?' Der gibi ona baktım. "O ne dedi peki?" Hafif morali bozuldu
""Mal mısın?" Dedi" Attığım kahkaha ile herkesin bana bakması bir oldu
Salak bu çocuk yâ.
Bölüm etkileşimi
