HAYIRDIR PATRON kitap kapağı

22. bölüm / 33

HAYIRDIR PATRON

21.Bölüm

Vaveyla Yazarı: Nisa K.

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 33Şu an: 21.Bölüm

Şu ofiste işlerin her gün aynı olması da sıktı ya. Azıcık aksiyon. Böyle sıkıcı sıkıcı iş mi yürür?

Tamam kabul dünki düğünde olan olaylar çok da sakin değildi ama benim dediğim iş. Hayatımda yeteri kadar akiyon, hareket var ama işler vasat. Bu gidişle batarız.

Ben tam artık bilgisayarımdan ateş ve su oynamaya geçecekken bizim kata bir grup iş insanı girdi.

Lafı ağzıma tıkmak deyince de Yağız Bey yani gerçekten.

Neyse onlar anlaşana kadar ben birkaç bölüm ilerlerim.

Yağız Bey kapıdan çıkıp bana doğru seslendi. "Asena Aslı'yı da al odama gel çabuk."

Şimdi bir şey diyeceğim olmayacak.

Masadan bir hışımla kalkıp Aslı'nın masasına gittim. Nerede bu kız?

Yanındaki masaya döndüm. "Aslı nerede?"

Sanki bir iş varmış gibi full odak bilgisayarına bakan Mert beni duymazdan geldi. Keyfimden soruyorum sanki.

Tam diğer masaya dönecekken Aslı elinde kahveyle geldi. "N'oldu Asena bir sorun mu var?"

Elindeki kahveyi alıp masasına bıraktım. "Hadi hadi. Yeni iş adamları geldi Yağız Bey bizi çağırıyor." dedikten sonra hemen gitmeye başladık. Giderken duyduğum ses de "Şuna bak nişanlısına bey diyor. Tamam en işkolik sensin."

Ne alaka be

Cevaplarını vericem ama şuan değil.

E yediremiyolar tabii koskoca Yağız Demir'in nişanlısı olmanı.

Odaya girdiğimizde Yağız Bey adamlarla ciddi bir şekilde konuşuyordu. Bizi görünce hemen bize döndü. "Hah, siz de geldiyseniz hemen başlayalım. Şimdi Asena. Yarın bizim şirketimizin 25. Yılının kutlaması var. Ancak birkaç aksaklık sebebiyle bugüne kaldı hazırlıklar.

Senden ricam Batın Bey'in mekanında olacağı için onlarla gidip oranın hazırlıklarını,süslemelerini yapman. Aslı sen de davetiyeleri hazırla lütfen. Davetler bugün hazırlanıp matbaaya gidip bastırılacak. Sonrasında da önce ofistekilere sonra diğer ortaklara, anlaşmalı olduğumuz şirketlere falan gönderilecek. Bugün yetiştiremem yapamam dersen başkasına vereyim görevi"

Aslı büyük bir ciddiyetle dinlerken cevap vermesi gerektiğini fark edince kendine geldi. "Yapabileceğimden şüpheniz olmasın Yağız Bey ben hallederim."

Aslı'ya Oğuz ile olan mesajlaşmalarından sonra aynı gözle bakamasam da Aslı gerçekten işini çok iyi yapıyordu.

Yağız Bey başını onaylar şekilde salladıktan sonra "Çıkabilirsin dedi" kapıyı işaret ederek. Aslı çıktıktan sonra Yağız Bey bu sefer bana döndü. "Asena sen de istersen hemen başla yarına yetişmesi lazım."

Yüzümde emin olmadığımı belli eden bir gülümseme vardı. "Yağız Bey benim yerime organizasyon şirketi ayarlasak daha iyi olmaz mıydı? Yapamayacağımdan değil ama onlar hem daha hızlı, hem daha iyi yapmazlar mı? Sonuç olarak benim öyle bir tecrübem yok."

Yağız Bey yanındakileri unutmuş olacak ki kaşlarını çatarak bana baktı. "Asena sen beni salak mı sanıyorsun? Sence ben onu akıl etmedim mi?"

Hayretler içinde ona baktım. "Yağız Bey siz beni yanlış anladı-"

"Asena uzatma. Yarına yapabilecek hiçbir yer yok. Hepsi ne hikmetse dolu ve ne teklif edersem edeyim yapmıyorlar. Mecburum buna. İyi kötü hazırla bir şeyler. Mekan süsleyeceksin alt tarafı ne abarttın. Şimdi git hemen başla. Batın Bey'in asistanı atacak sana konumu. Hazırlan sen de o sıra."

"Tamam Yağız Bey kusura bakmayın." dedim başımı hafif önüme eğerek. Şuan burada o adamlar olmayacaktı var ya bilirdim ben senin salaklığını o zaman.

Yağız Bey' de adamları fark etmiş olacak ki onlara dönüp özür diledi hemen. "Kusura bakmayın. Şimdi karar nedir?"

Doğru ya. Yağız Bey ne zaman bir başka iş insanından özür diledi.

Odadan çıkar çıkmaz çantamı toplamaya başladım. Nedense bugün şirketin çenesi düşmüş olacak ki konuşup duruyorlardı. "E tabii ona verir görevi. Nişanlısı o onun, gözdesi. Biz çalışmayınca paradan kısıyor ya. Ona gani gani vermek için bu çabalar."

Çantama eşyalarımı yerleştirirken kafamı kaldırıp onlara baktım. "Ya siz salak mısınız? Öyle bir şey olsa ben yorulmayım diye çalıştırmaz, yine de fazla para verir zaten. Ne biçim bir düşünce yapınız var anlamıyorum. Ayrıca siz niye bana farklı biri muamelesi yapıp duruyorsunuz artık?"

"Bi' de soruyor musun Asena? Yağız Bey'in nişanlısısın sen. Tabi farklı muamele göreceksin." dedi Selen.

Kaşlarımı çattım. "Ama sizden biriyim. Böyle şeylere gerek yok yani."

Bu sefer ses Mert'ten geldi. "Ya bırak Allah aşkına. Bizden biri olsan sence Yağız Bey seninle mi evlenirdi? Senin yerine Selen nişanlısı olurdu Yağız Bey'in."

Bu duyduğum ile kaşlarım daha da çatıldı. Ne dedi ne dedi?

Şuan saldırmamak için kendimi zor tutuyorum.

Fark ettiğim şey ile kendime geldim. Daha rahat bir tavır takındım. "Sırf sizden daha çalışkan biri olduğum için kuduruyorsunuz. Tabii kimi destekleyeceksiniz Selen'den başka. Para avcısı, kurnaz sinsinin teki olduğu için o daha çok sizden. "

Çantamı almış dönüp giderken durdum. Geriye döndüm. "Biliyor musunuz? İyi ki sizin gibi değilim. Maşallah şeytandan 5 dakika önce doğmuş gibisiniz her biriniz."

Sonra önüme dönüp gittim. Salaklar ya.

Telefonuma gelen konumu açıp gitmeye başladım.

Benim anlamadığım şey o kadar şirketin hepsi nasıl dolu? Dolu olsalar bile eminim Yağız Bey'in teklifi olan paraya boş olurlardı.

Bu işin içinde bir iş var ama hadi bakalım.

Mekana geldiğimde içeriye girmemle yerimde dona kalmam bir oldu. Burası yarına nasıl yetişecek?

İçerisi bir önceki partiden kalma felaket kirli ve dağınıktı.

Yerlerde şişeler, dökülmüş içecekler, kırılmış olan cam parçaları, atıştırmalıklar... Her şey.

O kadar kötüydü ki anlatamam. Diğer tüm mekanlar artık ne kadar doluysa Yağız Bey buraya kalmıştı.

Ama maalesef buranın yarına yetişmesi imkansızdı.

Başka bir yer olmalı. Bu kadar imkansız olamaz.

Tabii ya. Oğuz'un bir ara bizi götürdüğü bir mekan vardı. Baya da güzeldi. Oğuz oranın sahibi ile baya bir yakın. O rica ederse adam net kabul eder.

Hemen Oğuz'u aradım. Birkaç çalıştan sonra açtı. "Efendim Asena."

"Oğuz çok acil yardımına ihityacım var."

***

"Yağız Bey güvenin bana orası çok güzel." Hafif eğildim. "Hem bu anlaştığınız yer de çok kötü. Biliyorum yer yok diye oraya kaldık ama emin olun orası çok güzel. Hem ben orayı daha güzel organize ederim. Daha büyük, daha güzel bir mekan."

Yağız Bey ikilemde kalsa da en sonunda pes etmiş bir şekilde nefes verdi. "Peki. Tamam orayı hazırla sen. Ben de adamlarla konuşayım iptal edeyim anlaşmayı."

Yüzümde kocaman bir sırıtış oluştu. "Tamam o zaman ben gideyim." dedim ve hemen ofisten çıkıp o mekana gitmeye başladım.

Geldiğimde kapıda beni biri karşıladı. "Buyrun Asena Hanım, Kenan Yüksek ben, buranın sahibiyim." Uzattığı elini sıktım. "Tanıştığıma memnun oldum."

Elini indirdikten sonra içeriyi işaret etti. Gelin odam da bir konuşalım isterseniz."

Başımı salladım hemen. "Tabii tabii."

O bana önce geçmem için öncelik verirken ben hemen pıtı pıtı içeriye geçtim. Valla heyecandan ne yapacağımı şaşırdım.

Odasına geçtikten sonra konuşmaya başladık. "Şimdi Asena Hanım biliyorsunuz ben sizi Oğuz'un hatrı için aldım. Yoksa bugün doluydu hayatta alamazdım."

"Biliyorum tabii de sormak istediğim bir şey var."

"Tabii buyrun" dedi kaşlarını hafif çatmıştı. Dirseklerini masaya koymuş, ellerini birleştirip çenesinin altına koymuş bir şekilde ciddiyetle beni dinliyordu.

"Öncelikle çok teşekkür ederim bugünü bize verdiğiniz için. Benim sorum bugün neden her yer bir an da doldu. Sadece bir yer boştu orası da iğrençti. Demek istediğim, sizin bir bilginiz var mı? Bugün özel bir gün falan mı, ne?"

Kaşları daha da çatıldı. "Hayır bir bilgim yok. Ancak bugün bizim ünlü iş insanı Alpay Bey ile anlaşmamız vardı. Bir yakınının kutlaması mı ne vardı, fazla eğleneceğim diyordu. Hatta o kadar çok şey yaptı ki size 5 6 kat fazla ödeyeceğim diyordu. Belki mekan mekan gezip öyle kutlayacaktır. Ama şimdiye kadar organizasyon için kimseyi de göndermedi. Nasıl yetiştiricez diye düşünüyordum ben de. "

Duyduğum ile ağzım açık kaldı. Kenan Bey ise bir hata yapmış gibi kaldı. "Ya kusura bakmayın bir an da ağzımdan kaçtı. Müşteri bilgisi vermemem gerekiyordu." Hafifçe eğilip fısıldadı. "Aramızda kalsa olur mu?"

Kendi şokumdan çıkıp başımı salladım hemen. "Tabii ki."

Gülümsedi. "Süper. O zaman Asena Hanım organizasyon hakkında konuşalım. Biz size seçenekleri göstericez. Arkadaşım size bu konuda yardımcı olacak. Siz ise sadece seçiceksiniz. Organizasyonun tamamı bize ait. Değiştirmek istediğiniz ya da ekletmek istediğiniz bir şey olursa söylemekten çekinmeyin lütfen."

"Pekâlâ, teşekkür ederim. Ücreti şirketim ödeyecek merak etmeyin. Müsaadenizle ben hemen seçeyim. Malum yarına yetişmesi gerekiyor."

Odadan çıktıktan sonra durdum. Demek bu mekanı tutan sendin Alpay. Bakalım bunun karşılığını nasıl ödeyeceksin.

Yanıma bir an da bir kız geldi. "Efendim isterseniz hemen seçip hazırlıklara başlayalım."

Mekanın düzenlemesini seçerken rahatsız etmeyecek seviyede gold şeyler seçmiş, ışıklandırmaları da fazla tutmuştum. İkramlıklar da klasik zaten.

Nihayet tamamlandıktan sonra hazırlıklar başlamışken kadınlar tuvaletine girip boş olduğunu anlayınca Yağız Bey'i aradım.

"Efendim Asena."

"Yağız Bey neden tüm mekanların dolu olduğunu öğrendim."

Birkaç saniye ses gelmedi. "Nedenmiş?"

Kapıya gelen giden var mı diye bakıp sessizce konuştum. "Alpay Bey yüzündenmiş."

"Bekle beni." dedi ve telefonumu yüzüme kapattı. Harika. Bi' yüzüme telefon kapatmadığı kalmıştı o da oldu.

Bugün bu adam niye bu kadar gergin?

***

Kapıda beklerken gelen Yağız Bey'in arabasına bindim hemen. 10 dakikadır bekletiyor beni uyuz.

"Önce bir yemek yemeye ne dersin?"

Yemek der demez resmen gözümden yıldızlar çıkmıştı. "Tabii ki de evet. Ne zaman yemeğe hayır dediğimi gördün. "

"Giderken anlat bakalım. Ne haltlar yemiş bu Alpay?"

"Adam konuşmak için odasına çağırdı konuşuyorduk işte. Bana dedi ki normalde bugün doluydu. Ünlü iş insanı Alpay Bey kiralamış. Baya eğleneceğiz falan demiş. Henüz organizasyon yapmaya da gelen olmamış. Mekandan mekana gidip kutlayacak herhalde dedi. O kadar farkında değil ki olanların, öyle zannediyor."

Kaşlarını baya, ama bayaaa çatmıştı. "E ben o kadar para teklif ettim. Ona rağmen kabul etmediler."

Kaşlarım yukarı kalktı. "Hee o da var. Adamlara 5 6 kat fazla veririm size demiş."

Yağız ağzının içinden küfürler sayarken ben yiyeceğim yemeğin hayalini kuruyordum.

"Şu kutlama şeyi bir geçsin de ben bakıcam onun icabına." Kaç sandviç yersem doyarım acaba? Şimdi sabah sabah ağır şeyler de tüketmeyim.

"Pisliğe bak ya. Üşenmemiş her yeri kiralamış, kötü olan yeri bırakmış sanki siz buna layıksınız der gibi."

Yumurta da yesem mi ki? Şöyle peynirli köpük köpük olan yumurta güzel olabilir.

"Ama o beklesin. Beklesin o ben ona ne yapacağımı bilirim."

Ay yanında çay ile mis gibi olur he.

Asena adam sinirden kuduruyor yemeği düşünmeyi bırak da onunla ilgilen.

"Yaparsın sen bir şeyler. Şimdi sakin ol. Bu kadar sinirlenmeye ne gerek var ya. Sen Yağız Demir'sin. Böyle ufak şeyler seni bu kadar etkileyecekse evlenince şirketin başına ben geçeyim. Bu sinirle patron olunmaaaaaz."

Onunkinin aksine sakin bir sesle, yolu huzurla izleyerek konuşuyordum. Yemek kelimesi ne mucizevi bir şey ama. Tüm sinirimi aldı hemen.

"Hem bak yemek yiyeceğiz." dedim ona dönerek. "Yemek sakinleştirir, rahatlatır. Yemekten sonra düşün ne düşünüyorsan."

Şükür yemek yiyeceğimiz mekana gelmiştik. Hemen masaya geçip menüye bakarken Yağız ise benim aksime daha sakin bir tavırla gelip oturdu.

"Sabahtan beri sana bir şey vermiyorlar mı, ne bu acele?"

Menüye bakıp neler isteyeceğimi seçerken konuştum. "Bir şey vermiyorlar değil de ofistekilerin tavırları, oradan oraya koştur, organizasyonu ayarla derken stres ve heyecandan çok acıktım."

Kaşları çatıldı.

Ne zaman çatık değiller ki?

"Şirkettekiler derken? Sana bir şey mi yaptılar?"

Siparişlerimizi almaya gelen garsona teker teker siparişlerimi saydım. "2 tane şu sandviçten, 1 tane bu peynirli yumurta, bir tane menemen, yanına sıcak pişmiş bir pide..."

Siparişimden sonra Yağız'a dödnüm. "Hayatım sen ne istersin?"

Garson tüm bu saydıklarımı toplu sipariş zannetmiş olacak ki gitmek üzereydi. Ben Yağız'ı söyleyince gözleri sonuna kadar açıldı. Ne yani acıkmış olamaz mıyım?

Garson gidince ona döndüm. "Valla hiç onlarla muhattap olasım yok. Boşver."

Sandalyesinde daha rahat bir pozisyon aldı. "Boşveri mi var canım? Hem zaten ofisteki çalışanların ofis içi yaşadıklarından şikayetçi olup olmadığı şeyleri sorup düzenlemeler yapacaktım. Onun gibi farzet ama sözlü olarak."

"Pekala." Masaya yaslandım. "Bugün sana 'Bey' dediğim için şov yapıyormuşum onu öğrendim. Odandan çıktıktan sonra bana daha fazla para verebilmen için daha çok iş veriyormuşsun onu öğrendim."

Yüzünü buruşturması bu dediklerimi ne kadar saçma bulduğunu gösteriyordu. "Ne kadar saçma. Ben sana istesem daha fazla para veririm zaten. Sadece sen işi güzel yapıyorsun. Aslı' da öyle o yüzden ikinizi çağırdım."

Elimle işaret ettim. "Heh işte dimi? Gel de anlat anlatabilirsen."

"Başka bir şey oldu mu?" Bu durum onu meraklandırmış gibi duruyordu.

Nişanlısını rahatsız edenler varmış, adam tabii merak edecek.

"Olmaz olur mu? Ben dedim ki ne bu muamele ben de sizden biriyim. Bana ne dediler biliyor musun?" dedim hâlâ şaşkın olduğumu göstererek. "Onlardan biri olsaymışım sen benimle değil, o salak Selen'le evlenirmişsin."

Büyüyen gözleri ile bir iki saniye durdu. "Cidden dediler mi bunu?" Ben başımı sallayınca kahkaha attı. Bu sefer zengin kahkahası değildi garip bir şekilde.

"Ya," dedim. "Allah aşkına doğruyu söyle. Sen o paragöz Selen'e bu sahte evlilikte nişanlın olmasını teklif eder misin? Ama bak doğruyu söyle."

Kahkahasını dizginleyip konuştu. "Asla teklif etmem."

Öndeki saçlarımı geriye savurdum. "Edemezsin zaten."

Gülerek şaşırmış bir şekilde bana baktı. "Aa, nedenmiş o? Ben istediğime sahte evlilik teklif edemez miyim?"

Gözlerimi kıstım. "Hele bi' et, hele bi' et sen o teklifi o zaman görürsün bak ne oluyor."

"Beni kıskandığını bu kadar belli etme Asena Keskin" dedi yarım ağız gülerken.

"Senden nefret ediyorum Yağız Demir" dedim yüzümde kocaman bir gülümseme varken.

Siparişlerim gelince ben hemen yemeye başladım. Yağız ise bana bakıyor, gülüyor ve sakin sakin yemeye devam ediyordu.

Yemek yememiz boyunca hiç konuşmamıştık. Daha doğrusu ben hiç konuşmamıştım. Yağız bir şeyler zırvalayıp duruyordu.

Şimdi de çay söylemiş çay içiyorduk. "Asena şimdi konuşmaya hazırsan bu düğün meselesi ile konuşmaya başlayacağım."

Şekerimi karıştırdım. "Başla başla."

"Şimdi biliyorsun düğüne 1.5 aydan bile daha az kaldı. Gelinlikleri falan aldık seninle ama düğün yeri belli değil henüz ve daha sağlık kontrolü falan yapılacak. Bu kutlamadan sonra bunların hepsini halledelim, son zamanlara bırakmayalım. O zaman geldiğinde düğünümüzü yapar geçeriz direkt."

Çayımdan bir yudum alıp "Ehhhh" dedim. Gözlerimi kısarak İstanbul'un deniz manzarasına bakıyordum. "Vay beee. 1.5 ay sonra biz evleniyoruz demek ha. Zaman ne çabuk geçiyor be."

Yağız hayretle bana bakıyordu.

"Ah be Asenam. Sen bu gencecik yaşında evlenip kaynana evine gidecek kız mıydın?"

"Asena sence konumuz o mu şuan?"

Kaşlarımı çatarak doğruldum. "Evet, değil. Konumuz ben sözümü tutmama rağmen senin sözünü tutmaman. Hani benim veterinerliğim?"

Göz devirdi. "Evlendikten sonra açıcam ben sana veterinerliği."

"Aaa, niyeymiş o? Şimdi niye vermiyorsun? Valla bırakır giderim seni ha."

"İşte bu yüzden." dedi çayını içtikten sonra. "Veterinerliği açtıktan sonra gitmeyesin diye"

"Ben öyle bir insan mıyım? Bak sırrını saklıcam dedim sakladım. Evlen'cez dedin usul usul gidip gelinlik bile seçtim. Hatta sana da giydirdim. Bu süre zarfı boyunca anlamışsındır diye düşünüyordum."

Bu sefer rahat bir tavırla konuşuyordu. "Senin öyle biri olmadığını biliyorum zaten. Anlamamak için salak olmak gerekir. Ama emin ol ben sana evlilik öncesi açsam evlenmek için bu kadar hevesli olmazdın."

Bu sefer şok içinde bakan bendim. "Ha evliliğin heyecanı kaçmasın diye yani."

Başını salladı. Uyuşuk uyuşuk çayını içiyordu bir de.

Masadaki çay için getirdikleri şekerlerden birkaç tane alıp ona attım. "Ne kadar pislik bir insansın ya, inanamıyorum sana."

O hafif bir kahkaha atarak şekerleri üstünden alıp masaya koydu. "Teşekkür ederim yavrum, bunu iltifat olarak alıyorum."

Biraz daha oturup sohbet ettikten sonra Yağız "Hadi," dedi. "Kalkalım. Şu kutlamanın olacağı mekana bir bakalım ne yapmışlar ne etmişler? Sonra da sana elbise alırız yarın için."

"Şu son zamanlarda sürekli bir kutlama, sürekli bir hazırlık. Bıktım ya."

Hesabı ödeyip yanıma geldi. "Düğün hazırlığı boyunca bu telaşe sürecek. 1.5 ay daha sabretmek zorundasın."

"Beklediğime değsin de."

"Değecek değecek, sen merak etme." dedi elini omzuma atarken. Çıkıp arabaya bininceye kadar kolunu indirmemişti.

***

Mekana geldiğimizde büyük bir kısmın hazır olduğunu gördük. Burası cidden iyi bir yer he.

"Burası için sana çok teşekkür ederim Asena. Sen olmasaydın o saçma sapan yer için uğraşıp duracaktın tüm gün."

"Bana değil Oğuz'a teşekkür et. Asıl o olmasaydı şuan bu kadar rahat olmayacaktık."

"İyi, iletirsin eve gidince teşekkürümü." dedi etrafa bakarak.

"Tabii ki. Asla kaçırmam."

Oradan çıkınca bana elbise almak için mağazalara gitmeye başlamıştık. Pamuk şekerim de eksik değildi tabii.

Fakat birsürü mağaza gezmemize rağmen bir türlü güzel bir elbise bulamadım.

"Ya Yağız ağlayacağım şimdi çok yoruldum. Yeter ya. Sabahtan beri bakıyoruz yok. Ben gelmeyeceğim yarın."

"Asena saçmalama istersen." Bir taraftan etraftaki diğer mağazalara bakıyordu.

"Yarın sen olmazs- aaa bak şurada güzel şeyler var."

"Yarın ben olmazsam ne?" Çığlık atıcam şimdi.

"Gel gel." dedikten sonra elimi tutup beni mağazaya sürükledi.

"Lafını tamamlasana be adam."

Peşinden mecburi olarak gittim ve mağazayı gezmeye başladık. Ancak benim ümidim çoktan tükenmişti. O yüzden bakmıyordum bile.

Ne olur ki yarın ben gitmezsem ya?

"Yağız sen ne diyecekt-" başımı kaldırdığımda gördüğüm elbise ile lafım kesildi. Yarın olmazsam ne olacağı değilde olduğumda ne kadar güzel olacağımı düşünüyordum.

Hemen elbiseye doğru koşup elbiseyi elime aldım. "Sen mükemmel bir şeysin."

Yağız elbiselere bakarken "Biliyorum." dedi.

Göz devirdim. "Sana demedim salak."

Bakışlarını bana doğru çevirdiğinde elbiseyi fark etmesiyle o da yanıma koştu. "Çabuk dene bunu, çabuk."

Hemen bir kabin bulup elbiseyi giyindim.

Elbise koyu, mat bir bordo rengine sahipti. Boyundan bağlanarak omuzları tamamen açıkta bırakan bir kesimle başlıyor, göğüs kısmındaki kumaş, aşağıya doğru gevşek ve dökümlü dalgalar oluşturarak iniyordu. Göğsün hemen altından kalçanın bitimine kadar olan tüm gövde bölümü ise kumaşın üst üste katlanmasıyla yapılmış sık, yatay büzgülerle kaplı ve bu büzgülü yapı vücudu sıkıca sarıyordu. Kalçadan aşağısında ise bu büzgüler biten; kumaş dümdüz ve pürüzsüz bir şekilde, ayakları da kapatacak şekilde yere kadar uzanan bir elbiseydi.

Elbiseyi giyerken bile mükemmel hayaller kuruyordum. Takacağım takılar, yapacağım saç makyaj...

Elbiseyi giyinip kabinden çıktığım anda Yağız bakışlarını bana yöneltti ve öyle de kaldı.

"Çok, ama çok güzel."

Gözlerimi kısıp başımı hafif çevirdim. "Ben mi ebise mi?"

Kendine geldikten sonra ciddileşti biraz. "Elbise tabii ki."

Ona göz devirip kendime bakmaya başladım. Fıstık gibi olmuştum he. Buna bir de ayakkabı lazım ama.

Mağazada ayakkabılara bakarken bulduğum ayakkabıyı da hemen kaptım. Ayakkabı neredeyse bir parmak uzunluğu kadar olan ince bir topuğa sahipti. Bileğini saran ince bir kemer vardı. Önü açık, elbisenin renginde olduğu gibi bordo bir ayakkabıydı.

"Ayakkabıyı da aldıysak çıkalım artık, çok yoruldum."

***

Nihayet alışveriş bitmiş ve mekan hazır olmuştu. Motoruma binip tam gideceğim sırada Yağız yanıma geldi.

"Bugün bana doyamadın herhalde." dedim sırıtarak.

O da benim gibi, hatta birazcık da çapkın bir şekilde sırıttı. "1.5 ay sonra çok güzel doyacağım ben sana."

Dediği ile gözlerim fal taşı gibi açılırken hemen kaskımı taktım. Ne diyor bu sapık.

"Yarın seni ben alacağım. Kaç gibi hazır olursun?"

Güldüm. "O elbiseyle motora binemezdim zaten. Neyse. Akşam değil mi kutlama? 6 gibi al işte."

"Pekala. O zaman sana iyi geceler."

"İyi geceler"

Ben gideceğim ama bu adam dibimden gitmiyor. "Niye put gibi dikiliyorsun be, gitsene"

Durdu, durdu, baya bir durdu. "Dünyadan Yağız'a. Orada mısın?"

Bir şey söyleyecek gibi oldu sonra demedi. Ya sabır ya selamet.

"Yağız bir şey diyecesen de demeyeceksen gidiyorum."

Yeni adet edindi herhalde ya. Lafını yarım bırakır, söyleyeceğini söylemez. Ne bunlar böyle? Dizi mi çekiyoruz?

"Yarın lütfen ol Asena."

Bu muydu?

"Gelicem ya zaten."

Dediğim ile durdu. "Yarın görüşürüz."dedi ve gitti.

Kafayı yedi iyice.

Eve yaklaşırken aklıma Bihter'e mama alacağım geldi. Hemen açık olan bir petshop bulup mama aldım. Acıkmıştır yavrum.

Eve geldiğimde Birce ve Oğuz kahkaha atıyordu.

"Asena gel gel, dünki düğünde çıkan haberleri okuyoruz."

Allaaaah, desenize bu gece zorbalanıp durucaz.

Hemen elimi yıkayıp Bihter'e mamasını verdikten sonra geçip salona oturdum. Onlar ise hala gülüyorlardı.

"Kim başlasın önce?" dedi Birce gülmesinin arasında.

"Ben ben, ne olur ben." dedi Oğuz hemen.

Sonra başladı. Hadi bismillah.

"Ünlü iş insanı Utku Yağız Demir düğün boyunca elinde topukla gezdi. Yoksa yeni adet mi başlıyor?"

Ciddi mi bunlar RIFJIŞORJFIQWJEFIQWEJFQWKEMD

Sıradaki haber Birce'den geldi. "Ünlü çift, gelin ve damatla konuştuktan sonra gelin düğünden kaçtı. Yoksa yılın çifti olmak için tehtid mi ettiler?"

"Ya bunlar ciddi ciddi var mı ya?" dedikten sonra kahkaha attım.

"Bekle bekle bak, şimdi ne geliyor." dedikten sonra telefonundan bağırarak okumaya başladı Oğuz. "Yağı- Yağız De- HAHAHAAYT" gülmekten konuşamıyordu.

Ben onların gülüşüne gülerken onlar ise nefessiz kalana kadar gülüyordu.

"Yağız Demir'i ıslak gömlekle görmek isteyenler buraya" dedi ve baya büyük bir kahkaha attı. Ben ise bir yandan gülüyor, bir taraftan ise yaşadığımız rezillikleri düşünüp utanıyordum.

"Koyun can derdinde kasap et derdinde. Fesatlara bak ya." diye ben kendi kendime itiraz ederken Oğuz "Hadi hadi kıskanma. Bak sana da haber yapmışlar."

Birce hemen atladı. "Yağız Demir'in güzeller güzeli nişanlısı Asena Keskin'in bir ayağı çukurda. Altına da topallaya topalaya yürüdüğünün videosunu koymuşlar."

Gözlerim sonuna kadar açılırken gülmemi de tutamıyordum. Mizah sayfaları mı yapıyor haberi bunlar neee.

Oğuz kahkaha atarken Bihter korkmuş olacak ki hemen kucağıma gelmişti.

"Genç çift kadınlar tuvaletinden niye sırılsıklam çıktılar? Yoksa Yağız Demir cinsiyet mi değiştiriyor?"

Oha sjşwkedjşekwmdşle

Onlar gülmeye devam ederken ben ne kadar utansam da gülmemi durduramıyorudum.

"Of ne güldüm ya." dedi Birce karnını tutarken.

Oğuz kendi kendine haberlere bakıp gülmeye devam ediyordu.

"Kızım siz o düğünde ne yaşadınız ya? Magazin dünden beri sizi konuşuyor. Yok topuk kırılmalar, yok ıslak gömlekler, yok masaya çıkanlar. Gelin kaçmış ya gelin." dedi ufak bir kahkaha attı.

"Ay valla hiç sorma rezillik. Emine cadısı bile dayanamadı rezilliğe ve düğünü terk etti."

O sıra Oğuz bir haber daha patlattı. "Emine Demir tek oğlu olan Yağız Demir'i gelininden kıskandığı için düğünü terk etti." Attığı kahkaha ile Bihter kucağımdan sıçradı.

Gülmemin arasında zar zor "Tamam yeter artık durun." dedim.

"Valla çok güldüm yeter artık." dedi Birce' de.

"Eee," dedim. "Madem magazin beni konuşuyor, biz de sizi konuşalım. Anlat bakalım Birce. İşte böyle garip hastalar var mı?"

"Yaniii," dedi çayını eline alırken. "Bugün bir hasta geldi. Kendini tavuk zannediyormuş. Ailesi getirdi diyorlar işte böyle böyle. Seansa başladık. Diyo ki ben tavuğum. Gıt gıt gıdak diyor. Ya diyorum adam hasta Birce gülme. Sonra bir anda bir yerden yumurta çıkarttı. Al bak sana hediyem diyor. Yemin ederim size o an öyle bir kahkaha attım ki. Ailesi aldı götürdü. Gittikleri 7. dotkormuşum ben."

Oğuz zaten yeni yeni sakinleşiyorken yumurta çıkarttığını duyunca yine başlamıştı.

"Anladım, hastaların yine formunda bakıyorum da. Peki Kürşat'la nasıl gidiyor?"

"Ay öf alma adını ağzına ya, kavga ettik zaten."

Oğuz yine ufak ufak gülerken bir şeyler yiyordu. "Birce'de formunda. Triplerinden Kürşat'da nasibini almış."

Birce Oğuz'un omzuna vurdu. "Saçmalama Oğuz. Ne trip atıcam ben."

Bana döndü. Birce'yi işaret ederek "Bu sanki kendisi çalışmıyormuş gibi adam çalışırken mesajına bakmadığı için trip atmış salak." dedi ve ohohohohhohoh diye güldü.

"Tek o değil bir kere." Bir taraftan ağzına bir şeyler tıkıyordu. "Uzun zamandır çıkıp bir şeyler yapmıyoruz. İnsan bir yemeğe olsun davet eder."

O sıra da Birce'ye bir mesaj geldi. "Salak kesin yine özür dilemek için yazdı."

Mesajı sessizce söve söve açarken mesajı okuyunca koltukta ayağa kalktı.

"Ay bismillah. Noldu?"

Sonra kısa bir mesaj atıp zıplamaya başladı.

"ASENAAAAA." Oğuz Birce zıpladığı için sallandığından dolayı öflemeye başladı. "Ne oldu Birce söylesene."

"KÜRŞAT BENİ YARINKİ KUTLAMANIZA ÇAĞIRDI AAAAAAA"

Ben de şok içinde, bir yandan da sevinçle çığlık atmaya başladım. "YARIN NE GİYECEKSİN!?"

Bu dediğimle durdu. Sonra gülmeye başlamamla sakinleşti. "Ya of Asena ne kadar kötüsün. Aldım ya ben geçen sizinle çıktığımızda."

"Sen stresliyken çok komik oluyorsun, kusura bakma kaçıramazdım."

Biz bunları konuşurken Ouğuz ise homurdanıyordu. "İyi, yarın size iyi eğlenceler o zaman."

Kaşlarım çatıldı. "Pardon da size derken? Aslı seni çağırmadı mı?"

"Cıc," üstüne dökülenleri temizliyordu. "Bugün bir ara konuştuk, davetiyeleri hazırlıyorum dedi. Ne davetiyesi dedim. 25. sene mi neymiş onun olduğunu söyledi. Baya da durduk konunun üstünde ama hiç davet etmedi."

"AAAAA" dedik Birce ile aynı anda. "Aslı'ya gerek mi var? Sen bizim davetlimizsin." dedim bir yandan Aslı'nın davet etmemesine şok olurken.

"Yok ya. Beni davet etmiyorsa ben de gitmem." Geriye yaslanıp bize baktı. Bakışları ikimiz arasında mekik dokuyordu. "Niye öyle bakıyorsunuz? Gelmeyeceğim. Hem yarın akşam bizim çocuklarla çıkıcam ben. Sizin o sahte sıkıcı kutlamanız yerine onu tercih ederim."

"Neyse sen bilirsin." deyip çekirdek kasesini elime aldım. "Açın da bir film izleyek bari."

"Bu arada Oğuz. Yağız bugün sen mekanı ayarladın diye sana teşekkürlerini iletmemi istedi"

Oğuz sessiz sessiz gülerken ona döndüm. "Ne oldu be yine"

Ellerini başlık yapar gibi iki yana açtı. "ŞOK ŞOK ŞOK. YAĞIZ DEMİR, OĞUZ AYVAZ'A TEŞEKKÜR ETTİ. YOKSA YAĞIZ BEY'İN YÖNELİMİ Mİ DEĞİŞİYOR?"

***

SONUNDAAA
Naptınızzz
Nasıl gidiyooor
Bu bölüm geçiş bölümü olduğu için biraz sıkıcı. Yazarken ben bile pek keyif alamadım. Bir tek Asena ve Yağız'ın sahnesi sardı o kadar
Amaaaaaaaa
22 bölüm der susarım
22
DAHA BÜYÜK YAZ YİRMİ İKİ
Bommmba gibi bir bölüm gelicek
Tahminlerinizi alalımm
Yarın yazmak isterdim ama yazamayacağım maalesef
Ama en kısa zamanda gelicek emin olun
O zamann
Diğer bölümde görüşmek üzereeee

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

648okunma 64beğeni 13yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.