25. bölüm / 33
HAYIRDIR PATRON24. Bölüm
Bölümler 33Şu an: 24. Bölüm
- 1 Giriş573 kelime
- 2 1.Bölüm953 kelime
- 3 2.Bölüm1.235 kelime
- 4 3.Bölüm1.741 kelime
- 5 4.Bölüm2.188 kelime
- 6 5.Bölüm2.533 kelime
- 7 6.Bölüm1.865 kelime
- 8 7.Bölüm1.873 kelime
- 9 8.Bölüm1.229 kelime
- 10 9.Bölüm1.629 kelime
- 11 10.Bölüm1.974 kelime
- 12 11. Bölüm1.020 kelime
- 13 12.Bölüm1.059 kelime
- 14 13.Bölüm1.251 kelime
- 15 14.Bölüm4.297 kelime
- 16 15.Bölüm3.145 kelime
- 17 16.Bölüm3.566 kelime
- 18 17.Bölüm2.332 kelime
- 19 18.Bölüm2.730 kelime
- 20 19.Bölüm3.336 kelime
- 21 20.Bölüm5.179 kelime
- 22 21.Bölüm3.847 kelime
- 23 22.Bölüm5.182 kelime
- 24 23. Bölüm3.680 kelime
- 25 24. Bölüm2.092 kelime · Okuduğun bölüm
- 26 25.Bölüm4.498 kelime
- 27 26.Bölüm6.752 kelime
- 28 27.Bölüm4.776 kelime
- 29 28.Bölüm5.774 kelime
- 30 29.Bölüm14.439 kelime
- 31 30. Bölüm Part-113.610 kelime
- 32 30. Bölüm Part-216.456 kelime
- 33 30. Bölüm Part-312.832 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Gözlerimi açtığımda her zamankinin aksine evde hiç ses yoktu. Tövbeestağfurullah ne oluyor?
Yataktan kalkıp odadan çıkınca etrafa göz attım. Bir kırık çıkık gözükmüyordu.
"Oğuz şaka yapıyorsanız yeni uyandım, kafanızı kırarım bak."
Salona girdiğimde kimse yoktu. Mutfağa girdim, orada da yoktu. Balkonda da, misafir odasında da kimse yoktu.
"Odada mı bekliyorsunuz beni?" konuşurken bir yandan da bir yerlerden çıkmaları ihtimaline karşı temkinli yürüyordum.
Ajan filminde gibi hissediyorum şuan.
En ajan olamayacak insansın bu arada
Gayette olurum, niye olmayayım?
Öncelikle sen gerilime gelemiyorsun. Çok sakar bir insansın, duygularını asla saklayamazsın, ve sen veterinersin Asena. Böyle bir merhamete sahipken yapamazsın.
"Çok biliyorsun sen." dedim göz devirirken. Koridorda kendi kendime konuşuyordum şuan.
Birce'nin odasına geldiğimde durup kapıyı tıkladım. Kendimi fazla kaptırmış olacağım ki iki büklüm duruyor, gerçekten gizemli bir iş yapıyor gibiydim.
Ses gelmeyince kulağımı kapıya dayadım. Ağzım açık, gözlerim kısık bir şekilde ses var mı diye duymaya çalışıyordum.
Pencere açık olacak ki bir kuş cıvıltısı duydum. Ama ya bir şakaysa?
Abartma Asena, güvercinle nasıl şaka yapabilirler?
Ben onlardan her şeyi beklerim.
Kapıyı bir hışımla açınca gördüğüm tek şey pencerede olan güvercindi. O da ben kapıyı açınca uçtu gitti zaten.
"Kaç kere diyeceğim şu camları açık bırakmayın diye." Yine kendi kendime söylenirken camı kapatmakla meşguldüm.
Odadan çıkınca elimi belime koyup durdum. Nerede bunlar ya?
Oğuz'un da kapısını tıklatıp odasına normal bir şekilde girince kimsenin olmadığını gördüm.
Herkes nereye gitti ya?
Ya gerizekalı. Bugün pazartesi. Herkes işe gitti nereye gidecek başka.
Haaaaaa
Doğru ya
Nasıl akıl edemedim.
Malsın çünkü.
Bir gün beni gömmesen şaşarım.
Rahatlayıp derin bir nefes verdikten sonra elimi yüzümü yıkayıp mutfağa geçtim. Bugün biraz erken kalktığım için rahat rahat kahvaltı yapabilirdim.
Telefondan sevdiğim dizinin yeni bölümünü açıp kahvaltı hazırlamaya başladım. Sessiz ortamlara asla gelemiyordum.
Poğaça, simit sipariş edip çayı ocağa koydum. Çok bir şey hazırlayasılığım yoktu bu sabah.
Kafamda kocaman bir top varmış gibi hissettiren topuzumla gelen poğaçaları aldım. Salatalık domates falan doğrayıp hazır olan çayımı da koyduktan sonra kahvaltı yapmaya başladım.
Bir bacağımın üstüne oturup, diğer bacağımı da kıvırıp dik bir şekilde sandalyeye yaslamıştım. Keyfime diyecek yoktu.
Rahat rahat kahvaltımı yaptıktan sonra mutfağı toparladım. En sevmediğim kısım buydu işte.
Odama geçip müzik eşliğinde dolabımla her zamanki bakışmamızı yaşadım. Bugün motorla gidecektim. O yüzden elbise ve eteklerin hepsini elemiştim.
Of ne düşüneceğim ya. Çalışıp geleceğiz işte bir kot bir tişört yeterli.
Saçım dalgalı olduğu için düzleştirmeye çok üşendim şuan. Kendi dalgasıyla gideyim bugün ne olacakki?
Sade, her zamanki makyajımı da yaptıktan sonra geç kalacağımı fark ettim ve hemen evden fırladım.
Motoruma binince bir durdum. Nedense motorumu özlediğimi hissettim. "Oy annemmm, kuzuuum." diye diye motoruma ufak bir sevgi gösterisi yapıp yola koyuldum.
Yol boyunca son günlerde olanları düşündüm. İçim yine öfkeyle dolup taşmıştı. İster istemez gaza biraz fazla bastığımı fark ettim. Işıklarda durunca gözlerimi kapatıp derin bir nefes verdim. "Tamam. Geçti hepsi. Gereksiz oksijen israfı bir adam yaptı kendine yakışanı. Takma onu artık. Önüne bak. Sen birilerinin lafıyla yıkılacak kadın mısın ya? Sen bu günlere neleri atlatarak geldin, bununla mı yıkılacaksın? "
Yeşil ışık yanınca öncekinin aksine gayet normal bir hızla gitmeye başladım. Fazla kafamı takıyordum böyle şeylere.
Ofise geldiğimde durup etrafa baktım. Bugün hava nedense apayrı güzel geliyordu. Tam da yeni başlangıçlar için çok uygun bir gün. Hem de pazartesi. Daha n'olsun?
İçeri girdiğimde danışman hariç kimse yoktu. Allah Allah. Bir toplantı falan mı var acaba?
İster istemez çattığım kaşlarımı "Aman banane" diyerek omuz silkip düzelttim. Bir de bunu düşünecek halim yoktu.
Asansörü beklerken kendi etrafımda dönüp, etrafta birileri var mı diye bakıyordum.
Bugün niye kimse yok ya? Nereye gitsem boş.
Asansör geldiğinde pantolonuma bakıp ilerledim. Motordan bulaştı herhalde.
Çıkacağım kata tıklamak için başımı kaldırdığımda asansörde de kimsenin olmadığını gördüm. Biri beni fena trollüyor gibi ama bakalım.
Ay yoksa Yağız seninle romantik bir an yaşamak için herkesi gönderdi mi?
Bunu, benden özür dilememi isteyen bir insanın yapacağını zannetmiyorum. Hem öyle bir şey olsa bile, arkama bakmadan giderim buradan.
Neyse. Büyük ihtimalle hiçbir şey yok. Genel büyük bir toplantı vardır o kadar.
"Off şu leke de çıkmadı bir türlü." Üstümü çantamdan çıkarttığım ıslak mendille sırılsıklam yapmışken asasör kapısı açılmıştı. Çıkarken kafamı kaldırdığımda en önde Oğuz ve Birce olmak üzere herkesin önümde olduğunu gördüm.
Etrafa baktığımda bir ofise göre çok güzel süslemeler yapılmıştı. Birkaç adım ilerlediğim anda etrafta konfetiler patladı ve herkes bir ağızdan konuştu. "İYİ Kİ DOĞDUN ASENAAAAA"
Ben daha ne olduğunu idrak edemezken elinde pastayla yanıma biri geldi. Yağız.
Yanıma geldikten sonra elindeki pastayı bana doğru yaklaştırdı. "İyi ki doğdun Bal." dedi yüzündeki hafif gülümseme ile. Sesi çok sakin hatta huzurlu geliyordu.
Ben dolu gözlerimle Yağız'a bakarken yanıma Oğuz'la Birce geldi. Oğuz ellerini yukarı doğru hareket ettirirken bu sefer "İyi ki doğdun Asenaaa, iyi ki doğdun Asenaa. İyi ki doğdun iyi ki doğdun, mutlu yıllar sanaa" demeye başladılar.
Birce gülümseyerek bana bakıyordu. "Asena, iyi misin?"
Dolu gözlerimle etrafa baktım. Kameralar dahil herkes bana bakıyordu. Sinirle gülümsedim. "Şu rezil halimle bu yapılacak şey mi?" dedim sessizce. Sonra daha yüksek sesle konuştum. "YAAAAAA ÇOK TEŞEKKÜR EDERRİİİİİİM."
Yanımdakilerin yüzü bir anlığına düşse de yüksek sesle konuşmamla tekrar gülümsediler. Birce heyecanla konuştu bu sefer. "Eee hadi, pastanı üflemeyecek misin?"
"Evet evet." dedi Oğuz kaşlarını kaldırmış bir şekilde. "Üfle de yiyelim artık."
Birce omzuyla vururken Oğuz 'Ne var ya?' diye başını salladı. Sonra gülümseyerek bana baktı.
İçimi çocuksu bir heyecan kaplamıştı. Ne kadar en rezil halimle yakalanmış da olsam şuan çok mutluydum. Ve hiçbir şeyin buna gölge düşürmesine izin veremezdim.
Tam dümdüz eğilip üfleyecekken arkadan Aslı konuştu. "Önce dilek dilemen lazım ama."
Ne kadar geçen akşam yaptığı şey yüzünden ona sinir olsam da ona olan öfkemi kenara bırakıp gülümsedim. Ellerimi çenemin altında birleştirip gözlerimi kapadım.
Ne dileyeceğiz?
Ben biliyorum ne dileyeceğimi.
Dileğimi dileyip pastamı üfledikten sonra herkesle birlikte ben de alkışlamaya başlamıştım. Etrafı aşırı bulanık görüyordum ve gülümsemekten yanaklarım acıyordu. Ama yine de gülümsemeyi bırakamıyordum.
Yağız pastayı kenara bırakıp "O zaman ilk hediye benden." dedi. Sesinin sakinliği ben dahil herkesi şaşırtmıştı.
Ne kadar iyi davranırsa davransın. Ona çok kırgındım.
Elinde bir dosya ile geldi. Zoraki bir gülümseme ile aldım. Ne bu evlilik sözleşmesi mi?
Yok bence aldattığını saklaman için anlaşma.
O da mantıklıymış bak.
Dosyayı açtığımda yüzümde olan zoraki gülümseme gerçek bir gülümseme olmuştu. Bu tapu senediydi. Veterinerliğim içindi!
Bakışlarım dosyayla Yağız arasında dolaşırken kollarımı Yağız'ın boynuna sardım. Bunu yapmamak için direndim ama yine de yaptım.
Kafamı boynuna gömdüğümde Yağız'ın beni havaya kaldırdığını hissettim. Bu sefer ki sarılışı çok ama çok içtendi. Hissettim.
"İyi ki doğdun." diye fısıldadı tekrardan. "İyi ki Asena" Çok net duymasam da "Özür dilerim." dediğini işitmiştim.
Ondan ayrıldıktan sonra dolan gözlerimi sildim. Birce elinde büyük denilebilecek bir kutuyla geldi. "Benim güzelim iyi ki doğmuş yaa."
Ona gülerken kutuyu açtığımda ağzım aralandı. "B-Birce bu,"
Birce, ta aylar öncesinden alışverişe gittiğimizde almayı istediğim, ancak kararsız kaldığımı söyleyerek almadığım o elbiseyi almıştı bana. "Sen bunu nasıl hatırladııın?"
Her ne kadar almasam da aklım o elbise de kalmıştı. Ve Birce'de bunu fark etmiş.
Sıra Oğuz'a geldiğinde buruk bir gülümsemeyle bana bakıyordu. "İyi ki doğdun benim güzel arkadaşım. İyi ki varsın." deyip hediyesini uzattı.
Paketi açtığımda içinden kask çıkmıştı ama normal bir kask değildi. Tüylü müylü, görenin 'Cidden mi?' diyerek birdaha baktığı o figürlü kasktandı.
Kaskı gördüğüm gibi büyük bir kahkaha attım. Gülmemin arasında "Bayıldım, çok güzell" dedim. Tam sakinleştiğim anda arkasından ufak bir kutu çıkardı. Artık gülmem tamamen durmuş, şaşkınlıkla kutuya bakıyordum. "Şimdi sıra asıl hediyeye geldi." dedi gülerek.
Ben yavaşça kutuyu alırken bir yandan Oğzu'a bakıyordum. O ise kaşlarıyla hediyeyi tutmamı işaret etti. Kutuyu alıp açtığımda içinde parıldayan, çok güzel bir pırlanta bileklik vardı.
"Oğuuuz" dedim adını uzatarak. Hafif eğdiğim başımla ona bakarken eğilip sarıldı.
Herkes teker teker hediyesini veriyordu. Bense açıp hepsinde çok mutlu olup sarılıyordum. Bu kadar insanın beni düşünüp hediye alması, doğum günümü kutlaması benim için o kadar değerli bir şey ki anlatamam.
Mert'le de sarıldıktan sonra gözüm ister istemez Yağız'ı aradı. Onu gördüğümde uzaktan beni izlediğini fark ettim. Yüzünde de huzurlu, ama endişeli de olan bir gülümseme vardı.
Bakışlarım tam onda takılı kalmıştı ki hediyesiyle pıtı pıtı gelen Yasemin'le bakışlarımı ondan ayırdım.
***
Yağız'dan
Çok güzeldi.
Öylesine güzeldi ki bakışlarımı ondan bir an olsun ayırsam sanki kıyamet kopacakmış gibi hissediyordum.
Hele o gözleri. O mükemmel gözleri...
Kelimenin tam anlamıyla mükemmel birisiydi. Kusursuzdu, harikaydı...
Belki de yalnızca ona olan aşkımdan dolayı bana öyle kusursuz geliyordu. Bilemiyorum. Kesin olarak bildiğim tek şey ona delicesine aşık olduğumdu.
'İnsan sevdiğini aldatır mı?' diye düşünüyorsunuzdur doğal olarak.
Aldatmayacaktım. Ancak ipi ucu kaçıyordu. Kendimi fazla kaptırıyordum. Bunun sahte bir evlilik olduğunu unutuyordum.
Belki eski Yağız gibi davranırsam daha normal davranabilirim diye düşündüm. Sadece sert davranmayı düşünüyordum ama işler hiç de tahmin ettiğim gibi olmadı. Biraz, hatta baya bir ileri gittim. Ve o kadar pişmanım ki size anlatamam.
Uğruna dünyaları yakacağım gözlerinden akan yaşları görünce biri kalbimden vurmuş gibi hissettim. Nefes alamadım o an. Sonrasında zaten aldığım tüm nefesler bana haram oldu.
Bu hayatta becerdiğim tek şey sevdiklerimi kaybetmek oldu hep. Ablamı kaybetmiştim zamanında. Şimdi de Asena'yı kaybettim. Belki de ikimiz için olan tüm ihtimaller yok oldu. Beni sevebileceği ihtimali yok oldu, onunla gerçekten evlenmemiz ihtimali yok oldu, beni her daim neşesiyle hayata bağlaması ihtimali yok oldu.
Ben güzel olan her şeyi mahveden adamım. Bir şeyleri düzelteyim derken daha da beter hale getiriyorum. Hay ben aklımı ******
Ben hayatı Asena'yla sevdim. Ben gülümsemeyi Asena'yla öğrendim. Ben sevmeyi Asena'yla öğrendim. Ben her şeyi Asena'yla yaşadım.
Kalbim artık Asena için atıyor benim. Yalnızca onun için yaşıyorum. Ben her şeyimle Asena'nınım. Her şeyim onun için.
Ben Asena'sız bir hayat düşünemiyorum. Ancak onu aldatmam artık düşünmeyi bırak, direkt yaşayacağım bir şey haline getirdi bunu.
O gece kızla konuşurken zamanı geriye sarmak için her şeyimi vereceğimi söylemiştim.
Haklı olarak "Seviyorsan neden yaptın bunu?" diye sordu.
Sahi, neden yapmıştım? Ona sevdiğimi söylesem ne olurdu ki? Kaçıp gidecek hali yoktu sonuçta. Kaybederdim belki ama asla şuan olduğu kadar değil.
Allah kahretsin ya. Ona bunu yapmaktansa öleyim daha iyiydi ya.
Başlarda ona bu kadar bağlanacağımı asla düşünmezdim. Sonuç olarak nefret ettiğim bir insanla anlaşma yapacağım, ne olabilirdi en fazla.
Aşık olabilirdim.
Ve bu benden hiçbir şey eksiltmezdi.
Bu saatten sonra Asena için ne yapsam boş büyük ihtimalle. Ama ben yine de çabalayacağım. Eğer ikimiz için bir gram bile olsa bir umut varsa ben o umudu yeşerteceğim. Aşık olduğum kadın için bunu yapacağım.
Ben Utku Yağız Demir. Her şeyin içine eden o adam. Ve bu sefer her şeyi toparlayacağıma söz veriyorum.
***
Asena'dan
Artık herkes hediyesini vermiş, doğum günümü kulamış, kendi halinde takılıyordu. Ben de oturmuş, pastamı yiyordum.
Tam daldığım sırada Yağız yanıma geldi. İrkilerek nefes aldım. "Korkutmadım seni umarım."
Başımı iki yana salladım. "Yok, korkmadım." Sesim öylesine soğuktu ki ben bile şaşırdım böyle konuşabildiğime.
Nefreti bilmeyen kıza nefreti öğrettin sen Yağız Demir. Yatacak yerin yok.
"Şey söylemek için gelmiştim." Elini ensesine atmış, yüzüme asla bakamıyordu. Baksa bile saniyesinde bakışlarını geri çekiyordu. Bense aksine gözlerimi ondan ayırmıyordum.
"Yarın şu sağlık kontrollerini yaptıralım diye düşünmüştüm. Randevu falan aldım ama eğer istemezsen iptal ederim."
Sesi resmen içine kaçmıştı. Nereye gitti o dünki özür dilememi söyleyen Yağız.
"İptal etmene gerek yok." dedim başımı hafifçe sallayarak. Yüzümdeki ciddiyet bir an olsun gitmiyordu. "Gidelim yapalım şu sağlık testini de, aradan çıksın."
En son dayanamayıp derin bir nefes verdi. "Asena ben senden ne kadar özür dilesem, ne yaparsam yapayım az biliyoru-" diye hızlıca konuşmaya başlayınca elimi kaldırıp susturdum.
"Hiç konuşma Yağız Demir. Sonuçta bu sahte bir evlilik değil mi? Sayende tam unutacağım sırada yüzüme vurdun. Çok da güzel bir iyilik yaptın. Zaten sahte evlilikte maksimum bu yakınlık gerekli. Biz, daha doğrusu ben o sınırı aştım biraz. Artık aşmayacağıma emin olabilirsin."
İçeriyi işaret ettim. "Ofisinde de 'sahte' evlilik yaptığın nişanlına böyle bir şey ayarlanmasına müsaade ettiğin için teşekkür ederim. Bizimkiler nasıl akıl etti böyle yapmayı bilmiyorum ama çok güzel olmuş."
Yutkundu. Gözü seğiriyor gibiydi. Bir anlığına gözlerinin yaştan dolayı ışıdığını görür gibi oldum ama saniyesinde geçti.
Dudaklarını aşağı kıvırarak güldü. "Tekrardan iyi ki doğdun Asena."
"Teşekkür ederim Yağız Demir."
Sanki yüzüne bir şey çarpmış gibi şaşkınlıkla bana baktı. Sonrasında yanımdan ayrıldı yavaşça.
Sen Yağız Demir, sen artık senin için atmaya başlayan kalbime bıçak sapladın. O bıçağın izi asırlar geçse yine geçmez. Sen, bizim için kurduğum tüm hayalleri suya attın. Artık benden sevgi bekleme. Ne kadar seni seviyor olsam da o sevgi asla sana ulaşmayacak. Bunu unut. Ne kadar yalvarsan da boş artık.
***
Yağız ben senin bahanene tüküreyim
Salak ya
Ama bir şey diyim mi
Aşık olduğum kelimesini yazarken kriz geçirdim
O kadar heyecanlandım ki anlatamam
Bir şeylere vuramadığım için kafama falan vuruyordum en son
Bakalım bir taraf aşkını gösterecek bir taraf uzaklaşacak
Neler olacak göreceğiz
Kısa oldu bu bölüm
Biraz da olsa duyguları düşünceleri anlamanız için yazdım
Bu arada isterseniz whatsappta olan kanalıma katılabilirsinizz
Çok güzel şeyler anlatıyorum orada sşwmaşsms
Katılmayı düşünürseniz merak etmeyin numaranız vs. Gözükmüyor
Neyse fazla uzattım
Sizleri seviyorumm
Diğer bölümde görüşmek üzereee
Bölüm etkileşimi
