15. bölüm / 33
HAYIRDIR PATRON14.Bölüm
Bölümler 33Şu an: 14.Bölüm
- 1 Giriş573 kelime
- 2 1.Bölüm953 kelime
- 3 2.Bölüm1.235 kelime
- 4 3.Bölüm1.741 kelime
- 5 4.Bölüm2.188 kelime
- 6 5.Bölüm2.533 kelime
- 7 6.Bölüm1.865 kelime
- 8 7.Bölüm1.873 kelime
- 9 8.Bölüm1.229 kelime
- 10 9.Bölüm1.629 kelime
- 11 10.Bölüm1.974 kelime
- 12 11. Bölüm1.020 kelime
- 13 12.Bölüm1.059 kelime
- 14 13.Bölüm1.251 kelime
- 15 14.Bölüm4.297 kelime · Okuduğun bölüm
- 16 15.Bölüm3.145 kelime
- 17 16.Bölüm3.566 kelime
- 18 17.Bölüm2.332 kelime
- 19 18.Bölüm2.730 kelime
- 20 19.Bölüm3.336 kelime
- 21 20.Bölüm5.179 kelime
- 22 21.Bölüm3.847 kelime
- 23 22.Bölüm5.182 kelime
- 24 23. Bölüm3.680 kelime
- 25 24. Bölüm2.092 kelime
- 26 25.Bölüm4.498 kelime
- 27 26.Bölüm6.752 kelime
- 28 27.Bölüm4.776 kelime
- 29 28.Bölüm5.774 kelime
- 30 29.Bölüm14.439 kelime
- 31 30. Bölüm Part-113.610 kelime
- 32 30. Bölüm Part-216.456 kelime
- 33 30. Bölüm Part-312.832 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Çalan alarmıma saydırarak zar zor yataktan kalktım. Dünün yorgunluğundan olsa gerek yataktan asla çıkamıyordum.
Terliklerimi giyip, süründüre süründüre banyoya gidip elimi yüzümü yıkayıp dişlerimi fırçaladım. Banyodan çıkıp mutfağa kahvaltı yapmak için girdiğimde gördüğüm yüz olduğum yere çakılmama sebep oldu.
Yağız'ın burada ne işi vardı?
"Senin ne işin var burada be?"
Annemin hayret içinde ağızı açılırken, ben Yağız'a dik dik bakarak sorumun cevabını bekliyordum.
"Kızım, misafire denir mi hiç öyle şey? Sen uyanamamışsın belli ki hâlâ, git elini yüzün yıka gel."
Bakışlarımı anneme çevirip kaşlarım çatık bir şekilde başımı iki yana salladım. "Yo anne, ben gayet uyanığım. Fakat müstakbel damadın uyanamamış olacak ki bize gelip benden dayak yiyerek uyanmayı tercih etmiş."
Yağız üzülmüş gibi dudağını büzüp başını yana eğdi. "Görüyorsun değil mi anneciğim? Az önce sana bahsettiğim gibi kızın bir psikopat. Beni dövüp duruyor. En iyisi yatıralım biz bunu."
Gülümseyerek, gözleriyle adeta okşayarak Yağız'ı dinleyen annem bana dönüp sanki öldürecekmiş gibi bakmaya başladı.
"Tövbeestağfurullah, anne bu nasıl bakış? Gözünü seveyim çek şu gözlerini üstümden."
"Kızım sen benim damadımı mı dövüyorsun?"
"Anne ne damadı henüz evlenmedik"
"Takıldığın konu bu mu gerçekten? Damadımı dövmen normal ama benim ona damadım demem absürt yani, öyle mi kızım?"
Başımı salladım.
"Asena! Almayım seni ayağımın altına. Geç sofraya yap kahvaltını."
Alınmış gibi bir ses tonu takındım. "Aşk olsun anne. Cennet annelerin ayakları altındadır. Ben cennete gitmeyim mi annecim?"
Annem bana gülümseyip hafif gözlerini kıstı. "Terlik yiyerek cennete gitmeye ne dersin anneciğim?"
Benim anında suratım asılırken bir saattir hüpleterek çay içen Yağız hafif sesli bir şekilde güldü.
İşaret parmağımı Yağız'a yönelttim. "Sen de gülüp durma, yolarım her gün 2 saat boyunca yaptırdığın o saçlarını."
Ben sandalyeye otururken Yağız anneme duygu sömürüsü yapmakla meşguldü. Zeytine çatal batırırken Yağız ile annem bambaşka konulara geçiş yapmıştı.
Çayımı hüpletirken annem beni uyardı. "Asena! Şu çayı hüpletip durma kızım!"
Kaşlarımı çatıp hemen savunma moduna geçtim. "E Yağız yapınca bir şey demiyorsun anne. Öz kızın yapınca mı batıyor sana anne. Tamam anne öyle olsun. Artık Yağız'la yengemin dedikodusunu yaparsınız." dedim ve küsmüş gibi başımı yana çevirdim.
Yağız bardağını bırakırken rahat bi şekilde "Biz onu konuşalı çok oluyor." dedi.
Bu sefer gerçekten şok içinde anneme baktım. "Anne bu sefer gerçekten yazıklar olsun. Gidiyorum ben." deyip odama gittim.
Gidecek başka yerim yok.
Hüğ
Ya ben kalktım, atar gider yaptım falan ama ben açım ya.
El mecbur gideceğiz bakalım. Ama biraz bekleyeyim bari trip attığımı anlasınlar.
Sürenin geçmesini beklerken mutfaktan bir ses geldi. "ASENA BURAYA GEL KIRMAYIM SENİN O BACAKLARINI!"
Canım anam ya ne güzel kızını düşünüyor.
"ASENA GEL DEDİM DAMADIMA AYIP EDİYORSUN"
Ay ama çüş artık.
Bence artık sen üvey evlatsın, baksana annen Yağız'a nasıl önem veriyor
Doğru diyorsun kız iç ses. Benim anam sanki Yağız'ın anasıymış gibi davranıyor.
İç sesimin de gazına gelerek bir hışımla kapıyı açıp hızlı hızlı mutfağa ilerledim.
"Yazıklar olsun anne. Senin çocuğun o mu ben mi belli değil. Ben seni artık tanıyamıyorum anne ya. Odaya gidiyorum belki hatanı anlarsın da özür dilersin diye, sen gel buraya damadıma ayıp diyorsun. Tamam anne anladım ben seni. Sen benden çok damadını seviyorsun tamam ama bari biraz rol yap da belli olmasın."
Annem umursamaz bir şekilde konuştu. "Yoo olsun niye olmasın?"
Ben ağzım açık bir şekilde anneme bakarken Yağız bana kahkaha atıyordu.
Tam yine odama gidecektim ki aç olduğumu hatırladım. Aynı memnuniyetsizliğimi koruyarak masaya usulca oturdum. Az önce masada bıraktığım çayımdan bir yudum aldım.
Allah kahretmesin soğumuş ya.
Neyse şuanki imajımı bozamam. Çaktırmadan soğuk çayımı içerken annem kalktı ve bardağımı aldı. "Soğumuştur o şimdi. Soğuk soğuk içilmez o." dedi ve bana yeni çay koydu.
AY
Şapşik ya
Kesin bana aşık
Ay canım anam ya
Yeni koyulmuş sıcak çayımı içerken ve Yağız ile birbirimize öldürücü bakışlar atarken kahvaltımız yengemin dedikodusunu yapa yapa bitti.
Annem "Hadi hazırlan. Bak Yağız sırf seni almak için sabahın bu saatinde ta nerelerden geldi." dediğinde anneme yandan bir bakış attım.
"Anne Yağız uzakta oturmuyor ki."
Nerede oturduğuna dair en ufak bir fikrim yok. Ama Yağız şuan yanımızda değildi. Yani onu anneme düşman etmek için en doğru zamandı.
"Ay yalan söyleme Asena. Çocuğu kıskanıyon tamam bari ama onun günahını alma be yavrum."
Ay doğru. Ben böyle yaparak onu günahını alıyorum dimi. Ay onun günahı da çoktur şimdi.
Bir saniye.
Annem az önce tam olarak beni evlatlıktan reddettiğini açıkladı.
"Ay anne gerçekten ciddi olmazsın yaa. Anne hatırlatırım karşında öz kızın var senin. Öz bak. Sen doğurdun. 9 ay karnında taşıdın sen beni."
Annemin kaşları çatıldı. Geldi kafamı okşamaya başladı. Merhametle bakıyordu. Canım anam galiba anladı bu sefer.
"Ah yavrumm. Kime çektin sen böyle. Halana mı? Kafanı bir yere mi çarptın annecim? Ne oldu sana böyle?"
Ben yanlış mı anladım yoksa annem bana az önce beyinsiz muamelesi mi yaptı?
Annemin elini çektim. "Tamam, yeter bu kadar. Daha fazla sabredemeyeceğim. Gidiyorum ben."
Ben hızla odama giderken annem arkamdan kahkaha attı. "Seni seviyorum birtanem" diye de seslenmeyi ihmal etmedi.
Evin tek çocuğu olduğum için annem bana oldum olası birtanem diye seslenirdi.
Aslında normalde annem ile babamın çocuğu olamıyormuş. Ancak 5%'lik ihtimal gerçekleşerek ben olmuşum. Annem ona bu yönden benzememem için her zaman dua etmiştir.
Açık konuşmak gerekirse çocuğum olsun isterim. 2 tane. Hatta ikiz olsunlar. Biri kız biri erkek.
İnşallah annem gibi değilimdir. İnşallah.
***
Hazırlandıktan sonra motorumun anahtarını da çantama atıp odamdan çıktım. Üstüme beyaz bir gömlek giydim. Altıma da siyah bir pantolon giydikten sonra gömleğimi içine geçirdim. Saçımı yarısından toplayıp topuz yapmıştım. Her zaman yaptığım makyajı da unutmadım elbette. Keşke "doğal güzeller" gibi olsaydım da her sabah bununla uğraşmasaydım.
"Ben çıkıyorum" diye anneme seslendikten sonra arkamda bir an da Yağız belirdi. "Ay bismillah. Nereden çıktın sen be!"
"Seni ben bırakıcam. Hadi gidelim." dedi kapıyı açıp ayakkabısını giymeye başladı.
"Oldu paşam. Yanında lokum da ister misiniz?"
Çek çeki yerine bırakırken "Ben yalnız seni isterim" dedi ve göz kırptı.
ÇÜŞŞŞŞŞŞŞŞ
Anında gözlerim büyürken Yağız o zengin kahkasını attı.
"Salak mısın annem içerde."
Kaşlarını çatıp başını hafif yana eğdi. "Alınıyorum ama"
Ayakkabımı giymeyi bıraktım ve kaşlarımı kaldırıp ona baktım. "Ay öyle mii?" dedim endişeli bir ses ile. Başını salladı. "Lütfen alınmaya devam et." dedim ve kaşlarımı indirip ayakkabımı giymeye devam ettim.
Ben ayakkabımı giyince beraber aşağı indik. Ben kaskımı takarken o da kapısını açıp binmemi bekliyordu. "Hiç boşuna bekleme, binmeyeceğim bugün o arabaya."
Kapıyı açık bırakıp yanıma geldi. Kollarını önünde birleştirip "yakışıklı" olduğunu düşündüğü o sesiyle konuşmaya başladı. "Niye?"
Bu ses mi yakışıklı değil Asena? Uğruna ölürüm. Dirilip tekrar ölürüm. Öyle bir ses.
Abartma iç ses.
Abartma mı? Asena inat yapıcam diye çapılacaksın.
Tamam belki biraz.
Üff. Sana laf anlatana kadar gider eşeğe 10 dil öğretirim.
Eşeğin benden daha zeki olduğunu mu ima ediyorsun sen şimdi?
Şüphen mi vardı?
Yağız elini gözümün önünde şıklatınca ona baktım. Aklıma gelen fikir ile gülümsedim.
"Var mısın ofise kadar yarışalım. Kazanan kaybedeni ertesi gün işe götürür."
Dudağının kenarı kıvrıldı. "İstanbul gibi bir şehirde yarışabileceğimizi sanmıyorum."
Motoruma bindim. "Bildiğim başka bir yol var. Orası boş oluyor çoğunlukla. Beni oraya kadar takip et." dedim motoru çalıştırdım.
Yüzündeki o gülümseme hala dururken kapısını kapatıp işaret parmağıyla beni işaret etti. "Bu tavrını çok beğendim. Böyle devam et." dedi ve arabaya bindi.
Arabasının yanına gittim. "Sen kimsin ki benim tavırlarımı beğeniyorsun köpek! İstediğim gibi davranırım sana ne oluyor?"
Derin bir nefes verdi. "1. Ağzını topla. 2. KOCAN olarak."
Gözlerimi kıstım. "Sahte" dedim başımı hafif sallayarak. "Sahte kocamsın. Hiçbir zaman da gerçek kocam olmayacaksın Yağız Demir. Boşa hayaller kurma." dedim ve gitmeye başladım.
Bahsettiğim o yola geldiğimizde gülümsedim.
"Görelim bakalım Yağız Demir. Bu tavrımı da beğenecek misin?"
Ona baktım. "Merak etme. Hız korkun olduğunu biliyorum. Zorlamam seni."
"Sen öyle san bücür."
O gaza basmaya başladığında ben de direkt gaza yüklendim.
Hayret. Bu kadar hızlı gitmesini beklemiyordum.
Yağız biraz daha hızlanıp önüme geçtiğinde ufak bir kahkaha attım. "Unuttuğun bir şey var Yağız. Ben Asena Keskin. Yenilmeyi hiç sevmem."
Yarış şimdi başlıyooorr.
Gaza bastığım gibi Yağız'ı geçmem 3 saniyeyi bulmadı. Aramızda açık ara bir fark oluştu.
Yağız'da hırslanmış olacak ki biraz daha hızlandı.
Araba yanımda olunca beni duyabileceği şekilde bağırdım. "Beni geçemeyeceksin Yağız Demir. Kabullen bunu."
"Sen öyle san" dedi.
Bana
Sen öyle san
Dedi
DKJODHFFJAJDOPAWOEEPFPJEWOIE3IJRIJ4I
Ay hiç güleceğim yoktu.
"Yenilgiye hazılansan iyi olur." dedikten sonra daha da hızlandım. Aramızda açık ara bir fark oluşmuştu. İş yerine yaklaştığımızda arkama baktım. Yağız yenildiğini fark ettiği için suratı asıp arabayı yavaşlatmıştı.
Kazandığım için ara gaz verdim ve kahkaha atmayı da unutmadım.
Hız travması olduğu için yenildiğinin farkındasındır umarım. Yoksa o arabayla kazanmamız imkansızdı.
Biliyorum. Ama yenilmek huyum değildir biliyorsun. Artık böyle yarışlar yapa yapa atlatır travmasını.
Var mısın iddiaasına?
Sağ ol kalsın canım. Kaybetmekten nefret ederim biliyorsun.
Kaybedeceğinin farkındasın yani.
Hayır biz aynı kişiyiz. Yapabileceğinin farkındayım. Ve ondan bağımsız kaybetmekten nefret ederim. Çünkü ben senim.
Doğru. mantıklı konuşmayı keser misin kendimi salak gibi hissediyorum.
Salaksın çünkü.
Ayıb
Ofisin otoparkına geldiğimizde kaskımı çıkartırken Yağız arabadan iniyordu.
Hemen Yağız'ın yanına gidip elimi mikrofon yaptım. "Yağız Bey. Yenilmek nasıl bir duygu biraz anlatır mısınız? Hiç alışık olmadığımız bir şey de."
Beş karış suratla konuştu. "İğrenç" Sesi içine kaçmıştı garibimin.
"Peki neden kaybettiniz?"
"Eeee, arabamı yakıtı bitiyordu, yolda kalmamak için yavaşlamak zorunda kaldım."
"Yav he he. Ufak atta civcivler yesin. Senin arabanın her şeyi biter de benzini bitmez. 2 günde bir fullüyorsun sence nasıl bitsin?" Ben konuşurken bir yandan da ofise doğru gitmeye başlamıştık.
O dediğime gülerken biz asansöre binmiştik. Asansörde Yağız saçma sapan espiriler yapıyordu. Bu adam hiç böyle biri değildi, ne oldu da bir an da böyle oldu ki?
Biz asansörden gülüşerek çıkarken kafamı kaldırdığımda neredeyse katta ki bütün herkesin bize baktığını gördüm.
Derin bir nefes verdim. Yağız, iki kez omzuma hafifçe vurdu. "Sana kolay gelsin." dedi ve kendi odasına doğru gitti.
Masama geçerken bana bakanlara garipser bir şekilde baktım. "Niye bakıyorsunuz arkadaşlar? Hiç mi patronuyla iyi geçinen biri görmediniz?"
Selen anlayamamış gibi baktı. "Evleneceğinizi biliyoruz Asena. Sadece Yağız Bey'i nasıl güldürebildiğini merak ettik. Malum, hiç gülmüyor."
İyi de Yağız benim yanımdayken hep gülüyor ki. Asla aman aman ciddi olduğu bir an hatırlamıyorum.
Çünkü seni seviyor.
Öğhh bee
Abartmasan mı?
"Ay yok be. O neyime gülecek. Kendi yaptığı espiriye gülüyordu."
Ay ne olur espiriyi ben söyleyim. Nolur nolur nolur.
İyi, söyle madem.
İlk başta Asena'ya en güzel yemeği hangi ceren yapar diye sordu. Asena da onu kıskandırmaya çalışıyor sandı. Kıskandı ya. Tavırlı bir şekilde hangi Cerenmiş o diye sordu.
Ne kıskanması saçmalama.
Ayhh Asenaa. NEYSE. Yağız'da diyor ki tenceren JDNFRJFOI3REOWKDPO3RJIEIEJIFHNLS
"ASENA!"
Selen seslenince ona döndüm. "Heh efendim."
Şaşkın bir ifade ile sordu. "Yağız Bey gerçekten espiri mi yaptı?"
Masaya otururken yüzümde düz bir ifade vardı. "Hıı ne demezsin." Burnumdan güldüm. "Cerenler ile baya bir dalga geçti" dedim ve bilgisayarımı açtım.
Ofiste olan Ceren diye bir kız kendine denildi sanıp ağlamaya başladı.
Salak.
Bu sefer haklısın bak.
Ofis telefonundan Hatice Abla'yı arayıp ondan kahve istedikten sonra çalışmaya başladım.
***
Biz çalışırken Yağız Bey sürekli odasından çıkıyor, toplantılara gidip duruyordu.
Yağız Bey'in yoğunluk şaqqa mı?
Sıra bizim toplantımıza geldi.
Toplantıda şu benim bulduğum ancak duraklatmak zorunda kaldığımız reklam projesine devam edeceğimizi kararlaştırdık.
Veeeeeeeeeeee asıl bombaaa
YENİ BİR ORTAĞIMIZ OLDUUUU
Yani olmuş. Hatta 1 saat içinde burada olacakmış.
Ay valla merak ediyom hee
Sen onu birde bana sor.
Biz yine ve yine masalarımıza geçmiş çalışırken Yağız Bey yine odasından çıktı. Ancak bu sefer hızlı hızlı asansöre gitmedi. O yavaş adımlarla ilerlerken, hepimiz o tarafa döndük ve bilin bakalım kim geldi?
Yeni ortağımızzzz
Yalnız, hatun da fena değilmiş hee
Selen, adeta adamın ırzına göz dikmişçesine adama bakarken, adını henüz bilmediğimiz ortağımız ise bize selam verip Yağız Bey ile Yağız Bey'in odasına gittiler.
Adamın görünüşünden beri, efendi biri.
Yağız adam gibi gözüktü de ne oldu?
Sistem sıra ondayken hata vermiş
Herneyse. Ben işime döneyim en iyisi.
***
Bir süre çalıştıktan sonra öğle molası gelince tam çantamı alıp çıkıyordum ki Yağız Bey bir an da arkamda belirdi.
"Yağız Bey sizin bana gareziniz mi var? Sabahtan beri bir an da arkamda beliriyorsunuz ödüm kopuyor ya."
Kollarını önünde birleştirdikten sonra ağırlığını sol ayağına verip sağ bacağını da sol bacağının önüne attı. Sakin bir ses tonuyla sırıtarak konuşmaya başladı. "Hmm, demek öyle."
Anında gözlerim büyüdü. "Yağız Bey iyi misiniz, ne yapıyorsunuz Allah aşkına?"
Yağız Bey 32 diş sırıtırken kollarını iki yana bırakıp üstüme gelmeye başladı.
Ay ne oluyor ayol?
Bende bir bilsem keşke
Ben geri giderken Yağız Bey belimden tutup kendine çekti.
Bunun da romantiklik yapacağı tuttu ofisin ortasında. Bu halini görmesem, bana deseler ki 'Yağız romantik bir insan' hem insan olduğuna, hem de romantik olduğuna inanmam. İnanmayı geçtim, ciddiye bile almam kahkaha atarım öyle bir şey.
Al benden de o kadar iç ses.
Yağız'ın eli hala belimdeyken ben hiçbir şey yapmadan ona bakıyordum.
"Gözlerin," dedi. "Gözlerin çok güzel Asena."
AĞAĞAĞAĞĞAĞĞAĞA
Ben etrafa kaçamak bakışlar atarken Yağız çenemi tutup ona bakmamı sağladı. "Akşam yeni ortağımızla yemeğe çıkacağız. Tanışma amaçlı. Yanımda sende olacaksın. İş çıkışından sonra eve gidince hazırlan. Hazır olunca beni ara seni almaya geleceğim."
Kaşlarım çatıldı. "Asistanının yanında olması gerekmiyor muydu?"
Başını hafifçe iki yana salladı. "Yok, arkadaş olarak diyeyim. Sende nişanlım olarak yanımda bulunacaksın."
Ellerimle yakasını düzelttim. "Hmm, tamam. Saat kaçta?"
Sırıttı. "8'de orada olmamız gerek."
"Tamam. Peki nasıl bir şey giymem gerek? Yani lüks bir yere mi gidiyoruz?"
Sol gözünü bir şey hesaplar gibi hafifçe kıstı ve başını hafif yana eğdi. "Yani, öyle de denebilir."
"İyi de benim öyle bir elbisem pek yokki." dedim geri çekilerek.
Rahatlıkla konuştu. "Hallederiz. İşten biraz erken çıkarız, sana elbise alır öyle gideriz."
Kaşlarımı çattım. "Sen niye sürekli benim peşimdesin? Ben alırım elbisemi. Hem sana da sürpriz olur."
"Peki öyle olsun. Genel işlerini hallettikten sonra bana haber verip çıkabilirsin."
"Tamam Yağız Bey. Şimdi müsaadenizle." dedim ve bir şeyler yemek için ofisin yakınında bulunan kafeteryaya gitmek üzere yanından hemen ayrıldım.
***
Öğle molası bitince ofise gelip tekrardan çalışmaya başlamıştım. Şimdi ise pür dikkat işimle ilgileniyordum. Reklamın senaryosuyla ilgili düzenlemeler yapıyordum.
Asena hatırlatırım dışarıda işimiz var erken çıkman gerek.
Ayyy doğruu.
Gideyim de Yağız beyciğimize haber vereyim baaaari.
Odasının kapısının önüne geldiğimde kapıyı tıklatıp "Gel" sesini duyunca içeri geçtim.
"Yağız Bey. Ben çıkıyorum. Haber ver dediğiniz için gelmiştim."
Gözünü bilgisayardan ayırmazken başını salladı. "Tamam çıkabilirsin. Reklam senaryosunu düzenlemeyi bitirdin ama öyle değil mi?"
Hızlıca başımı salladım. "Evet evet, bitti. Daha doğrusu bitti sayılır. Çok az bir yer kaldı ama onu yarın kısa sürede hallederim. Şimdi yapayım diyeceğim çıkmam gerek yetişemem çünkü."
Gözlerini bana ciddi ciddi dikince bir adım geriye gittim. Korktuğumdan değil, bu adamın sağ solu belli olmuyor. Bir anda üzerime gelirse hemen kaçabileyim diye.
"Tamam çıkabilirsin. Ama düzenlemeyi yarın mutlaka bitir."
Bir şey demeden odadan çıktım. Çantamı toplayıp kaskımla beraber ofisten ayrıldım. Tabii ki de ofistekilerin bakışlarından kaçamadım ama ne yapayım patronun nişanlısı isem? Benim suçum mu? O an siz o odada bulunsaydınız siz olurdunuz nişanlısı. Allah Allah.
Asena sen kiminle tartışıyorsun?
Kimseyle tartıştığım yok iç ses. Sadece ofistekilerin bakışları çok rahatsız ediyor.
Ay lütfen biraz çözüm odaklı ol. Söyle kocana kovsun hepsini.
Ay saçmalama iç ses. Bu nasıl çözüm Allah aşkına ya? Ayrıca ne kocası?
Kökten çözüm. Ve lütfen çalıştır kafanı kızım. Senin kocan şuan önünde durduğun kocaman şirketin patronu ayol. Birkaç yıla babası geberince sahibi de olacak. Ayol kocanın kıymetini bil. Kolay kolay kimseye denk gelmez böylesi. Dünyada kaç kişinin şirket patronu kocası var Asena? Sahte falan ama çalıştır kafanı kızım. Kullan bu fırsatlarını.
Bu saçma sapan önerin için teşekkür ederim iç ses ama kalsın. Bu salak bir de bana bunun lafını yapar.
Asıl salak sensin ama neyse, susuyorum ben.
Böyle bir iyiliğin için teşekkür ederim.
Motoruma binince direkt ofisten ayrıldım. Yoksa burada daha fazla oyalanırsam Yağız beni pijamalarımla evden sürüye sürüye çıkarmak zorunda kalacak.
***
Bir mağazaya geldim ama buradakiler çok açık ya.
Yanımdan bir çalışan geçince hemen ona seslendim. "Pardon, bakar mısınız?"
Kadın güler yüzüyle bana bakınca konuşmaya devam ettim. "Ya ben mağazanızda biraz gezdim çok güzel elbiseleriniz var ama bunlar çok açık. Bana önerebileceğiniz, çok da açık olmayan, sade bir elbise var mı?"
Kadın beni dinledikten sonra mağazaya biraz göz attı. "Evet tabii ki de. Size çok yakışacağını düşündüğüm bir elbise var. Tam da sizin aradığınız gibi çok açık olmayan, sade bir elbise. Gelin size o elbiseyi göstereyim."
Ben heyecanla gülümserken başımı salladım hemen. Kadın gitmeye başlayınca bende peşine takıldım. Kadın bana döndü. "İsterseniz siz burada bekleyin, ben size elbiseyi getiririm." "Tamam teşekkür ederim" dedim.
Aptal Asena. Aç köpek gibi kadının peşine takılınır mı? Azıcık sengin gibi davran.
Bu sefer haklısın iç ses.
Canım ben her zaman haklıyım.
Şuan seninle tartışmaya giremeyeceğim.
Ben usulca kadını beklerken çok geçmeden yanıma bir elbise ile geldi. Elbiseyi alıp kabine denemek üzere gittim ve hemen giyindim.
Elbise üstüme tam oturan, kare yakası olan, omuzlarımda çok kalın olmayan bir askısı bulunan kırmızı saten bir elbiseydi. Ayak bileklerime kadar iniyordu ve derin bir yırtmaçı vardı.
Kabinden çıkınca bana elbiseyi getiren kadına döndüm. "Sizce nasıl oldu?"
Kadın mücevher bulmuş gibi bana bakıyordu. "Size çok yakıştı. Özellikle fiziğiniz mükemmel olduğu için elbise üstünüze çok güzel oldu."
Sen onu bir de Emine cadısına sor.
Gülümsedim. "Tamam o zaman, ben bunu alıyorum."
Elbiseyi satın aldıktan sonra stiletto bir ayakkabı ile siyah düz bir çanta aldım.
Eve geldiğimde aldıklarımı odama bırakıp bir şeyler atıştırdım. Çayımı içerken aklıma gelen şey ile salata yapan anneme döndüm.
"Anne. Sen niye benim o çok sevdiğim tişörtü toz bezi yaptın? Ben onu çok seviyordum aramızda özel bir bağ vardı. Bir baktım Birce'nin elinde toz bezi olmuş."
Annem bana döndü. "Kızım sen salak mısın? Ben o tişörtü sen 14 yaşındayken pazardan aldım. Büyük olduğu için seneye giyersin dedim. Sen inat ettin giyicem diye. Hep onu giydin durdun. Hala da giymeye devam ediyordun. Bende dedim artık yeter. Toz bezi bile olmazdı ondan da evde başka bir şey bulamadım."
Haklı sanırım
Sanırım.
Annen onu mantıklı bulduğumu anlamış olacak ki önüne döndü. Bende çayım bitince hazırlanmak için odama geçtim.
İlk makyajla başladım. Ten makyajımı tamamladıktan sonra hafif bir göz makyajı yaptım. Kırmızı bir ruj sürdükten sonra saçımı yapmaya başladım. Ensemde sıkı bir topuz yaptıktan sonra elbisemi giydim. Ayakkabımı giyip parfümümü sıktım.
Çantamı hazırladıktan sonra ayakkabımı da giyinip odadan çıktım. Ev ahalisine göstermek için salona gittim ancak herkes kendi işindeydi.
Babam her zamanki tekli koltuğunda göbeğinin üstünde Bihter ile Facebook'ta gezinirken annem yemek programına bakıyordu.
Oğuz ise sırıtarak Aslı ile konuşuyordu. Beni fark eden tek kişi Birce'ydi.
"Taş mısın kızım?" o konuşunca herkesin bakışları bana yöneldi. Bihter dahil.
Birce ayağa kalktı ve elimden tutup etrafımda dönmemi sağladı. "Bu ne güzeliktir mübarek. Nereye böyle? Bu güzelik kimin için?"
Herkes benden cevap beklerken ben yanıma gelen Bihter'i seviyordum. "Yeni ortağımız ile Yağız yemeğe çıkacağımızı söyledi. Tanışmak maksatlı."
Birce alaycı bir ses tonuyla konuştu. "Yeni ortağınız yakışıklı mı bari?" dedi göz kırparak.
Gülümsedim. "Tam senlik biliyor musun?"
Kaşlarını 'Öyle mi?' der gibi kaldırdı. "Merak ettim he. Neyse. Görüşürüz illaki."
Tam konuşacakken Yağız beni aradı. "Benim gitmem lazım. Görüşürüzzz." dedim ve evden çıktım.
Binadan çıkınca Yağız'ı arabasına yaslanmış beni beklerken gördüm. Bana baktığında gözleri ışıldar gibi oldu. Ben yavaş adımlarla ilerlerken o ise bana hayranlıkla bakıyordu. Yanına geldiğimde eğilip elimden tuttu ve elimi öptü. "Çok güzel olmuşsun bal"
Kaşlarım çatıldı. "Bal mı? Sen iyi misin? Kafana o saçma sapan zengin tablolarınızdan mı düştü yoksa?"
O da ne yaptığını fark edince dikleşti. Ceketini düzeltti ve bana kapıyı açtı. Teşekkür edip arabaya bindiğimde kapımı kapayıp hemen kendi koltuğuna geçti.
O kemerini takıp arabayı çalıştırırken aklıma gelen soru ile ona döndüm. "Yağız senin özel şoförün yok mu niye hep arabayı sen kullanıyorsun?"
Önüne bakarken anlatmaya başladı. "Gün boyunca insanlar tarafından hep üstün tutuluyorum, onlar için apayrı biri gibi muamele görüyorum." dedi.
"Ayrı birisin zaten. Patronsun sen Yağız. İnsanların sana askerlik arkadaşı gibi davranmasını bekleyemezsin. Hadi diyelim bekliyorsun. Bana saygılı davranacaksınız şöyle yapacaksınız böyle konuşacaksınız diye emirler yağdıran babam değildi Yağız."
Bana çok kısa süreliğine mahçup bir ifadeyle baktı. "Doğru, ben öyle diyorum değil mi?"
Başımı salladım. "Yağız, sen o diğer kişilerden farklı bir konumda olduğun için, onlardan "ofis" ortamında daha üst rütbede olduğun için insanlar sana senin o istediğin gözle bakmıyorlar. Sen ne diyorsan o şekilde sana davranıyorlar, o gözle sana bakıyorlar. O insanlar senin ağzından çıkacak 2 lafa bakıyor Yağız. Kimse gerçek seni anlamak için gayret etmez. Çünkü sen onların hayatında öyle bir yerde değilsin. Sen onlar için sadece katı bir patronsun. Bir insan sevdikleri varken niye kaskatı bir patronunun yüreğinden geçeni merak etsin ki?"
Kırmızı ışık yanınca durdu,derin bir nefes verdi ve gözlerini ovdu. "Haklısın haklısın. Tamamen benim hatam."
Elimi omzuna koydum."Ben senin yüreğinden geçeni çok merak ediyorum Yağız."
O bana şaşkınlıkla bakarken yeşil ışık yandığı için devam etmek zorunda kaldı. Ona baktığımda ise gülümsediğini görebiliyordum.
"Ee, bunun senin özel şoförünün olmasıyla alakası ne?"
İki romantiklik yapsan ölürsün değil mi?
Kesinlikle.
"Gün boyu el üstünde tutulduğumdan dolayı eve giderken bile kendimi ayrı biri gibi hissetmek istemiyorum. Arabayı tek başıma kulanabilmek beni normal biri gibi hissettiriyor."
Ne dertler var
"Sen zaten normal bir insnasın Yağız. Sadece zenginsin. Bu seni sıradışı bir insan yapmaz. He öyle hissediyorsan o tamamen senin sorunun. Etrafındaki insanların sana davranış şekli senin onlara nasıl davradığını gösterir Yağız. Mesela bugün biz gülerek ofise girdiğimiz için herkes hayretle sana bakıyordu. Espiri yaptı deyince bile insanlar şaşkınlığını gizleyemedi. Sence hâl böyleyken senin sıradışı biri gibi hissetmen normal değil mi? Seni sıradışı yapan onlar değil, sensin."
"Asena ben zaten öyle biriyim. Espiri yapmam, yeğenim ile birlikte olduğum süreler dışında fazla gülmem. Hayatsız gibiyim. Daha doğrusu o kazadan sonra böyle oldum. Ama şimdi her şey değişti." Bana baktı. "Senin gibi biri hayatıma girdi. Gerçekten adam akıllı 1 dakika ciddi dur desem duramazsın. Çok ciddiyetsiz birisin. İnsan senin yanındayken nasıl ciddi kalsın? Bir yerden sonra insanın sinirleri bozuluyor gülmeye başlıyor. Beni de iyice kendine benzettin." durunca bana döndü. "Ya ben sırf seninle girdiğim iddiaa yüzünden gelinlik giydim. Bunun üstü gelmez Asena."
Bunu duyunca kahkaha attım. "Ay fotoğrafların hala duruyor açıp açıp bakıyorum." dedikten sonra gülmeye devam ettim. Ben güldüğüm için Yağız'da gülüyordu.
Sakinleşince çantamdan rujumu çıkarırken konuştum. "Bunu bir iltifat olarak alıyorum tatlım sağ ol." dedim ve rujumu tazeledim. Akşam yemeğine gidiyoruz kırmızı ruj ne ya?
Ayol zenginler her gün bunu çekiyor. Evde film izlerken bile. Yat kalk şükret şu haline.
Evlendiğimizde onlara benzeyeceğim diye ne kadar çok korkuyorum bilemezsin.
Tabikii de biliyorum ben senim
Doğru.
Bir kere haksız olsam şaşarım.
Bu ego ner'den?
Senden hayatım.
Nihayet restoranta geldiğimizde Yağız kapımı açtı ve nazikçe inmeme yardım etti. Yardım etmeseydi öküzden iner gibi inerdim şakasız.
Masamıza giderken yeni ortağımızın çoktan geldiğini gördüm.
Yanına gittiğimizde ilk Yağız onunla selamlaştı. Ardından bende yüzüme o gülümsemeyi yerleştirip elimi uzattım. "Merhaba, Asena ben. Asena Keskin."
Elimi sıktı. "Tanıştığıma çok memnun oldum. Bende Kürşat Aktaş."
Ben oturmak için hareketlendiğimde Yağız sandalyemi çekti.
Bir oyun falan ama bir güzel bir güzel. Keşke gerçek olsa.
Neyden bahsediyorsun iç ses?
Evliliğinizden. Düşünsene, Yağız ile birbirinize çok aşık olup evleniyorsunuz ve Yağız sana sürekli böyle davranıyor. El bebek gül bebek yaşıyorsunuz beraber. Hatta şey. Emine cadısının mezarına braber okuyorsunuz.
Oradada keman çaldırırlar falan JENDEQŞEKĞKOJFŞEMND
JDNFJLWEDKLEWJDJEFKM
Mükemmel bir akşam yemeğinin ardından artık ayrılma vakti gelmişti. Ve çok önemli bir şey öğrendim.
Bekardı.
Kızım senin başın bağlı aloo
Salak mısın iç ses kendime değil, Birce için diyorum ben.
Ay ikinizde zengin eltiler olacaksınız ayayayayya
İç ses sana iyi bir haberim var: Ben Yağız ile gerçekten evlenmiyorum.
Ay ben nerelere bayılammm
Restoranttan ayrıldıktan sonra Yağız ile arabaya bindik. Yağız arabayı çalıştırmadan öylece duruyordu.
Ona döndüm. "Yağız ne duruyorsun çalıştırsana arabayı."
Gülümsedi. "Diyorum ki biraz beraber vakit mi geçirsek? Beraber sahile ineriz, sana pamuk şeker alırım. Ne dersin?"
Gülümsedim. Gözlerimi kısıp ona baktım. "Beni her geçen gün daha fazla şaşırtıyorsun Yağız Demir."
Kontağı çalıştırırken bana baktı. "Spontane gelişen şeyleri severim Bal. Sen gibi."
***
Yağız gerçekten dediğini yapmış bana pamuk şeker almıştı. Açık konuşmak gerekirse bu teklifi kabul etmemde ki en büyük neden pamuk şekeriydi. Almasaydı burnundan getirirdim.
Şuan da ise sahilde bir bankta oturuyorduk. Ve birazcık içmiş olabiliriz.
Birazcık dediğine bakmayın, az kalsın topuklu ayakkabısını Yağız'ın gözüne sokuyordu.
Abartma iç ses. Sadece ayakkabılar ayağımı ağrıttığı için çıkarmaya çalışmıştım o kadar.
Dipnot: Yağız'ın kafası morardı
"Böyle boş boş oturacak mıyız?" dedim denizi izlerken. "Ne yapalım istersin?" dedi.
Gülümsedim. Hehehehehehehe. İtlik yapacağum.
Ay hayır.
Evet.
Allah sonumuzu hayır etsin.
Ayağa kalktım. "Hadi biraz yürüyüş yapalım."
Yağız ayağa kalktı ve biz yürümeye başladık. Elimi başıma koydum. "Ay başım dönüyor."
Yağız tam ne oldu diye soracakken kendimi bıraktım. Yağız beni yavaşça yere indirdi ve haffiçe yüzüme vurmaya başladı. "Yağız" dedim. Gözlerim hafif aralıktı.
Yağız paniklemiş bir şekilde bana bakıyordu. "Söyle, söyle güzelim."
"B-Ben,"
Yağız hala yanağıma vurmaya devam ediyor, bir taraftan da konuşmamı bekliyordu.
"B-Ben b-"
Yağız neredeyse ağlayacak hale gelmişti. Gözleri dolmuş, kızarmıştı. "Söyle artık ne olur."
Bir anda ayağa kalktım. "Ben bir kayınbabama yemek götürüp geliyom" dedim ve koca bir kahkaha attım.
Yağız yerde şok içinde bana bakıyordu. Yanına gidip yanağından tuttum. Gözleri kızardığı için çok çaresiz duruyordu garibim. "Oy ben sana kıyamam yaa" dedim ve sarıldım.
Ayrıldığımızda gözlerini sildi ve ayağa kalktı. "Ben sana gerçekten bir şey diyemiyorum artık Asena."
Elimi uzattım. "Aşk olsun sahte nişanlını kaldırmayacak mısın?"
Şüpheli bir şekilde bana baktı. En sonunda oflayarak elimi tuttu. "Gel Allah'ın cezası gel" Ben gülümseyerek onun elini tutarken Yağız bi anda beni kendine çekti ve kucağına aldı. "Ay, ne yapıyorsun be!"
"Madem bayılıyorsun bende seni taşırım o halde."
Ben ne kadar çırpınsam da Yağız'da tık yoktu. En son pes ettim ve başımı omzuna koydum. Uykum gelmişti.
Yağız hala yürümeye devam ederken benim yavaş yavaş gözlerim kapanıyordu. Duyduğum son şey ise "İyi uykular Bal" oldu.
***
Uzuuuuuuuuuuuuuuuuun bir aradan sonra merhabalar
Nabersinizzz
Valla bu bölümün bir kısmını 24 ocakta yazmışım kalanını ise 2 günde anca bitirdim.
Ama yazarken çok zevk aldım
Beğendiniz mi
Size 4000 küsür kelimelik bölüm yazdım beğenin artık
Normalde ben kitap yazmayı bırakmazdım ancak sınav senem olduğu için yazmaya pek vaktim olmuyordu. Sezon finali dememe rağmen bölüm isteyenler vardı. Olsun, canınız sağ olsun.
Yaz geleli çok oluyor ama ben anca yazabildim.
Neyse size artık sürekli bölüm atmayı düşünüyorum
Aslında çok güzel kurgularım var onları yazmak istiyorum ama şuan 2 kitabı aynı anda yönetemem maalesef
Neyse çok özür dilerim
Bu arada buradan sevgili okurumun doğum gününü kutluyorum
İyiki doğdun bir tanemm
Bu bölümü sana geç verilmiş bir hediye olarak almanı istiyorum
Ve bilmediğim diğer tüm okurlarımın doğum günlerini kutluyorum iyisi doğdunuz iyiki varsınızz
Ay sizi çok seviyom ya
Valla
İyisi varsınız
Neyse çok uzattım
Sizleri çok ama çok seviyorum
Bir sonraki bölümde görüşmek üzere
Kendinize çok ama çok iyi bakın
Öptümmm
Bölüm etkileşimi
