24. bölüm / 33
HAYIRDIR PATRON23. Bölüm
Bölümler 33Şu an: 23. Bölüm
- 1 Giriş573 kelime
- 2 1.Bölüm953 kelime
- 3 2.Bölüm1.235 kelime
- 4 3.Bölüm1.741 kelime
- 5 4.Bölüm2.188 kelime
- 6 5.Bölüm2.533 kelime
- 7 6.Bölüm1.865 kelime
- 8 7.Bölüm1.873 kelime
- 9 8.Bölüm1.229 kelime
- 10 9.Bölüm1.629 kelime
- 11 10.Bölüm1.974 kelime
- 12 11. Bölüm1.020 kelime
- 13 12.Bölüm1.059 kelime
- 14 13.Bölüm1.251 kelime
- 15 14.Bölüm4.297 kelime
- 16 15.Bölüm3.145 kelime
- 17 16.Bölüm3.566 kelime
- 18 17.Bölüm2.332 kelime
- 19 18.Bölüm2.730 kelime
- 20 19.Bölüm3.336 kelime
- 21 20.Bölüm5.179 kelime
- 22 21.Bölüm3.847 kelime
- 23 22.Bölüm5.182 kelime
- 24 23. Bölüm3.680 kelime · Okuduğun bölüm
- 25 24. Bölüm2.092 kelime
- 26 25.Bölüm4.498 kelime
- 27 26.Bölüm6.752 kelime
- 28 27.Bölüm4.776 kelime
- 29 28.Bölüm5.774 kelime
- 30 29.Bölüm14.439 kelime
- 31 30. Bölüm Part-113.610 kelime
- 32 30. Bölüm Part-216.456 kelime
- 33 30. Bölüm Part-312.832 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Akmalarına engel olamadığım gözyaşlarımı silip direkt dışarı çıktım. Hemen boşta olan taksiye binip eve gitmeye başladım.
Nasıl yapabildi bunu? Nasıl verdiği onca söze rağmen bunu bana yapabildi?
Ama salaklık bende. Ne diye inanıyorsam ona. Erkek işte. Yağız Demir.
Gözyaşlarım akmaya devam ediyor, önümü görmemi zorlaştırıyordu.
Niye ağlıyorum ben? Asla haketmeyen bir adam için ne diye bu yaşlar?
Dur artık, değmez bir adam için durun artık.
Artık ağlamamak için çabalamıyor, aksine hıçkıra hıçkıra ağlıyordum.
Taksici abi durumun vahim olduğunu fark edince aynadan bana baktı. "İyi misin kızım? Kim ne yaptı da üzdü seni bu kadar?"
Yutkundum. Yalnızca ağlıyor ve dışarı bakıyordum. "Aldatıldım." dedim kısaca. "Gözlerimin önünde aldatı beni."
Kırmızı ışıkta duran araba bile bana baktı. "Ah be kızım. Bir erkek için değer mi bu güzel yüzünü yaşlara boğmak? Bırak o ağlasın peşinden. O pişman olsun senin gibi birini kaybetti diye."
Bu sefer adama baktım. "Salaklık bende abi. Onun böyle biri olduğunu bilmeme rağmen kabul ettim o sahte sevgisini. Bir gün bunu yapacağının ihtimalini bile bile yine seviyorum seni dedim. Benim suçum. Bütün hata bende."
"Kızım sen daha gençsin. Gençken insan her şeye rağmen sırf ona olan aşkı için yok sayıyor bütün her şeyi. Aşk böyledir. Ayıpladığın şeylere rağmen sevmektir. Tüm ihtimalleri göze almaktır. Aşk cesarettir. Sen o cesareti gösterip sevmişsin. O ise bir korkak gibi becerememiş sevmeyi. Senin gibi biri için değişememiş. Yok sayamamış geçmişini. Sen suçlu değilsin kızım. Sen yapılabilecek en güzel şeyi yapmışsın. Bırak kendini suçlamayı. "
Yeşil ışık yanınca "Ayrıca sen ona ağlamıyorsun. Ona olan güvenin boşa çıktığı için güvenin, sevgin için ağlıyorsun kızım. " deyip ilerlemeye devam etti. Bense dışarıyı izleyerek sessizce ağlamaya devam ettim.
***
Kapıyı çaldığımda Oğuz hemen açmıştı. Benim akmış makyajımı, hâlâ dolu olan gözlerimi görünce hemen kaşlarını çattı. "Asena! Ne oldu sana? İyi misin? O lavuk mu üzdü seni diyeceğim o sen asla onun için ağlamazsın."
Bu dediği ile zaten dolu olan gözlerim daha da çok ağlamaya başladı. Oğuz direkt bana sarılırken ben omzunda hıçkıra hıçkıra ağlıyordum.
Biz hâlâ kapıda beklerken Birce gelmişti. Ben mekandan hızla ayrılırken o bana seslenmişti ama ona bakmayıp hemen taksiye binmiştim. Ona da ayıp ettim zaten.
Ben biraz olsun sakinleştikten sonra üçümüz de içeriye geçtik. Salonda otururken Oğuz ne olduğunu anlamaya çalışıyordu.
"Ne oldu, ne için ağlıyorsun bu kadar Asena? Lütfen söyleyin artık çıldırıcam. Delirdim şurada 10 dakikadır. Sakinleşmeni bekledim ama sakinleşecek gibi değilsin. Sürekli baştan başlıyoruz. Rica ediyorum söyle artık."
"Yağız," dedim dolu gözlerimle ona bakarken. Adını duyunca bile kuruyan gözlerim tekrardan doluyordu. Ben konuşmama devam edemeyince Birce tamamladı lafımı. "Asena'yı aldattı alçak herif."
Oğuz'un duyar duymaz gözleri büyümüş, kaşları sonuna kadar çatılmıştı. Öfkeyle soluklanırken elleriyle başını tutup oturduğu yerde sakinleşmeye çalışıyordu. Sinirden kıpkırmızı olmuş, nefes alış verişleri salonda yankılanmaya başlamıştı.
Bir anda ayağa kalktı ve gür sesiyle bağırmaya başladı. "Yok, olmuyor sakinleşemiyorum. Olmuyor Birce öfkeme engel olamıyorum."
Sinirle salonda volta atarken en sonda dayanamayıp evden fırladı. Birce ile birbirimize bakarken sertçe kapanan kapının sesiyle korkuyla gözlerimi kapattım. Olabilecekleri göz önünde bulundurunca ağlamamı bırakıp ben de evden fırladım. Birce'de benimle geliyordu.
Oğuz arabaya binip direkt gaza basınca ortada kaldık. Hemen yoldan geçen bir taksi çevirip peşinden gittik.
Oğuz mekana gittiğinde Yağız hâlâ oradaydı ve üstüne üstelik hâlâ o kadınla birlikte oturuyordu.
Oğuz Yağız'ı yakalarından tuttuğu gibi kaldırırken direkt yumruk atmaya başlamıştı. "ULAN SEN NE ALÇAK İNSANSIN PİSLİK HERİF"
Oğuz küfürler edip bir taraftan yumruklar atarken Yağız'ın yüzü kanlar içinde kalmıştı. Yağız yere düşmüş asla karşılık vermiyordu ama Oğuz asla durmuyordu. "Senin gibi bir ********** nasıl Asena'yı ağlatma cüretinde bulunabilir he? Sen kimsin *************** sen kimsin?"
Tam gidip Oğuz'u durduracağım sırada Birce'nşn ağlama sesini duydum. Hemen Birce'ye gidip sarıldım. "Tamam, bir şey yok. Oğuz yapmıyor bir şey. Ağlama Birce ne olursun dayanamıyorum. Ağlama nolur, içim gidiyor."
Güvenlikler gelip Oğuz'u Yağız'dan ayırdığında Yağız yerde kanlar içinde yatıyordu ve bayılmak üzereydi.
"************ SENİ MAHVEDİCEM OĞLUM KURTULUŞUN YOK SENİN. GEBERTİCEM SENİ."
Oğuz'u götürürlerken Birce yeni yeni sakinleşiyordu. Elim kolum bağlı hiçbir şey yapamıyorum da Allah kahretsin.
Allah'ım ne olursun bu gece bir an önce bitsin.
***
Sabah çoktan olmuştu, hatta öğlene yaklaşıyordu ama ben yataktan kalkmıyordum. Geceden sonra asla uyuyamamıştım zaten.
Birce kapımı tıklatarak odaya girdi. "Güzelim hadi kalk bir şeyler ye artık ne olursun. Betin benzin attı zaten. Bembeyaz olmuşsun bak. Bir yudum su bile içmedin. Ne olursun bir şeyler tüket. Benim için hayatım ne olursun. "
Geceyi Yağız'ın şikayetçi olmaması sebebiyle karakolda geçirmemiştik. Oğuz zaten hem Aslı ile olan kavgası hem de Yağız'a olan sinirinden dolayı öfkesine hakim olamamış, sürekli bir şeylere sataşıp kırıp dökmüştü. Birce'de kıyamam kırıkları toplayıp bir yandan Oğuz ve benimle ilgilenmişti. O da bir gram uyuyamamıştı.
Birce bana hüzünlü gözleriyle bakarken onu birazcık daha çekip yatağıma oturmasını sağladım. Ona baktıktan sonra kendime çekip sarıldım. "Çok özür dilerim Birce. Gece boyu hem benimle hem Oğuz'la uğraştın. Bizim yüzümüzden kendine odaklanamadın. Daha elbisen duruyor üstünde. Seni unuttum o pislik yüzünden. Özür dilerim Birce sana bunu yapmamalıydım."
Birce benden ayrılmazken saçlarımı okşuyordu. "Güzelim o nasıl laf öyle? Saçmalama bak yolarım seni. Benim görevim size bakmak. Siz o durumdayken sizi bırakıp kendi kendime takılmayacaktım herhalde. Sen de hâlâ gelmiş beni düşünüyorsun. Önce kendini düşün. Sen bir iyi ol da, sonrası sonra."
Ondan ayrıldıktan sonra ağlamaktan yorulan gözlerimle gözlerine baktım. "Bize diyorsun da sen? Sen kendini ne zaman düşüneceksin?"
"Ben kendimi düşünüyorum merak etme. Sadece sizin haberiniz olmuyor."
Bir süre odada sessizlik oldu. Birce ayağa kalktı ve ellerimden tutup beni kaldırmaya çalıştı. "Hadi. Bu güzellik bu odada harcanmamalı. Hemen kalkıp elini yüzünü yıkıyorsun. Ben de o sıra senin için daha çok şey hazırlıyorum ve sen hepsini yiyorsun. Tamam mı? Hadi kalk."
Birce'nin çekmesiyle mecburen kalkmıştım. Tam odadan çıkarken onu durdurdum. "Oğuz nerede?"
Gülen yüzü anlık olarak düştü. Bir gözü seğirir gibi oldu. "Gece gittiğinden beri gelmedi." sonra tekrardan güldü. "Aman boşver," dedi buruk bir sesle. "Her zamanki Oğuz işte. Kırar, döker, gider."
Odadan çıkınca az önce tuttuğum eline baktım. Sargılıydı. Büyük ihtimalle Oğuz'un kırdıklarını toplarken elini kesmiş olmalıydı.
Ben elimi yüzümü yıkayıp mutfağa gireceğim sırada Birce "Dur!" dedi. "Yerlerde olan cam kırıklarını tam temizleyemedim. Terlik giy." o sırada getirdiği terliklerini giymiştim.
Sandalyeye geçip oturunca mutfağa baktım. Dolapların bazıları kırılmış, tabakların bir kısmı gitmiş, tek tük bardak kalmıştı.
"Ne güzel uzun zamandır böyle sinirlenmiyordu. Şimdi en sevdiğim kupamı da kırdı salak." dedi Birce gülerek. "Al hayatım. Kalan son bardaklardan bu." deyip önüme çay dolu bir bardak koydu.
Birce her ne kadar gülse de gözlerinde ki acıyı görebiliyordum.
Ben zar zor bir şeyler yerken Birce gülümseyerek bana bakıyordu. Tam o sırada kapı çaldı. "Sen otur ben bakarım." deyip kapıyı açmaya gitti.
Kapıyı açtığında duyduğum ses tanıdıktı. "Özür dilerim." Baktığımda Birce'nin kucağında kocaman bir çiçek buketi vardı.
Sonra eğilip Birce'nin yanağını öpünce bu sefer bende gülümsemiştim. Birce kendisi için çok doğru bir adam bulmuştu. Çiçeği odaya bırakmak için gittiğinde önüme dönüp bir şeyler yemeye devam ettim.
Kürşat alakasız bir konu için bile çaba gösterip çabalarken Yağız bir özür bile dileyememişti.
Tam gözlerim doluştu ki Birce'nin gelmesiyle gözlerimi sildim hemen. "Yiyorsun değil mi? Bak yemezsen bozuşuruz he."
"Yiyorum" dedim sesimi neşeli tutmaya çalışırken fakat hiç becerememiştim. Birce bunu fark etmişti. Gelip saçlarımdan öptü.
***
Bir şeyler yedikten sonra ofise gitmek üzere hazırlanmaya başladım. Birce ise beni durdurmaya çalışıyordu.
"Ya Asena saçmalama ne ofisinden bahsediyorsun? Dün geceye rağmen ofise gitmek ne demek ya? Sen direkt ayrıl oradan. Biz senin veterinerliğini de açarız hatta orada çalışırsın. Kurban olayım vazgeç şuradan."
Dolabımdan kıyafet arıyordm. "Olmaz Birce. Anlamamaları lazım. Ayrıca ofisten falan da ayrılamam."
"Bir de Yağız'la evlenicem de bayılayım şuraya."
"Evlenicem tabii ki." dedim dolapta iki gömleğe bakarken.
Birce dolap kapağını kapatıp bana baktı.
"Asena saçmalama istersen. Sen ne dediğinin farkında mısın? Yağız'la evlenicem ne demek kızım sen salak mısın? Bu kadar gurursuz bir insan değilsin sen Asena."
Sanırım artık söylemem lazım yoksa hayatta evlenmeme izin vermezler. Gerekirse düğün günü bayıltıp götürür, yine evlememe izin vermezler.
"Birce benim sana bir şey itiraf etmem gerekiyor."
Öncekine kıyasla gözlerindeki sinir gitmiş, merak gelmişti. Elini kapaktan çekti. "Neymiş o?"
***
"Ya Asena biz seninle bunu nişan günü konuşmadık mı? Hani ortalıkta aşk diye bir şey yoksa yapma bunu dedik ya biz sana. O gün kaç kere sorduk. Ne diye yalan söyledin bize? Yoksa sen Yağız'ı seviyorsun da onunla evlenmek için mi bu-"
"Oha Birce. Yok artık. Ortada dediğim gibi aşk falan yok. Sahte bizim evliliğimiz. Ne o beni seviyor ne ben onu seviyorum. Arkadaş gibi takılıyoruz işte."
"Sırf o pişkin için evlenmene ne gerek var gitsin başka birini bulsun."
Ofladım. "Birce kaç kere diyeceğim her şey karşılıklı."
Gözlerini kısıp baktı. "Asena sen bu çocuğa aşık değilsen ne diye geceden beri kendini yırttın? Madem her şey sahte ne diye bu kıyamet?"
Dudağımı bilmiyorum der gibi büktüm. Etrafa baktım ne diyeceğimi bilemeyince. Birce şok olmuş bir şekilde baktı. "Sen," diye beni işaret etti. "Aşık old-"
"HAYIR. Olmadım aşık falan. Sadece," duraksadım.
"Sadece," dedi devam etmem için.
"Sahte de olsa birlikte olduğun kişi tarafından aldatılmak çok kötü bir şey Birce. Evet gerçekten evlenmiyoruz ama yine de gerçekten aldatılmışım gibi hissettim. Çünkü biz toplum gözünde, çevremizdekilerin gözünde nişanlıyız. Ben de kendimi role biraz fazla kaptırdım."
Bu sefer sinirle bakan bendim. "Hem sahte de olsa ben aldatılacak kadın mıyım? Bana da yazık. "
Oflayarak yatağa oturdu. Elini saçlarına geçirdi.
Yere bakıp düşünürken fark ettiği şey ile bana baktı. "Oğuz'a nasıl açıklayacağız bunu? Bilmese izin vermez, bilse hayatta izin vermez. Oğuz'u biliyorsun. Ne yapar ne eder engel olur."
"O da iyiliğimi istiyor farkındayım ama bu farklı. "
Endişeyle bana baktı. "Nasıl açıklayacaksın peki? Ne olur söylüyorsanda dışarıda söyle. Birdaha çekemem onun o sinirini."
Düşün Asena, düşün...
Odada yavaşça gidip gelirken durup Birce'ye döndüm. "Yapabileceğim tek şey Yağız'la konuştuğumu ve affettiğimi söylemek. Sahte evlilik mevzusunu söylememin imkanı yok."
Oflayarak ayağı kalktı. "Of Asena off. Bir kere de uslu dur be kızım. Bir kere de başını belaya sokma."
Tam kapıdan çıkarken döndü. "En çok üzüldüğüm şey sahte bir evlilik için o Emine'ye katlanmak zorunda kalmak."
Odadan çıkınca dolaba birdaha baktım. Ne giyeceğim ben ya?
***
Üstüme saten bir gömlek, altıma da siyah, kısa bir etek giymiştim.
Makyajımı da ağlayarak yapmış, korkuma maskara sürmeye cesaret edememiştim.
Çantamı da hazırlayıp Birce'ye haber verip çıktım evden. O da uyumak için odasına geçmişti. Ben kapıdan çıkana kadar uyuya kalmıştı hatta.
Motoruma etekle binemeyeceğim için bir taksi çevirip binmiştim. Zihnimi susturmak için kulaklığımı takıp müzik dinlemeye başlamıştım.
Biliyorum. Düşünürsem ağlarım.
Yol boyu müzik dinledikten sonra ofise geldiğimde derin bir nefes verip taksiden indim. Taksi çoktan gitmişti ama ben henüz bir adım dahi atamamıştım.
Hadi kızım. Yaparsın.
Bir erkeğin seni böylesine etkilemesi ne alaka mesela.
Bir sen eksiktin zaten.
Yavaş ama emin adımlarla ofise girdikten sonra asansöre bindim. Asansör de bu günü bekliyormuş gibi ağzına kadar doluydu.
Onlara bakmasam bile bana bakıp hakkımda konuştuklarını anlayabiliyordum.
Ay bayılıcam şimdi.
"Bu niye bu kadar makyaj yapmış?" dedi arkamdan biri yanındakine fısıldadığını düşündüğü bir sesle.
Salak mısınız 1 metre asansör zaten nefes alsan duyuluyor. Dedikodu yapılacak yer mi burası.
"Dün gece çok içtiler herhalde. Zaten kutlamanın yarısında gittiler. Hayır bu yetmedi bunun arkadaşı da Kürşat Bey'le sevgili olmuş herhalde. Tüm akşam kuyruğundan ayrılmadı Kürşat Bey o kızın. Artık büyü mü yaptı ne yaptı bilmiyorum. Ama kızı gördün mü? Bir içim su. Çok güzeldi. Kürşat Bey turnayı gözünden vurmuş."
Övdü mü gömdü mü anlamadım.
"Kürşat Bey'de yoktu değil mi bir yerden sonra? Birlikte mi çıktılar acaba?"
"Aaa," diye şaşkınlığını belli etmeye çalıştı ancak sesi fazlasıyla yüksek çıktığı için herkes dönüp ona bakmıştı. Herkes önüne dönünce devam etti. Bu asansör niye bitmek bilmiyor?
"Bak ben hiç böyle düşünmemiştim. Ama birlikte çıksalar illa ki magazinlere yakalanırlardı. Ben gündemi takip ediyorum bir tane bile haber yoktu. Sadece dün gecenin haberi vardı o kadar."
"Kızım sen salak mısın? Bu adamlar o kadar saf mı? Gitmişlerdir magazin olmayan yerlere, orada takılmışlardır tüm gece."
Ne demezsiniz. Mükemmel bir geceydi.
Nihayet kendi katıma gelmiştim. Kendimi direkt dışarı attığım gibi masama koşmuştum. Tam oturduğum sırada telefonum çaldı. Gelir gelmez ne bu ya? Sanarsın tüm herkes oturdu beni bekliyor çalışalım diye.
"Odama gel." sesini duyar duymaz telefon kapanmştı. Ay çıldıracağım şimdi.
İçimden Yağız'a saydırırken bir yandan da onu görünce ağlamamayı umuyordum.
Odaya girdiğimde Yağız camdan dışarı bakıyordu. Kapıyı kapattığımda bana döndü. Gözlerinde öfke gördüğümü hissettim.
"Asena neden böylesine geç bir saatte geliyorsun sen? He. Burası bir ofis, buranın kuralları var. Sen de bunlara herkes gibi uymak zorundasın."
Kaşlarım çatıldı. Bu adam ciddi mi şuanda gerçekten?
"Yağız iyi misin bugün öğlen başlıyor ya iş. Ben de herkes gibi öğlen geldim işte. Ne diye kızıyorsun şuanda?"
Yüzüne baktığımda kaşının ve dudağının patladığını gördüm. Hiçbir şey yapmış gibi de görünmüyordu.
"Asena şuanda saat öğleni geçti farkındaysan. 1.5 saat geç geldin sen. Ben kızmayım da sen yapmaya devam et değil mi?"
'Ciddi misin?' der gibi baktım ona. "Yağız benimle dalga mı geçiyorsun sen?"
Yüzüme kısık gözlerle baktı birkaç saniye. "He ben senin derdini anladım."
Bir adım yaklaştım. "Neymiş benim derdim?"
O da benim gibi bir adım attı ve dibime girdi resmen.
Bu sahne böyle mi anlatılır Asena ne kadar odunsun.
"Aklın sıra dün gece için benden intikam alıyorsun." Burnundan güldü. Yarım ağız sırıtıyordu bir de uyuz. "Basit numaralar."
Ben yanlış mı duydum yoksa Yağız benimle alay mı ediyor?
"Yağız senin kimle ne halt ettiğin inanki benim gram umrumda değil. Beni ilgilendiren şey şurada düğünümüze 1,5 ay kalmışken magazin haberlerinde 'Yağız Demir Asena Keskin'i aldattı!' başlığını görmek. Ailem görse ne derim ben onlara, durumu nasıl açıklarım? Bil ki öyle bir şey çıkar da görürlerse ortada düğün falan kalmaz. Rica ediyorum toplum gözünde nişanlı biri olduğunu unutma ve ona göre davran."
Aslında Asena'nın ailesini düşündüğü falan yok. Asena'yı asıl üzen şey hayal kırıklığıydı. Yeniden aşka inanabileceğinin hayali, iyi bir ilişkiye sahip olabileceğinin hayali, birini gerçekten sevebileceğinin hayali, birinin onu gerçekten sevmesi hayaliydi Asena'yı asıl yaralayan. Yoksa magazinmiş, ailelermiş, yakınlarıymış umrunda değildi.
"O yüzden mi ağlayarak gittin mekandan. Sonra Oğuz geldi yüzümü mahvetti falan. Bu mu umursamadığın halin?"
"Yağız salak mısın o nereden bilsin sahte evlilik yaptığımızı? Gerçek olduğunu düşündüğü için sinirlendi gayet normal bir şekilde."
"E tutsaydın arkadaşını. Ya da hiç söylemeseydin. Çok mu zor bunları yapmak?"
"Sen Oğuz'u tanımıyorsun. Daha ne olduğunu anlayamadan fırladı evden ne yapabilirim?"
"Madem ben dikkat edeceğim, sen de bunun sahte bir evlilik olduğunu hatırlayarak ona göre insanlarla konuşacaksın. Ben her zamanki gibi hayatımı yaşayacağım ve sense bunlara beni tanımıyormuş gibi davranacaksın. Tamam dün akşam Birce varken böyle davranmam seni sinirlendirmiş olabilir ama sen oradan ayrılarak olayın büyümesine sebep oldun. Özür dileyeceğin yerde gelmiş beni azarlıyorsun."
Artık siniri geçtim iğrenerek ona bakıyordum. "İyi ki sahte bir evlilik, iyi ki. Hiç şaşırtmıyorsun beni Yağız Demir. Yine kendine yakışanı yaptın aferin sana. Böyle devam." deyip yalandan alkışlıyordum onu. Sonrasında cevap vermesini beklemeden odadan çıktım.
Çantamı aldığım gibi ofisten ayrıldım. İntikam alıyormuşum, özür dileyecekmişim. Gerizekalı. Sen önce bir kendine bak sonra bana laf at.
Ofisten diğerlerinin bakmasını gözardı ederek çıktıktan sonra eve gitmedim. Yürüyerek ofisin biraz ilerisinde olan sahile gittim.
Sahile geldiğimde herkes sakin bir şekilde hayatını yaşıyordu. Kimi koşusunu yapıyor, kimi arkadaşlarıyla buluşuyor, kimi simit satıyor, kimi sevgilisine gül alıyordu. Herkes çok mutlu görünüyordu.
Boş bulduğum bir banka oturdum ve denizi izlemeye başladım. Bu sefer müzik de açmamıştım. Öylece denize bakıp düşünüyordum.
Şarjın var sanki müzik dinleyecek.
Yine yaptı kendine yakışanı. Hatayı kendinde değil, bende aradı. Beni küçük görüp bir çocuk gibi azarladı. Hiçbir şey yapmamış gibi davrandı. Yine ve yeniden.
Bunları tam değiştiğini düşündüğüm zamanda yapması çok üzüyor beni. Nasıl öylesine iyi bir rol yapıp kandırabildi beni? Nasıl bir erkeğe güvenmeme sebep oldu anlamıyorum. Nasıl yapabildi bunları bana? Nasıl kıydı "Bal" 'ına?
Kız lovebombing yemişsin işte. Yağız gibi bir adamın bu tuzağına düşmen şaşırttı ne yalan söyleyeyim.
Denize bakarken dolan gözlerime engel olamadım. Yüzümü ellerimle kapatıp ağlamaya başladım. Allah kahretsin ki bitmiyordu, ağlamalarım bir türlü son bulmuyordu.
Ben sessizce ağlarken kucağıma atlayan kediyle irkildim. Kedi bana bakıyor, uslu uslu kucağımda duruyordu. "Siz kediler bile anlıyorken, insan nasıl anlamaz insanın derdini?"
Kedi bana sırnaşıp dururken tüylerini okşamaya başladım. Ne gariptir ki bunu yaparken sakinleşmiş, rahatlamıştım.
Yanıma biri geldi. "Yanınız boşsa oturabilir miyim?"
"Tabii ki buyrun. "
Adam yanıma oturunca kediye baktı. "Ne acayip canlılar ama değil mi? İnsan kendisini anlamadan bile önce onlar sizi anlıyor. Nankör deniliyor ama merhametleri asla görülmüyor. Halbuki onlar insanlardan sonra en merhametli olan canlılar."
Gülümsedim. "Haklısınız." dedim gözümü kediden ayırmadan. "Kocaman bir yürekleri var. Hatta bazı insanlardan bile daha çok sevgi gösteriyorlar. Kediler mükemmel canlılar."
Bana baktı bu sefer. "Kediler durup dururken böyle davranmazlar. Ne derdiniz var da size böylesine güzel bir şey geldi." derken kediyi seviyordu.
"Boşversenize. İnsanoğlunun ayıpları işte. Onlar yerine günahsız olan şu canlıları sevelim."
"Ne yaşadığını bilmiyorum ama, umarım içinizde yaşadığınıız tüm savaşları kazanırsınız. İnsanoğlunun tuzaklarına kanmaz, kendinize odaklanırsınız. Çünkü hayat tam olarak böyle davramaya başladığınızda yüzünüze gülmeye başlıyor."
Ayağa kalktı. "Sizi çok sevdi." dedi kediyi işaret edip gülerek. "Belki bugün uyurken rüyasında sizi görür." deyip uzaklaştı yanımdan.
Ben sakin sakin kediyle otururken yanıma bir kız çocuğu geldi bu sefer.
"Abla biliyor musun? Bugün ben ilk defa annemin elini tutmadan karşıdan karşıya geçebildim. Artık kendi başımın çaresine bakabiliyorum ben. Özgürüm."
Güldüm. "Senin için el tutmamak bir özgürlük mü? Özgürlük bu kadar basit mi?"
"Özgürlük benim için kimseye ihtiyaç duymadan hareket edebilmek. Mesela benim babam ben küçükken bizi terk etmiş. Onun sevgisi olmadan büyümeyi başardım. Bu da bir özgürlük değil midir abla? Babamın sevgisine ihtiyaç duymadan büyümek. Bence çok büyük bir başarı. En azından annem öyle söylüyor."
"Doğru söylüyorsun. Çok haklısın hatta. Birinin sevgisine ihtiyaç duymadan büyümek çok güzel bir erdem. Sen bunu başarmışsın. Gurur duy kendinle. Bunu asla kaybetme tamam mı?"
Başını yana eğip kaşlarını çattı. "Onu nasıl yapacağım?"
"Sen babanın sevgisini görmeden büyümeyi başarmış olabilirsin ama sakın bir başkasının sevgisi yok diye yıkılma tamam mı? Bırak kim sevmezse sevmesin. Önemli olan senin kendini sevmen. Senin kendine güvenmen, doğrudan şaşmaman."
Genişçe gülümseyerek başını salladı. "Çok teşekkür ederim abla." Yanağımdan öpüp hızlıca yanımdan uzaklaştı. Bende arkasından tatlı bir şaşkınlıkla bakakaldım.
Sen gel bizim görümcemizin kızı ol. Derin yerine seni alalım.
Neyse, artık kalkayım. Fazla bile kaldım.
Kediyi yavaşça banka bırakıp kalktım. Caddeye çıktığımda bir mağazaya uğrayıp ev için birkaç takım bardak aldım. Tabakları da Oğuz halletsin artık ne yapayım.
Eve ne kadar yürüyerek gitmek istesem de o yol bu bardaklarla, hava kararmaya başlamışken çekilmezdi.
Taksicilerle şu 2 günde kurduğun yakınlık şaka mı? Kkmsddkldjwedek hayır hepsinde de bir sebep var. Keyfe göre bir şey de yok.
Sen niye bugün beni zorbalayıp duruyorsun ya? Sen bensin ben. Beni savun azıcık da.
Kulaklığının şarjı yok diye takside adama yol boyu radyo kanalı gezdiren kişi ben bile olsam dalga geçerim kusura bakma Asena.
Eve vardığımda kapıyı küpelerini takmaya çalışan Birce açtı. "Gel Asena gel. Ve hemen odama geç çünkü makyajımı yapman lazım."
Elimdeki poşetleri görünce "Sende mi bardak aldın? Desene hiç olmadığı kadar bardağımız oldu. Oğuz'da almış bugün. Üç koli farklı bardaklarla geldi. Bi' 10 takım falan vardır herhalde."
Ben bardakları mutfağa bırakırken "Birce sen nereye hazırlanıyorsun böyle?" diye sordum şaşkınlıkla. Çünkü en son bıraktığımda asla böyle neşeli değildi.
"Kürşat yemeğe davet etti beni. Dedi akşam seni mükemmel bir yere götürücem. Hemen dedim hazırlanmalıyım."
Beni kolumdan çektiği gibi odasına sürükledi. Masasına oturdu ve gülümseyerek makyaj yapmamı bekledi.
Ben makyajını yaparken o ise neler konuştuklarını anlatıyordu.
"Aaa," dedi bir anda durarak. "Ne yaptın sen bugün? Konuştunuz mu özür diledi mi?"
Böylesine güzel heyecanını harcayamazdım. "Beni boşver sen. Başka ne konuştunuz?"
Parmağıyla beni işaret etti. "Şimdilik seni rahat bırakıyorum ama gelince teker teker anlatacaksın."
Güldüm. "Peki tamam öyle olsun."
Birce'yi hazırlayıp gönderdikten sonra üstüme pijamalarımı geçirdim. Atıştırmalık bir şeyler aldıktan sonra salona geçip oturdum.
Televizyon izlerken Oğuz'u dün geceden beri göremediğimi fark ettim. "Oğuz! Evde misin?"
Bir süre ses gelmeyince evde olmadığını düşünüp televizyon izlemeye devam edecektim ki duyduğum adım sesleri ile kapıya döndüm. Oğuz kapıda durmuş elini ensesine atmış mahçup bir şekilde duruyordu.
"Oğuz niye dikiliyorsun orada gelsene"
Oğuz yavaş yavaş gelip yanıma oturdu.
Bir süre durduktan sonra konuşmaya başladı. "Asena ben senden özür dilerim. Dün gece Birce aldattı deyince bende devreler yandı. Ne yaptığımı anlamadım, öfkeme yenik düştüm. Gece öyle fevri davranmamam gerekiyordu."
"Oğuz senin özür dilemen gereken kişi ben değilim. Sen benim için kötü bir şey yapmadın ki özür dileyesin. Senin asıl özür dilemen gereken kişi Birce. Dün tüm gece -sabah da dahil- Birce hep senin yaptıklarını ödedi. Biliyorum, anlık olan bir öfkeyle gittin Yağız'ı dövdün. Ama Oğuz hani biz ne olursa olsun ilk önce birbirimizi düşünecektik. Sen dün her şeyi bilmene rağmen Yağız'ı dövdün ve buna orada Birce'nin olduğunu bile bile devam ettin. Kızı bırakıp bir şey de yapamadım. Eve gelince tüm mutfağı yere indirmişsin. Birce demedi ama kaybolan saksılardan, tablolardan anlaşılıyor sadece mutfağı dağıtmadığın. Sen gece çekip gittin ama Birce sabaha kadar onları temizlemeye çalıştı. Kırıklardan elleri yara bere içinde kalmış kızın. "
Oğuz ben konuştukça küçülmüş, boynunu eğip yüzünü görülmeyecek hale getirmişti.
Yüzünü tutup kaldırdım. "Bunları sen kötü ol diye demiyorum Oğuz. Sadece farkında ol diye söylüyorum. Birce bu konularda yaralı. Aynı senin gibi Birce'de zor bir çocukluk geçirdi. Ama Birce hiçbir zaman sana böyle davranmadı. Hep dikkat etti. Bunun farkında ol ve Birce'ye onun sana gösterdiği kadar dikkat göstermeye çalış. Bizim birbirimizden başka kimsemiz yok Oğuz. Biz birbirimize dikkat edelim ki başkaları da etsin."
Dolu gözlerle eğilip sarıldı. "İyi ki varsın Asena."
"Sen de iyi ki varsın Oğuz. İyi ki varsınız."
Ayrıldıktan sonra bana gülerek baktı. O bakışını anladığım için direkt başımı iki yana salladım. "Aaah, hayır Oğuz ya. Dün gece içtiğimin bile baş ağrısı geçmedi hâlâ. Bir kez daha kaldıramam."
Ofladı. "İyi peki. İçecek bir şeyler getireyim bari. Ona da bir şey demezsin herhalde."
"Tamam olur. Yeni aldığımız bardaklardan isterim ama."
Ayağa kalkıp yanağımdan makas aldı. "Sen nasıl istersen güzellik."
****
Selaaammm
Nasılsınızzz
Oğuz'un Yağız'ı dövdüğü sahneyi daha farklı yazmak isterdim ama küfürü normal hayatımda da kullanmadığım için sansür olarak yazmak zorunda kaldım. Artık orada ne diyeceği size kalmış sislğwkpddçwüdöğ
Beğendiniz mi bu bölümüü
Asena ağlayıp durduğu için içim kıyıldı benim biraz ama olsun
Veeee Asena'nın yavaş yavaş aşık olmaya başladığınızda öğrenmiş oldukk
Salak Yağız harcadı bu fırsatı ama düzelecek
Yavaş yavaş onu da adam yapıcaz
Ama benim asıl kırıldığım Yağız bir kez olsun pardon bile demedi. Aksine haklıymış gibi davrandı ya. Dedim Allah'ından bul
Herneyse
Ay bu arada bilenlerinizi vardır belki ben sosyal medya hesapları açtım
Instagramda ve tiktokta artık kitaplarımla ilgili şeyler paylaşacağım
Hatta whatsappta da bir kanal açtım. Orada sürekli konuşuyor hatta bölüm hakkında ufak ufak şeyler söyleyip duruyorum.
Oraya da katılmak isterseniz Instagram profilinde linki mevcut
Katılmayı düşünürseniz merak etmeyin numaranız vs. gözükmüyor
Sen1bihtersin yazarak ulaşabilirsiniz
Umarım bölümü beğenmişsinizdir
Sizleri çoook seviyorum
Diğer bölümde görüşmek üzeree
Bölüm etkileşimi
