XXXVII. BÖLÜM

Vaveyla Yazarı: Muguet's Books

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 42Şu an: XXXVII. BÖLÜM

Selamlar, nasılsıniz
Bu bölüme özel bir şarkı ekledim, bakalım beğenecek misiniz, fikrinizi söylemeyi unutmayınn🙃

Keyifli okumalaar✨️

XXXVII. BÖLÜM

"Dün gece geri gelmedin, seni beklemiştim."

"Gelemedim." dedim cılız bir sesle. Heyecan ve korku karışımı bir duygu kalp atışlarımı hızlandırmıştı. "Baş Danışman beni alıkoydu."

"Neden?"

"Fikrinizi değiştireceğimi düşündüğünden."

"Bana ne söyleyecektin?" Prens'in yüz ifadesini okuyamayıp ne hissettiğini anlayamayınca daha da geriliyor ve olduğum yerde boğuluyordum.

"Toplantı salonunda ne söylediysem onu." Prens ayağa kalktı ve odada ağır ağır birkaç tur attı. Ardından oturduğum koltuğun tam karşısında durup yatağa yaslandı. Yüzümü dikkatle ve sessizce birkaç saniye süzdükten sonra "Gerçekten de o sen misin Orla? O prenses... Asil soydan gelen o prenses... Ophelia sen misin?" diye sorunca başımla onayladım. Mavi gözlerinde birkaç belli belirsiz pırıltılar görür gibi oldum.

"Bir gün önce sorsaydın buna güler ama içten içe gerçek olma ihtimali için sana dünyaları verebileceğimi söylerdim. Oysa şimdi... İnanmakta zorlanıyorum. Beynim uyuştu sanki, gerçeği algılamakta zorlanıyorum." Elleriyle alnını ovup saçlarını geriye attı.

"Dün gece öyle bir geceydi ki ne toplantı çalışmaları ne babamın uyarılarını düşünebiliyordum. Aklımdan sadece sen geçiyordun, bir yandan seni bekliyor bir yandan umutsuzca ikimizin aynı kaderi paylaşma imkanını kafamda tartıyordum. Ancak bu o kadar düşük bir ihtimaldi ki bir süre sonra halime acımaya bile başladım. Haklı olduğunu düşündüm, handa bana kendimi neden feda ettiğim, bunu yapmamam gerektiğiyle alakalı söylediğin o cümleleri. Ama bu sadece bir anlıktı. Sonra hemen bir ses bunu bastırdı ve yine bunun kendimi kandırmak olduğunu hatırlattı."

"Bu bir kandırmaca değildi."

"Belki de ama her şey için zaten çok geçti. Kaderimden razı olmaya çabaladım ama yine de aklımdan geçen fikirler beni gece boyunca uyutmadı. Toplantı salonundaysa bu kafa karışıklığım daha da arttı."

"Öyle görünmüyordunuz, hatta o kadar profesyonel davrandınız ki bu kişinin bazen siz olduğuna inanmakta zorlandım."

"İçimi açığa vuracak olsaydım o toplantı salonunda bir dakika kalamazdım." deyip hüzünlü bir gülümseme yüzüne yaydı. "Anlaşma esnasında evleneceğim kişiyi açıklarken içimdeki kalbi öldürmek için, bütün umutlarımı bir daha hiç uyanmamacasına söndürmek için o kadar çaba sarf ettim ve iyi olan tüm duygularla öyle büyük bir savaş verdim ki tüm bunların karşımdaki kızla evleneceğim için olduğuna inanamıyorum." deyip yüzüme doğru yeniden döndü.

"Ophelia'nın hayatımı cehenneme çevireceğini düşünmüştüm, kollarıma bırakılan bir buket gül olacağını değil."

Titreyen bir sesle "Prens Anthonio..." diye mırıldandım ve aynı anda ayaklanıp birbirimize yaklaştık, kollarımızı uzatıp sıkıca birbirimize sarıldık. Bedenimdeki tüm acılar hafifliyor ve onun bana temas ettiği her noktada karıncalanmalar baş gösteriyordu. Sanki yaralarım bir büyüyle hızlıca iyileşecek ve hiç olmamış gibi ortadan kaybolacaktı.

"Ophelia..." diye mırıldandı, kulağa nasıl geldiğini ölçer gibi. "Çok daha güzel, senin gibi zarif, nazenin bir isim. Sana bundan sonra hep böyle sesleneceğim sevgili Ophelia, Ophelia'm."

Ondan kollarımı ayırmadan "Size yalan söylediğim ve böyle dertlerle uğraşmanıza neden olduğum için özür dilerim Majeste. Bunca zaman tehdit ve baskı altındaydım, yoksa size elbet söylerdim. Ne kadar vicdan azabı çektiğimi bir bilseniz..!" diye açıklama yapınca "Anlıyorum Ophelia, artık özür dilenecek bir şey yok. Evet, belki her şeye rağmen söylemeliydin ama sen zaten hiçbir zaman Arnogya Prensesi olduğun halde bunu aleyhime kullanmaya yeltenmedin. Aksine birçok konuda destek oldun ve barış için elinden geleni yaptın." deyip benden ayrıldı. İnanmakta hala zorlanır gibi yeniden beni inceledi ve yüzümü avuçlarının arasına yerleştirdi. Baş parmağıyla yanağımı kibarca okşadı.

"Bana bundan birkaç ay önce ileride aşık olacağın ve ona ömrünü adayacağın kadını hayal et deselerdi, hayalim senin bir benzerine yaklaşmazdı, yaklaşamazdı. Seninle tanışana kadar yaklaşmamıştır da."

Kim bilir yanağım kırmızının hangi tonuna bürünmüşken gülümseyip "Bana böyle güzel sözler söylememelisiniz, kalp atışlarımın hızı beni korkutuyor." deyince dudakları yukarı doğru kıvrıldı. Beraber koltuğa oturduktan sonra saçlarımı okşamaya, ellerime küçük öpücükler bırakıp tatlı sözler fısıldamaya devam etti. "Seni seviyorum." diyordu. "O kadar seviyorum ki şu anın gerçekliğine nasıl kendimi inandıracağımı bilemiyorum. Belki de İnandırmaktan korkuyorum. Bir anda senin hayalimin bir ürünü olduğunu fark edip yok olacağından..."

Prens Anthonio'ya tekrardan sarılıp "İnanın bana, benim için şu an gerçekten de bu anın gerçekleşmesi, size özgürce sarılmak, tüm duygularımı itiraf etmek ve bundan hiç rahatsız olmamış şekilde yanınızda bulunuyor olmak bir rüyadan bile ötesi. Hayatıma girmeniz bile bir mucizeydi, sizin gibi birinin varlığına şahitlik yapmak, size tutulmak ve ilk defa birine kalbimi bağlamak... Tüm bunlar benim için hayatımın sonuna kadar yetecek mutluluklarken siz beni seçtiniz..! Kaderlerimiz baştan beri birbirine mi bağlıydı, yoksa sizin adı dışında hiçbir şey bilmediğiniz o prensese dair önsezileriniz mi bulunuyordu?"

Kollarımı ondan zorlukla çekerken çok sempatik bir gülümsemeyle "Belki de baştan beri seni bu kadar çok isteyeceğim, arzulayacağım öyle belliydi ki Tanrı kaderimizi birlikte olmaya yazdı." diye fısıldadı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

28okunma 4beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.