30. bölüm / 42
GÜNDÜZ GECE SARAYLARIXXIX. BÖLÜM
Bölümler 42Şu an: XXIX. BÖLÜM
- 1 GİRİŞ1.095 kelime
- 2 I. BÖLÜM1.879 kelime
- 3 II. BÖLÜM1.559 kelime
- 4 III. BÖLÜM943 kelime
- 5 IV. BÖLÜM978 kelime
- 6 V. BÖLÜM992 kelime
- 7 VI. BÖLÜM842 kelime
- 8 VII. BÖLÜM854 kelime
- 9 VIII. BÖLÜM1.038 kelime
- 10 IX. BÖLÜM967 kelime
- 11 X. BÖLÜM744 kelime
- 12 XI. BÖLÜM797 kelime
- 13 XII. BÖLÜM851 kelime
- 14 XIII. BÖLÜM775 kelime
- 15 XIV. BÖLÜM980 kelime
- 16 XV. BÖLÜM827 kelime
- 17 XVI. BÖLÜM956 kelime
- 18 XVII. BÖLÜM870 kelime
- 19 XVIII. BÖLÜM783 kelime
- 20 XIX. BÖLÜM799 kelime
- 21 XX. BÖLÜM962 kelime
- 22 XXI. BÖLÜM959 kelime
- 23 XXII. BÖLÜM972 kelime
- 24 XXIII. BÖLÜM764 kelime
- 25 XXIV. BÖLÜM1.118 kelime
- 26 XXV. BÖLÜM1.152 kelime
- 27 XXVI. BÖLÜM879 kelime
- 28 XXVII. BÖLÜM735 kelime
- 29 XXVIII. BÖLÜM670 kelime
- 30 XXIX. BÖLÜM1.031 kelime · Okuduğun bölüm
- 31 XXX. BÖLÜM999 kelime
- 32 XXXI. BÖLÜM820 kelime
- 33 XXXII. BÖLÜM878 kelime
- 34 XXXIII. BÖLÜM948 kelime
- 35 XXXIV. BÖLÜM1.025 kelime
- 36 XXXV. BÖLÜM1.072 kelime
- 37 XXXVI. BÖLÜM997 kelime
- 38 XXXVII. BÖLÜM731 kelime
- 39 XXXVIII. BÖLÜM857 kelime
- 40 XXXIX. BÖLÜM1.026 kelime
- 41 XL. BÖLÜM1.245 kelime
- 42 XLI. BÖLÜM909 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Herkese merhabaa
Vaveyla'ya bir keresinde yorumlara cevap verme özelliği var mı diye sorduğumda güncelleme geleceğini söylemişti, o zamandan beri bu güncellemeyi bekliyordumm🥲
Artık fotoğraf ekleyebiliriz, video bile ekleyebiliyoruzz. Ben de bu bölüme özel bir müzik ekleyeyim dedim🙈 Ayrıca yorumlarınıza cevap verebileceğim için de mutluyum😁
Şimdi sizi bölüme alayımmm✨️
XXIX. BÖLÜM
Prenseslerden kurtulup odama geçeceğim esnada koridorda benden tarafa gelen bir insan yığını görmek beklenmedik oldu. Biraz daha yaklaştıklarında önden babamın ve arkasından gelen hizmetçileri ancak tanıdım. Kenara çekilip o yanıma gelince başımı eğip reverans yaptım. Kral'ın üzerinde hafif bir kıyafet vardı, muhtemelen birazdan odasına gidip dinlenmeye çekilecekti.
İki elini arkasında toplamış, kalın kaşlarını duygusuzca birbirine yaklaştırmıştı. "Ophelia, bu kılık da ne?"
Üzerimdeki portakal rengi eski elbiseye bir bakıp utançla "Ben... Şöyle bir gezeceğim için rastgele seçmiştim." diye ağzımda geveledim. Kendime özen göstermemi söyleyince "Bir daha, daha dikkatli seçerim Ekselansları." dedim.
"Beni takip et." deyince yanındaki hizmetçilerin yanına girip ben de birlikte yürümeye başladım. Hızlı adımlarla takip ettikten sonra yolumuz Kral'ın çalışma odasına çıktı.
İçeri girince oldukça geniş odayı düzenleyen, lambaları yakan hizmetçiler birer birer odadan ayrıldı. Altın rengi süslemelere sahip yeni moda uzun koltuklara yerleşince ben de karşısındaki koltuğa geçtim. Kapı ardımızdan kapanır kapanmaz "Valinin getireceği mektup gecikti, vazgeçtiğini anlıyorum. İsteğin yerine geldi." diyerek memnuniyetsiz bir surat ifadesine büründü. Bense mutlulukla dolsam da bunu belli etmemeye gayret ettim.
"Bana kalırsa vali yerinde bir karar vermiş, ona kızmamalısınız. Bizi olası büyük bir felaketten kurtardı."
"Bu kadar tedbirli davranmayı gereksiz buluyorum. Orası hem benim hem de Elizabeth'in doğup büyüdüğü topraklardı."
"Böyle düşünmeyin Majeste, Rultam hiç de hafife alınacak bir düşman değil. Onlar her şeyi ince ince hesaplıyorlar, bize göre kat ve kat dikkatliler. Stormrigde elbette benim de toprağım ama Arnogya'nın kendisini tehlikeye atmaktansa bunu tercih etmek zorundaydık."
"Artık yapabileceğimiz bir şey yok." dedikten sonra ayağa kalkıp çalışma masasının olduğu yere gitti, çekmecesini karıştırıp içinden bir belge çıkardı. Ayağa kalkıp bana uzattığı belgeye bir göz attım ama bir evin adresi ve karışık bazı imzalar dışında bir şey çıkaramadım.
"Brineport'ta, arabayla merkeze bir saat uzakta. İki katlı denize bakan küçük sevimli bir köşk. Yeşil geniş bir bahçesi var. Bahçıvanı, hizmetçisi, faytonu... Her şeyi eksiksiz biçimde ayarlandı."
Hala anlayamadığım için bir kağıda bir babama baktım. "Ne için?"
"Savaştan sonra kendine ait bir ev istememiş miydin kızım?" Gözlerimi irice açarken sessiz bir hayret nidası ağzımdan fırlayıverdi. Sevinç içerisinde kendimi nereye koysam bilemedim, hemen teşekkür ettim. Bir teşekkürün az olduğunu düşününce birkaç kez daha tekrar tekrar teşekkür ettim.
"Orada aynı konforu bulamayacaksın."
"Hiç önemli değil. Saray dışında bir yer olsun yeterli Majesteleri. Ben... Bugünü çok uzun zamandır bekliyorum."
"Ara sıra bazı işler için seni çağırmam gerekecek."
"Ne zaman isterseniz çağırabilirsiniz." Bir süre daha babamla konuşmanın ardından Lydia'yla odama gelip bir süre ona da heyecan içinde benim için hazırlanan köşkten bahsettim. Öyle ki anlatırken bile yerimde duramıyordum, saraydan kurtulacak olmanın verdiği mutluluğu hiçbir şey aşamıyordu. Havanın soğuk olmasına aldırmadan pencereyi sonuna kadar açtım ve bedenimin bu soğuktan titrerken heyecanımın ateşini söndürmesini bekledim.
Özgür olacaktım. Ne prensesler ne Baş Danışman ne sarayın sıkıcı kuralları ne dedikoducu çalışanlar ne meraklı soylular ne de bütün o sıkıcı prosedürler hayatımda olacaktı. Gözlerimden sıcak yaşların akmasına şaşmamalıydı, ben bunu birkaç aydır değil bir ömür bekliyordum. Babam bu sevincime hayret etmiş, belli ki prenses ünvanını taşıyamayacağım bir yerde olmanın beni neden bu kadar sevindirdiğini anlayamamıştı. Belki de yıllar boyunca bana çok görülen prenses kimliğini yaşamak için çabalarken ne kadar yorulduğumu görmemişti. Şimdiyse tüm bunlardan uzak, yeni, kimsenin olmadığı, tertemiz bir hayat önümde uzanıyordu.
***
Birkaç gün boyunca hazırlıklarla uğraşmak zorunda kaldım. Anlaşmadan hemen sonra babamın ayarladığı eve gidip taşınma niyetindeydim. Terziden kendime son günlerde giydiğime yakın tarzda bolca elbise dikmesini istiyor (halkın arasında gösterişli elbiseler giyip dikkat çekmenin manası yoktu), Lydia'yla odamdaki eşyaları toparlıyor, eve gitmiş olan muhafızdan eksik olan eşyaların listesini çıkarıp onları temin etmeye çalışıyordum. O kadar çok iş vardı ki başımı kaldıracak vakit bile zor buluyordum. Tüm bu yorgunluğa rağmen taşınmanın ilk sevincini atlattığımda içimde huzursuz bir duygu belirmişti. Taşınarak doğru mu yapıp yapamayacağımı bilmiyordum.
Durup durup olmadık yerde Anthonio aklıma geliyor, asla içinde ikimizin olamayacağı hayallere dalıyordum. Sonra kendime aptallık etmemem gerektiğini söyleyip uğraştığım işte hızlanmak için neredeyse kendime eziyet ediyordum. Bunca işim olmasa mutlaka onu görmek için etrafta gezinir, eğer bulursam içimden nasıl geliyorsa yine öyle konuşmaya başlardım. Ama benim tarafımdan özlemle aranan Prens için belki de durumlar öyle değildi. Belki de onunlayken hissettiğim şey onda sadece anlık duygulardı. Bir aşçı için hiçbir soylu ciddi düşünceler içinde olmazdı, gönül eğlendirmek için daha çok kullanmayı seçerdi ki ben de o türden biri olmadığım için Prens bana sadece bir arkadaş olarak yaklaşmayı seçmişti.
Ophelia olduğumu söylemeyi defalarca kez düşünmüştüm ama her seferinde farklı bir düşünce beni bundan men ediyordu. Baş Danışman ve kardeşlerimin üzerimde oluşturacağı büyük baskıyı göz ardı etsem bile nedense Prens'in beni hoş karşılamayacağını, kalbimi kıracağını hissediyor hem üstelik bunun evliliktemi kararından vazgeçireceğinden şüphe duyuyordum. Sonuçta Ellen, Kaitlyn ve Jane hiç de yabana atılacak güzellikte kızlar değildi. Dikkatli bakan gözler için karakterlerindeki kusurlar kolayca ayırt edilebilirdi ancak bu evlenmemek için bir neden değildi. Prens iyi bir kalbe sahipti, evleneceği kişiyi benimseyip sevmeyi bir şekilde öğrenirdi. Bu nedenle bunun üzerine daha fazla kafa yormam gereksizdi, kalbime söz geçirmek ne kadar zor olsa da.
Anlaşmadan bir gün önce artık rahat bir nefes alacağım duruma ancak gelebildim. Sarayı son bir kez gezmek ve anılarımı yeniden canlandırmam gerekiyordu.
Henüz kış gelmediğinden sarayın kapıları havalandırma adına hep açık olur ve bu yüzden sonbahar akşamları koridorlar hep buz keserdi. Ben de geçenlerde Prens'in hediye ettiği o beyaz ayakkabımın topuğuyla bu soğuk koridorlarda alçak ve kısa sesler çıkararak yürümeye başladım. Bu akşam yemek faslı sarayda fazlasıyla uzun sürmüştü, muhtemelen oyunlar oynanmış ve gece yarısına kadar devam edilmişti ama şimdi onlar bile derin bir uykuya çekilmişti. Üzerime giydiğim cam göbeği renginde, uzun kollu ve beyaz fırfırlı elbisemin eteğinin hışırtısı eşliğinde tenha koridorlarda asılmış resimlere baka baka yürüdüm.
Her zaman uğradığım baş noktaya, annemin resmine bir süre bakıp elimle okşadım. Sonra küçükken onları farklı masallarda hayal ettiğim gelmiş geçmiş tüm Arnogya hükümdarlarının ve ailelerinin portrelerini kabaca inceledim. Kimi zaman tavandaki ayrıntılı sanat eserlerine, kimi zaman yanından geçtiğim heykellere, biblolara dikkat kesildim. Şekilli avizeler, oymalı kirişler, altından kolu ve süslemeleri olan kapılar, son derece gösterişli mobilyalar, ince ince dokunmuş büyük ipek halılar... Ve tüm bunların yanında geçen onlarca anı...
👸🏻✨️🎀
Bölüm etkileşimi
