41. bölüm / 42
GÜNDÜZ GECE SARAYLARIXL. BÖLÜM
Bölümler 42Şu an: XL. BÖLÜM
- 1 GİRİŞ1.095 kelime
- 2 I. BÖLÜM1.879 kelime
- 3 II. BÖLÜM1.559 kelime
- 4 III. BÖLÜM943 kelime
- 5 IV. BÖLÜM978 kelime
- 6 V. BÖLÜM992 kelime
- 7 VI. BÖLÜM842 kelime
- 8 VII. BÖLÜM854 kelime
- 9 VIII. BÖLÜM1.038 kelime
- 10 IX. BÖLÜM967 kelime
- 11 X. BÖLÜM744 kelime
- 12 XI. BÖLÜM797 kelime
- 13 XII. BÖLÜM851 kelime
- 14 XIII. BÖLÜM775 kelime
- 15 XIV. BÖLÜM980 kelime
- 16 XV. BÖLÜM827 kelime
- 17 XVI. BÖLÜM956 kelime
- 18 XVII. BÖLÜM870 kelime
- 19 XVIII. BÖLÜM783 kelime
- 20 XIX. BÖLÜM799 kelime
- 21 XX. BÖLÜM962 kelime
- 22 XXI. BÖLÜM959 kelime
- 23 XXII. BÖLÜM972 kelime
- 24 XXIII. BÖLÜM764 kelime
- 25 XXIV. BÖLÜM1.118 kelime
- 26 XXV. BÖLÜM1.152 kelime
- 27 XXVI. BÖLÜM879 kelime
- 28 XXVII. BÖLÜM735 kelime
- 29 XXVIII. BÖLÜM670 kelime
- 30 XXIX. BÖLÜM1.031 kelime
- 31 XXX. BÖLÜM999 kelime
- 32 XXXI. BÖLÜM820 kelime
- 33 XXXII. BÖLÜM878 kelime
- 34 XXXIII. BÖLÜM948 kelime
- 35 XXXIV. BÖLÜM1.025 kelime
- 36 XXXV. BÖLÜM1.072 kelime
- 37 XXXVI. BÖLÜM997 kelime
- 38 XXXVII. BÖLÜM731 kelime
- 39 XXXVIII. BÖLÜM857 kelime
- 40 XXXIX. BÖLÜM1.026 kelime
- 41 XL. BÖLÜM1.245 kelime · Okuduğun bölüm
- 42 XLI. BÖLÜM909 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
XL. BÖLÜM
Barış anlaşmasının imzalandığı günde konsey yapılması çok ciddi bir nedenin varlığını işaret ediyordu, üstelik bu neden öyle acildi ki Kral'ın bunu önceden haber alma ihtimali bile olmamıştı.
"Prens Anthonio acil bir haber gelirse kendisine en hızlı şekilde ulaşmaları için odasından ayrılmadı, eğer ona verecek bir haberiniz olursa da ben iletmeye hazırım."
"Net bir fikrim yok ama..." diye başladım, kendime uzun bir düşünme payı ayırdım. "Bu işin altından Prenses Kaitlyn'in çıkacağından şüpheleniyorum."
Kaitlyn'in bunca insanı konseyde toplayabilme ihtimali belki gülünç gibi gelebilirdi ama ondaki birtakım sinsi ve kurnaz fikirler bunu başarmasına imkan tanıyordu. Hem ittifak kurabileceği çok sayıda insan vardı, kardeşleri ilk olarak yanındaydı. Başdanışman her daim destekçileriydi, Kraliçe ise çoğunlukla bizim aramızda tarafsız görünmeyi tercih etse de beni içten içe sevmezdi.
"Burada beklemek faydasız, aşağıya inelim. Acil bir durum varsa hemen öğrenmiş oluruz."
Bu şekilde üçümüz beraber aşağıya inip içerisinde bir gürültü patırtıdır devam eden ana salonun önünde durduk. Elim kapının bronz tokmağını kavramıştı ki içeride birinin adımı tükürür gibi hararetle bağırmasıyla kendimi hemen geri çektim. Bu toplantının konusu bir şekilde benimle ve dolayısıyla anlaşma için yapılacak evlilikle ilgiliydi.
Hayret ve can sıkıntısıyla "Buradan uzaklaşalım." diyordum ki kapı hışımla açıldı. Salondan hiddetle çıkan ilk kişi göğsünde taşıdığı nişanlar, upuzun kırmızı bir pelerin, fırfırlı yakası ve gösterişli siyah peruğuyla dikkatleri çeken Kral'dı. Bedeninden dışarı taşan öfke ve gazap gözlerini bana doğru çevirdiğinde bir an için şaşkınlığa evrilse de beni es geçti ve çevresindekilere emirler yağdırarak merdivenlerden yukarı çıktı.
İçeriden çıkan Başdanışman haricindeki konsey üyeleri bana hiç sevimli bakışlar fırlatmıyorlar ve gözleriyle beni yiyip bitirmeye yönelik şiddetli bir ihtiyaç duydukları izlenimini veriyorlardı. Kapının önünden uzaklaşıp konseyde diğerlerine göre daha genç olan mühürdarı görünce Lydia yoluyla toplantı salonunun yanındaki odaya çağırdım. Uzun boylu, elanın ilginç bir tonuna sahip gözleri olan, beyaz tenli ve zayıf hatta incecik diye niteleyebileceğim bu orta yaşlardaki lord birçok bürokrata göre daha makul, iletişim kurulabilir biriydi.
Lord Henry'nin hareketlerine bakınca pek zamanının olmadığını anladım ancak yine de karşıma oturup bana güler bir yüzle "Merhaba Prenses Hazretleri, nasılsınız? Sizi ne zamandır görmüyorum." deme inceliği gösterdi.
"İyiyim, siz nasılsınız Lord Henry? Sizi bu şekilde çağırarak alıkoymuş gibi oldum ama lütfen söyleyin bana, konsey neden böyle aniden toplandı?"
Lord Henry'nin kaşları arasındaki kırışıklık artarken toplantı esnasında konuşulan şeyleri özetledi. Bunlar hemen hemen şöyleydi;
-Prens'in beni seçmesi soylular içinde büyük tepki uyandırmıştı.
-Bir defa evlendirilecek prensesi Rultam değil bizzat Arnogya'nın kendisi seçmeliydi. Böyle bir hakkı onlara tanımak dahi Arnogya için bir utançtı. Rultam Kralı nasıl oluyor ki hangi oğlunu evlendireceğini seçebiliyorsa Arnogya da aynı şeyi kendi prensesi için yapabilmeliydi.
-Seçilecek kişi kesinlikle Güney Arnogya bölgesinde doğmuş bir prenses olmalıydı ki Rultam ve hiç savaşa bile girmemiş olan güney bölgesi temiz bir sayfa açma için çok ideal bir bölgeydi, üstelik bu bölgeyle ticaret geliştirilebilirdi.
-Benim seçilmem ise bütünüyle saçmalıktı. Ben hem Kral tarafından hem Kraliçe Elizabeth tarafından Stormridge'ten geliyordum ve zaten artık Rultam'a ait olan o topraktan gelen birini seçmek bize hiçbir kazanç sağlamayacaktı.
-Hem sosyeteye bile tanıtılmamış zavallı bir kızı vermek yakışık almazdı. Ülkesini temsil edecek prenses deneyimli olmak zorundaydı.
-Sonuncu olarak da en uygun aday Kaitlyn oluyordu, bu anlaşma kesinlikle burada bitirilmemeli ve Kaitlyn'in Rultam'a verilmesi hususu Rultam Kralıyla konuşulmalıydı.
Lord Henry üzülmemem için beni teskin edip Kral'ın bu durumu kesinkes reddettiğini, çoğu soylunun güney kökenli olduğu için onu bastırmaya çalıştığını anladığını ve Stormrigde'in kanını taşıyan sevgili kızını bu evlilik için en uygun kişi gördüğünü söyledi. Ama yine de sözlerinde bir şüphe, açık bir kapı bıraktığına dair bir hissiyat vardı.
Konseyde öne sürülen tüm bu şartların Kaitlyn'in isteği yüzünden bir bahane olduğunu düşünüyordum. Hali hazırda savaşı büyük bir zaferle bitirmiş Rultam'ın prensesi kendisinin seçmesi o kadar şaşılacak bir şey değildi, kaldı ki öncesinde onaylanmış bir şarta isteklerine uymadı diye sonradan karşı çıkmak anlamsızdı. Güney Arnogya durumu ise tamamen bürokratların çıkarları doğrultusunda ortaya attığı bir gerekçeydi. Güneyli oldukları için Kaitlyn'in Rultam'a gittiğinde kendilerine imtiyaz tanıyacaklarını, Rultam'dan çıkan önemli ticaret yollarını uzatıp güneyden geçmesini sağlayarak yaptıkları ticaret işlerini büyüteceklerini ve kendi bölgelerini kalkındıracaklarını düşünüyorlardı. Oysa Arnogya'nın her bir karış toprağı değerliydi, böyle imtiyazlar var olan dengeyi bozabilirdi.
Benim vasıfsız olmam konusunda ise belki de haklılardı ama böyle küçümsedikleri kişinin savaşta kendilerine ne faydalar sağladığını çok çabuk unutuyorlardı.
"Sizin fikriniz nedir Lord Henry? Siz de benim doğru aday olmadığımı mı düşünüyorsunuz?"
"Doğru aday olup olmadığınızı söyleyecek kişi ben değilim Prenses. Ancak bana kulak verin, bu işten kendinizi olabildiğince uzak tutun. Bu sarayda pek fazla karmaşıklık çıkmadığını düşünebilirsiniz ama tahmin ettiğinizden çok daha karmaşık bir şekilde oturtulmuş bu düzen her an için bozulmaya muktedir bir zemin üzerindedir. Bu insanların sizi hedef haline getirmesine izin vermeyin çünkü -bunu sizi küçümsemek için söylemediğimi kesinlikle bilin ki- siz onlar için çok kolay bir hedef olursunuz ve zararınız yalnızca kendinize olur."
O an benle aynı soydan gelen kişilerin neden aynı Stormrigde valisi gibi saraydan uzaklaştığını, belki sarayda yer alsalardı böyle durumlarda benim tarafımda duracaklarını aklımdan geçirirken büyük üzüntü duydum. "Beni küçümsemediğinizi söylüyorsunuz ama bu şekilde beni hissedebileceğim en kötü duygu durumuna sokuyorsunuz. Evet, belki sarayda Kaitlyn gibi arkama alabileceğim bir bürokrat kitlesi yok ama Prens Anthonio'nun seçimi benden yana oldu Lord Henry. Onun da kararından vazgeçeceğini sanmıyorum."
Lord Henry çok acemice ve çocuksu cümleler kuruyormuşum gibi yüzünde acımaya benzer bir ifade belirdi, bundan rahatsız oldum. "Size şu ana kadar bir zarar verdiğimi gördünüz mü Prenses? Kendi çıkarlarıma ters düşse bile sizi desteklediğime şahitlik edebilir misiniz?"
"Evet Lord Henry..."
"O zaman sizi her durumda koruyacağıma ve size arka çıkacağıma da emin olabilirsiniz, öyle değil mi?"
"Elbette."
"Maalesef ki sizin yaşadığınız hayat Kraliçe Elizabeth'in ölümünden sonra saraydaki birtakım iç güçlerin eline düştü ve bunlar tarafından anlamsız bir şekilde biçimlendirildi. Sizi yok etmek isteyenler, sizi öldürmek gibi gaddarca bir işe girişmek yerine içten sizi çürütmeyi hedeflediler. Siz belki gösterdiğiniz azimle bunu bertaraf ettiniz ama sizi başkalarının gözünde değersizleştirdiler. Bu nedenle evliliğin sizin gibi biriyle yapılmasını istememeleri garipsenecek bir durum değil çünkü yıllardır bunun zeminini oluşturmakla meşgullerdi.
Ayrıca sevgili Prenses, Kraliyet ailesinde doğmakla birçok müesseseyi devlet ve siyaset için yapacağınızı kabul etmiş olursunuz. Evlilik bunların başındadır. Siz diğer insanlar gibi seveceğiniz birini bulmayı bekleyemezsiniz, evlilik sizin için başka bir anlam ifade eder çünkü. Bu nedenle Rultam Prensinin sizi korumasını beklemeniz anlamsız olur, o da siyaset neyi gerektiriyorsa ona göre adım atacaktır."
"Ancak Prens Anthonio için önemli olan evleneceği prensesin asil bir soydan gelmesi, bunu biliyorsunuz. Kaitlyn ve diğerleri bu konuda büyük dezavantajlı kalıyor."
"Rultam her şeyden haberdar olmadığından böyle bir karar aldı. Prenses Kaitlyn'in tüm bürokratları arkasına aldığını görmesi ve annesinin nüfusu yüksek bir kadın olduğunu öğrenmesi düşüncesinde farklılıklara yol açacaktır." Acıyla onu izleyen gözlerimi onun üzerinden indirdim, elbisemin üzerindeki püskülü çekiştirmeye başladım.
"Şunu da ekleyeyim Prenses, eğer olur da onunla evlenirseniz bile bu sözleri aklınızdan çıkarmayın. Sizin evliliğiniz hiçbir zaman diğer insanların evliliğine benzemeyecek, bu hayallerden ve içinizdeki duygulardan ne kadar çabuk kurtulursanız bu sizin yararınıza olacaktır." Lord Henry'nin benim kötülüğümü istemediğini görebiliyor ama onun da çoktan onlardan taraf olduğunu, bu yüzden her dediğimi Kaitlyn gibi düşünenlerin ağzından cevapladığını düşünmekten kendimi alamıyordum. Ayağa kalkıp izin istediğinde ona katılmadığımı, bunların sadece kendi istekleri olması üzerine uydurdukları bahaneler olduğunu söyleyip ortalığı kızdırmamak için kendimi zorlukla tutarak ona veda ettim.
Konuşmalarımız boyunca yanımda olan Lydia ben ayağa kalkınca hemen koluma girdi. Yürürken bedenimin her noktası sızlıyordu, kim bilir kaç gün bu ağrı sürecekti. Kapının önünde bizi bekleyen Alex odama kadar bize eşlik etti.
"Konsey toplantısı dışında farklı bir haber var mı?"
"Evet Ekselansları, az önce konsey üyeleri dağıldıktan sonra Arnogya Kralı, Rultam Kralı ve Prensini ana salona davet etti." İleri doğru adım atacaktım ki olduğum yerde kalakaldım. Her şey ne kadar hızlı ilerliyordu. Her şey ne kadar hızlı mahvoluyordu.
Bölüm etkileşimi
