XVIII. BÖLÜM

Vaveyla Yazarı: Muguet's Books

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 42Şu an: XVIII. BÖLÜM

XVIII. BÖLÜM

Beni kendine doğru çeken ellerin sahibine bakmak için kafamı göğsünden çekmem ve taşlı toprağa ellerimle bastırıp gövdemi kaldırmam gerekti. Hala nefes nefeseyken karşımda Prens Anthonio'yu görünce gelen rahatlama hissi kalbime yayıldı. Ama bedenim titriyor, koşuşturmacanın etkisini atamıyordu. Göğsüm hızlı hızlı inip kalkıyor, nefesim boğazımı acıtıyordu.

O ise kalkıp ellerini belimden ayırmadan beni duvara yasladı. "İyi misin Orla?"

"Çok korktum." diye mırıldandım. Telaşlı bir şekilde duvar kenarından sokağı kontrol etti. Ardından "Gel hadi buradan uzaklaşalım." deyip ayağa kalkmama yardım etti. İki binanın arasında gölgede kalmış bir alandaydık, pazar çöplerinin toplandığı bu yerden çıplak ayakla ilerleyip bahçeye dönüşen bir yere geldik. Bahçe duvarı boyumuzdan uzun olduğu ve baktığım yerden sadece ağaçların dalları göründüğü için bir an geriye döneceğimizi zannedip endişelensem de Prens duvardaki bir çıkıntıya tutunarak kendini duvarın yukarısına atıverdi. Ardından dengesini bozmadan bir dizini yere yaslayarak tırmanmam için ellerini uzattı.

Üzerimdeki elbise bunu yapmamı zorlaştırsa da biraz yukarı çektikten sonra ellerini kavrayıp diğer ayağımdaki ayakkabıyı da atıp duvar çıkıntılarına parmaklarımı geçirerek onun da desteğiyle yavaş yavaş yukarı çıktım.

Bir süre cambaz gibi iki evin arasındaki bahçe duvarında yürüdükten sonra ineceğimiz sokağa baktık. Prens hiç düşünmeden kıvrak bir hareketle taş zemine atladıktan sonra aşağıdan ellerini bana doğru uzattı.

"Buradan atlayacak olursam bir yerimi kırarım." diye sızlandım.

"Seni tutarım." diyerek bu sefer kollarını genişçe iki yana uzattı. Telaşla sokaktan gelen geçen birkaç kişiye baktım ama daha sonra tereddüt etmeden kendimi aşağıya bırakıp Anthonio'nun kolları arasında kendimi buldum. Beni nasıl olup da bu pozisyonda tuttuğunu anlayamadığımdan yüzüne şaşkın şaşkın bir süre bakakaldım.

"Beni indirmeyecek misiniz?" diye sorup utançla kıpırdandım. Yanaklarıma kan hücum ediyor, Anthonio'nun ise hiçbir şekilde yüzünde mimikleri oynamıyordu.

"Ayakkabıların yok, kaybetmişsin."

"Sorun değil, bir süre idare edebilirim." deyip inmek için ayağımı yere doğru uzattıysam da fırsat vermeden sol kolunu biraz daha yukarı kaldırıp buna engel oldu.

"Biraz sabret." Alçak sesle mızırdanırken huzursuz bir şekilde olduğum yerde salınıyordum. Bir erkeğin beni daha önce hiç görmediğim bir sokağın ortasında kollarının arasında taşıması yeterince utanç verici değilmiş gibi bir de bu kişinin Prens Anthonio olması utancımı kat ve kat artırıyordu. Sokaktan her geçen kişi önce benim tuhaf pozisyonuma bakıyor, sonra muhtemelen hayatlarında bu kadar yakışıklı bir yüz daha görmedikleri için boynundan fuları çoktan düşmüş Anthonio'yu göz hapsine alıyorlardı. Neyse ki Prens köşeyi dönüp de bir ağacın altında beni yavaşça yere bıraktığında bu korkunç durumdan kendimi kurtarmış oldum.

Kalbim boğuk bir şekilde gümlerken yüzüne bakmaktan kendimi imtina edip ayağa kalkmaya yeltendim ama bu sefer dizimi tutup "Biraz sabretmeni söylemiştim." diyerek beni durdurdu. Çapraz bir şekilde taktığı bez çantanın içini açıp da bir çift kibar beyaz bir ayakkabı çıkarınca gözlerime inanmakta zorlandım. Yüzüme bakmadan ayakkabının bağcıklarını açıyor, diğer eliyle kahverengi tabanını sabit tutuyordu.

"Dün ayakkabının ucunun açıldığını söylemiştin."

Yavaşça elini ayağıma uzatıp zarif bir şekilde geçirirken tamamen sessizleşmişti, bense nefesimi tuttum, onu izlerken gözlerimi kırpmayı sanki unutmuştum. Parmak uçlarım ayakkabının sivri ucuna doğru girdi, sonra topuğum tam ayakkabıya uyacak şekilde yerleşti. Bir diğer ayağıma geçerken o kadar sakin ve alışılmış bir şeyi tekrarlar gibi görünüyordu ki sıcacık elleri ayağıma temas ettiğinde neden bunun beni bu kadar sarstığını anlamakta zorluk çekiyordum.

"Siz... Nasıl unutmadınız?"

"Unutkan biri gibi mi görünüyorum?"

"Hayır tabii ki! Ama çok fazla işiniz var, vali için sabahtan beri birileriyle görüşüyorsunuz. Bu kadar sorun içerisinde bir de beni düşünmüşsünüz." Ayakkabı bağcıklarını bağlamasına izin vermeden ayağımı kendime çekip bağlamaya başladım. Neden duygulandığımı ben de bilmiyordum, başımı eğdim. O da çekilip yanındaki ağaca yaslandı.

"Arkadaşlarımı düşünecek kadar kendime vakit ayırabiliyorum." deyip bir süre sustu. Bu sefer de benim için arkadaşım demesi gülümsememe yol açtı.

"O adamların seni takip etmesinin sebebi bendim, değil mi?"

"Evet, sizi o kasabada olduğu gibi yakalayıp ellerime geçirmeyi planlıyorlardı. Ben de onları uzaklaştırmaya çalıştım ama pek beceremedim."

"Öyle mi? Demek uzaklaştırmaya çalıştın?" deyip kollarını göğsünde birleştirdi, düşünceli görünüyordu. Başımla onaylayınca "Teşekkür ederim Orla." diyerek hafifçe gülümsedi, kalbimi sızlatan sıcak ve nazik bir gülümsemeydi.

Ayakkabı bağcıklarımı bağlarken olayı kısaca şöyle bir düşündüğümde belki de gereksiz yere kendimi ortaya atmış olabileceğim aklıma geldi. Prens Anthonio hiç telaşlı değildi, hayatında bunun gibi kişilerle belki de onlarcasıyla karşılaşmıştı. Adamlar pazar alanında böyle rahatça saldırmaya hazırlandıklarına göre akıllı ve sinsi de sayılmazlardı.

Bana "Onlardan ne olacaktı? Beni ne sanıyordun?" diyerek halime gülebilir, benimle dalga geçebilir hatta büyüklük bile taslayabilirdi. Ama o yine de teşekkür etmişti.

Bu teşekkür ona yardımcı olduğum için değildi, onu düşündüğüm içindi. Tavrından bunu okuyabiliyordum ve bu kapakları sonuna kadar açılmış kanallar gibi kalbimin coşkuyla atmasına, tüm bedenime kanın hızla pompalanmasına sebep oluyordu. Bir aptal gibi hayallere dalmamak için kendime kızdım ve yeni ayakkabılarımı ilk kez kullanıp onun peşine takıldım.

Yan yana yürüyorduk. Rüzgarlı bir hava olduğundan gökyüzünde bulutlar dans ediyor, bir üstümüze düşüp gölge yapıyor bir koşarak kaçıp güneşin yoğun ışığıyla bizi yalnız bırakıyordu. Yolun kenarında yürürken bir dükkanın önündeki adamın bağırışı aramızda oluşmuş sükuneti bozdu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

28okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.