XXVIII. BÖLÜM

Vaveyla Yazarı: Muguet's Books

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 42Şu an: XXVIII. BÖLÜM

XXVIII. BÖLÜM

Prens Jane'in kendisiyle alakalı her detayı bu kadar bilmesine şaşırmış görünüyordu. "Ne olmuş yani?" diye sordu rahat bir tavırla. "Bunlar için de ayrı kanunlarınız mı var?"

"Hayır ama sizi anlamakta zorlanıyorum." Başını bir an bana çevirecek gibiyse de gözlerini Anthonio'dan ayırmadı. "Bizim Ophelia'nın da bu türde tuhaf huyları var. Kabarık etekleri ancak özel günlerde giyer, sarayda gezinirken taç takmayı nedense sevmez. Bizim sürekli arkadaşlarımızla içtiğimiz, doğudan gelen yeni çayları sevmez. Mutfaktan ne bulursa yetinir, zaten orada yatıp kalk..." diye devam ediyordu ki telaşla "Prenses Ophelia'nın damak tadı bozuk!" deyiverdim.

Ellen ve Kaitlyn tedirgin biçimde önlerindeki bardaktan birer yudum su alırken Jane biz üçümüze bakıyordu, nasıl bir pot kırdığını ancak fark etmişti.

"Prenses Ophelia nerede zehir gibi yiyecekler varsa onu sever. Bir keresinde mutfakta bozulmuş peyniri avuç avuç ağzına atarken gördüm. Hemen yanına varıp "Ne yapıyorsunuz Majesteleri? Görmüyor musunuz üstündeki küfü, kapkara olmuş?" dedikten sonra elinden çekip depodan yeni hazırladığımız peynirden getirdim Onu da midesine avuç avuç götürdü. O öyle hep biraz tuhaf biri olmuştur." Kardeşlerim bana tuhaf tuhaf bakarken kendimi deli hastanesine kapatılması gereken bir vaka gibi hissediyordum. Ama canlı anlatımım neyse ki Jane'in dediklerini unutturmuştu.

Anthonio başını iki yana sallayıp "Prenses Ophelia'ya benzediğimi hiç sanmıyorum." deyince hepimiz gergin biçimde güldük. Her şeyden habersiz duran Anthonio'ya yalan söylemenin vicdan azabı içime otururken ardından sessiz bir iç çektim. Öğrense ne olurdu? diye düşünüyordum. Ama bana ne kadar kızacağını tahmin bile edemiyordum. Onunla Stormridge valisinin yanına gidip gelmiş, prensesleri görüştürmüş, birçok mevzuyu konuşmuştuk ve ben bu süreçte ondan hep gerçek kimliğimi gizlemiştim.

Eğer Anthonio bana tahmin ettiğim gibi kızarsa bu elbet Baş Danışman'ın kulağına giderdi. Eğer giderse hoş şeyler yaşanacağı söylenemezdi. Hem Rultam tarafından da sıkıntı yaşanma ihtimali yüksekti. Prens her şeyi ince planlar kurarak düşünüyordu. Tüm Arnogya Kraliyetinin kendi prenseslerini gizledikleri yalanını öğrenirse bunu anlaşmanın gidişatını etkilemekte kullanmayı bile düşünebilirdi.

Her şey o kadar karışıktı ki ondan Ophelia olduğumu sonsuza dek gizleme isteğim bile arka planda kalıyordu. Onun yanındayken sanki gerçek hayatta hep gerçek ben Orla'ymış gibi hissediyordum. Bir aşçı olarak doğmuş, itile kakıla büyümüş, benden ne istenirse yerine getirmek zorunda kalmış saraya bağlı biri... Anthonio bu halimi sorgulamamıştı ve beni olduğum gibi kabul etmeyi bilmişti. Bu yüzden Orla olmak her açıdan daha iyiydi.

Ben düşüncelere daldığım esnada Ellen saraydan bir dedikodu anlatmaya girişmiş ve hep beraber gülmeye başlamışlardı. Yalnız bir süre sonra Prens'in kolunu masaya dayayıp sessizleşmiş beni izlediğini fark ettim. Onu fark edince sandalyesini biraz bana yanaştırıp "Ne düşünüyorsun böyle ciddi ciddi?" diye fısıldayınca üç kardeşim de seslerini aniden kestiler.

"Önemli şeyler değil." Prens elini uzatıp önüme dökülmüş bir saç tutamını kulağımın arkasına yerleştirdi. "Saçların çok çabuk dağılıyor."

Yüzüme kan toplanırken bir daha öyle yapacağımı söyleyip önüme döndüm. "Bazen çok hareket ediyorum, yerimde duramıyorum."

"Arkandan bir topuz yapmalısın. Öylesi sana daha çok yakışıyor."

"Haklısınız." Prens gayet ciddi olsa da üç prensesin bana nefretle baktığını ve hareketlendiğini gördüm.

"Hadi Orla, artık saraya dönelim. Çok geç oldu. Prens Anthonio da eminim ki biraz dinlenmek isteyecektir." Bana hiç hoş şekilde bakmasalar da bunu reddetmem doğru olmayacaktı. İstemeye istemeye ayağa kalktıktan sonra iyi geceler dileyip Prens Anthonio'yu arkamızda bıraktık.

Birkaç tepe aşmıştık ki Ellen bir çocuk gibi kollarını göğsünde birleştirip "Senin Anthonio'yla aranda ne var?" diye bir soru yöneltti.

"Hiçbir şey!" dedim şaşırarak.

"Boş verin," dedi Kaitlyn. "Prens Anthonio kendine birini seçecek olsa üçümüzden birini seçerdi, Ophelia'nın dikkat çekici hiçbir güzelliği yok." Kaitlyn kendisini dünya güzeli mi sanıyordu? Hem Lydia her seferinde hepsinden güzel olduğumu söylerdi, şu an ona inanmak çok istiyordum.

"Anthonio'nun tuhaf zevkleri olduğunu söylemiştim." diye homurdandı Jane. "Bir leydinin saçıyla oynamanın ne manaya geldiğini biliyor muydu acaba?"

Hızlı birkaç adım atıp hepsinin önüne geçtikten sonra "Kaç gündür kimliğimi saklıyorum, sizi onunla buluşturuyorum. Daha ne istiyorsunuz? Madem güzel değilim, o zaman korkacak bir şeyiniz de yok demektir. Biraz da anlaşmanın güzel geçmesi için uğraşsanız şimdiye kadar çok şey değişmiş olurdu. Hem eğer olur da savaş yeniden başlarsa her şey boşa gidecek." dediysem de oflayıp puflamaktan başka bir şey yapmadılar. Hala Prens'le aramda bir şey olduğundan şüphelendikleri için içlerindeki nefreti dökmek niyetindeydiler ama onlara fırsat vermeden koşar adımlarla yanlarından uzaklaştım.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

27okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.