28. bölüm / 42
GÜNDÜZ GECE SARAYLARIXXVII. BÖLÜM
Bölümler 42Şu an: XXVII. BÖLÜM
- 1 GİRİŞ1.095 kelime
- 2 I. BÖLÜM1.879 kelime
- 3 II. BÖLÜM1.559 kelime
- 4 III. BÖLÜM943 kelime
- 5 IV. BÖLÜM978 kelime
- 6 V. BÖLÜM992 kelime
- 7 VI. BÖLÜM842 kelime
- 8 VII. BÖLÜM854 kelime
- 9 VIII. BÖLÜM1.038 kelime
- 10 IX. BÖLÜM967 kelime
- 11 X. BÖLÜM744 kelime
- 12 XI. BÖLÜM797 kelime
- 13 XII. BÖLÜM851 kelime
- 14 XIII. BÖLÜM775 kelime
- 15 XIV. BÖLÜM980 kelime
- 16 XV. BÖLÜM827 kelime
- 17 XVI. BÖLÜM956 kelime
- 18 XVII. BÖLÜM870 kelime
- 19 XVIII. BÖLÜM783 kelime
- 20 XIX. BÖLÜM799 kelime
- 21 XX. BÖLÜM962 kelime
- 22 XXI. BÖLÜM959 kelime
- 23 XXII. BÖLÜM972 kelime
- 24 XXIII. BÖLÜM764 kelime
- 25 XXIV. BÖLÜM1.118 kelime
- 26 XXV. BÖLÜM1.152 kelime
- 27 XXVI. BÖLÜM879 kelime
- 28 XXVII. BÖLÜM735 kelime · Okuduğun bölüm
- 29 XXVIII. BÖLÜM670 kelime
- 30 XXIX. BÖLÜM1.031 kelime
- 31 XXX. BÖLÜM999 kelime
- 32 XXXI. BÖLÜM820 kelime
- 33 XXXII. BÖLÜM878 kelime
- 34 XXXIII. BÖLÜM948 kelime
- 35 XXXIV. BÖLÜM1.025 kelime
- 36 XXXV. BÖLÜM1.072 kelime
- 37 XXXVI. BÖLÜM997 kelime
- 38 XXXVII. BÖLÜM731 kelime
- 39 XXXVIII. BÖLÜM857 kelime
- 40 XXXIX. BÖLÜM1.026 kelime
- 41 XL. BÖLÜM1.245 kelime
- 42 XLI. BÖLÜM909 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
XXVII. BÖLÜM
Prens Anthonio uzaktan yanında en yakın arkadaşı olan muhafız Alex'le gelirken biraz yaklaştığında duraksadı, biraz sonra sahile varıp da prensesleri görünce bir an yerinde durdu ama kendini hemen toparladı. Çevresine bakınırken bir tepenin başında ağacın gölgesinde oturduğumu fark etti, zaten elbisem öyle bir renkti ki dikkatini çekmemesi çok zordu. Alex normalde randevularda uzağa çekilse ya da saraya dönse de herhalde bunun kişisel bir randevudan çıkmasından dolayı Prens oturduktan sonra biraz arkaya çekilmekle yetindi.
Prenseslerin abartılı kahkahaları dalgaların sesini duyulmaz kılmıştı. Sırtımı onlara dönüp başımı saraydan tarafa çevirmiştim, bu şekilde onları gözetlemiyor olacaktım. Arada bir seslerin düzeni değiştiğinde onlardan tarafa dönsem Prens Anthonio nasılsa bunu hissediyor, o da başını yukarı kaldırıp bana bakıyordu. Bir an bakıştıktan sonra hemen gözlerimi başka yöne çeviriyor ve daha fazla dikkat çekmemeye çalışıyordum.
Belki bir saate yakın orada aynı pozisyonda sıkıntıdan patlayacakmış gibi durduktan sonra dibimde bir adam görmemle tepeden aşağı yuvarlanacak gibi oldum. Kolumdan tutup beni durduran Alex oldu. Prens Anthonio'nun benim de masaya eşlik etmemi istediğinden bahsedince gergin bir şekilde bunu yapamayacağımı söyledim.
"Ona gelmek istemediğini söyleyemem. Prensesler çoktan seni fark etti, burada durmaya devam edersen ve açıklama yapmazsan yanlış düşünecekler." Bu da ayrı bir gerçekti. Kız kardeşlerimin rahatça otururlarken beni Anthonio'nun yanında görmek isteyeceklerinden şüphe duyuyordum. Bunu Kaitlyn'inin geçen seferki randevusunda iyice öğrenmiştim.
Alex'in de yardımıyla tepeden aşağı kestirme bir yoldan indik ve inmemle prenseslerin görme alanına girdim. Jane hemen ayağa fırlayıp bir şey söylemek için hazırlanırken Kaitlyn onun kolunu tuttu ve oturmasını söyledi. Ellen rahat bir tavırla kıyafetimi inceledi ve ne kadar kötü olduğunu anlatmaya çalışır gibi eteğimi bir miktar çekiştirip kumaşına baktıktan sonra "İpek bile değil." diye mırıldandı.
Oturduğumuz masa biraz geniş ve yuvarlakçaydı. Üç prenses de Prens Anthonio'nun karşısına yan yana yerleşmişti. Prens Anthonio ben gelince yanındaki sandalyeyi biraz çekti, "Sen de buraya gel Orla." Ellen kimin yanında olduğunu unutup buna kabaca homurdandı.
Ben tam bir leydi gibi sandalyeme yerleştikten sonra dudağıma mütevazı bir gülümseme yerleştirip Prens'e baktım. Prens bugün üzerine mint yeşili, canlı bir kumaşa sahip bir tunik ve beyaz bir pelerin giymişti. Benden tarafta duran sağ kolunda kutup kurdu simgesi vardı, pelerininden bağladığı broşta ise yine aynı simge yerleştirilmişti.
Önümüzdeki masa önceden temizlenmiş ve üzerine öğle saatinden kalma bazı atıştırmalıklarla ve mumlarla süslenmişti. Birkaç tane alırken prenseslerin yüzüne soğuk bir ifadeyle baktım. Jane yerinde durmakta zorlanıyordu, Kaitlyn pusuya yatmış bir aslan gibi hareketlerimi sessizce takip ediyordu, Ellen ise hala bana aşağılayıcı bakışlar atmakla meşguldü. Üçünün de üzerinde pastel tonlarında kabarık etekleri olan tuvaletler vardı, yine sahil kenarında ayarlanmış bir randevu için abartılı şeylerdi. Gerçi benim kadar berbat giyinmelerinden daha iyi olmalıydı bu.
"Orla, seni ne zamandır ortalıklarda göremiyordum. Hasta olduğunu duydum, geçmiş olsun." diyen Kaitlyn'e teşekkür ettikten sonra "Biraz kötü oldu doğrusu, ütülemen gereken bir sürü kıyafetim birikti. Ben yapmayı bilsem sana yardım ederim biliyorsun ama böyle şeylerden hiç anlamam." dedi. Göz devirmemek için kendimi tutarken "Ne tesadüf Prenses Kaitlyn, ben de ütü yapmaktan hiç anlamam. Bir aşçı olduğumu unutmayın." diye cevapladım.
"Aşçı mı? Böyle ayrımlar yapmak gerçekten komik. Sen bu sarayın kölesisin Orla, ne istersem yapmak zorundasın." Dişlerimi sıkıp parmaklarımı avucuma bastırdım.
"Arnogya'da köleliğin kalktığını sanıyordum Prenses Kaitlyn?" diye soran Anthonio oldu.
"Kalkması yazılı olmayan kuralları değiştirmez Anthonio." deyip saçlarını elleriyle omzuna dağıttı. Bu samimiyeti kurma hakkını ne zaman elde etmişti bir fikrim yoktu.
"Bana adımla seslenmeyin." deyip hemen bozulan Kaitlyn'e gözlerini dikti. "O sarayın kölesiyse siz de Arnogya kanunlarının kölesisiniz ve ben izin vermeden hitabınızı değiştiremezsiniz."
"Adınızla seslendiysem ne olmuş? Konumunuza nasıl bir hakaret olabilir bu?"
"Henüz herhangi bir yakınlığım olmamış kişilerin saygı ifadelerini unutmasını istemiyorum." Bu cümlenin ardından Kaitlyn'in gözleri adeta ışıldadı, zafer gülümsemesi dudaklarına yayılırken bana küstah bir bakış attı. Sadece ikimiz Prens'in cümlesinin içinde kullandığı o "henüz" kelimesini fark etmiştik. Henüz değil yani daha sonra yakınlığının olacağının bir iması gibiydi bu.
"Tuhaf bir zevkiniz var Prens Anthonio." diyen Jane oldu, geniş omuzları iki kız kardeşine değiyordu ve Ellen ona omzuyla vurduğunda yanlışlıkla çarptığını zannederek aldırmadı.
"Ne zevki?"
"Bütün her şey." dedi Jane. "Bizim dışımızda soylularla konuştuğunuzu hiç görmüyoruz, ya muhafızlarla laflıyorsunuz ya da bu yarım yamalak aşçı olan kızla. Üzerinde adınızın yazdığı gösterişli bir cep saati yerine küçük düz bir saatle yetiniyorsunuz. İçkiden uzak duruyor, balıkları ağzınıza bile sürmüyorsunyz. Krakov modelinde (ucu sivri ayakkabı çeşidi) ayakkabılar yerine ya çizme ya da düz deri ayakkabı tercih ediyorsunuz. Yüzünüze en önemli yemeklerde bile pudra sürmüyorsunuz... Kısacası hiçbir şeye uymuyorsunuz."
***
Prenses Kaitlyn hakkında ne düşünüyorsunuz? Bir prensesle evlenecek olsa Prens Anthonio kimi seçerdi sizce?
Diğer bölümde görüşmek üzere🎀✨️👸🏻
Bölüm etkileşimi
