21. bölüm / 24
GÖLGE HATTIGörev
Bölümler 24Şu an: Görev
- 1 KARAKTER TANITIMI666 kelime
- 2 YENİ ÜNİFORMA6.992 kelime
- 3 İLK GÖREV4.671 kelime
- 4 SESSİZ İZLER409 kelime
- 5 SINIRIN ÖTESİ1.858 kelime
- 6 TANIK470 kelime
- 7 DEMİR751 kelime
- 8 SESSİZLİĞE KARIŞMIŞ SES171 kelime
- 9 KAPATIN ŞUNU206 kelime
- 10 SABAHI BEKLERKEN341 kelime
- 11 ÇÖZÜLEN DÜĞÜMLER576 kelime
- 12 ÇIKIŞ YOLU337 kelime
- 13 BİR ÖMÜR439 kelime
- 14 ARTIK BİZ310 kelime
- 15 BİR SANİYE523 kelime
- 16 PATLAMA511 kelime
- 17 BEKLEYİŞ467 kelime
- 18 Sessiz çığlık468 kelime
- 19 MERT İN SIRRI1.714 kelime
- 20 Görev1.980 kelime · Okuduğun bölüm
- 21 ZAMAN912 kelime
- 22 PRENSES852 kelime
- 23 GÜZEL GÜNLER242 kelime
- 24 DÜĞÜN717 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Akşamüstüydü.
Tim karargahta dinlenirken ortam her zamanki gibi sakindi. Mert ve Buse artık birbirlerine karşı eskisi kadar çekingen değildi. Yine de yan yana geldiklerinde ikisinin de yüzünde belli belirsiz bir gülümseme oluşuyordu.
Asena bunu fark edip Demir'e doğru eğildi.
“Bak.”
Demir ona baktı.
“Neye?”
“Mert ve Buse.”
Demir göz ucuyla ikisine baktı.
“Bırak artık onları.”
Asena gülümsedi.
“Tamam sevgilim.”
Tam o anda koridordan hızlı adımlar duyuldu.
Kapı açıldı.
Komutan içeri girdi.
“Hazırlanın.”
Odadaki bütün konuşmalar bir anda kesildi.
Demir ayağa kalktı.
“Görev mi?”
“Evet.”
Komutan masanın üzerine bir dosya bıraktı.
“Yaklaşık iki saat önce sınır hattına yakın bölgede hareketlilik tespit edildi. Bir keşif ekibimizden haber alınamıyor.”
Mert'in yüzündeki gülümseme kayboldu.
“Kaç kişiler?”
“Altı.”
Bora sandalyesinden doğruldu.
“Konum belli mi?”
“Son sinyal buradan yaklaşık kırk kilometre ileride kesildi.”
Komutan haritayı açtı.
“Bölge sarp. Görüş mesafesi düşük. Ayrıca hava koşulları kötüleşiyor.”
Demir haritaya dikkatlice baktı.
“Destek?”
“Şimdilik sizsiniz.”
Asena'nın yüzü ciddileşti.
Demir hemen ona baktı.
İkisi bir saniyeliğine göz göze geldi.
Sonra Demir ekibe döndü.
“Hazırlanın.”
---
Dakikalar içinde herkes ekipmanlarını kontrol etmeye başladı.
Mert çantasını omzuna geçirirken Buse'ye baktı.
“Hazır mısın?”
Buse başını salladı.
“Hazırım.”
Mert hafifçe gülümsedi.
“İyi.”
Buse kaşlarını kaldırdı.
“Nesi iyi?”
“Yanımda olman.”
Buse bir an sustu.
“Görevdeyiz Mert.”
“Biliyorum.”
“Ciddiyiz.”
“Onu da biliyorum.”
Mert'in yüzündeki gülümseme kayboldu.
“Bu yüzden yanımda olmanı istiyorum. Gözüm üstünde olacak.”
Buse hafifçe başını salladı.
“Benim de.”
Biraz ileride Asena bunu görmüş ve gülümsemeye başlamıştı.
Demir yanına geldi.
“Ne sırıtıyorsun?”
“Hiç.”
“Yine mi?”
“Asla.”
Demir başını iki yana salladı.
“Göreve gidiyoruz aşkım.”
Asena'nın yüzündeki gülümseme yerini ciddiyete bıraktı.
“Biliyorum.”
Demir ona biraz daha yaklaştı.
“Yanımdan ayrılma.”
Asena gözlerini ondan ayırmadan cevap verdi.
“Sen de benden ayrılma.”
Demir başını salladı.
“Anlaştık.”
---
Gece çökerken araçlar hareket etti.
İçeride kimse eskisi gibi konuşmuyordu.
Herkes görev moduna geçmişti.
Bora haritayı inceliyor, Yaman çevredeki araziyi kontrol ediyor, Efe ekipmanlarını son kez gözden geçiriyordu.
Mert ve Buse yan yana oturuyordu.
Mert sessizce:
“Buse.”
“Efendim?”
“Bir şey olursa…”
Buse hemen onun sözünü kesti.
“Olmayacak.”
Mert sustu.
Buse bu kez daha sakin bir sesle konuştu.
“İkimiz de döneceğiz.”
Mert başını salladı.
“Tamam.”
Aracın diğer tarafında Asena, Demir'in yanında oturuyordu.
Demir pencereden dışarı bakıyordu.
Asena onun eline kısa bir an dokundu.
Demir ona döndü.
“Ne oldu?”
“Asıl sana soruyorum. İyi misin?”
Demir birkaç saniye sustu.
“İyiyim.”
Asena gözlerini kıstı.
“Yalan.”
Demir hafifçe gülümsedi.
“Beni fazla iyi tanımaya başladın.”
“Evet.”
Demir onun elini tuttu.
“Sen yanımdaysan iyiyim.”
Asena'nın yüzünde küçük bir gülümseme oluştu.
Tam o sırada telsizden ses geldi.
“Yaklaşık beş dakikaya hedef bölgedeyiz.”
Herkes bir anda toparlandı.
Demir ayağa kalktı.
“Hazır olun.”
Araç yavaşladı.
Dışarıda yoğun sis vardı.
Görüş mesafesi oldukça düşüktü.
Demir kapıya yöneldi.
“Tim.”
Herkes ona döndü.
“İçeri girdiğimiz andan itibaren birbirimizden kopmuyoruz.”
Asena silahını kontrol etti.
Mert başını salladı.
Buse de aynı şekilde.
Demir son kez etrafına baktı.
“Altı kişiyi bulup çıkarıyoruz.”
Kapı açıldı.
Soğuk hava içeri doldu.
Tim sessizce araçtan indi.
Fakat hiçbiri bilmiyordu…
Bu görevin asıl tehlikesi kayıp ekibi bulmak değil,
onları kimin ortadan kaldırdığını öğrenmekti.Sisli araziye girdiklerinde her şey birkaç saniye içinde değişti.
“Dağılmayın!” diye bağırdı Demir.
Tim ilerlerken uzaktan gelen ilk silah sesi duyuldu.
Ardından bir diğeri.
“Temas!”
Herkes bulunduğu noktaya geçti.
Çatışma bir anda yoğunlaştı.
Demir karşılık verirken gözleri sürekli timi kontrol ediyordu.
“Asena!”
“Buradayım!”
Asena birkaç metre ilerideydi.
Tam o sırada iki silah sesi art arda duyuldu.
Asena'nın hareketi bir anda kesildi.
Yüzündeki ifade değişti.
Göğsünün alt tarafında ve karnında iki ayrı darbe hissetti.
Bir adım geri sendeledi.
Sonra bir adım daha…
Elini istemsizce karnına götürdü.
“Demir…”
Sesi neredeyse duyulmayacak kadar kısıktı.
Demir başını çevirdi.
Asena'nın geriye doğru yığıldığını gördüğü an dünyası sanki durdu.
“ASENA!”
Demir bulunduğu yerden ona doğru koştu.
“Asena! Bana bak!”
Asena cevap vermeye çalıştı ama sesi çıkmadı.
Demir onun yanında diz çöktü.
“Gözlerini kapatma. Buradayım.”
Mert hemen yanlarına geldi.
“Demir, önce güvenli noktaya almalıyız!”
“Biliyorum!”
Demir'in sesi titriyordu.
Asena gözlerini güçlükle açtı.
“Sevgilim…”
Demir'in yüzü bir anda değişti.
“Buradayım aşkım.”
“Ben…”
“Konuşma. Hiç konuşma.”
Asena nefesini düzenlemeye çalıştı.
Demir telsize uzandı.
“Merkez, acil tahliye! Bir personelimiz ağır yaralı. Acil sağlık desteği istiyoruz!”
Telsizden cevap geldi.
“Konumunuzu gönderin. Destek yönlendiriliyor.”
Demir Asena'nın elini tuttu.
“Beni duyuyor musun?”
Asena çok hafif başını salladı.
“Duyuyorum.”
“Güzel. O zaman benimle kal.”
Mert çevreyi kontrol ederken Buse Asena'nın yanına çömeldi.
“Dayan Asena. Yardım geliyor.”
Asena gözlerini Demir'den ayırmıyordu.
Demir ise elini bırakmıyordu.
“Bana söz ver.”
Asena zorla gülümsedi.
“Ne sözü?”
“Buradan beraber çıkacağız.”
Asena birkaç saniye ona baktı.
Sonra fısıldadı:
“Tamam… sevgilim.”
Demir başını eğdi.
“İşte böyle.”
Uzakta tahliye ekibinin sesleri duyulmaya başladığında tim biraz olsun rahatladı.
Ama Demir'in yüzündeki korku hâlâ geçmemişti.
Çünkü yerde yatan kişi onun için sadece bir tim arkadaşı değildi.
Asena'ydı.
Ve Demir, onu kaybetme düşüncesine bile dayanamayacağını biliyordu.Hastane koridorunda geçen dakikalar Demir'e saatler gibi geliyordu.
Kapı açıldığında bir doktor dışarı çıktı.
“Yakını kim?”
Demir hemen ayağa kalktı.
“Ben.”
Doktor ona baktı.
“Ameliyata almamız gerekiyor. Fakat Asena'nın bilinci açık kalacak. Uyguladığımız ilaç sayesinde ağrı hissetmeyecek. Ancak korkabilir ve yanında güvendiği birinin olmasını istiyor.”
Demir'in gözleri bir anda doldu.
“Yanına girebilir miyim?”
Doktor başını salladı.
“Eğer sakin kalabilecekseniz.”
Demir hiç düşünmeden cevap verdi.
“Kalırım.”
---
Ameliyathaneye girdiklerinde Asena'nın gözleri açıktı.
Demir'i görünce bakışları hemen ona yöneldi.
“Se… sevgilim?”
Demir yanına yaklaştı.
“Buradayım aşkım.”
Asena derin bir nefes aldı.
“Gerçekten kalacak mısın?”
“Sonuna kadar.”
Asena'nın yüzünde küçük bir rahatlama oluştu.
“Ben korkuyorum.”
Demir elini tuttu.
“Biliyorum.”
“Gözlerimi kapatırsam…”
“Ben burada olacağım.”
Asena birkaç saniye ona baktı.
“Gitme.”
Demir başını iki yana salladı.
“Gitmeyeceğim.”
Doktorlar hazırlıklarını sürdürürken Demir sürekli Asena'nın elini tuttu.
Asena gözlerini ondan ayırmıyordu.
“Demir…”
“Efendim?”
“Bana konuşur musun?”
Demir gülümsedi.
“Ne hakkında?”
“Fark etmez.”
“Tamam.”
Demir düşünüyormuş gibi yaptı.
“Çıkınca ilk iş ne yapacağız biliyor musun?”
Asena hafifçe kaşlarını kaldırdı.
“Ne?”
“Sen dinleneceksin.”
Asena hemen itiraz etti.
“Ben iyiyim.”
Demir gülümseyerek başını salladı.
“Daha ameliyata girmeden tartışmaya başladın.”
Asena çok hafif güldü.
“Sen başlattın.”
“Tamam, haklısın.”
Bir süre sessiz kaldılar.
Sonra Demir yumuşak bir sesle:
“Sonra eve gideceğiz.”
Asena onu dinliyordu.
“Tim bizi bekleyecek.”
“Bora kesin bir şey söyler.”
Demir güldü.
“Mert de kesin dalga geçer.”
Asena'nın yüzünde yeniden küçük bir gülümseme oluştu.
“Buse de Mert'i susturmaya çalışır.”
“Evet.”
Demir onun elini hafifçe sıktı.
“Sonra sen iyileşeceksin.”
Asena gözlerini Demir'e dikti.
“Sen yanımda olacaksın.”
“Her zaman.”
Asena derin bir nefes aldı.
“Tamam.”
Doktor son kontrollerini yaparken Demir hâlâ elini bırakmıyordu.
Asena gözlerini kapatacak gibi oldu.
Demir hemen fısıldadı:
“Aşkım.”
Asena gözlerini yeniden açtı.
“Buradayım.”
Asena hafifçe gülümsedi.
“Biliyorum.”
Ve ameliyata hazırlanırken, Demir'in elini bırakmadı.Ameliyatın sonlarına yaklaşılmıştı.
Demir hâlâ Asena'nın elini tutuyordu.
“Az kaldı aşkım,” dedi alçak sesle. “Dayan.”
Asena'nın gözleri yarı kapalıydı.
“Demir…”
“Buradayım.”
“Sesini… duymak iyi geliyor.”
Demir'in boğazı düğümlendi.
“İstersen sabaha kadar konuşurum.”
Asena belli belirsiz gülümsedi.
“Bizi anlatmaya devam et.”
Demir onun elini biraz daha sıkı tuttu.
“Tamam.”
“Seninle ilk karşılaştığım günü anlatıyordum…”
Konuşmaya devam ederken Asena'nın bakışları yavaş yavaş bulanıklaşmaya başladı.
Demir bunu fark etti.
“Aşkım?”
Asena cevap vermedi.
“Asena?”
Parmakları Demir'in elinin içinde hafifçe kıpırdadı.
Sonra gevşedi.
Demir'in kalbi hızlandı.
“Doktor?”
Doktorlar hemen Asena'yı kontrol etmeye başladı.
“Demir, sakin kalın.”
“Ne oluyor?”
Kimse ona cevap vermedi.
Monitörden gelen düzenli sesler değişmeye başladı.
Bip… bip… bip…
Ardından sesler arasındaki boşluk uzadı.
Demir'in yüzündeki ifade bir anda değişti.
“Asena?”
Bir sonraki anda monitördeki çizgi dümdüz oldu.
Biiiiiiiiip.
Demir'in gözleri büyüdü.
“Hayır…”
Doktorlar hemen müdahaleye geçti.
“Geri çekilin!”
Demir birkaç adım geriye gitti ama gözlerini Asena'dan ayıramadı.
“Hayır… hayır, olmaz.”
Sesi titriyordu.
“Asena!”
Cevap yoktu.
Demir'in gözlerinden yaşlar boşandı.
“Bana bak aşkım.”
Ekip müdahaleyi sürdürüyordu.
Demir ellerini saçlarının arasına götürdü.
“Daha az önce benimle konuşuyordun…”
Sesi kırıldı.
“Daha bana ‘sevgilim’ dedin.”
Monitörden hâlâ aynı uzun ses geliyordu.
Demir başını iki yana salladı.
“Hayır…”
Bir adım öne çıktı.
“Bırakma beni!”
Doktorlardan biri onu sakinleştirmeye çalıştı.
“Demir, lütfen geri çekilin.”
Ama Demir'in gözleri dolmuştu.
“Daha eve gidecektik…”
Nefesi kesik kesik çıkıyordu.
“Daha Mert'le Buse'yle dalga geçecektik…”
Sesi iyice titredi.
“Daha bana kızacaktın…”
Gözyaşlarını sildi ama durmuyordu.
“Daha yaşayacağımız o kadar şey var.”
Ekip müdahaleye devam etti.
Demir ellerini birleştirdi.
“Ne olur…”
Bir an gözlerini kapattı.
“Ne olur geri dön.”
Sonra tekrar Asena'ya baktı.
“Bana söz vermiştin.”
Monitörün sesi hâlâ düzdü.
Demir'in sesi neredeyse fısıltıya dönüştü.
“Ben seni bırakmadım.”
“Sen de beni bırakma.”
Tam o sırada monitörden farklı bir ses geldi.
Bip.
Demir başını kaldırdı.
Bir saniye sonra:
Bip… bip…
Düz çizgi yeniden hareketlenmeye başlamıştı.
Doktor:
“Ritim geri geliyor.”
Demir olduğu yerde dondu.
“Yaşıyor mu?”
“Evet. Kalbi yeniden çalışıyor.”
Demir'in gözlerinden yaşlar akmaya devam ederken yüzünde tarifsiz bir rahatlama oluştu.
Başını öne eğdi.
“Şükür…”
Sonra Asena'nın eline yeniden uzandı.
Parmaklarını onun parmaklarının arasına geçirdi.
“Aşkım…”
Sesi titriyordu.
“Beni bir daha böyle korkutma.”
Monitörün düzenli sesi devam ederken Demir gözlerini kapattı.
“Daha anlatacağım çok şey var.”
“Sen de dinleyeceksin.”
Ve elini hiç bırakmadı.Ameliyat sonunda doktor Demir'e dönüp sakin bir sesle konuştu.
“Şimdilik yoğun bakıma alacağız. Durumu yakından takip edilecek.”
Demir başını salladı.
“Yanında kalabilir miyim?”
“Hayır. Şu anda kimseyi içeri alamıyoruz.”
Demir bir an Asena'ya baktı.
Ameliyat boyunca elini tuttuğu o el artık hareketsizdi.
“Ben dışarıda olacağım,” diye fısıldadı.
Son kez ona baktı.
“Bekle beni aşkım.”
Sonra ameliyathaneden çıktı.
Kapı arkasından kapandığında Demir birkaç saniye olduğu yerde kaldı.
Yüzü bembeyazdı.
Gözleri hâlâ doluydu.
Koridorda bekleyen tim bir anda ayağa kalktı.
Mert hemen yanına geldi.
“Demir?”
Demir cevap vermedi.
Bir adım attı.
Sonra sendeledi.
Mert hızla kolundan tuttu.
“Komutanım!”
Demir gözlerini kapatıp derin bir nefes almaya çalıştı.
Mert endişeyle yüzüne baktı.
“Ne oldu? Asena nasıl?”
Demir güçlükle konuşabildi.
“Az önce…”
Sesi titredi.
Mert'in yüzü gerildi.
“Ne oldu?”
Demir gözlerini yere indirdi.
“Az önce kalbi durdu.”
Koridorda bir anda sessizlik oldu.
Buse'nin eli ağzına gitti.
Bora donup kaldı.
Efe ve Yaman birbirlerine baktılar.
Mert'in yüzündeki ifade değişti.
“Ne?”
Demir gözlerini kapattı.
“Ameliyatın sonlarına doğru.”
Bir süre konuşamadı.
“Bir anda ritmi kayboldu.”
Mert'in eli hâlâ Demir'in kolundaydı.
“Sonra?”
Demir derin bir nefes aldı.
“Döndü.”
Mert'in gözleri doldu.
“Döndü mü?”
Demir başını salladı.
“Evet.”
Sesindeki titreme hâlâ geçmemişti.
“Kalbi tekrar atmaya başladı.”
Mert derin bir nefes verdi.
“Şükür…”
Demir duvara yaslandı.
“Ben onun elini tutuyordum.”
Gözlerinden bir damla yaş süzüldü.
“Bana bizi anlattırdı.”
Mert sessizce dinledi.
“Sonra gözleri kapandı.”
Demir'in sesi kırıldı.
“Ben onu kaybettiğimi sandım.”
Mert hiçbir şey söylemeden Demir'e sarıldı.
Demir birkaç saniye direndi.
Sonra başını Mert'in omzuna yasladı.
“Çok korktum.”
Mert onun sırtına hafifçe vurdu.
“Biliyorum.”
“Bir daha…”
Demir cümlesini tamamlayamadı.
Mert sakin bir sesle:
“Bir daha ne?”
Demir gözlerini kapattı.
“Bir daha onu kaybetmekten korkmak istemiyorum.”
Buse'nin gözleri dolmuştu.
“Demir…”
Demir başını kaldırdı.
“Şimdi sadece bekleyeceğiz.”
Mert başını salladı.
“Birlikte.”
Tim yeniden koridordaki sandalyelere oturdu.
Kimse konuşmadı.
Herkes aynı kapıya bakıyordu.
Asena'nın bulunduğu yoğun bakım kapısına.
Demir ise ellerini birbirine kenetleyip tek bir cümleyi içinden tekrar ediyordu:
“Sen geri döndün aşkım. Şimdi biraz daha dayan.”Yoğun bakım odasında gece sessizce ilerliyordu.
Asena cihazların arasında hareketsiz yatıyordu. Hemşire belli aralıklarla değerlerini kontrol ediyor, ardından notlarını alıyordu.
Bir süre sonra Asena'nın parmakları hafifçe kıpırdadı.
Hemşire bunu fark etmedi.
Asena'nın kaşları hafifçe çatıldı.
Göz kapakları titredi.
Sonra gözlerini çok az araladı.
Işık gözlerine geldiğinde yeniden kapatmak istedi.
Hemşire o anda başını kaldırdı.
Bir an durdu.
“Asena?”
Asena gözlerini tekrar araladı.
Hemşire hemen yanına yaklaştı.
“Beni duyuyor musun?”
Asena birkaç saniye hemşireye baktı.
Sonra dudakları güçlükle hareket etti.
“De… mir…”
Hemşire gülümsedi.
“Demir burada değil ama dışarıda seni bekliyor.”
Asena'nın gözlerinden küçük bir yaş süzüldü.
“Yaşıyor…”
Hemşire şaşkınlıkla ona baktı.
“Sen kendini merak ediyorsun, bir de Demir'i soruyorsun.”
Asena çok hafif gülümsedi.
“İyi mi?”
“İyi. Seni bekliyor.”
Asena gözlerini kapatıp rahat bir nefes aldı.
Hemşire hemen doktoru çağırmak için dışarı yöneldi.
“Doktor! Asena gözlerini açtı.”
Koridorda bekleyen Demir'in başı bir anda kalktı.
“Ne?”
Hemşire kapıdan çıktı.
“Uyandı.”
Demir birkaç saniye ne diyeceğini bilemedi.
“Gerçekten mi?”
Hemşire başını salladı.
“Evet. Bilinci açık.”
Demir'in gözleri doldu.
Mert hemen ayağa kalktı ve onun omzuna dokundu.
“Git.”
Demir kapıya doğru ilerledi.
Ama içeri girmesine henüz izin verilmemişti.
Camın ardından Asena'ya baktı.
Asena gözlerini yavaşça kapıya çevirdi.
Demir'i gördü.
Dudaklarında küçücük bir gülümseme oluştu.
Demir de gülümsedi.
Elini cama koydu.
Asena güçlükle elini kaldırıp cama doğru uzattı.
İki el camın iki tarafında buluştu.
Demir'in dudaklarından sessizce tek bir kelime çıktı:
“Aşkım…”
Asena'nın gözleri doldu.
Ve çok hafif bir sesle fısıldadı:
“Sevgilim…”
