25. bölüm / 24
GÖLGE HATTIDÜĞÜN
Bölümler 24Şu an: DÜĞÜN
- 1 KARAKTER TANITIMI666 kelime
- 2 YENİ ÜNİFORMA6.992 kelime
- 3 İLK GÖREV4.671 kelime
- 4 SESSİZ İZLER409 kelime
- 5 SINIRIN ÖTESİ1.858 kelime
- 6 TANIK470 kelime
- 7 DEMİR751 kelime
- 8 SESSİZLİĞE KARIŞMIŞ SES171 kelime
- 9 KAPATIN ŞUNU206 kelime
- 10 SABAHI BEKLERKEN341 kelime
- 11 ÇÖZÜLEN DÜĞÜMLER576 kelime
- 12 ÇIKIŞ YOLU337 kelime
- 13 BİR ÖMÜR439 kelime
- 14 ARTIK BİZ310 kelime
- 15 BİR SANİYE523 kelime
- 16 PATLAMA511 kelime
- 17 BEKLEYİŞ467 kelime
- 18 Sessiz çığlık468 kelime
- 19 MERT İN SIRRI1.714 kelime
- 20 Görev1.980 kelime
- 21 ZAMAN912 kelime
- 22 PRENSES852 kelime
- 23 GÜZEL GÜNLER242 kelime
- 24 DÜĞÜN717 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bugün düğün günüydü.
Hâlâ buna inanmakta zorlanıyordum.
Aynanın karşısında durmuş, üzerimdeki elbiseye bakıyordum. Elbise tam hayal ettiğim gibiydi. Kendimi gerçekten bir prenses gibi hissediyordum.
Ama nedense gözlerim sürekli üzerimdeki elbiseden çok ellerime gidiyordu.
Ellerim titriyordu.
“Ben gerçekten evleniyorum…”
Bunu kendi kendime söylediğimde yüzümde istemsiz bir gülümseme oluştu.
Demir'le.
Hayatımda yaşadığım onca şeyden sonra bugün onunla aynı yola çıkacaktım.
Birlikte güldüğümüz günler…
Kavga edip sonra barışmalarımız…
Bana “aşkım” deyişi…
Benim ona “sevgilim” diye seslenişim…
Hepsi birer birer aklımdan geçti.
Kalbim öyle hızlı atıyordu ki sanki herkes duyacakmış gibi hissediyordum.
Kapı açıldı.
İçeri giren kişiye baktım.
“Hazır mısın?”
Derin bir nefes aldım.
“Bilmiyorum…”
Gülümsedim.
“Çok heyecanlıyım.”
Aynaya yeniden baktım.
Bugün hayatımın en önemli günlerinden biriydi.
Biraz korkuyordum.
Biraz heyecanlıydım.
Ama en çok mutluydum.
Çünkü birazdan karşıma çıkacak adam, sadece sevdiğim adam değildi.
O, en zor zamanlarımda yanımda kalan…
Beni hiç yalnız bırakmayan…
Elimi tuttuğunda kendimi güvende hissettiğim insandı.
Ve bugün ona “evet” diyecektim.
Kapıya doğru yürürken içimden tek bir cümle geçti:
“Demir'le evleniyorum.”
Bu kez gözlerim doldu.
Ama ağlamadım.
Gülümsedim.
Çünkü bugün ağlamak değil…
Mutlu olmak istiyordum.
Kapı açıldı.
Ve ben, hayatımın en güzel gününe doğru ilk adımımı attım.Kapıdan çıktığım anda kalbim daha da hızlı atmaya başladı.
Uzaktan müzik sesi geliyordu.
Herkes oradaydı.
Ama ben kimseye bakamıyordum.
Gözlerim yalnızca onu arıyordu.
Ve sonunda gördüm.
Demir.
Üzerinde üniforması vardı. Her zamanki ciddi hâliyle duruyordu ama göz göze geldiğimiz anda yüzündeki o sert ifade tamamen kayboldu.
Bana baktı.
Bir anlığına ikimiz de öylece kaldık.
Sanki etraftaki herkes kaybolmuştu.
Sadece o vardı.
Demir'in dudaklarında küçük bir gülümseme oluştu.
Ben de istemsizce gülümsedim.
Yanına doğru ilerlerken ellerimin titrediğini hissediyordum.
Demir elimi tuttuğu anda içimdeki bütün heyecan bir anda sakinleşti.
“Çok güzelsin, aşkım.”
Gözlerimi kaçırıp gülümsedim.
“Sen de…”
Bir an durdum.
“Çok yakışıklısın.”
Demir hafifçe güldü.
“Heyecandan cümleyi tamamlayamadın.”
“Sus.”
“Tamam, sustum.”
İkimiz de güldük.
Sonra nikâh memurunun karşısına geçtik.
Kalbim yeniden hızlandı.
O an gerçekten evlendiğimi hissettim.
Nikâh memuru önce Demir'e baktı.
“Demir Bey, Asena Hanım'ı eşiniz olarak kabul ediyor musunuz?”
Demir hiç düşünmeden cevap verdi.
“Evet.”
Sonra sıra bana geldi.
Nikâh memuru bana baktı.
“Asena Hanım, Demir Bey'i eşiniz olarak kabul ediyor musunuz?”
Gözlerim Demir'in gözlerini buldu.
O bana bakıyordu.
Sanki cevabımı zaten biliyordu.
Gülümsedim.
“Evet.”
O tek kelimeyi söylediğim anda içimde kocaman bir mutluluk oluştu.
Demir elimi daha sıkı tuttu.
Ve alkışlar yükseldi.
Mert'in sesini duydum:
“Sonunda!”
Bora hemen ekledi:
“Demir'in başı yandı!”
Herkes güldü.
Ben de gülerek Demir'e baktım.
“Duydun mu?”
“Duydum.”
“Artık kaçışın yok.”
Demir başını eğip gülümsedi.
“Ben zaten senden kaçmak istemiyorum.”
Gözlerim yeniden doldu.
Ama bu kez mutluluktan.
Çünkü artık onun elini tutmak için bir görev bahanesine ihtiyacım yoktu.
Artık o benim eşimdi.
Ve ben onun eşiydim.
Hayatımda ilk kez bir geleceğe korkmadan bakıyordum. Çünkü o gelecekte Demir vardı.Müzik başladığında salondaki herkes alkışlamaya başladı.
Ben hâlâ üzerimdeki elbiseye bakıp bunun gerçekten olduğuna inanmaya çalışıyordum.
Sonra Demir elini bana uzattı.
“Dans eder miyiz, eşim?”
Gülmemek için dudaklarımı birbirine bastırdım.
“Eşim mi?”
“Artık öyle.”
Elini tuttum.
“Tamam… eşim.”
Dans pistinin ortasına geçtik.
Müzik yavaşça devam ederken Demir bir elimi tuttu, diğer elim de onun elindeydi. Birlikte yavaşça dans etmeye başladık.
İlk başta çok heyecanlıydım.
“Demir…”
“Hı?”
“Ya yanlış bir şey yaparsam?”
Gülümsedi.
“Ben de yaparım.”
“Sen dans etmeyi biliyor musun?”
“Hayır.”
Kahkaha attım.
“Ben de bilmiyorum!”
“Harika. O zaman beraber öğreniyoruz.”
İkimiz de gülmeye başladık.
Bir süre sonra etrafımızdaki insanları unutmuş gibiydik.
Sadece müziği duyuyordum.
Ve Demir'in gülümsemesini görüyordum.
Başımı hafifçe kaldırıp ona baktım.
“İnanamıyorum.”
“Neye?”
“Bunca şeyden sonra gerçekten buradayız.”
Demir'in yüzündeki gülümseme yumuşadı.
“Buradayız.”
“Evliyiz.”
“Evliyiz.”
Gözlerim doldu.
“Çok mutluyum.”
Demir elimi biraz daha sıkı tuttu.
“Ben de, aşkım.”
Müzik bittiğinde herkes alkışlamaya başladı.
Tam pistten çıkacakken Mert ortaya atıldı.
“Şimdi sıra bizde!”
Buse gülerek onun yanına geldi.
“Sen dans edebiliyor musun?”
Mert kendinden emin bir şekilde:
“Tabii.”
Bora uzaktan bağırdı:
“Yalan söylüyor!”
Herkes kahkahaya boğuldu.
Bir süre sonra bütün tim piste çıktı.
Bora, Mert'i taklit etmeye çalışıyor, Şeyma gülmekten kendini tutamıyor, Buse Mert'in dans hareketlerine yetişmeye çalışıyordu.
Ben ise Demir'in yanında durup onları izliyordum.
“Bunlar gerçekten bizim tim mi?”
Demir güldü.
“Maalesef.”
“İyi ki varlar.”
Demir bana baktı.
“Evet.”
Sonra elimi tuttu.
“İyi ki sen de varsın.”
Gülümsedim.
Bugün görev yoktu.
Telsiz yoktu.
Tehlike yoktu.
Sadece müzik, kahkahalar ve sevdiklerim vardı.
Ve o gece, hayatımda ilk kez geleceği düşünürken korkmadım.
Çünkü geleceğimde Demir vardı.
O gece sadece düğünümüzü değil, birlikte kuracağımız hayatın ilk gecesini kutluyorduk. 🤍
