2. bölüm / 27
AY IŞIĞININ MİRASISINIRDAKİ GÖLGELER
Bölümler 27Şu an: SINIRDAKİ GÖLGELER
- 1 GÖLGELERİN VE SESSİZLİĞİN RENGİ619 kelime
- 2 SINIRDAKİ GÖLGELER360 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 MOR ALEVİN UYANIŞI696 kelime
- 4 KARANLIK SINIRLAR722 kelime
- 5 SON VEDA IŞIĞI368 kelime
- 6 KÜLLERİN SESSİZLİĞİ493 kelime
- 7 ATEŞİN ÇITIRDIYAN SESSİZLİĞİ788 kelime
- 8 FISILTI ORMANI1.221 kelime
- 9 GEÇMİŞİN FISILTILARI1.730 kelime
- 10 YIKILAN İNANÇLAR1.077 kelime
- 11 KEMİKLERİN UYANIŞI704 kelime
- 12 KARANLIKTAKİ KANATLAR1.395 kelime
- 13 UYANIŞIN SOĞUKLUĞU606 kelime
- 14 KAYIPLARIN İZİNDE667 kelime
- 15 ATEŞİN ETRAFINDA530 kelime
- 16 KARGALARIN FISILDADIĞI ÇIĞLIKLAR690 kelime
- 17 IŞIĞIN ALDATMACASI1.017 kelime
- 18 GÖLGENİN İHANETİ820 kelime
- 19 FISILTININ SONU852 kelime
- 20 KANLI AY’IN UYANIŞI913 kelime
- 21 GÖLGELERİN İHANETİ VE KIRILAN YEMİNLER917 kelime
- 22 MİRASIN UYANIŞI2.763 kelime
- 23 UMUDUN UYANIŞI1.659 kelime
- 24 UYANIŞIN NEŞESİ2.670 kelime
- 25 AY IŞIĞININ MİRASI1.054 kelime
- 26 TEŞEKKÜR86 kelime
- 27 Ay Işığından Kareler2 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Ormandaki hava, savaşın yaklaştığını fısıldıyordu. Artık kulübeden çıktığımda duyduğum tek şey kuş cıvıltıları değil; uzaklardan gelen demir tekerlek sesleri ve atların ritmik nal vuruşlarıydı. Doğa bile bu huzursuzluğa ayak uydurmuştu; orman her zamankinden daha sessizdi, sanki ağaçlar yaklaşan felaketi beklemek için nefesini tutmuştu. Köy meydanındaki o neşeli pazar yeri gitmiş, yerini derin bir endişeye ve tekinsiz bir sessizliğe bırakmıştı. Havada, yaklaşan büyük bir yangının getirdiği o keskin, metalik koku vardı.
Elara, sabahın erken saatlerinde köyden dönen bir oduncudan aldığı haberle içeri girdiğinde yüzünde her zamankinden daha derin çizgiler vardı. Kapıyı hızla kapattı, ağır sürgüyü çekti ve pencerelerin perdelerini sıkıca kapattı. "Sınır hattı yarılmış Lexi," dedi, sesi titriyordu. "Askerler artık köy meydanlarında devriye geziyor. Savaş artık sadece bir söylenti değil, kapımızın eşiğindeki o korkunç misafir.
Savaş, bizim için sadece toprak kaybı demek değildi; "farklı" olanın, kaotik bir ortamda ilk kurban edileceği anlamına geliyordu. Eğer bir asker evimize girerse, mor gözlerimi ya da annemin kitaplarını görmeleri, bizi hiçbir yargılama olmaksızın ölüme sürüklerdi.
"Mahzene inmeliyiz," dedi Elara, mutfak masasının altındaki ahşap kapağı işaret ederek. "Dışarısı artık bir mezbaha.
Mahzenin nemli, loş atmosferine indiğimizde, dışarının o tekinsiz sessizliği yerini ağır bir bekleyişe bıraktı. Üst kattaki evin tanıdık sesleri bile artık yabancı geliyordu. Bir süre sonra uzaklardan gelen o tiz uğultu, rüzgârın sesini bastırdı. Ardından köyün olduğu yönden yükselen alevlerin kırmızısı, havalandırma boşluğundan içeri sızan gri ışığı kana buladı.
Savaş artık tam kalbimizdeydi.
Kulübenin bulunduğu vadiye doğru gelen sesler tüyler ürperticiydi; birbirine çarpan çeliklerin çınlaması, insanların çığlıkları ve atların kişnemeleri... Bir an, yukarıdaki yolda sert emir komut sesleri ve at nallarının ritmik vuruşları evimizin çok yakınında durdu. Birliğin komutanı olduğunu sandığım ses, gururlu ve genç bir tondaydı: "Buradaki hattı tutun! Arkadan gelecek piyadelere zaman kazandırmalıyız!
Prens Henry'nin sesiydi bu. Sadece birkaç metre üstümüzde, evimizin hemen önündeki yolda stratejik bir savunma hattı kuruyordu. Elara ile göz göze geldik. O, mahzenin kapısındaki küçük aralıktan dışarıyı izlemeye çalışıyordu ama Prens'i görmemiz imkansızdı; sadece sesini duyabiliyorduk. O, krallığını korumak için dışarıdaki bu kaosun içinde savaşa yön verirken, biz yerin altında, bu adamın yarattığı o stratejik siperliğin gölgesinde saklanıyorduk.
Dışarıdaki savaşın kaosu evimizin her duvarını sarsıyordu. Bir asker kapımıza doğru yürüdüğünde nefesimi tuttum. Kalbim, mahzenin sessizliğinde gök gürültüsü gibi atıyordu.
Bölüm etkileşimi
