15. bölüm / 27
AY IŞIĞININ MİRASIATEŞİN ETRAFINDA
Bölümler 27Şu an: ATEŞİN ETRAFINDA
- 1 GÖLGELERİN VE SESSİZLİĞİN RENGİ619 kelime
- 2 SINIRDAKİ GÖLGELER360 kelime
- 3 MOR ALEVİN UYANIŞI696 kelime
- 4 KARANLIK SINIRLAR722 kelime
- 5 SON VEDA IŞIĞI368 kelime
- 6 KÜLLERİN SESSİZLİĞİ493 kelime
- 7 ATEŞİN ÇITIRDIYAN SESSİZLİĞİ788 kelime
- 8 FISILTI ORMANI1.221 kelime
- 9 GEÇMİŞİN FISILTILARI1.730 kelime
- 10 YIKILAN İNANÇLAR1.077 kelime
- 11 KEMİKLERİN UYANIŞI704 kelime
- 12 KARANLIKTAKİ KANATLAR1.395 kelime
- 13 UYANIŞIN SOĞUKLUĞU606 kelime
- 14 KAYIPLARIN İZİNDE667 kelime
- 15 ATEŞİN ETRAFINDA530 kelime · Okuduğun bölüm
- 16 KARGALARIN FISILDADIĞI ÇIĞLIKLAR690 kelime
- 17 IŞIĞIN ALDATMACASI1.017 kelime
- 18 GÖLGENİN İHANETİ820 kelime
- 19 FISILTININ SONU852 kelime
- 20 KANLI AY’IN UYANIŞI913 kelime
- 21 GÖLGELERİN İHANETİ VE KIRILAN YEMİNLER917 kelime
- 22 MİRASIN UYANIŞI2.763 kelime
- 23 UMUDUN UYANIŞI1.659 kelime
- 24 UYANIŞIN NEŞESİ2.670 kelime
- 25 AY IŞIĞININ MİRASI1.054 kelime
- 26 TEŞEKKÜR86 kelime
- 27 Ay Işığından Kareler2 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Gece, ormanın üzerine kurşuni bir örtü gibi çökmüştü. Ateşin cılız ışığı, etrafımızdaki karanlığı zorlukla itiyordu. Arlen kılıcını silerken gözlerini üzerimden ayırmıyordu. Henry, aramızdaki buzları eritmek istercesine bana doğru bir adım attı ve Arlen’e döndü.
“Arlen,” dedi Henry, sesi ateşin çıtırtısı arasında netti. “Seni, karanlığıma ışık olan kişiyle tanıştırmalıyım. Bu, Gümüş Kız Lexi. Hayatımı kurtaran, bu ormanda hayatta kalmamı sağlayan tek kişi.”
Arlen, Henry’nin sözleriyle duraksadı. “Gümüş Kız mı? Sarayda anlatılan ‘cadı’ ile Henry’nin bahsettiği kadın… İnsan neye inanacağını şaşırıyor.”
"Sarayın hikâyeleri, kendi korkularını bastırmak için yazdığı masallar, Arlen," diye araya girdi Henry. "O köyde düşman kılıcı bacağıma sapladığında sonumun geldiğini düşünmüştüm. Acıyla dizlerimin üzerine çöktüğümde, celladımın kılıcını son darbe için havaya kaldırdığını gördüm; gözlerimi kapattım. Ama beklediğim o soğuk darbe gelmedi. Bir anda enerji patlaması hissettim. Lexi, bir gölge gibi ağaçların arasından fırladı. Asker daha ne olduğunu anlayamadan, o elini uzattığı gibi adamı havaya kaldırıp ormanın kadim ağaçlarından birine adeta bir çivi gibi çaktı. Sadece ölümü beklerken karşımda ışıldayan mor bir mucize buldum."
“Peki ya siz?” diye kesti Arlen sözünü. “Burası bir ölüm çukuru. Bu ormana nasıl, neden geldiniz?”
Henry duraksadı. Gözleri ormanın karanlığında bir an gezindi, sonra bana baktı. “Bunu nasıl açıklayacağımı…” dedi, sesi boğuklaşarak. Kelimeler boğazında düğümlenmiş gibiydi.
“Gerçekleri söyle, Henry,” diye lafını kestim. Öfkem, zihnimde çakan şimşekler gibi kabarıyordu. “İnsanlar birbirini öldürmek için bahaneler arar. Annemi, şifa dağıtma gücünü bir lanet gibi göstererek diri diri yaktılar. Oysa annem bana yıldızları gösterir, her insanın içinde bir ışık olduğunu söylerdi. İnsanlar güçlerimin farkına vardığında o katliamı başlattı. Ben sadece onu kurtarmak istedim ama Henry, beni o kaosun içinden çekip çıkardı.”
Anlattıkça boğazımdaki düğüm sıkılaşıyordu. Gözlerimden süzülen yaş, yanağımda soğuk bir iz bıraktı. O an Henry yanıma yaklaştı. Parmak uçlarıyla yaşımı nazikçe sildi; dokunuşu, zihnimdeki yanık kokusunu dindirdi. Elini elime koydu; parmakları benimkilerle kenetlendiğinde, yalnız olmadığımı hissettiren o sıcaklığı tüm ruhumda duydum.
Arlen bir süre sessizliğe gömüldü. Alevlerin arasına attığı küçük bir dal çıtırdayarak yanarken, çenesini sıkıca kastığını fark ettim; sanki yıllardır sarsılmaz bir gerçek olarak bellediği bir inancın, tam gözlerinin önünde ağır ağır kül oluşunu izliyordu. Arlen uzun süre konuşmadı. Ateşe bakarak yavaşça konuştu: “Seni ilk gördüğümde bir canavar gibi baktım, Lexi. Bana anlatılanlara inandım. Belki de inanmak işime geldi, çünkü gerçek çok daha korkutucuydu. Yanıldığım için… beni affet.”
Ona baktım. “Sana kızgın değilim, Arlen,” dedim yorgun bir sesle. “Korku, insanlara olmadıkları şeyleri yaptırır. Bunu herkesten iyi biliyorum.”
Henry, Arlen’in özrünü kabullenerek başını salladı. Ardından sordu: “Kız kardeşim nasıl, Arlen? O iyi mi?”
Arlen’in yüzüne hüzünlü bir gölge düştü. “Senin yokluğun sarayı yıktı, Henry. O günden beri doğru dürüst uyumuyor, tek bir lokma boğazından geçmiyor. Her an senin geri döneceğin umuduyla gözlerini sarayın kapısından ayırmıyor; senin döneceğine olan inancını bir an bile kaybetmedi. Ama bu bekleyiş onu günden güne eritiyor.”
"Kız kardeşin mi?" diye tekrar ettim şaşkınlıkla. Henry hüzünlü bir tebessümle, "Evet," dedi. "Adı Alice."
Köyümüzde Henry’den hep bahsedilirdi; güçlü, çevik bir prens, tahtın yegâne sahibi... Ama prensesten hiç bahsedilmezdi. Henry, uzaklara bakarak devam etti: “Alice, bu karanlıkta bile etrafına ışık saçabilen tek insandı.”
Ateşin başında, üçümüzün de sessizliğe büründüğü o an, krallığın çok uzağında birbirimize biraz daha yakınlaştığımızı hissettim. Artık sadece bir grup yaralı ruh değildik; Alice’in umuduyla, annemin hatırasıyla ve Henry’nin yoldaşlığıyla örülü, kendi kırılgan dünyamızı kurmuştuk.
Bölüm etkileşimi
