Aşk Ve Cinayet kitap kapağı

10. bölüm / 43

Aşk Ve Cinayet

...

Yazar: Anastasia Marshall

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 43Şu an: ...

Herkesle günaydınlaşıp sandalyeme oturdum. İlk kez bu kadar çok mutlu bir kahvaltı yaptığımı hissediyorum. Ailem tamamlanmıştı bu beni çok mutlu ediyordu, kahvaltımızı yaptıktan sonra valizleri hazırlamak için herkes odalarına dağılmıştı. Önüme ne gelirse koydum çünkü ne giyeceğimi bilmiyordum hava sıcak mı olur soğuk mu olur bilemediğimden kışlık yazlık her şeyi koydum, yatağın üzerinde duran valizime ha bire kıyafet dolabımdan kıyafetler çıkartıyordum sürekli gel git gel git yapmaktan başım dönmeye başladı kapımın çalmasıyla olduğum yerde durdum.

"Fıstığım ne yaptın hazırladın mı valizini?"

"Evet teyzecim." Teyzem kapıyı kapatıp yatağın yanına oturdu, heyecanlı bir şekilde bakıyordu, çok geçmeden annemde gelmişti.

"Ne kaynatıyorsunuz bakim?"

"Hiç abla daha yeni geldim bende."

"Hm."

"Eee hanımlar sizin valizler ne durumda?"

"Valla teyzecim yanıma alabildiğim kadar kıyafet, ayakkabı, makyaj malzemesi ve parfüm aldım."

"Bende öyle yaptım valla." Teyzem annemin yanına geçip bir elini annemin omuzuna attı.

"Ablacım, sende durumlar ne?"

"Ay sizin kadar kıyafet ve makyaj malzemesi almamışımdır herhalde."

...

Annem ben ve teyzem merdivenlerden valizlerle yavaş yavaş iniyorduk. Amcam ve babam valizlerimizi alıp arabaya götürdüler, annem son defa evi kontrol edip kapıyı kitledi. Artık Karadeniz'e gitmeye hazırıızzz. Herkes arabaya binmişti ben ise bir kaç saniyeliğine hayal dünyama dalmıştım ki.. korna sesi ile gerçek hayata döndüm. Arabaya bindiğimde arabanın çalışmadığını görünce amcam bir küfür savurdu. Araba neden çalışmıyor dememe gerek kalmadan amcam ve babam araban ın ön kaputunu açmışlardı. Bir-iki saatimiz arabayı tamir etmekle geçti o kadar çok sıkılmıştım ki Aydilge'nin Hayat şaşırtır! şarkısını açmıştım. Her şey tamam, yola çıkacağız diye düşünürken bu seferde arabanın anahtarı yuvasında tam dönmüyordu. Babam anahtarı tekrar döndürdü, anahtar yine tam dönmedi tekrar deniyim derken o sırada Aydilge'nin Hayat şaşırtır hep zaten... dediği kısım gelmişti. Teyzem, annem ve ben kısa süre bakıştık. Üçümüzde aynı anda tamda yerine oturdu diyebildik. Ne yapacağız ne edeceğiz derken anneme bir telefon geldi, annem telefonunu açtı lakin kısık sesle konuşuyordu.

"Машина сломалась(Araba bozuldu)"

"Нет, хватит говорить ерунду.(Hayır, saçma sapan konuşmayı bırak)

"Господин Глори, вы несете чушь, как ваш лидер, я приказываю вам не приходить.(Bay Glory saçmalıyorsunuz, lideriniz olarak size gelmemenizi emrediyorum.)

"вешать трубку пока"( Telefonu kapat hoşça kal.)

"Anne kimdi o?"

"FBI ekibinde eğitim verdiğim biri kızım."

"Abla?" Teyzem soru soran gözlerle anneme baktı.

"Sorun yok." Güven dolu bakışlarla bize baktı.

Amcam ve babam gitmekten vazgeçmişlerdi, eve geçip oturdular. " Aağğğ hadii amaa o kadar hazırlandım! BOŞU BOŞUNA HAZIRLANMIŞ OLMAK İSTEMİYORUM!" kendimi bağırarak buldum.

"Anne bir şey der misin?"

"Arvas ve Can ya gelirsiniz ya da kalırsınız, biz sizsizde gidebiliriz."

"Tamam gidin" Dedi babam.

"Peki evde kös kös oturun, iyi oturmalar size."

Annem garajdan kendi arabasını çıkarır çıkarmaz valizleri bagajdan çıkarıp annemin arabasının bagajına koyduk. Annem hiç beklemeden gaza bastı şükürler olsun yola çıkmıştık.

"Ooo annecim arabada da ustaymışız."

"Herhalde ustayız kızım, baksana gelmiyorlar diye gidemeyiz sandılar."

"Erkek milleti işte." dedi teyzem

"E bak onlarsız daha rahatız boşverin onları. Lara kızım al şu tableti istediğin şarkıları aç."

"Hemeeeenn." Tableti alır almaz pozitif şarkılar aramaya başladım.

Şarkılar şöyle ilerledi;

Barış Manço-Bal Böceği

Resul Dindar-Gümüşhane Kızları

Kıraç-Çayır Çimen Geze Geze

Erkan Ocaklı-Çayır Biçiyom Çayır

Bu şarkılar biter bitmez roman havasına geçtim.

Kibariye-Hap Koydum

Güneş Gülsever-Kalite Baronu

Roman havası ile pek aramız yoktu sadece iyi ve enerjik olmak istedim şarkılar böylece devam etti.

...

Yol bitmek bilmiyor, canım acayip sıkılıyordu. Sürekli uyuyup uyanıyordum. Önceki yolculuğumda yaptığım gibi uyku ilaçları aldım. Çok sıkıcı gelince uyumak iyi geliyor yani en azından vakit geçiyor. Gözümü açtığımda yolda durmuştuk. Arabaya bir adam bindi, uyku sersemi olduğumdan mal mal bakıyordum.

"Bu kim anne?"

"Marcus, hani ekipten biri demiştim ya işte o hödük bu hödük."

"Ayıp olmuyor mu sayın liderim?"

"Oluyor mu? Bi düşüneyim hm.. Ayıp olmuyor, başka soru?"

"Yok."

"Güzel."

Annem ve kim olduğunu bilmediğim ama Acun Ilıcalının da dediği gibi HOAY MAŞALLAH tam da teyzemin istediği gibi hmm sevenleri araya getirme denilince de Lara. Teyzeme sokulup,

"Teyze tam senin hayallerindeki gibi değil mi bu adam?"

"E-evet sanırım, biraz neden ki?"

"Ooo teyzecim şimdiden dilin tututluyorsa..."İmalı imalı bakıp güldüm, teyzem kol dirseği ile beni nazikçe uyardı(Nazikçe olduğu şüpheli)

"Lara saçma sapan anlamlar yükleme lütfen."

"Yoo kim ben mi? hiçte bile sadece olanı söylüyorum."

Teyzemle onu faw çiftim olarak kabul ediyorum. Shipledim gitti. Düğünümüz var arkadaşaklarrrr. Tekrardan araba hareket etmeye başladı. Marcus abi ile tanıştık konuştuk, alttan alttan teyzemi beğendiğini vurguluyor eh tabi kız evi naz evi olduğundan bizimki anlamamazlıktan geliyor. Annemde teyzemin bu sevip aşırı belli ettiği ama güya istemediği durumu anladığından bana mesaj olarak "Teyzenle Marcus eskiden beraber operasyonlar yapalardı, teyzen Marcustan her ne kadar hoşlanıyor olsa da ona belli etmiyor. Yıllar sonra ilk karşılaşmaları, çifte kumruları bir araya getirmeye var mısın?" yazmıştı. Okur okumaz heyecanlanmıştım. Demek siz iki çifte kumruları bir araya getirmek gerek, yüzümde anlamsız bir tebessüm belirdiğini fark eder etmez kendime dur emrini verdim yoksa her şeyi belli edecektim.

Yarım saat sonra Otogar, Havalimanı, Ordu, Giresun ve Trabzon'un yazdığı tabela karşımızdaydı. Kalbim heyecanla atıyordu, çok ama çoooookk heyecanlıydımmmm. Bir anda arabanın içinde çalan şarkı dikkatimi çekti, yağarsa yağmur yağar, ben zaten ıslanmışım, gelirse yarim gelir... diyordu şarkıda bakışlarım teyzemi buldu sanki şuan ki hallerini anlatıyordu..

...
Uyandığımda Ordu'daydık, arabanın penceresinden dışarıya baktım, güzel mi güzel bir yayla ve güzel mi güzel ahşap bir ev. Ev iki katlı aynı bungalov gibiydi, arabadan iner inmez eve koştum annemler herşeyi hal edip oturmuşlar bi dışarda ben kalmışım. Eve girdiğimde Marcus abi ve teyzem konuşurlarken kulak misafiri oldum teyzem "Ben mi sevmemişim seni Marcus? Yazlıkta verdiğin kırmızı balon.. Hala benimle... Dediğini duydum demekki çocukluk aşkıydı onlarınki, hemen kendimi mutfağa attım kurt gibi acıkmıştım kendimi buz dolabını gurcalarken buldum. Tam bir tencereyi alıyordum ki annemin elini omuzumda hissettim anneme döndüğümde göz kırptı.

"Bakın burda kim var. "

"Annecim."

"Çok mu acıktın güzelim?"

Gözlerim kocaman açıldı "Evet o kadar açım ki tüm dolabı yiyebilirim."

"Aman tanrım bak sen şu cadıya."

Annemle gülüşüp yemek masasına geçtik, tencerenin kapağını açar açmaz muhteşem soslu makarnayı görünce yüzümde kocaman gülümseme oluştu. Tencereyi önüme çektim.

"Mío(benim) "

"Sí(Evet)"

Annemle İspanyolca konuştuğumuzu duyan teyzem yanımıza usulca geldi.

"Bensiz ne konuşuyorsunuz?"

Annem teyzeme tencereyi işaret etti, teyzem bi makarnaya, bi bana bakıyor dalga geçer gibi bakışlar atıyordu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

20okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kategoriler ve temalar yükleniyor…