5. bölüm · Aşk Ve Cinayet
Fransa'ya Yolculuk
Başımı tamam anlamında salladım, annem babama dönüp yabancı bir dil ile konuştu.
“Давайте говорить по-русски” “Rusça konuşalım”
Annemin ne dediğini anlamamıştım şaşkın şakın anneme ve babama bakıyordum.
“Хорошо” “Tamam”
Annem ve babam ne diyordu bilmiyorum ama kafam karışmıştı, Diyablo amcama baktım “sen anladın mı? der gibi.
“Bana hiç öyle bakma prenses Rusça bilmiyorum ben.”
“Rusça mı konuşuyorlar? Bunu anladıysan ne konuştuklarını da anlarsın amca dimi?”
“Sadece babanın “tamam” demesini anladım, annenin ne dediğini anlamadım.”
Gözlerim fal taşı gibi açılmıştı, annemle babama gözlerimi daha çok diktim anlamasam da dikkatimi çekmişti.
“Бейза написала, она выполнила свой долг и вернется.” “Beyza, görevini yerine
getirdiğini ve geri döneceğini yazdı.”
“Хорошо” “Tamam”
“Ne tamamı be! İnsan bi der neden yazdı, niye yazdı, başı beladamı da imdat çağrısı olarak gönderdi? İnsan bunu düşünür, kardeşin o senin be manyak adam!”
“Araba kullanıyorum, bunlara cevap veremem hayatım” dedi babam yola odaklanmış şekilde.
Annem “Öküz” diye mırıldanmıştı babam ise bunu duyup sadece tebessüm etti.
“Anne ve baba” dedim kollarımı göğüsüm de birleştirerek.
“Bana Rusça ne konuştuğunuzu anlatır mısınız? Ben bilmiyorum ya hani!”
İkisi de konuşmayınca içimden “Ya sabır Ya rabiiiiiiiii” diye feryat ederken annem nihayet konuşmaya başladı.
“Beyza teyzen…”
“Neeğ benim birde teyzem mi varrğğ? Neden kimse bana bunu söylemiyor, yok yani maşallah kedi gibi üremişiz o yüzden soruyorum.”
Diyablo amcam kıkırdamaya başlamıştı, annem ve babam ise gülüyorlardı.
“Yok yani bir sürü amcam var, Allahtan bir teyzem olsun istemiştim annemden önce gelip beni alsın diye ama yok! Garip olan herkesin farklı zamanlarda ortaya çıkması başka kim var teyzemden hariç?”
“Kimse.” dedi babam
“Emin misin baba? Bak üremiyelim, ben Beyza teyzem ve Diyablo amcamla da mutlu olurum ne olur başka teyzem olmasın nooğluurr.”
4 Saat sonra;
Usul usul yolda giderken telefonuma bir mesaj gelmişti, tanımadığım bir numaraydı
numaranın başı +33 ile başlıyordu babam ben küçükken ülkelerin telefon kodlarını pilot olduğu için bir kağıda yazıp okuyordu, oradan aklımda kalmıştı bu kod Fransa’nın koduydu mesaj uygulamasına girip okuduğumda bunun Beyza teyzem olduğunu anlamıştım mesajda,
“Lara fıstığım ben Valeria teyzen yani b.. numaranı bulmam zor olmadı, uzun zaman sonra karşına çıkıyorum bunun için üzgünüm fakat iş ve senin güvenliğin açısından bu gerekliydi, hayatım seninle konuşmak istediğim çok şey var ama bunu mesaj olarak değil de Fransa’ya vardığınızda konuşalım seni seviyorum kendine dikkat et...”
Telefondan başımı kaldıramadım bir süre, olayı idrak etmeye çalışırken teyzemin olması ve daha hiç konuşmamışken samimi yazması çok tatlı ve hoştu birkaç saniye sonra istemsizce gülmeye başladım. Annem bana dikiz aynasından bakıyordu anlamış olacak ki tebessüm etti.Fransa’ya daha 22saat vardı, kendi aracımız ile gittiğimizden 32 saatlik yol vardı. Saatler geçmek bilmiyordu acayip sıkılmıştım fakat ses çıkaramazdım çünkü Fransa’da teyzeme kavuşacaktım ve artık ailem tamamen oturacaktı, güzeller güzeli annem, yakışıklı babam, genç kızların gözdesi olan Can amcam, daha tanımadığım tatlış mı tatlış Beyza teyzem…
(…)
27 Saat sonra;
Öyle bir uyumuşum ki sanırsınız ayı gibi kış uykusuna yattım, tabi ki bu normal uyku değil kim 27 saat uyuyabilir ki? Şahsen ben uyuyamam arkadaşlar bu yüzden tabi ki bir uyku ilacı 27 saat uyutmaz, max 1-2 saat etkisi olmuştur gerisi kendi uykum çünkü çoooook uykum vardı…
“Babacım Fransa’ya geldik mi?”
“Evet kızım geldik.”
O kadar çok heyecanlanmıştım ki tam 1 gün 8 saat bir yolculuk olmuştu Türkiye saati ile 17:00 da Fransa/Paris saati ile 16:00 da Fransa/Paris’teydik annem teyzemi arayıp nerede olduğunu sormak için babam arabayı sağa çekmişti, olduğumuz yerden Eyfel kulesi az buz gözüküyordu, annem teyzemi aramıştı ve nihayet teyzem telefonu açmıştı bu sefer Fransızca konuşmuştu, bunu anlamıştım çünkü babam bana öğretmişti bu dili.
“Nous sommes venus, où es-tu?” “Biz geldik, sen neredesin?”
“Je suis près de la tour Eiffel” “Eyfel kulesinin yakınındayım.”
“Ok nous arrivons” “Tamam geliyoruz.”
“Okay au revoir” “Tamam Hoşça kal”
Annem telefonu hoparlöre aldığı için hepimiz duymuştuk. Acayip heyecanlanmıştım teyzem nasıldı acaba kesin çok güzel bir hanımefendidir. Babam Eyfel kulesinin yakınına arabayı sürmeye başlamıştı, sanırım kalbim dışarıdan atıyordu çok heyecanlanmaya başlamıştım.
BİRİ LÜTFEN BENİM ŞU KALBİME ÇOK HIZLI ATMAMASINI SÖYLEYEBİLİR Mİ
ALLAHIM SANA GELİYORUM YARABİİİ
İçimden sürekli bu tarz şeyler geçirip duruyordum, elimi kalbime koydum ve içimden sakin olur musun? Yıllar sonra teyzemizi göreceğiz tamam ama lütfen çok hızlı atmayı bırak ve derhal normal ritmine dön! Adeta kalbime kızıyordum. Az buz ilerledikten sonra Eyfel kulesinin önündeydik, arabadan inip hemen gözlerimle teyzemi aramaya başladım. Birden gözüm bir kadına takıldı, boynunda zarif sade altınımsı bir kolye, karidese benzettiğim halka altınımsı küpeler, saten siyah gömlek, kumaşından emin olamadığım beyaz bol pantolon, siyah sade şık bir kemer, işaret ve orta parmağında sade şık yüzükler ve siyah gözlük, saçı ise hafif
sağa yatırmış, kat kesim ve dalgalıydı, bana doğru geliyor, gözleri dolmuş,gülüyordu. Aman Allahım teyzem bu kadın mıydı? Çok güzeldi evet evet kesinliklemükemmeldi…
“Teyzecim!”
“Teyze!”
Birbirimize sıkıca sarılmıştık, teyzeme sarılırken anneme sarılıyormuş gibi hissettim, sanki kalbim artık tamam olmuş gibiydi.
“Fıstığım! Seni en son gördüğümde daha annenin karnındaydın! Çok güzel bir genç kız olmuşsun!”
“Teşekkür ederim teyze, senin de maşallahın var! iltifat et et bitmez!”
Birbirimize bakıp gülüştük, annem teyzemle benim yanıma geldi, öyle bir sarıldılar ki…
“Güzel kızım benim!”
“Ablam!”
“Ee nasılsın bebeğim?”
“İyiyim aşk bahçem sen nasılsın?”
“Seni gördüm mükemmel oldum güzelim!”
Annemle teyzem birbirlerine sarılırken birbirlerine ne kadar çok benzediklerini fark ettim, sanki Yüce Allah annemle teyzemi yaratırken bir bedende fakat farklı ruhlarda yaratmıştı, annem ve teyzemin sarılması bittiğinde arabaya bindik. İlk markete uğrayıp birkaç bir şey alacaktık sonrasında eve geçip yemek yiyecek ve oturup konuşacaktık.
(…)
Teyzemin evine gelmiştik, daha doğrusu annemle teyzemin büyüdükleri eve gelmiştik, bana önceden terk edilmiş bir malikaneyi anımsatıyordu. Eski bir ev olduğu belliydi ama bakımları yapıldığı için çok hoş ve çok güzeldi. Eve adımımı atar atmaz annemle teyzemin küçüklük fotoğrafı dikkatimi çekmişti, eski fotoğraf olduğu belliydi fotoğrafta annem ve teyzemin omuzlarında Türk bayrağı vardı. Önlerinde ise bir tabut… tabutun üstünde Türk bayrağı hemen çaprazında ise bir fotoğraf, tabutun önünde bir kâğıt parçası vardı… Kâğıt parçasının
üstünde ise,
Şehit Erhan KOCADAĞ
(ÜST TEĞMEN KIDEMLİ ALBAY
D.Y 04/02/1969
Ö.Y 02/10/1999)
Yazıyordu, demek dedem şehit Albaydı…
Gözlerim dolmuştu, gözlerim tabuttan ayrılıp annemle teyzemin üstüne geldi, annemle teyzemin omuzlarında Türk bayrağı, gözlerinde yaş vardı sanki o an oradan kaybolup gitmek istiyorlardı. Gözümdeki yaşları silip fotoğrafı duvardan alıp parmaklarımla annemin ve teyzemin saçlarını okşadım. O an tüm bedenim uyuşmuştu sanki… Gözlerim fotoğrafta anaannemi aradı ilk bakışta bulamadım sandım lakin sonunda gördüm, yemyeşil gözleri, bembeyaz teni, kızıl saçları vardı, başında siyah ince bir tülbent, üstünde simsiyah zarif ve şık bir elbise vardı, annemle teyzemin yanında değildi tabutun hemen yanındaydı, bir eli tabutta
diğer eli ise tabutun başındaki fotoğraftaydı…
“Lara annecim nerede kaldın?”
Annemin seslenmesiyle irkildim, fotoğrafı geri duvara asıp göz yaşlarımı sildim derin bir nefes aldıktan ve nefesimi düzene soktuğumdan emin olduktan sonra anneme yanıt verdim.
“Geliyorum anne!”
Kafam allak bullak olmuştu annemle teyzem sofrayı çoktan hazırlamışlardı, babam ve amcam bir konu hakkında terasta konuşuyorlardı. Sofraya tek bardaklar gelmemişti, mutfağa geçipbardakları aldım tam adım atacakken bir bardak kırıldı.
“Lara iyi misin teyzecim?”
“Kızım bir şey oldu mu sana?”
Annem ve teyzeme yanıt vermeye hazırlanmıştım ki babamla amcamda geldi.
“Korkulacak bir şey yok iyiyim.”
Hepsi bir ağızdan “Emin misin?” diye sordular
“Evet iyiyim.” Dedim gülmeye çalışarak.
Aklımda onca soru varken kendimi yemek masasında buldum, neden bu kadar çok etkilendimbilmiyorum ama bu beni derinden etkilemişti, herkes yemeğe başlamıştı ben ise tabağımla oynuyordum hiç yiyesim yoktu kafamdaki sorular iştahımı kapatmıştı resmen annemle teyzeme elbette soracaktım ama bunun sırası yemek vakti değildi.Yemek yendikten sonra annemle teyzem çay, çerez, tatlı ve abur cubur tabakları hazırlıyorlardı, amcamla babam yine terastaydılar ama bu sefer sigara içiyorlardı.
“Anne bir şey sorabilir miyim?” deyiverdim aniden
“Tabii ki sorabilirsin bebeğim.”
Annem ve teyzem bana bakıp ne diyeceğimi bekliyorlardı derin bir nefes alarak girişteki fotoğrafı elime alıp geri geldim annemde teyzemde şaşkın şaşkın bakıyorlardı fotoğrafı onlara tutup kısa süre onlara baktım.
“Dedemin cenaze töreninde çekilen bir fotoğraf görüyorsunuz yaranıza tuz basmak istemem ama bana o günü anlatabilir misiniz?
Annem ve teyzem birbirlerine kısa bir süre birbirlerine baktıktan sonra bana geri baktılar ve kısa bir sessizlik oluştu. Annem ve teyzemin gözünün dolduğunu fark ettim nihayet annem konuşmak için dudaklarını araladı.
“1999 yılıydı ekim ayının dokuzuydu yani babamın cenazesinden bir gün önceydi her şeyden habersiz teyzen ile öylece oturuyorduk, birden ev telefonu çaldı bende teyzende telefonun başına koşar adımlarla gittik, sanıyorduk ki babamız bizi arayıp yanımıza geleceğini söyleyeceğini… telefonu ben açtım “Alo babacım!” dediğimde karşı taraftan kısa bir süre ses gelmedi tekrar “Babacığım” dediğimde bu sefer yanıt gelmişti “Başınız sağ olsun kızım!” o an dünya başıma yıkılmıştı askeriyeden başınız sağ olsun telefonunu almak askerin şehit olduğu anlamına geliyordu…”
Annem duraksadı gözleri uzaklara dalmıştı çok geçmeden tekrar konuşmaya başladı.
“İnanamıyordum, Valeria karşımda ne oldu der gibi bakıyordu, göz yaşlarımı tutamıyordum. Telefonu yerine bıraktıktan sonra teyzenin ellerini tuttum gözlerinin içine baktım, babam şehit olmuş Valeria diyebilmiştim. Söylenecek çok şey vardı ama sadece bunları söyleyebildim, annem yanımıza gelip “Babanızla konuştunuz mu güzellerim, siz konuştuysanız birazda biz konuşalım olur mu bebeklerim?” demişti annem çok geçmeden anlamıştı, “Kızlar düşündüğüm şey değil dimi? Babanız iyi dimi? Teyzende bende hiçbir şey diyememiştik o zaman anlamıştı şehit olduğunu. Evde bir sessizlik vardı, annem babamın cenaze töreninin Fransa’da olmasını istemişti lakin Türkiye büyük elçiliği izin vermemişti bu nedenle Türkiye’ye gidecektik çok uzatmadan hazırlıklar tamamlandı özel araçlar geldi beş araba ile
yola çıkmıştık annem Patrice Fransız FBI ajanıydı bunun nedeni ile Türkiye’ye giderken dört araba FBI ekiplerinden insanlar vardı iki araba önde iki araba arkadaydı bizim olduğumuz araba ise dört arabanın ortasında konumlandırılmıştı… 32 saat sonra Türkiye İzmir’deydik cenaze töreninin yapılacağı camiye gelmiştik bir sürü topluluk vardı, bir sürü ses bir sürü insan vardı.
Az bir zaman sonra Türk askerleri babamın tabutunu getirmişlerdi, o an tüm hayatımız gözümün önünden filim şeridi gibi geçiyordu annem tabutun yanına koşarak gitti, biz teyzenle daha idrak edemiyorken sağımızda ve solumuzda duran kadınlar omuzumuza Türk bayrağını koydular, annemi iki kadın asker kollarından tutarak yanımıza getirdi. O fotoğraf o zaman çekilmişti babamı defnettiklerinde biz yanında yoktuk, biz babaannemizin yanındaydık yani cenaze evindeydik. Belki kırk belki elli kadın ve teyzeler bir odada oturmuş ağlayıp dua okuyorlardı, sıra gelen misafirlere helva dağıtmadaydı teyzenle ben mutfaktan ikişer ikişer helva alıp dağıtıyorduk. Teyzelerden biri Şehit Kızları deyip duruyordu evet biz artık şehit
kızıydık babamız şehit olmuştu ancak bunu marifet olarak görüyorlardı. Babamın ölümünden dört gün sonra bize şehit eşi ve şehit kızları olduğumuz için askeri lojman verilmişti ama biz geri Fransa’ya gelmiştik. Ben okulu bitirip Uzm. Pediatri Dr. Olmuştum doktorluğa bir süre devam edip annemin yolundan giderek Fransız FBI ajanı oldum, teyzende öyle tabi. Ben hâlâ doktorum teyzen ise tüm hayatını ajanlığa adadı… işte böyle bebeğim.”
O an şok oldum annem FBI ajanıydı ama aynı zamanda doktordu teyzem ise hayatını ajanlığa adayan bir kadın…
“Peki hiç teyzemle beraber görev aldınız mı anne?”
“Evet hayatım birçok göreve beraber çıktık.”
“Peki bu kararı kim veriyor siz mi yoksa bir görevli mi?”
“Evet hayatım bir başkan düşün kiminle, ne zaman, hangi ülkeye, saat kaçta gibi birçok şeyi ayarlar.”
Hayatımın ikinci şokunu da şimdi şu an şu salise yaşıyordum. Annem anlatmayı bitirdikten sonra derin bir sessizlik oluşmuştu annem ve teyzem susmuş hiç konuşmadan hazırladıkları yiyecekleri salona getirdiler. Babam ve amcam salonda televizyondan film seçiyorlardı, aniden amcam bana dönerek,
“Prenses, sen korku filminden korkmazsın dimi?”
BU ADAM CİDDİ MİYDİ!!!!!!!!!!
Amcama mala bakar gibi baktıktan sonra,
“Hayır amcacım korkmam.”
Yanıtını verdim amcam sanki evet çok koykuyoyum dememi bekliyor gibi bakıyordu on yedi yaşındayım ben on yedi neden korkayım bir korku filminden? Küçük şakalardan sonra korku filmini izlemeye başladık, bir tane büyücü kadın var ve bu kadın sürekli herkese büyü yapıp cinlerle konuşturuyordu. Kadın bana göre net büyüyü böyle yapıyordu,
Hüman ve Hümanaylan birlikteeeeeeeğğğğ! SAĞDAN SOLA, ÜSTTEN ALTA, ÖNDEN
ARKAYA DONAAAT KULYAS’A KARŞI ZUZULA’YA KARŞI TEMON’A KARŞI
AFARİT’E KARŞI DONAAAT DONAAAT...
Gülmemek için kendimi zor tutuyorum nereden aklıma geldi bilmiyorum ama kadın tıpkı yani ne alaka şahsen suya bir şey okudu ve suda bir şey çıktı bence saçmaydı ben dahil herkes bu bölüme gülmüştük korku filmi yapıyorsanız altımıza şey edecek kadar korkutmanız lazım be! Korku filmi yapamıyorum diyorsanız kapatın kanallarınızı boşu boşuna yer kaplamayın!
