34. bölüm / 42
Aşk Ve Cinayet…
Bölümler 42Şu an: …
- 1 Annemle yıllar sonra konuşabilmiştim,annem yaşıyordu...1.328 kelime
- 2 ...1.496 kelime
- 3 ...1.112 kelime
- 4 ...1.442 kelime
- 5 Fransa'ya Yolculuk1.955 kelime
- 6 ...1.073 kelime
- 7 ...1.007 kelime
- 8 ...1.010 kelime
- 9 ...762 kelime
- 10 ...992 kelime
- 11 ...1.003 kelime
- 12 ...1.019 kelime
- 13 ...1.029 kelime
- 14 ...1.027 kelime
- 15 ...1.213 kelime
- 16 ...1.005 kelime
- 17 ...1.125 kelime
- 18 ...1.114 kelime
- 19 ...1.007 kelime
- 20 …1.004 kelime
- 21 …1.138 kelime
- 22 …1.016 kelime
- 23 …1.244 kelime
- 24 …1.230 kelime
- 25 …1.023 kelime
- 26 …1.052 kelime
- 27 …1.009 kelime
- 28 …1.214 kelime
- 29 …1.042 kelime
- 30 …1.052 kelime
- 31 …1.436 kelime
- 32 …1.013 kelime
- 33 …1.009 kelime
- 34 …1.009 kelime · Okuduğun bölüm
- 35 …1.181 kelime
- 36 …1.133 kelime
- 37 …1.132 kelime
- 38 …1.552 kelime
- 39 …1.086 kelime
- 40 ...1.036 kelime
- 41 ...1.007 kelime
- 42 ...1.036 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
“Yine gidersin diye korkuyorum.”
Oda sessizleşti.
Marcus başını kaldırdı.Valeria nefesini tuttu.Lara annesine baktı.
Çünkü Anastasia’nın böyle konuştuğunu neredeyse hiç görmemişlerdi.
Bu kadar açık.Bu kadar savunmasız.
Cem’in yüzü değişti.
Sanki biri göğsünü sıkmış gibi derin nefes aldı.Sonra hiç düşünmeden biraz daha yaklaştı.
“Elimde olsa…”Sesi düştü.“Kendimden bile özür dilerdim sana.”
Anastasia’nın gözleri hafifçe doldu.
Cem devam etti:
“Sen bana yıllarca kendini anlatmaya çalışmışsın.”Başını eğdi.“Ben dinlememişim.”
Parmakları Anastasia’nın elini biraz daha sıkı tuttu.
“Şimdi düşünüyorum da…”Acıyla güldü.“Bir insan birini sevmeseydi önüne atlar mıydı? Atlamazdı.”
Anastasia gözlerini kapattı bir an.
Çünkü o geceyi tekrar hatırlamak bile bedenindeki yaranın sızlamasına yetiyordu.
Silah sesi.Cem’in yüzü.Kan.Korku.
Ve buna rağmen aklına gelen ilk şeyin hâlâ Cem olması…
Bu biraz trajikti.
Biraz da aşkın en tehlikeli hâliydi.
Cem çok yavaş bir şekilde alnını onun eline yasladı.
“Ben senden hiç vazgeçmemeliydim.”
Anastasia derin bir nefes aldı.
Sonra gözlerini tekrar açtı.Ve ilk kez…yıllardır içinde tuttuğu şeyi söyledi:
“Ben senden hiç vazgeçmedim ki.”
Bu cümle odanın içinde yankılanmadı. Çünkü zaten herkesin hissettiği şey buydu.
Ama Cem…o an gerçekten dağıldı.
Gözlerini kapattı.Nefesi titredi.
Ve Anastasia ilk kez onun bu kadar kırıldığını gördü.
Çünkü bazı adamlar ağlamazdı belki.Ama sevdiği kadını kaybetme ihtimali…onları sessizce parçalayabilirdi.
Cem başını kaldırmadı.Hâlâ alnı Anastasia’nın eline yaslıydı.Ama omuzları…çok hafif titredi.
Anastasia bunu hissetti.
Ve o an anladı:Bu adam gerçekten pişmandı.
Sadece üzgün değil.Sadece suçlu değil.
Parçalanmıştı.
Cem gözlerini kapattı.Derin bir nefes aldı.Ama toparlanamadı.
“Ben…” dedi.Sesi ilk kez bu kadar kırılmış çıktı.“Ben seni güçlü sandım.”
Anastasia’nın kaşları hafifçe çatıldı.
Cem devam etti:
“Hep güçlüydün.”Kısa bir nefes verdi.“Herkesten güçlüydün.”Gözlerini açtı.“Ben de seni hiçbir şey yıkamaz sandım.”
Anastasia onu izledi.Sessizce.
“Sonra gittim.”Cem’in sesi ağırlaştı.“Ve senin aslında beni durdurmadığını düşündüm. “Acıyla güldü.“Meğer dur demekten yorulmuşsun.”
Bu cümle Anastasia’nın içine oturdu.
Çünkü doğruydu.
İnsan bir noktadan sonra açıklamaktan yorulurdu.Kendini savunmaktan.İnandığı aşk için sürekli savaşmaktan.
Ve en kötüsü…sevdiği insanın gözünde suçlu olmaktan.
Anastasia yavaşça başını yastığa yasladı.Gözleri tavana kaydı.
“Ben o gece senden nefret etmeye çalıştım.”
Cem’in bakışları anında ona döndü.
Anastasia hafifçe gülümsedi.Ama o gülümsemenin içinde yorgunluk vardı.
“Gerçekten denedim.”Sesi düştü. “Yüzüğü attıktan sonra… saatlerce oturdum.” Boğazı hafifçe düğümlendi.“Kendime seni sevmemem gerektiğini anlattım.”
Lara sessizce gözlerini sildi.Valeria dudaklarını birbirine bastırdı.
Cem kıpırdamadı bile.
Çünkü korkuyordu.
Devamını duymaktan korkuyordu.Ama duymak zorundaydı.
Anastasia gözlerini kapattı.
“Sonra sabah oldu.”Çok hafif nefes verdi.“Ve ben hâlâ seni seviyordum.”
Odanın içindeki sessizlik büyüdü.
Marcus başını yere eğdi.Louis camdan dışarı baktı.
Çünkü o an…kimsenin söyleyecek bir şeyi yoktu.
Cem’in gözleri dolmuştu artık.Saklamıyordu.
“Ben seni mahvettim.”
Anastasia anında başını iki yana salladı.
“Hayır.”
Cem acıyla güldü.
“Kurşun bile senden daha az can yakmıştır bana şu an.”
Anastasia istemsizce güldü.Küçük bir gülüş.
“Bu çok kötü bir romantik cümleydi.”
Marcus hemen araya girdi.
“Hayır ama etkiliydi.”
Odadaki gerginlik bir saniyeliğine kırıldı.
Cem de kısa bir nefesle güldü.Sonra tekrar Anastasia’ya baktı.
Uzun uzun.
Sanki yıllardır ilk kez gerçekten bakıyormuş gibi.
Ve o an…Anastasia onun gözlerinde şunu gördü:
Gitmeyecekti.
Bu kez gerçekten gitmeyecekti.
Cem’in bakışları Anastasia’nın yüzünde kaldı.
Uzun süre.
Sanki yıllardır kaçırdığı her ayrıntıyı şimdi ezberlemek ister gibi.
Yüzünün solgunluğunu.Kirpiklerinin yorgun düşüşünü.Nefes alırken hafifçe gerilen omzunu.
Ve en çok da…ona hâlâ böyle bakabiliyor oluşunu.
Bu adamı hâlâ seviyor oluşunu.
Cem’in boğazı düğümlendi.Çünkü insan bazen affedilmeyi beklerdi…ama hâlâ sevilmeyi beklemezdi.
Anastasia yavaşça gözlerini kapattı.Yorgunluğu yeniden bedenine çökmeye başlamıştı.İlaçların ağırlığı damarlarında dolaşıyordu.
Ama Cem’in eli hâlâ elindeydi.
Ve nedense…o temas, ağrı kesicilerden daha iyi geliyordu.
Marcus sessizce boğazını temizledi.
“Tamam.” Kollarını sakince bağladı.
“Şu an ya çok romantik bir ana şahit oluyoruz… ya da terapi seansı izliyoruz.”
Lara burnunu çekerek güldü.
“Bence ikisi de.”
Valeria gözlerini silmeye devam ediyordu.Louis ise hâlâ sessizdi.
Çünkü bazı insanlar duygularını kelimelerle değil…susarak yaşardı.
Anastasia gözlerini açmadan konuştu.
“Hepiniz neden hâlâ buradasınız?”
Marcus anında cevap verdi.
“Çünkü sen kurşunlandın.”
“Detay.”
“Hayır, bildiğin ana olay.”
Cem istemsizce güldü.
Ve Anastasia o sesi duyunca gözlerini tekrar açtı.
Bakışları direkt ona kaydı.
İşte buydu.
Yıllardır özlediği şey tam olarak buydu.
Cem’in sesi.
Cem’in yanında olması.
Cem’in ona bakışı.
İnsan bazen birini kaybedince bunu anlıyordu:En çok özlenen şey büyük anlar değil…küçük alışkanlıklardı.
Anastasia hafifçe kıpırdanmaya çalıştı.Ama yaranın olduğu yerde ince bir acı yayıldı.
Yüzü gerildi.
Cem bunu saniyesinde fark etti.
“Elini bile oynatma.”
Anastasia kaşlarını hafifçe kaldırdı.
“Emir mi veriyorsun bana?”
“Evet.”
Marcus hemen güldü.
“Tanrı’m sonunda biri ajan Marshall’a kafa tutuyor!”
Anastasia gözlerini Marcus’a çevirdi.
“Sen çıksana dışarı.”
“Bak hâlâ tehdit ediyor.”
Valeria başını iki yana salladı.
“İyileşiyor demek ki.”
Odadaki hava biraz daha hafifledi.
Ama Cem’in gözleri hâlâ Anastasia’nın üzerindeydi.
Bir saniyeliğine bile dikkatini dağıtmıyordu.
Çünkü korkusu geçmemişti.
Hâlâ o silah sesini duyuyordu.Hâlâ Anastasia’nın bedeninin önünde sarsıldığı an gözünün önünden gitmiyordu.
Bir anlığına bile kaybetmeye yaklaşmak…insanın aklını değiştiriyordu.
Cem yavaşça derin nefes aldı.
“Ben çok korktum.”
Odadakiler sustu.
Çünkü Cem normalde korkusunu söyleyen biri değildi.
Anastasia gözlerini ona çevirdi.
Cem devam etti.
“Kanını gördüğüm an…”Sesi düştü.“Kalbim durdu sandım.”
Anastasia’nın bakışları yumuşadı.
Cem başını eğdi.
“Sen yere düşmedin ya…”Acıyla güldü.“Hâlâ güçlü durmaya çalıştın.”Gözlerini kapattı.“Ben orada parçalandım.”
Anastasia onu izledi.Sessizce.
Sonra çok yavaş konuştu.
“Çünkü sen korkunca dayanamıyorum.”
Bu cümle direkt Cem’in içine oturdu.
Anastasia devam etti.
“Yıllardır ne zaman yüzün düşse…”Bakışları onun gözlerine indi.“…dünyanın düzeni bozulmuş gibi hissediyorum.”
Cem nefes vermeyi unuttu bir an.
Marcus bile bu kez konuşmadı.
Çünkü odanın içinde artık başka bir şey vardı.
Çok eski.Çok derin.Ve yarım kalmış bir aşkın hâlâ yaşayan hâli.
Cem yavaşça Anastasia’nın elini dudaklarına yaklaştırdı.Öpmedi.Sadece alnını tekrar onun eline yasladı.
“Beni hâlâ nasıl sevebiliyorsun?”
Anastasia’nın gözleri doldu.
Ama bu kez bakışlarını kaçırmadı.
“Çünkü aşk bazen mantıksızdır.”
Küçük bir sessizlik oldu.
Sonra dudaklarının kenarı hafifçe kıvrıldı.
“Bir de senin gözlerin çok güzel.”
Marcus anında ellerini havaya kaldırdı.
“Tamam ben çıkıyorum. Bunlar şimdi bizi unutacak.”
“Şey mi Marcus eğer öpüşürlerse kusarım.”
Lara güldü.Valeria da sonunda küçük bir kahkaha attı.
Cem başını kaldırdı.İlk kez utanan biri gibi gülümsedi.
“Şu hâlde bile flört ediyorsun.”
Anastasia yavaşça omuz silkti.Canı yandığı için yüzü hafifçe gerildi ama yine de geri durmadı.
“Ölmedim sonuçta.”
Cem’in yüzündeki gülümseme bir anda kayboldu.
“Öyle konuşma.”
Sesi aniden sertleşmişti.
Anastasia bunu fark etti.Herkes fark etti.
Çünkü bazı korkular şakaya tahammül etmezdi.
Cem gözlerini kapattı bir saniye.Sonra daha sakin bir sesle konuştu.
“Bir daha seni o şekilde görmek istemiyorum.”
Eskiden Cem giderdi.Susardı.Kaçardı.
Şimdi ise kalıyordu.
Korkusuyla birlikte.Pişmanlığıyla birlikte.Sevgisiyle birlikte.
Belki de büyümek buydu.
İnsan sevdiği kişiyi kaybetmeye yaklaşınca…kendinden kaçmayı bırakıyordu.
Bölüm etkileşimi
