22. bölüm · Aşk Ve Cinayet
…
Koridorun ışığı loştu. Salonun içindeki sesler geride kalmış, ev bir anda daralmıştı. Duvarlardaki çerçeveler solgun gölgeler gibi uzanıyordu. Cem adımlarını yavaşlattı. Sanki her adımı geçmişe basıyordu. Valeria,Anastasia,Lara,Marcus ve Louis’te beraber çıktılar.
Valeria kolunu kapıya doğru uzattı.
“İşte. Senin krallığın.”
Cem kapıya baktı.“Krallık dediğin… tek kişilik sürgün odası.”
Marcus arkasından seslendi.“Biz ajanız, sürgün romantiktir.”
Lara kıkırdadı.“Cem abi, odan annemin odasına yakın. Korkarsan bağırırsın.”
Anastasia kaşlarını kaldırdı.“Lara.”
“Ne? Gerçekten söylüyorum anne korursun sen Cem abiyi.” Anastasia bir şey demedi, yüzünde tebessüm oluştu.
Cem gülümsedi.“Beni korkutacak tek şey… annenin gece ilaç içmeyi unutması.”
Anastasia ona baktı.“Unutmam.”
Louis kapının yanında durmuştu.“Burası eskiden depo gibiydi,” dedi. “Saklambaçta hep burada saklanırdın.”
“Ve sen her seferinde beni bulurdun,” dedi Anastasia.
“Çünkü ayakların hep görünürdü.”
Valeria gözlerini devirdi.“Çocukluk anılarıyla adam yerleştiriyoruz.”
Cem kapıyı açtı. Oda küçüktü ama düzenliydi.“Misafir odası gibi değil,” dedi.“Ev gibi.”
“Çünkü sen misafir değilsin,” dedi Anastasia.
Cem dönüp ona baktı.“Bunu söylemen… garip.”
“Garip olan, seni yabancı gibi davranmaya zorlamak olurdu.”
Lara el salladı.“İyi geceler Cem abi.”
“İyi geceler küçük ajan.”
Anastasia yürümek üzereyken durdu.“Koridorun sonunda ışık açık kalacak.”
“Niye?”
“Çünkü karanlık sevmem.”
“Eskiden de sevmezdin.”
Cevap vermedi.Yürüdü.
Kapı kapandıktan sonra ev bir anlığına sessizleşti. Anastasia,Lara,Marcus ve Louis aşağıya indi, Anastasia yavaşça kanapeye uzandı, Lara’da hemen yanına sokuldu, salon o kadar sessizdi ki bu sessizlik geceye değil, söylenmeyenlere aitti.
Valeria ellerini beline koydu.“Eee… kim çay ister?”
Marcus hemen atıldı.“Ben! FBI çayı istiyorum. Normal çay değil, gizli görev çayı.”
“Ne farkı varmış?”
“İçince sır saklayabiliyorsun.”
Anastasia kanapeye daha rahat yaslandı.“Keşke işe yarasa.”
Louis göz ucuyla ona baktı.“Yoruldun.”
“Evet. Ama ev yorgunluğu başka.”
Valeria mutfağa yöneldi.“Ev yorgunluğu eşittir iyileşme belirtisi. Doktor raporu yazalım mı?”
Louis istemsizce gülümsedi.“Şimdilik gözlemdeyiz.”
Anne, Cem abi eskiden burada mı kalıyordu?”
“Hayır.”
“Peki neden yolu biliyor?”
Anastasia tavana baktı.“Bazı yollar insanın içinde kalır.”
Lara düşündü.“Demek ki Cem abi seni unutmamış.”
Louis’in kaşı hafifçe kalktı.Anastasia cevap vermedi.
Koridordan Cem’in sesi geldi:“Valeria… bu odada bir fotoğraf var.”
“Dokunma ona!”
“Çok geç.”
Cem salona döndüğünde elinde küçük bir çerçeve vardı. Anastasia’nın lise yıllarından kalma bir fotoğraf. Saçı daha uzundu. Gülüşü daha savunmasızdı.
“Bunu neden saklıyorsun?” diye sordu.
“Ablamı son defa lisede gördüm, o an ölümsüz kalsın istedim.”
“Bakışların ne kadar da savunmasız, şuan ki bakışların gibi sert değil.”
“Çünkü o zamanlar henüz hayatın sertliği ile karşılaşmamıştım hayat öyle şeyler gösterir, yaşatır ki sana bakışların bile sertleşir.” Salon sessizliğe büründü Anastasia uzaklara dalmış, doğduğu andan itibaren hayatın ona acımasız davrandığı zamanları düşünüyordu.
Lara annesinin fotoğrafına hayranlıkla bakıyordu.“Çok güzelsin annecim...” annesinin yanağını öptü”Hâlâ çok güzelsin.”
“Teşekkür ederim birtanem.” Salonda sıcacık bir ortam olştu Cem fotoğrafı yerine bıraktı. Valeria herkese çaylarını dağıtıp kendi yerine geçti. Anastasia’nın hep düşlediği o aile tablosu tam olarak şu an şu saat şu dakika şu saniye şu salise tamamlanmıştı. Sanki bir ressama anlatmış düşlerindeki aileyi ve ressam tek tek en ince ayrıntısına kadar resmetmiş gibiydi. Çay kaşıklarının sesleri, hiş muhabbetler,gülüşler.. her şey Anastasia’nın içine çok sinmişti yıllar sonra ilk defa içinde böyle bir huzur vardı bitmesini hiç istemediği bir huzur.
…
Herkes çaylarını yavaş yavaş bitirmiş odalarına yönelmişlerdi Louis Anastasia’ya kalkmasında ve merdivenlerden çıkmasına yardımcı olmuştu. Koridor yine loştu Anastasia’nın odasının kapısı yarı aralıktı. Louis içeri girmedi. Kapının eşiğinde durdu. Çocukluklarından kalma bir alışkanlık.
“Buradayım,” dedi.
“Biliyorum.”
“Cem seni yoruyor mu?”
“Hayır. Beni hatırlatıyor.”
Louis anladı.Hatırlamak bazen iyileşmekten daha zordu.
“Ben seni korumaya çalışıyorum.”
“Bunu biliyorum, Loui.”
Louis kapıdan uzaklaştı.
Koridorun ucunda Cem vardı. Duvara yaslanmıştı.“Uyudu mu?”
“Dinleniyor.”
“Sen yanında kalmışsın.”
“Çocukluktan beri. Sen yokken de.”
Cem’in çenesi kasıldı.“Ben yanlış zamanda gittim.”
“Gittin mi gerçekten?”
Cem cevap vermedi,uzunca yere bakmakla yetindi.
Kapı aralandı.“İkiniz de nöbet mi tutuyorsunuz?” dedi Anastasia.
Cem gülümsedi.Louis omuz silkti.
“Gel, Cemoli” dedi Anastasia.“Sadece beş dakika.”
Cem’in yüzünde tebessüm oluştu Louis’in önünden geçerek içeri girdi.
“Dikkat et!”
“Hastaymışım gibi uyarma.”
“Hasta değilsin,dinlenmen gerek yorgunsun.”
“Bunu söyleme.”
“Niye?”
“Çünkü doğru.” Anastasia yatağında yarı uzanır vaziyetteydi, Cem ise yatağın kenarında oturmuştu, Cem konuşmak ister gibi baktı ama konuşmadı. Anastasia konuşacaksan konuş der gibi bir bakış attı Cem Anastasia’nın bakışını görünce konuşmaya girme kararı aldı.
“Ben seni yanlış anladım üzgünüm.”
“Bunu anlaman 19 yıl mı sürdü?”
“19 yıl mı?”
“Sen benden gittiğinde 18 yaşındaydım, neden niye sorma.. erken evlilik oldu Lara’yı 19 yaşımda doğurdum şimdi ise 37 yaşındayım.. vay be yanlış anladığını anlamak için 19 yıl gerekliymiş.”
“Nasty..”
“Tamam boş ver yapmadık say bu konuşmayı.” Aralarında uzun bir sessizlik oldu, ikisi de birbirini suçlamıyordu aslında, sadece birbirlerine geç kaldıkları için kızıyorlardı birbirlerine.
“Louis seni seviyor mu?”
“Louis beni çocukluk arkadaşı olarak seviyor. Dizimi saran kişi gibi.”
“Peki ben?”
“Sen düştüğümde beni kaldırmayan kişiydin… ama hâlâ kalbimde duran kişisin.”
Kapı aralandı.“Romantik dram bitti mi?” dedi Valeria.“Baktım kimse uyumuyor bende kahve yaptım, kahveler soğuyor koşup gelin.”
Anastasia gülümsedi.“Geliyorum.”
Cem ayağa kalktı.“Bu kez kalıyorum.”
“Geç kalma.”
“Geç kalmayacağım.” Anastasia Cem’e gülerek baktı.
“Umarım bu kez ömrümüzden bi 19 yıl daha gitmez.” İkiside gülmeye başladı aradan yıllar geçmiş olsa da, sanki hiçbir şey olmamış gibi saniyeler yaşanıyordu odada.
“Cemoli..”
“Efendim Nasty.”
“Yok bir şey.”
Cem’in kaşı hafifçe kalktı “Emin miyiz?”
Aşağıdan Valeria’nın sesi yükseldi; “Siz ikiniz Cem ve sevgili ablam geliyor musunuz yoksa ben mi geleyim? Ha ben gelirsem kahveleri elinizde değil yüzünüzde görürsünüz ona göre!”
“Eminiz, ama biraz daha burada kalır, aşağıya inmezsek Valeria bizi yaşatır mı ona emin değiliz.”
İkisi birlikte odadan çıktıklarında koridor artık eskisi kadar loş gelmiyordu. Sanki ev, konuşulanları duymuş da ışığını biraz daha açmıştı. Cem kapıyı Anastasia’nın arkasından kapattı yavaşça… gürültü olmasın diye.
Merdivenlerden inerlerken aşağıdan Valeria’nın sesi yine yükseldi:“Bak hâlâ gelmediler! Kahveler dram soğutucuda bekliyor!”
Marcus salondan seslendi:“Ben tekrar uyarayım mı yoksa sen tehdit paketine mi geçeceksin?”
“Tehdit paketi,” dedi Valeria. “Standart aile paketi.”
Lara kanepenin üzerinden doğruldu.“Annem geliyor mu?”
“Geliyor küçük ajan,” dedi Cem merdivenin başından.“ Kahve operasyonu başlıyor.”
Anastasia gülerek başını iki yana salladı.“Bu evde ciddiyet tutmuyor.”
Salona girdiklerinde kahve kokusu her yere yayılmıştı. Valeria fincanları masaya dizmişti. Louis pencerenin önünde durmuş, dışarı bakıyordu. Marcus koltuğa yayılmıştı, Lara ise sehpanın yanına çökmüş, fincanlara bakıyordu.
“Oturuşunuza bakılırsa,” dedi Anastasia,“hepiniz beni bekliyordunuz.”
Valeria eliyle koltuğu gösterdi.“Başrol sensin, sahne sensiz başlamaz.”
Anastasia koltuğa oturdu. Cem de hemen yanına değil… bir koltuk mesafesi bırakarak geçti.
Valeria kahveleri uzattı.“Şeker isteyen?”
Marcus el kaldırdı.“Ben üç. Travmam çok.” Herkes gülmeye başladı, Marcus hariç herkes iki şeker ekledi kahvelerine.
Lara burnunu kıvırdı.“Kahve çok acı.”
